Ana içeriğe atla

Irak Kürdistanı bireysel silahlanma şiddetinden mustarip

Irak’ta İslam Devleti’yle mücadelenin yavaş yavaş sonuna geliniyor ama ateşli silah ve ruhsat almanın oldukça kolay olduğu Irak Kürdistanı sokakları hâlen silahlı çatışmalarla sarsılıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Machine guns are on display at an arms market in Arbil, the capital of the autonomous Kurdish region of northern Iraq on August 17, 2014. Iraqi Kurdish peshmerga forces backed by US air strikes retook the country's largest dam from jihadist militants who seized it the previous week, officials said. AFP PHOTO/SAFIN HAMED        (Photo credit should read SAFIN HAMED/AFP/Getty Images)

ERBİL, Irak — Süleymaniye’de bir cumartesi akşamı. Futbol sahasına giren genç bir teknik direktör üç arkadaşlarını oyun dışına çıkaran hakemle tartışan oyuncularını sakinleştirmeye çalışıyor. Kavga büyüyünce bazı taraftarlar da sahaya gelerek olaya müdahale ediyor. İçlerinden birinin Teknik Direktör Diyar Bekir’in oyuncularına “Silahı alıp geliyorum sizi vuracağım.” dediği duyuluyor. Birkaç dakika sonra sahada elinde M4 saldırı tüfeğiyle bir adam görülüyor. Kurşunlar saldırganı durdurmak için koşmaya başlayan Bekir’in göğsüne ve bacağına isabet ediyor.

Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Bekir Irak Kürdistanı’nda sonu gelmeyen bireysel silahlanma nedeniyle ölen pek çok kişiden yalnızca biri. Bölgedeki silah pazarı giderek büyürken yasal düzenlemelerin yetersizliği ve ekonomik krizden kaynaklanan yoksulluk suç oranını giderek artırıyor ve vatandaşlar kendi aralarındaki sorunu silahlarla çözmeye çalışıyor.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Meclisi Güvenlik Komisyonu üyesi Eyüp İsmail Al-Monitor’a şöyle diyor: “Silahlanmanın yarattığı şiddetin boyutları Kürdistan bölgesinin istikrarını tehdit eden bir hâl almış durumda. Şiddet toplumsal insicamı bozmakla kalmıyor, artık KBY için bir güvenlik tehdidi hâline geldi ve hukuk devletinin altını oyuyor.”

Barcelona’nın El Clasico takımının taraftarları, nisan ayı sonunda Irak Kürdistanı’nın başkenti Erbil’de kazandıkları bir maçı çift namlulu uçaksavar silahları ve makineli tüfeklerle havaya ateş açarak kutlamışlardı. Bu ay içinde Erbil’de yaşanan iki ayrı olayda da araçları eksik evrak nedeniyle trafikten çekmek isteyen trafik polislerinin üzerine ateş açıldı ve saldırılarda bir polis memuru silahlı kişiler tarafından kaçırıldı.

Erbil polis teşkilatı sözcüsü Yüzbaşı Hacir Aziz ise bölgenin üç yıldır süren İslam Devleti’yle mücadelenin yaralarını sarmaya yeni başladığını ve mücadeleye Peşmergelerin yanı sıra gönüllülerin de katıldığını anımsatarak silah arzının artmasının anlaşılır olduğunu söylüyor. Bunların bir kısmının suç olaylarında kullanıldığını belirten Aziz şöyle diyor: “Silah kaçakçılığının yapıldığı bazı yerler var. Bunların bazılarını kapattık ve ruhsatsız silah taşıyanları tutukladık.”

Ancak polisin tüm çabalarına rağmen kanunsuzluk devam ediyor. Ocak ayında genç bir Peşmerge’nin Duhok’ta iki adam tarafından öldürülmesinin ardından sokağa dökülen çoğu Peşmerge savaşçısı yaklaşık 3 bin aşiret üyesinin ellerinde de tüfekler vardı. Göstericiler saldırganların derhal infaz edilmesini talep etmişlerdi.

Kürdistan bölgesinde silah almak neredeyse telefon hattı almak kadar kolay. Süleymaniye’de ateşli silahlar pazarda kavunlar, sebzeler ve ekmekle yan yana satılıyor. Silah almak için gereken tek şey yeteri kadar nakit ve Irak kimliği sahibi olmak

Süleymaniye’nin merkezinde küçük bir silah dükkânına sahip olan bir satıcı suç olaylarında çoğunlukla ucuz silahların kullandığını anlatıyor. Satıcı Al-Monitor’a şöyle diyor: “En ucuzu Türk silahı, 40 bin dinar (34 dolar) kadar.” Çok daha pahalı silahlar da var. Bir başka satıcı Usame Bin Ladin’in video görüntüleri sırasında yanında tuttuğu kısa namlulu tüfek modelini kast ederek “Usame AK-47’ler 2 bin 500 dolar.” diyor.

Irak Kürdistanı’ndaki silah pazarı 1990’larda gereklilikten doğdu. O tarihlerde KBY resmi olmayan bir yapı olarak belirsiz bir statüdeydi ve uluslararası pazarlardan silah alma hakkı yoktu. Yerel pazarlar Peşmerge’nin silahlandırılması için komşu ülkelerden kaçak yollarla getirilen silahlarla kuruldu. İsmail konuyla ilgilenen Güvenlik Komisyonu’nun siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle 2015’e kadar kurulamadığını anımsatarak “KBY bu sektörü yasal bir düzenlemeye oturtmayı başaramadı.” diyor.

Polis sözcüsü Aziz ise şu bilgileri veriyor: “İnsanların ateşli silah taşımasına izin veren yasaları gözden geçirmemiz ve yasa dışı silah taşıyanlara karşı daha sıkı yasal tedbirler almamız lazım. Yasalar sıkılaştırılmalı ve daha az insana silah ruhsatı verilmeli. Polis tarafından el konulan silahlar da hiçbir koşul altında yeniden kullanıma açılmamalı.”

Ruhsat sürecinde de bir dizi sorun söz konusu. Erbilli bir tüccar olan Ahmet, güvenli bir bankacılık sistemi olmadığı için yüksek miktarlarda nakit parayla iş yaptığını ve bunun için kısa süre önce bin 500 dolarlık bir silah satın aldığını anlatarak Al-Monitor’a şöyle diyor: “Çalıştığım yerde sık sık silahlı çatışma oluyor. Kendimi korumak için silah alma gereği duydum.”

Ahmet silahı aldıktan sonra valiliğe ruhsat başvurusunda bulunmuş ve üç ay süren yorucu işlemler sırasında bir psikiyatriste muayene olması, polis soruşturmasından geçmesi ve iki tanıdığının kendisine kefil olması gerekmiş.

Silahını arabasında taşıyan ve gittiği her yere götüren Ahmet şöyle devam ediyor: “Ruhsat süreci kanunda yazıldığı gibi uygulansa sorun olmaz, silahlar kötü insanların eline geçmez. Ancak şu an sadece ruhsatı veren makamlar için bir para basma makinesine dönüşmüş durumda. Silahı alınca bu mevkilerde tanıdıkları olan biri yanıma gelerek ruhsatı bu işlere hiç bulaşmadan 200 dolara alabileceğini söyledi.”

Milletvekilleri ve aktivistler, yaklaşık 400 bin Peşmerge ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı diğer kolluk güçlerinin kullandıkları silahları evlerine götürmemelerini yasaklamak için bir yasa çıkarmaya çalıştı ancak başarılı olamadılar. Oysa bu silahların çocuklar tarafından bilmeden kullanıldığı pek çok ölümlü vaka yaşanıyor.

Geçen ayın sonlarında Erbil’de bir arkadaşımın evinde kalırken yakınlardan üst üste gelen silah sesiyle yataktan fırlamıştım. ABD Konsolosluğu’nun yakınlarında mermilerin gökyüzünü aydınlatan kıvılcımları görünüyordu ve arkadaşımın beş yaşındaki oğlu da uyanarak sordu: “Daeş mi geldi baba?” Arkadaşım ise kendi aralarındaki kavgaları ve başkentteki resmi makamları umursamazlıklarıyla tanınan bir Kürt aşiretini ima ederek “Bu Daeş değil, bildiğimiz Kaylaniş.” dedi.

Resmi makamlar silah kaçakçılarına, güçlü aşiretlere ve kamusal alanda silah taşıyan diğer vatandaşlara karşı tedbirleri artırmaktan çekinirken Irak Kürdistanı’ndaki ceset sayısı giderek artıyor.

More from Fazel Hawramy (Iraq Pulse)