Ana içeriğe atla

Musullular niçin kentlerine dönmüyor?

Musul sakinleri, bilhassa da orta sınıfa mensup Musullular kentten ayrılıyor ve bir daha geri dönmeyi düşünmüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
People do shopping at Nabi Yunus market after returning to their homes in the city of Mosul, Iraq Picture taken March 19, 2017. REUTERS/Youssef Boudlal - RTX32IG2

MUSUL, Irak — Irak Sığınmacı ve Göç Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ekim 2016’da başlayan Musul harekatından bu yana kentten kaçan vatandaşların sayısı 355 bini bulmuş durumda ve sayının daha da artması bekleniyor. Kentin harekât kapsamında kurtarılan bölgelerine dönenlerin sayısı ise yaklaşık 81 bin.

Vatandaşlar başka Irak kentlerine gitmek üzere seyahat izni almak için Musul’un doğusundaki Bartala’da bulunan Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na akın ediyor. Bu izin, bir bakıma ilgili kişinin İslam Devleti’yle bağlantılı olmadığının ve örgüt için çalışmadığının kanıtı sayılıyor.

Musul Güvenlik Müdürlüğü’nden bir yetkili isminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a şu bilgileri veriyor: “Ocak 2017’de Musul’un doğusundaki bölgeler için günde bin ila bin 500 izin çıkarılıyordu, çoğu memurdu.”

Aslında Musul sakinlerinin büyük bölümü İD hâkimiyeti sırasında direnişi sürdürmek için evlerinde kalmayı tercih etmişti. Hatta kentten kaçanlar “zayıflıkla”la suçlanmıştı. Ancak artık herkes fırsatını bulur bulmaz kentten ayrılmaya başladı.

Kız öğrencilere hizmet veren bir ortaokulda müdür olan Feryal El Musuli İD’in evini ele geçirmesini engellemek için kentte kaldığını anlatarak şöyle diyor: “Kentin kurtarılmasının ardından kaçanların sayısı İD işgalinden kaçanların sayısından fazla. Çünkü elektrik ve temiz su yok. (...) Yeterli sayıda öğretmenimiz de yok. Pek çoğu hâlen Kürdistan’da. 700 kişilik okulda sadece 65 öğrencimiz kaldı.”

Kurtarılan bölgelerden kaçan Musul sakinlerinin bir kısmı kente geri dönmeyi düşünmüyor. Bilhassa da sağlık ve eğitim sektöründe çalışanlar aileleriyle birlikte Kürdistan’a, Bağdat’a ya da yurt dışına yerleşmiş durumda.

Kanser çalışmalarında 25 yıllık tecrübesi olan Doktor Sadullah El Ganim Al-Monitor’a şöyle diyor: “Musul’a bir daha döneceğimi hiç sanmıyorum. Erbil’de bir muayenehane ve tıp merkezi açtım. Musul’daki evimi elimden alıp yıktılar.”

Erbil’de meslek belgelerinde Musul Tıp Fakültesi logosu olan çok sayıda doktor göze çarpıyor. Bu doktorlar hem Musul hem de çevre illerde yaşayanlar tarafından tanınan insanlar. Musul’un neredeyse üç aydır Irak güvenlik güçlerinin kontrolünde olan doğu bölgelerinde ise ciddi bir tıbbi personel eksikliği var. Başta El Selam Araştırma Hastanesi ve El Kansa hastanesi olmak üzere en büyük üç hastane yıkılmış durumda. Bu hastanelerin yeniden yapılandırılması için mali destek bulunamıyor.

Sağlık Bakanlığı kısa süre önce Musul’dan kaçan idari personelin geri dönmesi için bir talimat yayımladı ama daha sonra geri dönüşleri kent tamamen kurtarılıncaya kadar erteledi.

Kürdistan bölgesine kaçan hemşire Sefa Al-Monitor’a şöyle diyor: “Bakanlık iki buçuk yıllık biriken maaşımı öderse geri dönerim. Ama kimse benden aileme bakacak param olmadan dönmemi beklemesin.”

Irak Parlamentosu Sağlık Komisyonu Başkanı Faris El Brifkani geçen haftaki komisyon toplantısında maaşlara ilişkin şöyle demişti: “Sağlık Bakanlığı Musul’un kurtarılmış bölgelerinde bulunan 10 bin çalışanının maaşlarını henüz ödeyebilmiş değil.”

Süleymaniye’deki Musul Üniversitesi’nde ders veren Necla Muhammed de geri dönüş konusunda çekimser: “Musul’a dönmek sürekli çatışmaların yaşandığı bir şehirde her şeye baştan başlamak demek. Evimi baştan yapmam, yeni mobilyalar almam ve bir sürü başka ayrıntıyla uğraşmam lazım. Üniversiteye bağlı fakülteler tamamen yıkılmış durumda. Bu yüzden dört yıllık izin istedim. Çok para kazanmasam da güvende olacağım.” Irak meclisi 2016’nın sonunda kabul edilen 2017 tasarruf bütçesi kapsamında tüm çalışanlara sembolik bir maaş karşılığı dört yıllık izin hakkı tanımıştı.

Musul’un batı bölgelerini kurtarma çabaları sürerken İD doğu ve kuzey bölgelerde insansız hava araçları ve top atışlarıyla sivil ve askeri hedeflere yönelik saldırılarını sürdürüyor. Musul’un doğusundaki Zehra Hastanesi’nden bir yetkiliye göre mart ayında Raşidiye bölgesine düzenlenen bir roket saldırısında en az 20 yirmi kişi hayatını kaybetti.

Musullu Polis memuru Selman Mahmut da Al-Monitor’a şu bilgileri veriyor: “Uyuyan hücreler endişe verici. (...) Ben temizlenmiş bölgedeyken benim evime de kimliği belirsiz bir kişi tarafından patlayıcı atılmış. Radikaller beni mürted addettiği için hayatım tehlikede. Ailem her zaman tehdit altında. Ben de artık şehirden ayrılmayı düşünüyorum.”

Ninova milletvekili İntizar El Cuburi ise Al-Monitor’a şöyle diyor: “Kentin doğusu tamamen yıkılmış, insanların evleri başlarına çökmüş olmasına rağmen Irak meclisi halen Musul’u afet bölgesi ilan etmiş değil. Yerel halkın ve doktorlar, öğretmenler gibi kalifiye çalışanların şehri terk etmesi rahatsız edici. İnsanları kaçmaya iten maaşların ödenmemesi ve sivillerin yiyecek bulamaması.”

Musul için iki ayrı fon bulunduğunu belirten Cuburi bunlardan birinin Ninova’da istikrarı sağlama amaçlı olduğunu ve bu kapsamda BM’nin iş birliğinde 60 proje gerçekleştirileceğini; ikincisinin de yeniden inşa fonu olduğunu söyledi. Fonların askeri operasyonların sona ermesinin ardından hayata geçirilmesi planlanıyor.

Ancak artan yolsuzluk, düşük petrol fiyatları, İD’le mücadelenin sürekli artan maliyeti ve 20 milyar doları bulan bütçe açığı düşünüldüğünde Irak hükümetinin Ninova vilayetini nasıl yeniden yapılandıracağı, maaşları ödemeye nasıl başlayacağı ve insanları geri dönüşe nasıl ikna edeceği hâlen meçhul.

More from Suha Oda

Recommended Articles