Ana içeriğe atla

Irak Petrol Bakanı: Kerkük petrolleri Musul’un kurtuluşundan sonra gündeme gelecek

Irak Petrol Bakanı Cabbar El Luaybi, Al-Monitor’a verdiği mülakatta Bağdat’la Erbil arasında petrol üretimi ve gelir paylaşımında yaşanan anlaşmazlıkları değerlendirdi, Irak’ın dış yatırım çekme çabalarını anlattı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Iraq's Oil Minister Jabar Ali al-Luaibi arrives at a hotel ahead of a meeting of OPEC oil ministers in Vienna, Austria, November 28, 2016. REUTERS/Heinz-Peter Bader - RTSTNUG

WASHINGTON — ABD’li yetkililer ve enerji şirketleriyle görüşmeler yapmak üzere ABD’ye gelen Irak Petrol Bakanı Cabbar El Luaybi, Al-Monitor’a verdiği mülakatta Irak petrol sektöründe yaşanan sıkıntıları değerlendirdi. Bunların başında Bağdat hükümeti ile Erbil merkezli Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) arasında petrol üretimi ve gelir paylaşımı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar geliyor.

İhtilaflı bölgelere de değinen Luaybi, Kerkük’te günde yaklaşık 500 bin varil petrol üretildiğini ve KBY’nin bunun üçte ikisini aldığını söyledi.

Bakan, Erbil’in petrol konularında genel olarak şeffaflıktan uzak olduğunu söylese de ilişkilerin “pürüzsüz” olduğunu belirtti. Anlaşmazlıkların eninde sonunda çözüleceğini ancak İslam Devleti’ne (İD) yönelik operasyonlar devam ederken bunun pek olası olmadığını kaydetti. Luaybi “Hükümet şu an (…) KBY ile daha ileri görüşmeler yapabilecek durumda değil. Sanırım bunun zamanı Musul’un kurtuluşundan sonra gelecek.” şeklinde konuştu.

Al-Monitor’un sorumlu yazı işleri müdürü tarafından gerçekleştirilen mülakatın metninde açıklık kazandırmak adına ufak bazı düzeltmeler yapılmıştır. Soru ve yanıtlar şöyle:

Al-Monitor:  Petrolün satışı ve gelir paylaşımı konusunda Bağdat ile KBY arasında var olan anlaşma sizce devam edecek mi?

Luaybi:  KYB ile aramızda dört yıl önce varılan bir anlaşma var. Anlaşma dört yıl önce yapıldı ve hâlen geçerli. Ancak zaman zaman bazı noktalarda anlaşmazlıklar oluyor. Yine de durum şu an sakin ve iyi bir çalışma iklimi var. KBY Doğal Kaynaklar Bakanı (Aşti Havrami) ile pek çok defa eş güdümde bulunuyoruz. Sonuçta arkadaşız, biliyorsunuz bir süredir birlikte çalışıyoruz. İşler şimdilik pürüzsüz yürüyor. Dediğim gibi bazen görüş ayrılıkları ortaya çıkıyor ama hepimiz bu konuda çaba gösteriyoruz.

Al-Monitor:  Bu görüş ayrılıkları nedir? Ayrıntı verir misiniz?

Luaybi:  Her işte zaman zaman görüş ayrılıkları olur. En önemli anlaşmazlık KBY’deki şeffaflık eksikliği. Üretim ve ihracat konularında pek açık davranmıyorlar. Bunlar gerçekten de aramızdaki en ciddi anlaşmazlık noktalarını oluşturuyor. Ancak başka konular pürüzsüz şekilde ilerliyor. Hükümet şu an Musul’la, Musul’daki askeri harekâtın işleriyle meşgul; bahsettiğim anlaşmazlıklarla ilgili KBY ile daha ileri görüşmeler yapabilecek durumda değil. Sanırım bunun zamanı Musul’un kurtuluşundan sonra gelecek. Oturup konuşacağız ve mevcut sorunları çözeceğiz.

Daha önce federal hükümetin kontrolünde olan Kerkük’teki petrolün üçte ikisini şu an onlar alıyor. Federal hükümet Kerkük’te üretilen petrolün sadece üçte birini alıyor. Bunun çözülmesi lazım. Kuzeyden yapılan ihracatın, Türkiye üzerinden yapılan ihracatın çözüme bağlanması lazım. Boru hattı çok fazla zarar gördü ama onarılması mümkün. Dolayısıyla anlaşmazlık var ama biz bunları ön plana çıkarmak istemiyoruz.

Al-Monitor:  Kerkük’ten bahsettiniz. İhtilaflı bölgelerdeki petrol anlaşmazlığını nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?

Luaybi:  Petrol sahalarının bazıları federal hükümetin kontrolündeydi. Şu an KBY de bir nevi kontrol sahibi. Yani bir şekilde yan yana varlık gösteriyoruz. Kerkük’teki büyük petrol sahası var ve dediğim gibi KBY üçte ikisini alıyor. Üçte birini de biz KBY topraklarından geçen boru hattı üzerinden ihraç ediyoruz ve bu üçte birlik miktarı paylaşıyoruz. Yani yüzde 50’sini onlar, yüzde 50’sini biz alıyoruz. Dolaysıyla onlar aslında üçte ikiyi de aşan bir pay alıyor.

Al-Monitor:  WikiLeaks geçtiğimiz yıl KBY ile Türk hükümeti arasında bazı e-mail yazışmalarını yayımladı. E-maillere göre KBY, borçlarına karşılık Türkiye’ye kontrolündeki bazı petrol sahalarında pay sahipliği önermiş. Irak bu haberlere nasıl bakıyor?

Luaybi:  Dürüst olmam gerekirse bu konuyu medyadan duyduk; Facebook’ta, orada burada gördük ama elimizde somut bir şey yok. Bu konuda bizimle ne KBY ne de Türk hükümeti temas etti, yani bu konuda resmi herhangi bir temas olmadı.

Başbakan (Haydar El Ebadi) konuyu biliyor. Ben de biliyorum. Ancak bunlar medya spekülasyonundan ibaret. KBY konu hakkında federal hükümete bilgi vermiş değil. Yani 1,3-1,4 milyar dolarlık bir borcu olduğu ve buna karşılık (Türkiye’ye) Kerkük petrolünü önerdiği yönünde bilgi vermiş değil. Dediğim gibi bu konudaki şeffaflık eksikliği bizim tarafta gerçekten de bulanık bir tablo oluşturuyor. Onlara gelince durumları hayli karışık. Tekrar edecek olursam olayı deşme yönünde bir ısrar yok. Ancak açıklık da yok. Petrol konusunda genel olarak objektif değiller.

Al-Monitor:  Söz konusu petrol sahalarındaki sahiplik hissesinin Türkiye yerine Irak devleti tarafından alınması ve Irak devletinin KBY’ye ait borçları üstlenmesi gibi bir seçenek gündeme geldi mi?

Luaybi:  Irak bu konuyu şöyle ya da böyle çözmek zorunda. KBY ile yaşanan sorunlar eninde sonunda çözülmek zorunda ve petrol sahaları, özellikle de Kerkük’teki büyük petrol sahası bu sorunlardan biri. Hükümet çözüm bulma konusunda kararlı ancak şu an büyük ölçüde Musul’la meşgul. Kuşku yok ki petrol Irak için çok önemli ve bu meselenin şöyle ya da böyle çözülmesi lazım. KBY ile dört yıl önce bir anlaşmaya varmıştık. Bu anlaşmaya riayet edilmesi gerekir. Dolayısıyla Musul kurtarıldıktan sonra önümüzdeki günlerin neler getireceğini bekleyip görelim.

Al-Monitor:  Kerkük petrol sahasında günlük üretim şu an hangi seviyede?

Luaybi:  Kerkük’teki üretim günlük yaklaşık 500 bin varile ulaşıyor. Ancak bunun üçte ikisi KBY’ye gidiyor, bu saha onların kontrolünde. Üçte biri de federal hükümete gidiyor. Ancak dediğim gibi biz bu yaklaşık 160 bin varili ihraç ederken yaklaşık 80 bin varili KBY’ye, 80 bin varili de federal hükümete gidiyor. Yani üçte birini de KBY ile paylaşıyoruz.

Al-Monitor:  Kerkük petrol sahasında şu an kim çalışıyor?

Luaybi:  Kerkük’teki faaliyetleri bizim payımız bakımından Kuzey Petrol Şirketi yürütüyor. Kuzey Petrol Şirketi orada.

Al-Monitor:  Peki Kerkük’te uluslararası ortaklarınız var mı?

Luaybi:  Faaliyetlerin tamamını Kuzey Petrol Şirketi, Kuzey Rafineri Şirketi ve Kuzey Gaz Şirketi yürütüyor. Dediğim gibi KBY üretimden üçte ikilik bir pay alıyor. Ancak üretim faaliyetleri, federal hükümetin şemsiyesi altında olan Kuzey Petrol Şirketi tarafından yürütülüyor.

Al-Monitor:  Netleştirmek istiyorum, yaklaşık 500 bin varilden bahsediyoruz değil mi?

Luaybi:  Evet, yaklaşık 500 bin varil.

Al-Monitor:  Ve bunun üçte biri Irak hükümetine gidiyor?

Luaybi:  Evet, Irak federal hükümetine gidiyor.

Al-Monitor:  Ve yaklaşık 160 bin varile tekabül eden bu üçte birlik miktarın yarısı ihraç ediliyor?

Luaybi:  Yarısı KBY’ye, yarısı federal hükümete gidiyor.

Al-Monitor:  Peki, diğer üçte ikisi?

Luaybi:  Onu da ihraç ediyorlar ve geliri onlara kalıyor.

Al-Monitor:  Houston’da CERAWeek enerji konferansına daha yeni katıldınız. Çeşitli petrol şirketlerinin yöneticileriyle birçok önemli görüşme yapmışsınızdır. Uluslararası şirketlerin Irak’a yatırım yapma ilgisi artıyor mu?

Luaybi:  Son dönemde pek çok şirket yatırım niyetiyle bizimle temas ediyor. Biz de rafinerilerde, altyapıda, yukarı ve orta akışta kapıyı yatırımlara sonuna kadar açtık. Kuzeyde de KBY’den Kürt yatırımcılar var. Onlar da (…) yeni rafinerilerin faaliyetleriyle, başka bir dizi konuyla ilgileniyor. Yani kuzeyde de ülkenin genelinde de yatırım faaliyetleri var.

Al-Monitor:  Uluslararası ortaklarınız yani Irak’a yatırım yapan şirketler daha çok hangi ülkelerden?

Luaybi:  Bildiğiniz gibi Irak’ta şu an uluslararası 14 petrol şirketi 14 petrol sahasında çalışıyor. Bunlardan biri kuzeyde ve orta kesimlerde faaliyet gösteren Amerikan ExxonMobil şirketi. Bunun yanında İngilizler, Çinliler, başka milliyetler var. Malezyalılar, Ruslar, Koreliler var. Bunların hepsi var ve bu şirketler bizim petrol lisanslama turları dediğimiz süreçlerle yatırım yapıyorlar. Milyarlarca dolar yatırım yapıyorlar. Tabii biz de onlara bir getiri sağlıyoruz. Onlar yatırım yapıyorlar, biz de onlara aylık olarak ödeme yapıyoruz.

Bunun dışında özel yatırımlar da var. Bunların arasında hem yerli yatırımcılar hem de başka Arap ülkelerinden özel yatırımcılar var ki bunlar Irak’ta iş yapma konusunda oldukça istekli.

Ayrıca bazı Kürtler de var ve bunlar yatırım alanında oldukça iyi iş çıkarıyor. Zenginler, paraları var ve yatırım yapıyorlar. Dolayısıyla yatırımlar herkese açık. Öte yandan Amerikalıların ilgisi gerçekten düşük. Yatırıma katılanlar arasında pek fazla Amerikan şirketi görmüyorum. Gelip benimle görüşüyorlar, sonra ortadan kayboluyorlar. Neden bilmiyorum.

Irak’ta şu an büyük yatırım fırsatları var. Birkaç ay önce beş büyük rafinerinin ihalesini yaptık. Güneyde ve orta kesimlerde yer alan bu rafinerilerin günde 1 milyon varili aşan toplam kapasitesi var. Ayrıca IŞİD tarafından tahrip edilen Beyci rafinerisinin yeniden yapımı ve rehabilitasyonu için bir ihalemiz var. Şu ana kadar buna fazla ilgi gösterilmedi.

Yatırımlardan bahsederken ExxonMobil ile şu an çok geniş kapsamlı bir görüşme yürüttüğümüzü de belirteyim. Hatta Houston’da da onlarla yemek yedim, görüşmeler yaptım. En büyük petrol sahalarımızdan Nasıriye ve Bin Umar petrol sahalarının geliştirilmesi ve bunun yanında entegre projeler olarak deniz suyu enjeksiyonu yapılmasını görüşüyoruz ki bu devasa bir proje. Denizden günde yaklaşık 7 milyon varilden bahsediyoruz, işleniyor ve sonra sahalara dağıtılıyor. Projenin bir başka parçası hem kıyıdaki hem denizdeki ihracat tesislerimizin genişletilmesiyle ilgili. ExxonMobil ile iyi bir aşamaya geldik ve umarım bu iş yıl sonuna kadar sonuçlanır. Başkanlarından da geçen gün ricada bulundum, dedim ki “Lütfen bu fırsatı kaçırmayın çünkü ben bununla çok yakından ilgileniyorum ve bunu Kabine’den geçireceğim. Ancak lütfen ağırdan almayın.” Başkan da benimle mutabık kaldı.

Dolayısıyla gerçekten de büyük yatırımlar geliyor. ABD’li Chevron şirketi de bizimle temas etti. Nasıriye petrol sahasının geliştirilmesi ve günlük 150 bin varil kapasiteli bir rafinerinin yapımına çok çok büyük ilgi gösteriyorlar.

Çok sayıda küçük şirket de var ama isimlerini unutuyorum. Dediğim gibi gelip gidiyorlar. Çinliler Irak’ta yatırım yapma konusunda büyük bir heves ve telaş içinde. Bildiğiniz gibi paranın büyüğü Çinlilerde.

Al-Monitor:  Amerikalılardan ve Çinlilerden bahsettiniz. Peki, Rusların Irak petrol sahalarına ilgisi artıyor mu? Ya Fransız Total şirketi?

Luaybi:  Ruslar da var. Lukoil Batı Kurna 2’de çalışıyor, Gazprom da bir başka sahada. Ayrıca Kogaz kuzeyde ve orta kesimlerde gaz sahaları geliştiriyor. Çinliler de var. Devasa bir yapı olan CNPC’den 12 veya 15 şirket var, başka kuruluşlar var. Dolayısıyla çok sayıda Rus ve Çinli yatırımcı var.

Total ile ayda en az bir kere görüşüyorum. Onlar da oldukça ilgili. 2008 ve 2009’da fazla ilgi göstermedikleri için pişmanlar. Telafi etmek için kendilerine bir fırsat daha verilmesini istiyorlar.

Al-Monitor:  Total hangi sahayla ilgileniyor acaba?

Luaybi:  CEO’ları iki ay önce bana geldi ve Irak’ta iş yapmak istediklerini, herhangi bir projeyi alacaklarını söyledi. Gaz konusuyla özellikle ilgileniyorlar ve bizim bu alanda birçok projemiz var. Ben ABD’ye gelmeden iki hafta önce bir başka heyet gönderdiler. Onlar da Irak’a gelme arzularını vurguladılar. Ben de onları gaz sisteminde, gaz kullanımında çalışmaya yönlendirdim. Yani bizimle temas kuran şirketlerin sayısı çok çok fazla.

Al-Monitor:  Çok teşekkür ederiz.

More from Al-Monitor Staff

Recommended Articles