Ana içeriğe atla

Deyrizor halkı İD katliamından korkuyor

Musul’da mevzi kaybeden İslam Devleti Deyrizor’u ele geçirme konusunda her zamankinden daha kararlı bir şekilde saldırıyor. Şehri ele geçirmeleri orada yaşayanlar için felaket olur. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A general view shows smoke rising in the distance after fighters from the US-backed Syrian Democratic Forces (SDF), made up of an alliance of Arab and Kurdish fighters, fired a mortar launcher from the village of Sabah al-Khayr on the northern outskirts of Deir Ezzor as they drive to encircle the Islamic State (IS) group bastion of Raqa on February 21, 2017.
The SDF made a major incursion into the oil-rich province of Deir Ezzor as part of their push for Raqa, field commander Dejwar Khabat said. 



 / AFP

Suriye’nin Deyrizor kentinde gündüzler zor, geceler uzun. Halk metruk sokaklarda yankılanan patlamalardan evlerine sığınarak korunmaya çalışıyor. Kentten kaçmak için fazla yorgun, yoksul ve korkmuş durumdalar, karınlarını bile doyuramıyorlar. Bir yanda daralan abluka, bir yanda İslam Devleti’nin saldırıları sürerken tek düşündükleri bir gün daha hayatta kalabilmek.

Deyrizor’un El Küsur mahallesinin sakinlerinden Zein Al-Monitor’un sorularını telefonla yanıtlarken yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Hepimizde evimizi terk edersek bir daha dönemeyiz hissiyatı var. Tüm halk travma yaşıyor. Bununla başa çıkmanın imkânı yok. İnsanlar bir duruma alışıyor, sonra durum daha da kötüleşiyor. Güvenlik duygumuzu tamamen kaybettik. Kenti her gün top atışları vuruyor, hiçbir yer güvenli değil.”

Ekim 2013’te kısmen başlayan, 2014’ün sonlarında tüm kenti çevreleyen abluka altındaki Deyrizor halkı, yakıt, elektrik ve dünyanın geri kalanıyla bağlantı kurmalarını sağlayan iletişim hatlarının yavaş yavaş ortadan kayboluşuna bilfiil tanıklık etti. Bugün kentin sokakları yerel mafyaların elinde. Temel gıda maddeleri uçuk fiyatlara satılıyor. Hükümet güçleri ve müttefikleri İD savaşçılarının kente ilerlemesini engellemeye çalışırken halk örgütün kente girip katliam yapma ihtimaliyle burun buruna yaşıyor.

Örgütün iki önemli kalesi Rakka ve Musul arasında kalan Fırat Nehri’nin kıyısında bulunan Deyrizor 14 Ocak’tan bu yana İD’in sert saldırılarına maruz kalıyor. Kente sürpriz bir saldırı düzenleyerek sahadaki hükümet güçlerini ve müttefiklerini hazırlıksız yakalayan örgüt kent ile hava üssü arasındaki bağlantıyı hızla kopararak yaklaşık 100 bin sivile giden yegâne ikmal hattını da kesti.

Ancak bu aslında beklenen bir saldırıydı. 2014’ün sonlarından bu yana kenti tümüyle abluka altına alan örgüt, Suriye’nin kuzeyi ve Irak’ın batısındaki hâkimiyetini güçlendirmek için gözünü Deyrizor’a dikmiş durumda. İD, geçen yıllarda en az üç kez “ateş altında keşif” misyonu gerçekleştirerek Deyrizor’un savunmasını sınamış ve Musul’dan kaçan deneyimli savaşçıların katıldığı bu saldırılardan birinde kentin en büyük hastanesini hedef almıştı.

Yüzüncü Yıl Vakfı’nın Suriye araştırmacılarından Aron Lund durumu Al-Monitor’a şöyle değerlendiriyor: “Deyrizor İD kontrolündeki bölgenin tam ortasında yer alıyor ve burası Suriye’nin petrol zengini olan doğu çölüne hâkim bir bölge. Örgütün Deyrizor’u alması Rakka gibi yeni bir vilayet merkezini daha ele geçirmesi demek. Bu, mahalleleri ve kurumlarıyla on binlerce sivilin İD’in kontrolüne girmesi anlamına gelir.”

Beyrut’taki Şam yönetimine yakın kaynakların verdiği bilgilere göre Suriye hükümeti ile müttefikleri arasında Deyrizor konusunda henüz bir uzlaşıya varılmış değil. Suriye Hükümeti, İran ve Hizbullah ilk etapta Halep’te hakimiyet sağlamaya öncelik verdi ve diğer savaşların Suriye’nin ülke üzerindeki kontrolünü güçlendirecek bir öncelik sırasına göre yapılmasını istedi. Rusya ise Palmira’nın mart 2016’da kurtarılmasının ardından kuzeye, Deyrizor’a ilerleyerek dünyaya İD’le mücadelede kararlı olduklarını kanıtlamak istedi.

Lund bu konuda şöyle diyor: “Esad ve İran, ısrarla Suriye’nin batısında bulunan, nüfus yoğunluğu fazla, kilit öneme sahip bölgelere öncelik veriyorlar. Daha büyük bir stratejik tehlike olarak gördükleri dış güçlerden destek alan isyancı grupları dağıtmak istiyorlar. Nesnel olarak bakıldığında haklılar da. Ancak Moskova’dan bakıldığında durum daha farklı görülebilir. Bilhassa Deyrizor’daki sıkışma düşünüldüğünde onların tabloyu daha farklı gördükleri kesin.”

2014’te Deyrizor’da yaklaşık 300 bin sivil yaşıyordu. Bu sayı şu an üçte bire düşmüş durumda. Pek çok insan kişi başı 500 ila bin dolar arasında değişen büyük meblağlar ödeyerek Suriye ordusunun helikopterleriyle kaçtı ya da hayatlarını tehlikeye atarak Deyrizor’un etrafında İD kontrolünde bulunan topraklardan kara yoluyla kaçmaya çalıştı.

Deyrizor’da yaşayanların anlattıklarına göre, kara yoluyla kaçanlar yakalanırlarsa İD’in İslami değerlerini ve yaşam tarzını kabullenmek zorunda kalacakları ağır bir “kefaret” eğitimine maruz kalıyorlar. Eğitim sonunda yapılan sınavlardan geçemez ya da kaçmaya çalışırlarsa veya örgüt içlerinden birinin daha önce devlette çalıştığını fark ederse -örneğin geçmişte öğretmenlik yaptıklarını- ceza için hapse atılıyorlar hatta öldürülüyorlar.

Geride kalanlar için ise hayat katlanılmaz bir hâl aldı. Abluka durumunu istismar eden ve sivillerin hayatını karartan yerel çetelerin önünü açtı. Zein durumu şöyle anlatıyor: “Hava kararınca yağma ve saldırılar başlıyor. Çünkü elektrik yok ve bazı sokaklar tamamen karanlık. Bazı kişiler silahlarını yağma ve halka saldırmak için kullanan ve suç örgütü olduğu bilinen Ulusal Savunma Güçleri’ne katıldı. Bunlara karşı kimse bir şey yapmıyor.”

Yakıt kıtlığı nedeniyle insanlar mobilyalardan evlerin pencereleri ve kapılarına kadar her şeyi yakmak zorunda kalmışlar. Sokaklarda sivil araçlara pek rastlanmıyor.

Gıda kıtlığı ise insanları beslenme alışkanlıklarını değiştirmek zorunda bırakmış. Hâlen Deyrizor’da yaşayan Ahmed kentteki durumu şöyle anlatıyor: “Kırmızı et nadir bulunuyor ve çok pahalı. Kilosu 10 bin Suriye lirasına (yaklaşık 46 dolar) satılıyor. İnsanlar artık 50 ya da 100 gram et alabiliyorlar.”

Şekerin kilosu 3 bin 500 Suriye lirası (16 dolar) ve çoğu kişi şeker yerine kilosu bin lira olan (5 dolar) yapay tatlandırıcı kullanıyor. Çayın kilosu 10 bin lira, yumurta ve pek çok sebze, meyve ise bulunmuyor.

Al-Monitor’un sorularını telefonla yanıtlayan Ahmet şöyle devam ediyor: “Su haftada bir, cumartesi günleri pompalanıyor. Ama suyun debisi o kadar düşük ki sadece birinci katlara ulaşıyor. Yurt içi aramalar için kullanılan ev telefonları çalışmıyor. Sadece cep telefonları çalışıyor ama çekim gücü zayıf. Bir şey olduğunda herkes telefonlara sarılıyor ve ağ tamamen çöküyor.”

Ahmet ilaç konusunda ise “Antibiyotik ve diğer ilaçlara erişim olmadığı için hastalıklardan da korunamıyoruz.” diyor.

Elektrik sıkıntısı o kadar vahim boyuta ulaşmış durumda ki dükkânlar artık müşterilerinin telefonlarını dizelle çalışan jeneratörlerde küçük bir ücret karşılığı şarj etme hizmeti sunuyor.

Suriye hükümeti ve müttefiklerinin İD’i ateş hatlarından püskürterek savaşın dengesini kendi lehlerine çevirme çabaları ise kentteki durumu daha da ağırlaştırıyor. Örgüt saldırılarda küçük tugaylar kullandığı için hükümet güçlerinin, Rusya’nın ve ABD’nin hava saldırılarının etkisini azaltmayı başarıyor. Hükümet güçleri çabalarını yoğunlaştırsa da İD’i püskürtmek hâlen kolay değil ve ele geçirilen topraklar yalnızca birkaç yüz metrekareyle sınırlı.

Deyrizor’un geleceği hâlen oldukça belirsiz görünüyor. İD kente her gün saldırı düzenliyor ve Musul’da mevzi kaybettikçe Deyrizor’a ilişkin kararlılığı da artıyor. Bu da kent ve etrafında yaşayanlar için bir felaket demek.

Lund sözlerini şöyle noktalıyor: “Deyrizor düşerse İD’in ele geçirdiği diğer kentlerde yaptığına benzer bir vahşet yaşanabilir. Son birkaç yıldır kötü durumdalar ve böyle bir hamle propaganda değerlerini artırır. Kentte diğer şehirlerde yaptıkları gibi kameralar önünde işkence edecek, aşağılayacak ve infaz edecek birçok düşman bulurlar."