Ana içeriğe atla

BM kararı İsrail-Rusya ilişkilerini niçin etkilemez?

Rusya’nın Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşimlerini kınayan Güvenlik Konseyi kararına destek vermesi son yıllarda ivme kazanan Rusya-İsrail ilişkilerini etkilemeyecek. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTSGFRA.jpg

2016’nın ve Hanuka Bayramı’nın son gününde İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i aradı. Bir hafta içinde ikinci kez görüşen taraflar, Orta Doğu’daki gelişmeleri ele alırken Filistin-İsrail barış sürecine ve Suriye’de sürdürdükleri güvenlik koordinasyonuna odaklandı.

Netanyahu, daha önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 23 Aralık’ta kabul ettiği 2334 sayılı kararı destekleyen ülkelerle ilişkilerin gözden geçirileceğini söylemişti. Dolayısıyla görüşme bu anlamda kritikti. Rusya, kararı destekleyen 14 ülkeden biriydi. Karar İsrail’in tüm yerleşim faaliyetlerini derhal ve tamamıyla durdurması gerektiğini söylüyor ve üye devletleri İsrail ile yerleşim bölgeleri arasında ayrım yapmaya çağırıyordu. Karar İsrail’e karşı oldukça sert bir dil kullansa da yaptırım niteliğinde değil tavsiye niteliğindeydi.

Bu adım beklendiği gibi hem İsrail hükümeti hem de birçok yorumcu tarafından ağır şekilde eleştirildi. Başlıca eleştiri noktası kararın dengesiz olduğu ve Ağlama Duvarı ile Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimleri arasında ayrım yapmadığı yönündeydi. İsrail düşünce kuruluşu Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün başkanı emekli Tümgeneral Amos Yadlin’e göre karar, İsrail üzerinde uluslararası baskı oluşturmaya çalışan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın bu çabasını övüyor ve dolayısıyla onu İsrail’le doğrudan görüşmekten caydırıyordu.

Bu tepkiler sürpriz olmadı. Asıl ilginç olan kararın İsrail toplumunda tetiklediği geniş çaplı tartışmaydı. İktidar tarafından dile getirilen şaşkınlığın düzeyi de aynı şekilde dikkat çekiciydi. Siyasi yelpazenin farklı noktalarında duran yorumcu ve siyasiler karara bir ağızdan tepki gösterirken hükümet ve şahsen Netanyahu da eleştirilerden nasibini aldı. Hükümet yerleşim meselesini çözmediği için eleştirildi, Netanyahu ise görev süresinin sonuna gelen ABD Başkanı Barack Obama ve yönetimiyle yaşadığı kişisel çatışması yüzünden topa tutuldu. Yorumlara göre ABD’nin İsrail’i hedef alan BM kararlarında tavır değiştirmesi bu çatışmadan kaynaklandı.

Netanyahu karara beklenmedik sertlikte bir tepki verdi ve İsrail’in beş BM kuruluşuna yaptığı mali katkıları durdurdu. Dışişleri Bakanlığı ise İsrail’le diplomatik ilişkileri olan ülkelerin büyükelçilerini çağırarak ikili temasların aşağı çekileceğini bildirdi. Netanyahu ayrıca Ukrayna Başbakanı Volodymyr Groysman’ın İsrail ziyaretini iptal ederken kendisi de Angola’ya gitmekten vazgeçti, İngiliz mevkidaşı Theresa May ile Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’nda yapmayı planladığı görüşmeyi iptal etti.

Rusya’nın görüşüne göre İsrail Başbakanı dört ana nedenden dolayı bu denli sert tepki verdi. Birincisi Netanyahu’nun Obama’yla kişisel ilişkilerinde oluşan duygusallık. Bir insana karşı duygusal hassasiyet oluştuğunda duyguları gerektiğinde kontrol etmek zorlaşabiliyor. Netanyahu Obama’nın giderayak bazı “olağanüstü adımlar” atmasını bekliyordu ve ABD oylamada çekimser kalınca bu beklentisi gerçekleşmiş oldu.

İkincisi Netanyahu’nun başında bulunduğu sağcı koalisyonunun bazı ortakları onun taviz vermeye fazlasıyla meyilli olduğunu düşünüyor. Koltuğunu korumak için Netanyahu’nun zaman zaman güç gösterisinde bulunması gerekiyor. Güvenlik Konseyi kararı da ona böyle bir fırsat sunmuş oldu.

Üçüncü neden Netanyahu’ya yöneltilen rüşvet ve yolsuzluk suçlamaları olabilir. Geçtiğimiz günlerde basına yansıdığı gibi İsrail başsavcısı Başbakan’a yönelik geniş kapsamlı bir cezai soruşturma başlatmış durumda. Bu tarz durumlarda en çok kullanılan taktiklerden biri kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekmektir. İsrail halkının öteden beri baş belası olarak gördüğü BM, bu numaranın kullanılmasına mükemmel bir fırsat sağladı.

Son olarak Netanyahu iktidar koltuğunda çok fazla kalmış olabilir. Kendisi gerçekten parlak bir isim olabilir ama tarih çok uzun süren iktidarların iktidar sahiplerini yanıltabileceğini gösteriyor. Netanyahu da Güvenlik Konseyi kararına kendisi de bir BM kararıyla doğmuş küçük bir ülkenin başbakanı gibi değil, bir süper gücün lideriymiş gibi tepki vererek oldukça gülünç hatta küstah bir görüntü verdi.

ABD yönetimi iki hafta sonra el değiştirecek. Yeni lider Donald Trump, politikalarını Obama’yla zıtlık zemininde oluşturuyor ve bu da onun mevcut İsrail yönetimine daha olumlu yaklaşacağını düşündürüyor. Nitekim Trump’ın karara tepki olarak 28 Aralık’ta attığı tweet açıkça böyle bir çizgiye işaret ediyordu.

Rusya’ya gelince İsrail’le ikili ilişkilerde fazla bir değişiklik olmaz. Putin’le Netanyahu’nun 31 Aralık’taki telefon görüşmesi bunun açık bir işaretiydi. İsrail, Rusya’nın Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerine bakışını çok iyi biliyor. Rusya’nın İsrail-Filistin ihtilafıyla ilgili geçmişte nasıl oy kullandığına da bakınca bu defaki oyunda hiçbir sürpriz yoktu. Netanyahu son yıllarda Putin’le oldukça sıcak ilişkiler kurmayı başardı. Diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasının üzerinden 25 yıl geçti ve iki ülke bugün en üst düzeyde temas ediyor. Bu en hassas konu olan güvenlik için de geçerli.

Ayrıca İsrail kabinesinde Rusça konuşan en az üç isim var (savunma, göç ve çevre bakanları). Bu bakanlar Rusya-İsrail ilişkilerinin güçlenmesini kendi siyasi güçlerini artırmanın bir yolu olarak görüyor.

Rusya’nın oyuna İsrail’den gelen tepki Rusya’da neredeyse hiçbir karşı tepki doğurmadı. Bu da bugün ortak çıkarların sorunlu konulardan daha önemli olduğu anlamına geliyor. BM Rusya’ya karşı yaptırımları oylarken İsrail’in çekimser kalması Moskova’dan büyük övgüler almıştı. Rusya İsrail’i sadece siyasi alanda değil yüksek teknoloji başta olmak üzere ekonomik alanda da gerçek bir ortak olarak görüyor.

Öte yandan İsrail de Rusya’nın Orta Doğu’ya dönüş yaptığını ve burada bazı bölgelerde kilit rol oynadığını idrak ediyor. Görünen o ki İsrail’in kaygılarını dinleyen, bunlara olumlu yaklaşma iradesi gösteren Ruslara İsrail yönetimi bazı tavizler vermeye hazır.

More from دميتري مري

Recommended Articles