Ana içeriğe atla

Irak Kürdistanı’nda Türkiye-İran petrol rekabeti

Irak Kürdistanı’ndaki petrol kaynakları Bağdat’la Erbil arasında sürtüşme yaratmaya devam ederken Türkiye ve İran petrol taşıma anlaşmaları için rekabet ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTX2NPJH.jpg

NECEF, Irak — Irak Kürdistanı’yla Türkiye arasındaki gizli kapaklı anlaşmalar tartışma yaratmaya devam ederken İran ve Türkiye bölgenin petrolü üzerinde ekonomik nüfuzlarını artırmaya çalışıyor.

Irak başbakanına göre Irak Kürdistanı Bağdat’ın bilgisi dışında Türkiye’ye petrol pompalıyor ve bu durum Irak’ın OPEC anlaşmasını ihlal etmesine neden oluyor. Ayrıca Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden (KBY) bir bakanın yine Bağdat’ın bilgisi dışında Türkiye’ye 5 milyar dolar karşılığında petrol sahası satmayı önerdiği geçtiğimiz günlerde teyit edildi.

Öte yandan İran Petrol Bakanı Bican Namdar Zengane önümüzdeki hafta Iraklı mevkidaşı Cabbar El Luaybi’yi ziyaret ederek petrol ve gaz konulu iş birliği projelerini görüşmeyi planlıyor. Bunların başında Irak Kürdistanı’nın Süleymaniye vilayetinden İran’a bir petrol boru hattının inşası geliyor.

Böyle bir projenin hayata geçmesi hâlinde KBY Başkanı Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) petrol ihracat tekeli neredeyse tamamen sona erecek. Petrol şu an KDP’yle stratejik ilişkileri olan Türkiye üzerinden taşınıyor.

Rudaw’a konuşan Irak Kürdistanı Tahran temsilcisi Nazım Debbağ’a göre Zengane’nin Irak ziyareti “İran’ın Kerkük petrolleri, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Irak’ın tamamıyla bağlantı kurarak ihracatın İran üzerinden yapılması için sürdürdüğü girişimler” çerçevesinde olacak.

Irak Kürdistan’ındaki petrol kaynakları hem KBY ile Bağdat arasında hem de bölgedeki Kürt partileri arasında ana anlaşmazlık konularından biri. Erbil merkezli KBY yönetimine hâkim olan KDP petrol ve gaz gelirlerini ayrılıkçı hedefler için kullanmakla suçlanıyor. KDP’nin petrol zenginliğini kontrol etmesinden ve Irak Kürdistanı’nda tüm gücü tekeline almasından korkan bölgenin diğer bazı partileri de ayrılma düşüncesine itiraz ediyor.

Petrol ihracatı başta olmak üzere Kürtler arasındaki anlaşmazlıklar, Kürdistan Bölgesi’ni ikiye bölme ve Süleymaniye, Halepçe, Kerkük ve Hanekin’i kapsayan ikinci bir bölge ilan ederek Barzani’nin yetkisini küçük bir vilayetle sınırlandırma düşüncesine yol açtı. Fikir, Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) üst düzey isimlerinden Kerkük Valisi Necmeddin Kerim tarafından ortaya atıldı.

KBY, Bağdat’ı dışlayarak petrol ve gaz konusunu sadece Kürtleri ilgilendiren bir iç mesele olarak ele alıyor ve yabancı yatırım çekmek için uluslararası konferanslar düzenliyor, yine Bağdat’ı dışlayarak şirketlerle sözleşmeler imzalıyor. Son olarak Londra’da 5-7 Aralık’ta Irak Kürdistanı’nın himayesinde Kürdistan-Irak Petrol ve Gaz Konferansı düzenlendi. Doğal Kaynaklar Bakanı Aşti Havrami gibi Kürt yetkililerin ve çok sayıda uluslararası şirket temsilcisinin katıldığı konferans, organizatörlere göre Irak Kürdistanı’nın petrol ve gaz sektörüyle ilgili bugüne kadar yapılmış en büyük uluslararası toplantıydı.

Türkiye, KDP’yle stratejik ilişkilerinden hareketle Bağdat’la Erbil arasında herhangi bir mutabakat olmamasına rağmen Kürdistan Bölgesi’ndeki Irak petrolünün kendi toprakları üzerinden ihracına olanak sunuyor. Oysa Irak Anayasası’nın 111’inci Maddesi’ne göre “Petrol ve gaz tüm bölge ve vilayetlerde Irak halkının tamamına aittir.”

7 Aralık’ta kabul edilen 2017 bütçesi, Irak Kürdistanı’na Kerkük petrollerinden ve kendi petrol sahalarından günde 550 bin varili sadece ve sadece Devlet Petrol Pazarlama Kurumu üzerinden ihraç etme yükümlülüğü getiriyor. Ayrıca sağlanan gelirin federal hazineye gideceği belirtiliyor.

Ancak Başbakan Haydar El Ebadi, 3 Ocak’ta KBY’nin Bağdat’ın bilgisi dışında Türkiye’ye daha fazla petrol pompaladığını ve Irak’ın bu yüzden toplam üretimin günde 200 bin varil azaltılmasını öngören OPEC yükümlülüklerini ihlal ettiğini söyledi. Ebadi’ye göre KBY kasım ayında Bağdat’la herhangi bir koordinasyon yapmadan Türkiye üzerinden günde 587 bin 646 varil ihraç etti.

Türkiye ve KDP arasındaki stratejik ilişki, KYB ve Değişim Hareketi (Goran) başta olmak üzere Barzani’nin muhalifleri tarafından sorgulanıyor. Goran vekillerinden Serva Abdülvahid eylüldeki açıklamasında KBY’nin Türkiye’ye başvurmak yerine Irak’a dönmesi gerektiğini belirtti ve ekledi: “KBY daha önce de Türkiye’yi denedi ama hiçbir kazanım sağlayamadı.” Abdülvahid aralıkta da Barzani nezaretinde yapılan mali, ticari ve petrolle ilgili işlemlerin şeffaflıktan uzak olduğunu söyledi.

Parlamentodaki Değişim grubunun başkanı Hoşyar Abdullah ise KDP’nin Türkiye üzerinden günde 1 milyon varil ihraç ettiğini iddia etmiş ve gelirin nereye gittiğinin açıklanmadığını belirtmişti.

KYB lideri Hero Ahmed eylülde Ebadi’ye yazdığı mektupta petrol konusunda “şeffaflık ve dürüstlük ilkelerine” uyulmadığı için Irak Kürdistanı’ndan petrol ihracatının engellenmesini istemişti.

KYB vekili ve Meclis Petrol ve Enerji Komisyonu Başkanı Ares Abdullah da KDP’nin Kerkük’ten 400 bin varil petrol ihraç ettiğini, devlet hazinesine ise sadece 20 bin varilin gelirini aktardığını iddia etmişti.

WikiLeaks’in geçen yıl yayımladığı gizli belgeler ise KBY’nin 5 milyar dolar karşılığında Türkiye’ye petrol sahası satmak için görüşmeler yaptığını ortaya çıkarmıştı. KDP’nin üst düzey isimlerinden Muhsin El Sadun, 29 Aralık’ta verdiği bir mülakatta KBY Doğal Kaynaklar Bakanı Aşti Havrami’nin “borç ödemek ve Erbil hükümetinin yaşadığı mali krizi çözmek” için Türk Enerji Bakanı Berat Albayrak’a Kürdistan Bölgesi’ndeki kimi petrol sahalarını önerdiğini teyit etti ancak nihai bir anlaşmaya varılmadığını söyledi.

Bağdat, Tahran ve Ankara Irak Kürdistanı’ndaki siyasi hedeflerine ulaşmak için petrol konusunu koz olarak kullanmaya devam edecek. Dolayısıyla Kürt partileri şeffaf ve adil bir anlaşma sağlayamadığı sürece petrol konusu Kürdistan’ın bağımsızlık projesi önünde kritik bir engel olarak kalacak

More from Ali Mamouri