Ana içeriğe atla

Bağımsızlık talebi Irak Kürdistanı’nda niçin zayıflıyor?

Irak Kürdistanı’ndaki ekonomik kriz bağımsızlık emellerini önemli ölçüde törpülerken bölgenin Bağdat’a yönelmesine dönük toplumsal ve siyasi talepler artıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
TeachersProtest.jpg

ERBİL, Irak — Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki maaş krizi, Kürtler ile Bağdat arasındaki ekonomik, siyasi ve sosyal bağımlılığı artırırken Kürtlerin bağımsızlık hayalini törpülüyor. Ekonomik durum Kürdistan Bölgesi’nin en koyu milliyetçi siyasilerini bile etkilemiş durumda. Irak Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Irak hükümetiyle süregelen ekonomik ve siyasi sorunlara çözüm aramak üzere Kürt siyasetinin çoğunluğunu temsil eden üst düzey bir heyetin başında 29 Eylül’de Bağdat’a gitti.

Barzani, Kürdistan Bölgesi’nin Irak’tan ayrılmasını değil, özerk olmasını talep ettiğini belirtti. Benzer şekilde Başbakan Neçirvan Barzani de 2 Haziran’da Bağdat’ı Irak Kürdistanı’nın stratejik derinliği olarak gördüğünü söylemişti.

Bu tarz beyanlar, halkın hoşnutsuzluğunu giderek artıran ekonomik krizden önce hayal bile edilemezdi. Başkan ve Başbakan, devlet ilanından bahsetmek için hiçbir fırsatı kaçırmazdı.

Mesud Barzani’nin Bağdat ziyareti sırasında ve öncesinde bölgede bir dizi protesto gösterisi düzenlendi. Kamuda çalışan binlerce öğretmen ve üniversite öğretim üyesi de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) maaş kesintilerini protesto etmek için 30 Eylül’de sokaklara döküldü.

Kamudaki maaşları yüzde 50 oranında azaltma kararı KBY tarafından eylül 2015’te alınmıştı. Temmuzdan bu yana ise kamu çalışanları azalan maaşlarını da alamıyor. Dolayısıyla birçok insan zor durumda.

Erbil’de Belediyeler ve Turizm Bakanlığı’nda çalışan Serhat Hayri Al-Monitor’a şöyle diyor: “Aylardır maaş alamıyorum. Ailemi geçindirmek için şoför olarak çalışmak zorunda kaldım.”

Birçok kamu çalışanı Hayri’yle aynı durumda. Ancak Irak Kürdistanı’ndaki vatandaşlar ekonomik durumdan artık Bağdat’taki merkezi hükümeti sorumlu tutmuyor. Süleymaniye’de özel bir şirkette çalışan Hocar Hasan’ın Al-Monitor’a dediği gibi “İnsanlar kötü ekonomik koşullardan dolayı artık Bağdat’taki Arap yöneticileri değil Kürt yetkilileri suçluyor.”

KBY yetkililerine göre bölgede Bağdat’ın kontrolü dışında günde 1 milyon varil petrol üretiliyor. Buna rağmen KBY memur maaşlarını ödeyemiyor. Oysa Irak’ın diğer bölgelerinde maaşlar düzenli şekilde ödeniyor.

Erbil’de bir okulda öğretmenlik yapan Havnar Akravi Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “İnsanlar (eski Başbakan) Nuri al-Maliki’nin zamanına dönmek istiyor. Maaşlar o zaman (Bağdat’tan) gönderiliyordu ve zamanında geliyordu. Ekonomik kriz birçok insanı ağır şekilde vurdu. Bir meslektaşım kötü yaşam koşulları yüzünden intihar etti. Üç çocuğu vardı.”

Al-Monitor’un gözlemlerine göre bölgede onlarca konut inşaat projesi askıya alınmış durumda. Bazı alışveriş merkezleri tamamen kapanırken açık kalanlar da müşteri sıkıntısı çekiyor.

Görünen o ki kötüleşen ekonomik koşullar Kürtleri farklı alternatifler aramaya itiyor. Bunların başında Bağdat’tan ve ülkenin diğer kesimlerinden gelen Araplarla ticaret ve turizm işleri geliyor.

Irak’ın diğer bölgelerinden gelen Arap turistler, Kürdistan Bölgesi’ndeki kültürel değiş tokuşu da yeniden başlatmış durumda. Birkaç yıl öncesine kadar sokaklarda Arap müziği nadiren duyulurken bugün neredeyse her çarşıda Arapça pop müzik çalınıyor ve bu da Arap turistlerin bölgede daha rahat hissetmesini sağlıyor. Bu değişim, Kürtlerin kendi yönetimlerine meydan okuması veya Arap turistleri çekme yöntemi olabilir.

Değişim Hareketi olarak da bilinen muhalefetteki Goran partisinin vekillerinden Serva Abdül Vahit Al-Monitor’a şöyle diyor: “Kürt ve Arap halklarının birbirilerine karşı herhangi bir şeyi yok. Mevcut sorunları siyasetçiler üretiyor. Kürdistan Bölgesi’ne gelen Arap göçmenleri kimse rahatsız etmiyor. Bu da Kürt-Arap meselesinin toplumsal değil siyasi bir mesele olduğunun bir başka göstergesi.”

İslam Devleti örgütünün 2014’te Musul’u ele geçirmesinin ardından Kürdistan Bölgesi’ne iki buçuk milyonu aşkın Arap göçmen gitti. Bu sayede başta gençler olmak üzere Kürt toplumu, Araplarla ticaret ve turizmden para kazanmak için Arapça öğrenmenin önemini kavradı.

Bağdat’tan yarı ayrılmış durumda olan bölgede Arapça 1990’ların başından beri okul müfredatında yer almıyor. Bu nedenle Akravi’nin deyimiyle “1990’lardan sonra yetişen nesiller Irak’ın tarihi ve dili hakkında fazla bilgiye sahip değil.”

Kürdistan Bölgesi’nde bugün Arapça kullanımı oldukça yaygınlaşmış durumda. Öyle ki kimi turistik mekânların isimleri bile Arapça isimlerle değiştiriliyor. Örneğin popüler bir turistik kasaba olan Şaklava’ya Felluce’den çok sayıda insan gelmesi nedeniyle Şakluce deniyor.

Tüm bunlar toplumsal ve ekonomik temasların ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Al-Monitor’a konuşan Kürt gazeteci Dlovan Bervari değişimi şöyle yorumluyor: “Kürtler için en önemli şey geçinebilmek. Ekonomik kriz, Bağdat hükümetiyle kalmanın deneyimsiz KBY siyasetçilerinden iyi olduğunu gösterdi.”

Hayri bu bağlamda “Siyasetçilerimizin icraatlarından utanıyoruz.” derken Hasan şöyle konuşuyor: “Kürt devleti hayali ekonominin çökmesine neden oluyorsa Kürt halkı buna destek vermez.”

Abdül Vahit’e göre ise “Kürt halkının büyük bölümü Bağdat’la yakınlaşmanın mevcut krizde dönüm noktası olacağına inanıyor.”

Bervari de benzer düşüncede: “Bağdat’la birlik beraberlik isteyen her Kürt, federal hükümetin Kürdistan Bölgesi’ndeki vatandaşlarıyla ilgilenmesi için can atıyor.”

Özet olarak Bağdat’tan ayrılma yönündeki keskin milliyetçi sloganlar iki duvara çarpacak: kötüleşen ekonomik koşullar ve Araplarla Kürtler arasındaki toplumsal ve kültürel iletişim.

More from Ali Taher

Recommended Articles