Ana içeriğe atla

İran Türkiye’yi baypas ederek Avrupa’ya ulaşabilir mi?

Bölgesel krizler ve özellikle Türkiye’deki istikrarsızlık İran’ı Avrupa’ya alternatif ticaret güzergâhları arayışına sevk etti. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
- PHOTO TAKEN 30NOV05 - Hundreds of trucks bringing in diesel from Iran line up on a road as they head to the eastern province of Van in Turkey November 30, 2005. [In the shadows of mountains bordering Iraq and Iran, Turkey's Hakkari province may one day be an outpost of the European Union. But for now, it feels cut off from the world. Picture taken November 30, 2005.] - RTXO1TK

TAHRAN, İran — İran, jeostratejik konumu ve tarihi İpek Yolu da dâhil ticaret yollarındaki geleneksel rolüyle dünyanın en hareketli taşımacılık merkezlerinden biri konumunda. Kuzeydeki kara sınırları ve Hazar Denizi üzerinden Kafkasya, Rusya ve Orta Asya’ya erişim sağlayan İran, güneyde de Basra Körfezi ve Umman Denizi üzerinden uluslararası sulara bağlanıyor. Denize kıyısı olmayan kara ülkelerine erişimi ve istisnai konumu sayesinde İran bugün hem maliyet hem zaman açısından ideal bir transit geçiş rotası oluşturuyor.

Bu konumu nedeniyle bir dizi uluslararası koridorda yer alan İran’dan çok sayıda taşımacılık güzergâhı geçiyor. Bu koridorların bazıları şöyle: Kuzey-Güney Taşımacılık Koridoru, Doğu-Batı Taşımacılık Koridoru (tarihi İpek Yolu güzergâhı), Güney Asya Koridoru ve Avrupa-Kafkasya-Asya Taşımacılık Koridoru.

Son yıllarda, özellikle de Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı seçildiği 2013’ten sonra İran hava sahasından geçen uluslararası uçuşlar üç kat artarken İran demiryolları üzerinden taşınan ticari malların hacmi de ikiye katlanmış durumda. Bu artışa rağmen İranlı yetkililer ülkenin yılda yaklaşık 10 milyon ton olan toplam transit kapasitesinin ancak yarısının kullanıldığını söylüyor.

Bölgesel taşımacılıkta oynayabileceği önemli rolü ve bununla sağlayacağı istihdam ve gelir artışı gibi ekonomik getirileri gören İran, güzergâhlarını çeşitlendirmeye çalışıyor. Yaptırımların kalkmasıyla Avrupa’nın tekrar İran’ın birinci ticaret ortağı olma arzusu, Türkiye’nin ise son dönemde karışıklık yaşaması Tahran’ın Avrupa’ya yönelik yeni güzergâhlar oluşturma çabalarını hızlandırdı.

İran mallarının Avrupa’ya ulaştırılmasında Türkiye uzun yıllar boyunca en uygun güzergâh oldu. Ne var ki taşımacılık alanı son yıllarda iki ülke arasında nahoş olaylara sahne oluyor. İran kamyonları ve sürücülerinin Türk topraklarında saldırıya uğraması, İran’ın Türk nakliyecilere uyguladığı yakıt fiyatları ve vergiler nedeniyle çıkan kavgalar, sıklıkla kapatılan Türk sınır kapılarının İranlı nakliyecileri olumsuz etkilemesi Tahran-Ankara hattındaki en önemli pürüzlerden birkaçını oluşturuyor.

Tüm bu sorunlara Türkiye’nin giderek kötüleşen güvenlik durumu da eklenince ulaştırmada bir tek batı komşusuna bel bağlayamayacağını gören İran Avrupa’ya alternatif güzergâh arayışına girdi. Bu bağlamda İran’ın eskiden beri düşündüğü multi-modal bir proje yeniden gündeme alındı.

Karayolları, demiryolları ve deniz yollarından oluşan Basra Körfezi-Karadeniz Koridoru İran’ın güneyindeki Basra Körfezi’nden başlayıp ülkenin kuzeyine uzanıyor, Ermenistan ve Azerbaycan üzerinden geçerek Gürcistan’ın Karadeniz’deki Poti ve Batum limanlarına ulaşıyor. Bulgar limanları da kamyonların Ro-Ro gemileriyle Yunanistan’a ulaşmasını sağlayarak bu koridorda rol alıyor. Yunanistan’ın güney limanları da yine aynı gemilerle kamyonları İtalya’ya ulaştırıyor.

İran, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Bulgaristan ve Yunanistan bu projeyi hayata geçirmek için geçtiğimiz günlerde taslak bir plan üzerinde anlaştı. Projenin 2016’nın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

Al-Monitor, yeni koridorun önemini İran Karayolları Bakım ve Ulaştırma Teşkilatı Uluslararası Anlaşmalar Grubu Başkanı Hümayun Kerimi ile konuştu. İlgili ülkeler arasındaki görüşmelere katılmış olan Kerimi şöyle dedi: “Söz konusu multi-modal koridor, siyasi ve uluslararası açıdan son derece mühimdir çünkü ulaştırmadaki konumumuza hem bölgesel hem küresel ölçekte önem katacaktır.”

Basra Körfezi-Karadeniz koridoru, güzergâh üzerindeki ülkeler arasında ticareti kolaylaştıracağı için onlara birçok ekonomik avantaj sunuyor. Projeye Avrupa tarafı da önem veriyor. Yeni koridorla Basra Körfezi’ne daha kolay erişecek olan Avrupa ülkeleri, böylece Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu’na da daha kısa yoldan ulaşma imkânı elde edecek.

Kerimi şöyle devam ediyor: “Güvenli, hızlı ve maliyeti uygun bir güzergâhın olması nakliyat şirketleri, göndericiler ve mal sahipleri için son derece önemlidir. Koridorun tanıtımını iyi yapmalıyız, iş dünyasını ve nakliyat şirketlerini yeni güzergâhın avantajları konusunda daha çok bilgilendirmeliyiz.”

Ekonomik İşbirliği Örgütü’nde kıdemli uzman olan Ekber Hüdai de İran’ın benzersiz bir jeopolitik konumu olduğuna dikkat çekerek Al-Monitor’a şöyle diyor: “İran, Basra Körfezi-Karadeniz Koridoru’na katılarak aslında küresel ilişkilerdeki jeopolitik konumundan istifade etmiş oluyor. Bu da hiç kuşkusuz ülkeye ekonomik alanda yeniden etkin olma imkânı kazandırıyor.”

Hüdai’ye göre proje şimdiden küresel nitelik kazanmış durumda. Zira hem Avrupa’dan hem Basra Körfezi’yle Hint Okyanusu’na kıyıdaş ülkelerden koridora yeni katılımların olması bekleniyor. Örneğin Romanya projeye katılma talebinde bulundu.

İranlı yetkililere göre koridor Türkiye güzergâhının yerine geçecek yeni bir Avrupa güzergâhı olarak planlanmıyor. Daha ziyade İran’a ilave bir güzergâh kazandırılıyor. Türkiye tarafında herhangi bir engelin çıkması hâlinde de bu güzergâh İran’a büyük avantaj sağlayacak.

Taşımacılığın güvenliği ve rahatlığı küresel ticarette kritik önem arz ediyor. Birçok komşusuna kıyasla çok daha istikrarlı bir ülke olan İran’ın Doğu ve Batı’yı, Kuzey ve Güney’i bağlayan bir güzergâh olarak önümüzdeki dönemde çok daha önemli bir rol oynaması bekleniyor.

İran bölgesel taşımacılık merkezi olma çabalarını sürdürürken İran’daki büyük potansiyeli keşfeden ülkelerin sayısı da artıyor. Yeni koridorun önemli rol oynayacağına inanan Kerimi, Avrupa’yla ticarette multi-modal yaklaşıma işaret ederek şöyle diyor: “Bu, İran’ın transit güzergâh olarak önemini yükseltecek ve ülkenin taşımacılık altyapısında yabancı yatırımların artmasına zemin hazırlayacak.”

More from Maysam Bizaer