Ana içeriğe atla

Mısır’da yeni uygulama: 80 milyon Müslüman, tek cuma hutbesi

Mısırlı yetkililerin başlattığı yazılı cuma hutbesi uygulaması tartışmalara neden oldu. Uygulamanın gerçek amacı sorgulanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Egyptian men attend the Friday weekly prayer at al-Azhar mosque in the capital Cairo's Islamic quarter, on October 2, 2015. AFP PHOTO / KHALED DESOUKI        (Photo credit should read KHALED DESOUKI/AFP/Getty Images)

Camilerde ortak, yazılı bir cuma hutbesi için harekete geçen Mısır Evkaf Bakanlığı, geçtiğimiz hafta büyük tartışmaların fitilini ateşledi. Bakanlık bu uygulamayla radikal görüşlü vaizlerin cemaati olumsuz etkilemesini engellemeyi ve İslami kavramların halka akademik, aydın, ılımlı bir bakış açısıyla doğru aktarılmasını amaçlıyor. Ancak bu amacın ülkenin dört bir yanındaki camilerde tek bir metnin okunmasıyla ne kadar sağlanacağı soru işareti.

Evkaf Bakanı Muhtar Cuma, imam ve vaizlere örnek olmak için bakanlığın internet sitesinde yayımlanan hutbe metnini 15 Temmuz’da Kahire’deki Amr Bin El As Cami’nde okudu. Ancak daha sonra resmi Mısır Haber Ajansı’na verdiği demeçte isteyen vaizlerin yazılı metinleri takip edebileceğini, isteyenlerin başka konular seçebileceğini belirtti.

Kahire bölgesinin Gize ilinde Evkaf Bakanlığı’na bağlı camileri gezen Al-Monitor muhabiri, vaizlerin “haram para” şeklinde belirlenen konuya bağlı kaldıklarını ama bakanlığın yayımladığı metni takip etmediklerini gözlemledi.

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir vaiz, bakanlığın belirlediği konuya bağlı kaldığını çünkü bu kuralın 2014’ten beri yürüklükte olduğunu kaydetti. Öte yandan bu uygulamanın kısıtlayıcı olduğunu ve mahalle halkını daha yakından ilgilendiren konulara değinmesini engellediğini belirtti. Vaiz, hutbelerin bu şekilde okunmasına karşı olduğunu ama bakanlığın talimatları doğrultusunda belirlenen konu ve metinlere bağlı kalacağını söyledi.

Hür İmamlar Hareketi’nin koordinatörü İbrahim Abdülfettah ise hutbelerin tek bir yazılı metin üzerinden okunmasını, dini söylemi felç ederek yenilenmeyi engelleyeceğini savundu. Bakanlıktan gelecek metnin vaizle cemaat arasında set oluşturacağını, mesajın cemaate ulaşmayacağını savunan Abdülfettah şöyle devam etti: “Cemaat içindeki farklı eğitim seviyeleri, farklı entelektüel düzeyler nedeniyle tek bir metinle herkese ulaşmak mümkün olmayacak. Hutbe bir nevi haber bültenine dönüşecek.”

Bakanlığın camileri tam kontrol altına almak istediğini vurgulayan Abdülfettah, insanların zihinlerini hedefleyen fikirlerin kontrol edilemeyeceğini kaydetti. Bunun nedeni olarak da Mısır’da Müslüman Kardeşler, Selefi Çağrı, Ensar El Sünnet, Tebliğ ve Dava gibi çok sayıda ideolojiye bağlı çok çeşitli vaizlerin bulunmasına bağladı. Abdülfettah’a göre vaaz faaliyetleri 2013’ten sonra ağır şekilde kısıtlanan bu gruplar, daha ufak ibadet mekânlarına yönelecek ve cemaate daha çok hitap eden söylemler kullanarak yeni takipçiler kazanacak. Böylece bu gruplar hem güçlenecek hem de cemaat nezdinde daha fazla itibar kazanacak.

Evkaf Bakanlığı Araştırma Genel Müdürü Nuh El İsavi, 13 Temmuz’da verdiği mülakatta kimi vaizlerin ocak 2014’te alınan hutbe konularına standart getirme kararına uymadığını, kendi siyasi ve ideolojik eğilimlerine göre vaaz verdiğini belirtti.

Yazılı hutbenin vaazları olumsuz etkilediğini kabul eden İsavi, yine de bu uygulamayı hızlı bir şekilde hayata geçirmek istediklerini çünkü Mısır toplumunda dini söylemin kontrol edilmesine, İslam dininin doğru şekilde öğretilmesine, şiddet ve radikalizmin ortadan kaldırılmasına ihtiyaç olduğunu savundu.

Körfez ülkelerinin de yazılı hutbe uygulamasına geçtiğine dikkat çeken İsavi, bu ülkelerde çalışan Mısırlı imamların bundan rahatsız olmadığını kaydetti. Ayrıca İslam’ın Mekke ve Medine’deki en kutsal iki camisinde de vaizlerin kamu yararı adına yazılı hutbeye bağlı kaldığını vurguladı.

Abdülfettah ise Mısır’ın Körfez ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan’dan farklı olarak zengin bir toplumsal çeşitliliğe sahip olduğunu, dolayısıyla bu uygulamanın Körfez’de başarılı olsa da Mısır’da başarısız olacağını savundu.

Evkaf Bakanlığı Din Dairesi Başkanı Cebir Tayyi ise Al-Monitor’a yaptığı açıklamada “Dini söylemi yenileyebilmek için ona önce itidal getirmeniz gerekir.” dedi. Tayyi’ye göre yazılı hutbe uygulaması, cami kürsülerinden söylenenlerin dizginlenmesi, dini konularda yanlış yorumların engellenmesinde etkili olacak, ayrıca dini hükümlerin bağlamı dışında kullanılmasını önleyecek.

Yazılı bir metnin, her biri kendine özgü kültürü olan şehir, köy ve Bedevi topluluklarına aynı anda uygun olmayacağı eleştirisine Tayyi şu yanıtı verdi: “Hutbeler herkesin anlayabileceği bir Arapça ile yazılacak, hutbe konuları da toplumun ortak paydalarını ortaya çıkaracak şekilde belirlenecek.”

Tayyi, yazılı hutbe uygulamasının El Ezher çevresi dışındaki vaizleri baskılama veya cami kürsülerinden uzak tutma amacında olduğu iddiasına karşılık da bakanlığın bu vaizlerin cuma hutbesi okumasını zaten engellediğini kaydetti. Bununla birlikte bakanlığa bağlı bazı imamların yeni uygulamadan kaygılı olduğunu kabul etti. Buna göre hutbenin kâğıttan okunması imamların cemaat nezdindeki itibarını zedelemesinden korkuluyor, ayrıca metinlerin güvenlikle ilgili bazı talimatlar içermesinden endişe ediliyor. Tayyi şöyle devam etti: “Bu kaygıları gidermeye çalışıyoruz. Bakanlığın geçen cuma yazıp dağıttığı hutbe olumsuz karşılanmadı. İmamların yazılı hutbeler bağlamında emniyet güçleriyle herhangi bir irtibatı olmadığını her zaman tekrar ediyoruz. Aksine bu hutbeler en seçkin din âlimleri tarafından yazılıyor.”

Mısır Deltası bölgesinde yer alan El Beheyra ilinde önde gelen Selefi Dava mensuplarından olan Nasır Rıdvan ise yazılı cuma hutbelerinin önemli toplumsal konuları ıskalayacağını düşünüyor. Bir camideki imam ve cemaatin aynı bölgede yaşamaktan mütevellit aynı sorunlarla ilgilendiğini vurgulayan Rıdvan, tek tip hutbenin imam ve cemaat arasındaki bu bağın olumlu etkisini sıfırlayacağını savundu.

“Cami aile ve eğitim kurumlarının yürüttüğü eğitim sürecinde tamamlayıcı rol oynuyor.” diyen Rıdvan, cuma hutbelerinde toplumsal sorunlara değinmelerinin vaizlerin eğitim görevlerini yerine getirmesi bakımından önemli olduğunu belirtti. Ayrıca insanların Evkaf Bakanlığı’nın internet sitesinden kolayca ulaşılabilecekleri bir hutbeyi dinlemeden camiden ayrılabileceğini ekledi. Bir başka sakınca olarak yazılı hutbenin vaizlerin bilgi kaynaklarını araştırma ve geliştirme arzusunu kırabileceğini söyledi. Rıdvan’a göre cuma hutbeleri cemaate ulaşma, insanları etkileme konusunda vaizlerin kendilerini geliştirmesi için bir nevi haftalık idman işlevi görüyor.

Yeni uygulamanın bakanlığın tek tip imam yaratma isteğini yansıttığını düşünen Rıdvan, bu adımın sadece El Ezher dışındaki vaizler için değil El Ezher kapsamındakiler için de bir çeşit kısıtlama olduğunu savundu. Rıdvan’a göre İslam dininin aşıladığı farklılıklara saygı ve ‘öteki’yi kabul değerleriyle çelişen tek tip hutbe uygulaması dini söylemin etki gücünü törpüleyecek.

More from Ahmed Hidji

Recommended Articles