Ana içeriğe atla

Suriyeli Kürtler ekonomik idamelerini sağlayabilecek mi?

Ciddi zorluk ve engellere rağmen Suriyeli Kürtler ülkenin kuzeyinde kontrol ettikleri bölgelerde ekonomik idamelerini sağlamaya çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
467426456.jpg

GAZİANTEP — Suriye’nin çoğu kenti, yerel ve ulusal ekonomiyi vuran savaşın etkileriyle baş etmeye çalışıyor. Çatışmalar sürerken Kürt kontrolündeki Cezire, Kobani ve Afrin bölgeleri de ekonomik açıdan kendi kendine yeter hâle gelmeye çalışıyor. Ancak Suriye’nin iç bölgelerinden hammadde, ilaç ve başka ürünler getirtmek epey uğraş gerektiriyor. Piyasayı kontrol eden tüccarlar sevkiyat ve fiyatları istediği gibi belirliyor ve bu da fiyat artışlarına neden oluyor. Bunun yanı sıra Türkiye’yle olan sınır kapıları 2012’den bu yana kapalı. Zira Kürt bölgelerini yöneten Demokratik Birlik Partisi (PYD), Ankara tarafından PKK’yle irtibatlı olmakla suçlanıyor.

Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı güçler 2012’de bölgedeki çoğu mevzi ve üssünü terk edince Haseke vilayetinin bir bölümü ve Halep kırsalındaki Kobani ve Afrin Kürtlerin kontrolüne geçti. Siyasi özerklik ve ekonomik kalkınma hedefleyen Kürtler bu yolda ilk adım olarak halk konseyleri oluşturdu.

Demokratik özerklik yönetiminde ekonomi bakanlığına tekabül eden Ekonomi Kurumu’nun başkan yardımcısı Cemal Hamu’nun Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Kürt bölgeleri sebze, ilaç, yardım malzemeleri ve diğer ürünler konusunda Irak Kürdistanı sınırındaki Simalka sınır kapısına bel bağlıyor. Hamu, bu ürünlerin yardım malzemesi sayıldığını çünkü Bağdat ve Şam’dan resmi ithalat izni olmadığını belirtti. Ancak Bağdat hükümeti ürünlerin geçişine kolaylık sağlıyor. Bölgenin deniz yolundan mahrum olduğuna dikkat çeken Hamu şöyle devam etti: “Rojava Kürt bölgesine bağlanan bir deniz çıkışı veya limanın olmaması bölgedeki ablukayı kötüleştiriyor, bilhassa da Türkiye’nin PYD kontrolü nedeniyle mal girişini engellemesi yüzünden.”

Suriyeli Kürtler ocak 2014’te Kürt, Arap ve Hristiyan nüfuslu yöreler dahil kontrol ettikleri topraklarda özerk yönetim kurdu. Özerk yönetime bağlı ticaret, ekonomi, petrol ve gümrük kurumlarının 3 bin 700 kişiyi istihdam ettiğini kaydeden Hamu “Kurumların yıllık geliri 175 milyon Suriye lirası (350 bin dolar). Özerk yönetim bütçesinin bir bölümü bu gelirlerden oluşuyor.” dedi.

Hamu’ya göre özerk yönetim, ekonomik altyapı oluşturmak ve gelirleri artırmak için bölgenin yerlisi olan veya buraya kaçan tüccarları yatırım yapmaya teşvik ediyor. Özerk yönetim ayrıca mısırözü yağı, peynir ve süt tesisleri, buğday ve un fabrikası projelerine para ayırmış.

Haseke vilayeti bol miktarda buğday ve pamuk üretimiyle bir zamanlar Suriye’nin ambarı olarak görülüyordu. Bölgede Kürt güçleriyle İslam Devleti arasındaki çatışmalar ve bunun sonucunda yerel halkın kaçması son yıllarda her iki ürünün üretiminde düşüşe yol açtı. Çiftçilikle uğraşan Muhammed Halil’e göre Cezire’nin buğday mahsulü daha önce yılda 1,8 milyon tonu bulurken geçen sene yarım milyon tonu geçemedi.

Hamu’ya göre bu düşüşün nedeni çiftçilerin savaş zamanı yatırım yapmaktan kaçınması, gübre gibi temel malzemelerde yaşanan kıtlık ve yüksek maliyetler. Suni gübre ve tohum savaş öncesi dışarıdan ithal ediliyordu. İthalat azalınca fiyatlar da fırladı. Savaş yüzünden mazot da her zaman bulunamıyor, ayrıca elektrikte de kesintiler yaşanıyor. Hamu’ya göre “Rejim başka vilayetlere un ve ekmek sağlamak için hâlen (Haseki’deki) çiftçilerden buğday alıyor.”

Peki, savaşın sürdüğü şu ortamda Kürt bölgelerine ve diğer yörelere mal akışı nasıl sağlanıyor? Hamu, mal akışının “savaş simsarları” veya “savaş tüccarları” denen kişiler üzerinden sağlandığını kaydetti. Simalka sınır kapısının Suriye tarafında görevli bir yetkili de Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Sınır kapısında temel gıda ürünlerinin yanı sıra sebze ve enerji içeceklerinin girişine öncelik veriliyor. Ayrıca Irak Kürdistanı’na koyun ihraç ediliyor.”

Ekonomi Kurumu’nun yöneticisi ve Afrin Üniversitesi Rektörü Ahmed Yusuf’a göre tarım, endüstri ve petrol dâhil Kürt kontrolündeki bölgelerin ekonomik üretimi Suriye’nin toplam gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 55’ine, Cezire’nin tarımsal üretimi de Suriye üretiminin yüzde 17’sine tekabül ediyor. Yusuf “Temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için savaşa göre planlar geliştiriyoruz ki bölgemizin kaynaklarını, bilhassa da tarımsal kaynakları kullanabilelim.” şeklinde konuştu.

Kürtler için büyük zorluklardan biri de dışarıdan gelen malların Suriye lirasından daha değerli olan yabancı paralar üzerinden fiyatlandırılması. Bunun fiyatların yükselmesine yol açtığını kaydeden Yusuf “Ayrıca ilaç, şeker ve pirinç gibi bazı temel kalemlerde de sıkıntı yaşanıyor.” dedi.

Kendi bölgeleri için ekonomik bir plan oluşturmaya çalışan Kürtler, bu amaçla ekim ayında Afrin’de, bu ay da Rimelan’da konferanslar düzenledi. Yusuf bu konuda şu bilgileri aktardı: “İki konferansta tarım, ticaret, elektrik konuları ele alındı, ablukanın hafifletilmesi ve tarımsal gelişime dönük ileri bir program oluşturtulması konuşuldu. Plan, harap olan Halep’teki fabrika ve imalathanelerin yaklaşık yüzde 50’sinin Afrin’e taşınmasında etkili oldu. Bu imalathanelerin ihtiyaçları (Kürt yönetimi tarafından) karşılanıyor, Afrin’de sayıları 20’yi bulan nakliye şirketlerinden hizmet sağlanıyor.” Yusuf ayrıca Afrin’de bir sanayi bölgesi kurma projesinin de olduğunu ekledi.

Kürt bölgelerinde zaman zaman kıtlıklar yaşanıyor. Örneğin nisanda domates zor bulunan bir üründü ve fiyatı yükseldi. Bu yılın başında ise piyasada şeker yoktu. Bunun neticesinde Cezire’deki gümrük idaresi, daha fazla ürünün gelmesini teşvik etmek için 19 Nisan’da Kürt bölgelerine giren gıda ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırdı.

Afrin ekonomik ablukayı aşıp kendi kendine yeten, diğer Kürt bölgelerine örnek teşkil edecek bir bölge olabilir mi? Yusuf bu konudaki çabaların 2012’de Halepli bir grup Kürt tüccar ve sanayicinin Suriye Batı Kürdistan Üreticiler Birliği’ni kurulmasıyla başladığını, bunun ardından nisan 2014’te de 300 civarında tüccar ve sanayiciyi kapsayan Afrin Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurulduğunu anlattı. Yine 2014’te özerk yönetim “Afrin’de iş hayatını düzlenmek ve bazı projeleri uygulamaya sokmak” amacıyla Yatırım Yönetimi Konseyi’ni kurdu.

Yusuf, Afrin özerk yönetiminin ekonomik başarısına örnek olarak Suriye’nin diğer kentlerine ve Türkiye’ye ihraç edilen 32 ton defne sabununu gösterdi. Bunun yanı sıra giyim sanayine de dikkat çeken Yusuf “Ayda iki milyon kot pantolon üretiliyor ve Suriye’nin her tarafına ihraç ediliyor.” dedi.

Güvenilir şekilde elektrik sağlamak özerk yönetimin önündeki en büyük zorluklardan biri. Üç yıldır elektrik kesintilerinden mustarip olan Kürt bölgelerinde insanlar jeneratörlere bel bağlıyor.

More from Sardar Mullah Darwish

Recommended Articles