Ana içeriğe atla

Türk futbolunun Kürt sorunu

Kürt kimlikli futbol takımı Amedspor, Türkiye kupası turnuvasında güçlü rakiplerini eleyerek çeyrek finale yükselmenin bedelini ağır ödüyor
Diyarbakirspor fans shout slogans on the pitch as they hold a burning Bursaspor team flag during a Turkish Super League soccer match between Diyarbakirspor and Bursaspor in Diyarbakir March 6, 2010. The game between Bursaspor and Diyarbakirspor was suspended on the 17th minute on Saturday, when Diyarbakirspor fans began throwing foreign objects to the pitch.    REUTERS/Anatolian/Cem Ozdel (TURKEY - Tags: SPORT SOCCER CIVIL UNREST) TURKEY OUT. NO COMMERCIAL OR EDITORIAL SALES IN TURKEY - RTR2BAW4

Türkiye’deki Kürt hareketinin taraftarları, Kürt çoğunluklu güneydoğunun en büyük kenti Diyarbakır’a “Amed” derler ve bu ismi Kürtlerin ataları olarak kabul ettikleri, MÖ 6’ncı yüzyılda bölgede hüküm sürmüş olan Med İmparatorluğu’na dayandırırlar. Türkiye’de dört-beş yıl öncesine kadar bölücülük soruşturmalarına hedef olan Amed adı, ülkenin Kürt sorununa barışçı yollardan çözüm bulma iddiasıyla başlatılan siyasi süreçler sayesinde kabullenilme yoluna girmişti. Hatta, Türkiye’de ikinci futbol liginde oynamakta olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor futbol kulübünün adı kulübün 28 Ekim 2014’te toplanan kongresinde “Amed SK” olarak değiştirilmiş ve Türkiye Futbol Federasyonu, yeşil-kırmızı-beyaz renkli takımın bu yeni adını tanımıştı.

Amed ismi Türk milliyetçi kamuoyuna “Kürt ayrılıkçılığını” çağrıştırmaya devam etse de bu isim değişikliğinin yapıldığı 2014’te AKP hükümeti ve PKK arasında, “çözüm süreci” adı altında devam ede gelen bir çatışmasızlık durumu söz konusuydu. Bir spor kulübünün resmen “Amed” adını alabilmesi, sürecin karakteristikleri sayesinde Kürt kimliğine ve dolayısıyla Kürtçe isimlere o dönemde gösterilen hoşgörüye bağlanabilir.

Spor medyasının ve taraftarlarının tercih ettiği adla “Amedspor”, 1972’de Diyarbakır’da “Melikahmet Turanspor” adıyla kuruldu ve uzun yıllar amatör liglerde mücadele etti. Kulübün adı, 1990’da Diyarbakır Belediyesi tarafından satın alındıktan sonra “Diyarbakır Belediyespor” olarak değiştirildi. Belediyeyi ise 1999’dan bu yana yerel seçimleri üst üste kazanan Kürt partileri yönetiyor. Dolayısıyla “Amedspor” sahipliği, taraftarı ve tabii ki adıyla da Kürt kimlikli bir futbol takımı.

“Amedspor”un Amedspor olabilmesinde en büyük paya sahip olan “çözüm süreci” ise 24 Temmuz’da yerini savaşa bıraktı. Savaş alanı şimdilik dağlardan ziyade şehirler. Cizre, Şırnak, Silopi gibi şehir ve kasabaların yanı sıra Diyarbakır’ın bir kısmı da savaş alanı olduğu için “Amedspor”, bugünlerde antrenman ve maçlarını kentin başka bir köşesinden yankılanan bomba, top ve makineli tüfek sesleri eşliğinde yapıyor. Şehrin surlarla çevrili tarihi ilçesi Sur, aylardır barikatların ardındaki PKK milisleriyle hükümet güçleri arasında, sivillerin de can verdiği kanlı ve yıkıcı bir kent savaşına sahne oluyor. İlçe halkı evlerini terke zorlanırken, silahlı direnişi bastırmak için tank ve zırhlı muharebe araçlarının Sur’da kullanılması sonucunda ilçenin bazı mahallelerinde oluşan yıkım manzarası, Suriye’deki felaket tablosunu andırır hale geldi. Amedspor taraftarları da halkın kolektif biçimde cezalandırıldığı, hükümet güçlerinin ağır insan hakları ihlallerinde bulunduğu bu şehirde yaşarken biriktirdikleri öfkeyi tribünlere taşıyabiliyorlar.

Ve işte Amedspor ise Türkiye’yi daha da kutuplaştıran bu savaş koşullarında bir Kürt futbol takımının yapmaması gereken şeyi yaptı; ülke çapında sürpriz bir sportif başarı kazandı. Amedspor, Türkiye Kupası’nda güçlü rakiplerini yenerek çeyrek finale yükseldi... Ve bunun bedeli kulüp için çok ağır oldu.

İlk olarak, 28 Ocak’ta İstanbul’da Süper Lig (birinci lig) takımı Başakşehir’e karşı sahadan 2-2 berabere kalarak ayrıldığı Türkiye Kupası grup eleme maçında yaşananları gerekçe gösteren Türkiye Futbol Federasyonu Amedspor’u ağır biçimde cezalandırdı. Federasyon’un Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Başakşehir maçı sırasında taraftarlarının ideolojik içerikli sloganlar attıkları gerekçesiyle Amedspor’a 2 Şubat’ta bir maç seyircisiz oynama ve 25 bin TL (8300 ABD Doları) para cezası verdi. Kararda “Söz konusu disiplin cezası ‘Barikat burada, dimdik ayakta... Her yer Sur, her yer direniş... Her yer Cizre, her yer direniş... Çocuklar ölmesin, maça gelsin’ sloganları nedeniyle verilmiştir” denildi. Verilen ceza nedeniyle Amedspor’un Süper Lig lideri Fenerbahçe’nin karşısına çıkacağı çeyrek final maçı 9 Şubat’ta kulübün Diyarbakır’daki kendi sahasında ve fakat seyircisiz olarak oynanacak.

Başakşehir-Amedspor maçında Türkiye’deki kutuplaşmanın futbol sahasındaki tezahürü ise uzatma dakikalarında attığı gol ile takımını yenilgiden kurtaran Başakşehir oyuncusu Semih Şentürk’ün Amedspor taraflarının bulunduğu tribünün önüne gelerek verdiği asker selamı oldu. Futbolcu bu hareketiyle, attığı golü bir “savaş eylemi” olarak gördüğünü ifade ediyordu.

Saha kapatmanın ardından Amedspor’u ilgilendiren bir kötü haber de akşam saatlerinde geldi. Kulübün tesislerine baskın düzenleyen polis binada arama yaptı ve kulübün bilgisayarlarına el koydu. Kulüp Başkanı Ali Karakaş, 40 polisin katıldığı baskının “tweetlerin kulüpteki bilgisayarlardan gönderilip gönderilmediğini tespit etme gerekçesiyle yapıldığını” söyledi.

Amedspor’a bir darbe de etkili oyuncusu Deniz Naki’nin aldığı 12 maçlık men cezası oldu. Amedspor’un 31 Ocak’ta Süper Lig takımı Bursaspor’la Bursa’da oynadığı maçta takımını 2-1 öne geçirerek çeyrek finale taşıyan golü atan Deniz Naki’ye bu ceza, maçın ardından sosyal medya kanalıyla “sportmenliğe aykırı açıklamalar ve ideolojik propaganda yaptığı” gerekçesiyle verildi. Deniz Naki özetle “Amedspor olarak boynumuzu eğmedik ve eğmeyeceğiz de (...) Bu galibiyeti topraklarımızda 50 günden fazladır süren zulümde hayatlarını kaybedenlere ve yaralılarımıza adıyoruz” dediği mesajını Kürtçe “Her biji azadi” (Çok yaşa özgürlük) diye bitirmişti.

Diğer taraftan, Bursa’daki maçı naklen yayınlayan iktidara yakın TV kanalındaki sunucunun Amedspor’un adını anmayıp rakip takımdan sürekli olarak “Onlar” diye bahsetmesi, ülkedeki kutuplaşmanın manidar bir örneği olarak not edilmeliydi.

Bütün bu olanlardan sonra Amedspor Kulübü Başkanı Ali Karakaş kupa mücadelesinde elde ettikleri başarı hakkında Cumhuriyet gazetesine konuşurken “Harika bir iş mi yaptık yoksa kötü mü ettik anlayamadım. Bir tarafta sportif başarımız var, diğer tarafta da bu başarıyı kabullenemeyenlerin bize karşı yürüttüğü bir linç kampanyası...” diyor. Karakaş, deplasmandaki karşılaşmalarda maruz kaldıkları ırkçı sloganların ülkeyle olan gönül bağı ve aidiyet duygularını zedelediğini söylüyor. Maddi sıkıntı içinde olan kulübe kesilen cezaların 230 bin TL’yi (76 bin dolar) geçtiğini ekliyor.

Dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de futbol asla sadece futbol değil. Futbol aynı zamanda siyaset... Mamafih siyaset, ülkenin futbol sahalarına ve tribünlerine yansıyan toplumsal, etnik, kültürel ve siyasal çatışmalarını çözmek yerine, hâkim otoriter eğilimleri nedeniyle bunların daha da derinleşmesine neden oluyor. Böyle bir ülkede Amedspor’un sporda kazandığını siyaseten yitirmesi kaçınılmaz oluyor.

More from Kadri Gürsel