Ana içeriğe atla

Mülteciler için bir tutam neşe: Sınır Tanımayan Palyaçolar

Sınır Tanımayan Palyaçolar isimli sivil toplum örgütü, mültecileri güldürüp eğlendirmek için iki hafta boyunca Midilli adasında gösteriler gerçekleştirdi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
clowns.jpg

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre Yunan adalarına bu yıl yaklaşık 677 bin mülteci geldi. Bu dalgadan en çok etkilenen adalardan biri Midilli oldu. Mültecilerin büyük çoğunluğu adanın sahillerine lastik botlarla ulaştı.

Mültecilerin bu zorlu yolculuklarına bir nebze neşe ve eğlence katmak için adaya giden dört kişilik bir palyaço ekibi iki hafta boyunca her gün gösteriler düzenledi. Bu girişim tabii ki en çok çocukları memnun etti. 1993’te Barselona’da kurulan Sınır Tanımayan Palyaçolar örgütüne bağlı olan ekip her gün altı gösteri gerçekleştirdi ve her birinde sayısı 30 ila 1000 arasında değişen bir seyirci topluluğunu eğlendirdi.

ABD’li Clay Mazing, Luze Gaxiola, Molly Rose Levine ve Lübnanlı sanat terapisti Sabine Choucair’den oluşan palyaço ekibi, Avrupa’ya ulaşmak uğruna tehlikeli yolculukları göze alan mültecilerin hayatına bir nebze neşe kattı. Ekip mülteci kamplarının yanı sıra otobüs duraklarında, plajlarda ve hatta evlerde gösteriler düzenledi.

Sınır Tanımayan Palyaçolar’ın yöneticisi ve projenin lojistik sorumlusu olan Molly Rose Levine Al-Monitor’a Skype üzerinden verdiği mülakatta şöyle konuştu: “Başlangıçta sanat direktörü olarak Sabine ile birlikte Lübnan’daki mülteci kamplarına gitme projemiz vardı. Ancak sonra projeyi Midilli’de yapmaya karar verdik. Çünkü orası şu an bize en çok ihtiyacın duyulduğu yer. Öyle ki Akdeniz üzerinden Avrupa’ya giden mültecilerin yüzde 80’i Midilli’den geçiyor.’’

Projenin gerçekleşmesi için 10 günlük bir bağış kampanyası düzenleyen ekip ABD’deki destekçilerinden 5 bin dolardan fazla para toplamış. Medyada gördükleri haberlerden acilen bir şey yapmalı duygusuna kapılmışlar ve böylece Midilli’nin yolunu tutmuşlar.

Chouchair bu konuda şöyle diyor: “Midilli’de yaşanan her şeyi gördük ve oraya gitmemiz gerekiyor, bize ihtiyaçları var, dedik. İyi ki de geldik! Herkes bizi gördüğü için mutlu görünüyor!’’

Her gün karşılaştığı insanların stres ve korku içinde olduğunu anlatan Chouchair şöyle devam ediyor: “Korkunç bir yolculuğa çıkarak canlarını tehlikeye atıyorlar. Avrupa’da olmaktan mutluluk duyuyorlar ama hâlâ ağır bir duygusal yük taşıdıklarını görebiliyorsunuz.”

Sınır Tanımayan Palyaçolar’ın adada karşılaştığı mültecilerin büyük çoğunluğu Suriyeli. Diğerleri ise genelde Irak, Afganistan, İran, Fas, Lübnan, Mısır ve Gazze’den gelmiş. Chouchair gülerek “Hatta Suriyeli numarası yapan iki Lübnanlı aile ile tanıştım. Fakat beni kandıramadılar!’’ diye anlatıyor.

Gösteri grubu, her şeyini kaybetmiş ailelerin yanı sıra geride bıraktıkları ailelerini geçindirmek için çare arayan bekâr gençlerle de karşılaşmış.

Midilli’de yerel makamlarca kayıt altına alınan mülteciler, imkânlar el verdiği ölçüde milliyetleri ve ailevi durumlarına göre kamplara yerleştiriliyor. Adada 3 ila 10 gün arasında kaldıktan sonra feribotla Atina’ya gidiyorlar.

Palyaçolar için bu proje yaptıkları işin önemini ortaya çıkaran oldukça duygusal bir deneyim olmuş.

Grupta palyaço ve müzisyen olarak görev alan Mazing izlenimlerini şöyle aktarıyor: “Gösterinin başında birçok çocuk korkup geriliyor. Nerede olduklarını, neler olduğunu anlamıyorlar. Ama müzik çalmaya, komik mimikler yapmaya, onlarla oynamaya başladığımızda tekrar çocuk oluyorlar. Bu, görülesi harika bir şey. Ebeveynler de çocuklarının tekrar güldüğünü görünce mutlu oluyor. Gösterinin sonunda birçoğu gelip bize teşekkür ediyor. Çocuklarını bir haftadır ilk defa gülerken gördüklerini söyleyenler oluyor.”

Bazılarına göre mülteciler en çok barınak, yiyecek ve sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor ama grupta palyaço ve müzisyen olan Graxiola şöyle diyor: “Onların yine de gülmeye, azcık rahatlamaya ve sadece eğlenerek biraz ‘normal’ vakit geçirmeye ihtiyacı var. Kamplardan biri hapishaneye benziyor, bu kadar insanla baş edecek gücü olmayan polis tarafından yönetiliyor. Palyaçolar hapishane misali bu kampı insancıl kılıyor.’’

Chouchair’in günlük paylaşımlarda bulunduğu Facebook sayfasında ekibin mültecilerle yaşadığı birçok öykü yer alıyor. Örneğin 3 Kasım tarihli paylaşımda yakınlardan geçen bir helikopterin sesini duyan ve korkudan yere yığılan bir erkek çocuğu anlatılıyor. Lübnanlı palyaço olayı dokunaklı bir mesajla anlatmış: “O an gözyaşlarımı tutamadım. Gittim ve o çocuğa sarıldım. Helikopter uzaklaştı. Gösterimize devam ettik ve o tekrar gülmeye başladı. (…) Umarım uzun süre bu sesi bir daha duymaz.’’

Adadaki durum karşısında yetersiz kalan, bıkkınlık ve stres yaşayan yerli halk ve polis için de palyaçoların varlığı neşe kaynağı oluyor.

Mazing şöyle diyor: “Sanırım herkes bizi seviyor! Örneğin bir keresinde bir polis memuruyla şakalaşmaya başladık. Bize artık bebek olmadığını söyledi. Kim bilir belki kötü bir gün geçiriyordu! Ama bugün yine oraya gittik ve yine onunla şakalaşmaya başladık. Bu defa gülmeye başladı, hatta bizimle fotoğraf çektirdi. Kamplarda hem polisten hem de oralarda haftalardır çalışan gönüllülerden çok yardım gördük. Stresi azaltmak onları memnun ediyor. Durumdan bıkkın olan yerli halk da mahalledeki kafesinde palyaço görünce daha iyi hissediyor.’’

Sınır Tanımayan Palyaçolar’ın Midilli’deki son günü olan 10 Kasım’a kadar Levine, Mazing, Gaxiola ve Choucair mültecilerin hikâyelerini dinlemeye, onlarla paylaşmaya ve gülmeye devam etti.

Sınır Tanımayan Palyaçolar 2016’da da Avrupa’ya ulaşmaya çalışan mültecilerin onlara en çok nerede ihtiyaç duyduğunu belirleyip yeni gösteriler için yollara düşecek.

Bu arada grubun başka projeleri de var. Bunların ilki depremden etkilenen insanlara yönelik 8 Kasım’da Nepal’de başlamış. İkinci ise yerel sanatçılarla altı yıllık bir ortaklık kapsamında Kolombiya’nın şiddet olayları ve yoksulluğuyla bilinen Cali bölgesinde yürütülüyor.

Mazing ise 2 Aralık’a kadar Acil Durum Sirki projesi ile mültecilerle birlikte olmaya devam edecek ve bunun için internet üzerinden bağış toplamaya devam ediyor.