Ana içeriğe atla

“İlerici” BAE aykırı sesleri nasıl susturuyor?

Gizli kapaklı yöntemlerle çalışan ve aykırı sesleri susturmakta ustalaşan BAE emniyet teşkilatı, insanların eleştiri çağrışımı yapacak herhangi bir şeyi söylemekten çekindiği bir iklim yaratıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Police officers walk during the Arabian Travel Market exhibition in Dubai May 6, 2013. REUTERS/Ahmed Jadallah (UNITED ARAB EMIRATES - Tags: CRIME LAW TRAVEL BUSINESS) - RTXZCAO

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) emniyet teşkilatının çeşitli açık ve örtülü yöntemler kullanarak oluşturduğu ortamda içerideki aykırı sesler fiilen ortadan kaldırılıyor, yabancı tenkitçiler ise hedef tahtasına konuyor. Bunun sonucunda görüntüde pırıltılı bir özgürlük imajı oluşuyor ki New York Üniversitesi, Louvre ve Guggenheim müzeleri gibi Batılı kurumlarla kurulan ortaklıklar da bu imajı pekiştiriyor. Gerçekte ise ülke modern bir polis devleti olarak işliyor.

Ortalama BAE vatandaşı emniyet teşkilatını esrarengiz de olsa iyi tanıyor. Bir vatandaşın deyimiyle “Yanlış bir şey söylersen gelip seni alırlar ve ortadan kaybolursun.”

Son derece güçlü ve şeffaflıktan uzak olan emniyet teşkilatı adalet sisteminin dışında çalışıyor, vatandaşları gözaltına alıyor ve bu kişileri herhangi bir suçlama olmaksızın ve ailelerine haber vermeden aylarca alıkoyabiliyor. Örneğin Ubeyd Yusuf El Zabi isimli kişi CNN televizyonuna konuştuktan sonra ortadan kayboldu. Bir yılı aşkın bir zaman sonra sağlık sebepleriyle serbest bırakılması için mahkeme kararı çıktı. Ancak aktivist Ahmet Mansur’un Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre emniyet Zabi’yi hâlâ ülkenin bir köşesinde tutmaya devam ediyor.

İsminin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir BAE vatandaşı da Hintli işçilerin istismarına karşı sesini yükselten bir avukatın başına gelenleri şöyle aktarıyor: “Aniden ortadan kayboldu ve ailesi iki ay boyunca kendisinden haber alamadı. Birkaç ay sonra ortaya çıktığında tabii ki ağız değiştirmişti.”

Aynı kişi emniyet güçlerinin BAE’de huzur ve istikrarın sağlanmasında etkili olduğunu, bu nedenle her şeye rağmen saygı gördüklerini belirtiyor ve ekliyor: “İnsanlar aşılmaması gereken çizgiler olduğunu biliyor.”

Ancak bu kişinin emniyet güçlerinin üç kız kardeşin kaçırılmasıyla ilgili son ihlalini duymamış olması da birçok şeyi anlatıyor. Kendisi de durumu kabul ediyor: “Tabii işin içinde bilgi eksikliği de var.”

Emniyet güçlerinin uygulamalarına dair haberler BAE medyasında nadiren yer alıyor. Böyle olunca ilgili haberler ancak isimsiz Twitter hesaplarından veya WhatsApp gibi akıllı telefon uygulamalarıyla iletilebiliyor. Bu tip kaynakları takip etmeyen insanlar da emniyet güçlerinin yaptıklarından büyük ölçüde habersiz oluyor.

Üç kız kardeşle ilgili olay geçtiğimiz ay sonuca bağlandı. Üç kadın, birkaç ay önce ifade vermek üzere karakola çağrıldıktan sonra ortadan kayboldu. Kız kardeşler halkı kışkırtma suçlamasıyla haksız bir mahkûmiyet alan erkek kardeşleri hakkında Twitter’da mesajlar paylaşmış. Basında yer alan haberlere göre mesajlardan biri “Kardeşimi özledim.” şeklindeymiş. Mansur’un aktardığına göre kız kardeşlerden biri sosyal medyadaki paylaşımlarında mahkeme dosyasını incelediğini ve kardeşinin suçsuz olduğunu yazmış. Bu kadarcık bir eleştiri bile kız kardeşlerin emniyet tarafından alıkonmasına yeterli olmuş.

Yetkililerin üç aylık sessizliğinin ardından genç kadınlar serbest bırakıldı. Haklarında herhangi bir suçlama getirilmediği gibi mahkeme önüne de çıkarılmadılar.

Keyfi gözaltılar bir dizi uluslararası sözleşmenin ihlali anlamına geliyor. Bunların arasında Arap Birliği İnsan Hakları Şartı’nın 14. Maddesi de var. BAE basını bu son olaydan hiç bahsetmezken az sayıdaki BAE vatandaşı kız kardeşlerin kaybolmasını sosyal medyada gündeme getirdi. Uluslararası Af Örgütü de olaya dikkat çekmek için kampanya yürüttü.

BAE emniyet güçleri aykırı görüş dile getirenleri gözaltına aldıktan sonra birkaç ay boyunca tutuyor ve sonra da “devlete hakaret” veya “yalan haber yaymak” suçlamasıyla mahkemeye sevk ediyor. Emniyet teşkilatının eleştirel sesleri susturmada nasıl ustalaştığını son dönemde yaşanan başka bazı olaylar da gösteriyor.

Orta Doğu’yu yakından izleyen Guardian gazetesi eski editörü ve blog yazarı Brian Whitaker BAE konusunda kapsamlı çalışmaları olan bir isim. Whitaker bu yılın başlarında yazdığı bir dizi haberde BAE’nin şakşakçılığını yapan, ne olduğu pek belli olmayan Küresel Hak ve Kalkınma Ağı (GNRD) isimli insan hakları örgütünü konu aldı. GNRD’yi didik didik araştıran Whitaker, örgütün “yüksek komiserliğini” yürüten kişinin Belçika’da görevi suiistimal suçundan sabıkalı olduğunu, kurucusunun ise geçmişte sahte bir üniversite işlettiğini ortaya çıkardı. Whitaker, mali kaynakları karanlık olan örgütün BAE’ye ve ülkenin insan hakları karnesine övgüler dizdiğine dikkat çekti. Oysa Uluslararası Af Örgütü gibi başka insan hakları kuruluşları BAE’ye karşı bu kadar müşfik değildi.

Whiteaker, bu eleştirel yazılarından sonra sosyal medya hesaplarının defalarca internet korsanları tarafından ele geçirilmeye çalışıldığını, yüzlerce sahte profil ve Twitter hesabından kendisi hakkında yalan iddiaların dillendirildiğini belirtti. YouTube’a konan isimsiz bir videoda ise bir erkeğe cinsel ilişki için para teklif ettiği iddia edilmiş. Al-Monitor’a konuşan Whitaker, saldırıların yaklaşık altı hafta sonra bittiğini ve bir daha yaşanmadığını anlatıyor. Whiteaker bu arada BAE hakkında eleştirel yazılar yazmaya devam etmiş. Saldırıların belki de onun bu kararlı duruşu yüzünden sona erdiğini düşünüyor. Whitaker kimseyi doğrudan suçlamasa da bu örgütlü itibarsızlaştırma kampanyasının BAE emniyet teşkilatının işi olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

New York Times gazetesi de esrarengiz bazı güvenlik birimlerinin iş başında olduğunu belgeledi. Gazete geçtiğimiz günlerde New York Üniversitesi’nin Abu Dabi kampüsündeki korkunç çalışma koşullarını gözler önüne seren eleştirel bir araştırma yayımladı. New York Times’ın BAE’deki basımcısı, gazetenin bu sayısını “yerel okuyucu için aşırı hassas” olduğu gerekçesiyle basmayı reddetti.

Haberi yazan New York Times muhabiri ve yardımcısı işçilerin çalışma koşullarını araştırırken özel bir dedektif tarafından soruşturulduklarını öğrendi. Kim tarafından tutulduğunu açıklamayan kadın dedektif, Abu Dabi kampüsündeki çalışma koşullarını inceleyen New York Üniversitesi öğretim üyesi Andrew Ross hakkında da olumsuz bilgiler bulmaya çalışıyordu. Muhabirin yardımcısı BAE’den sınır dışı edilirken yürüttüğü çalışma için işçilerle mülakat yapmak isteyen Ross da bir daha ülkeye giremedi. Ross’a havaalanında yapılan açıklama “güvenlik gerekçeleri” şeklindeydi.

Devlet Yüksek Mahkemesi ise geçtiğimiz günlerde eleştirel sesleri susturmaya yönelik çok daha açık bir girişimde bulundu. Beş Katar vatandaşı Twitter’da yalan haber ve bilgi yayarak “devlete hakaret ettikleri” gerekçesiyle mahkûm edildi. BAE’de gözaltında tutulan Katarlıların ikisi BAE-Katar ilişkilerine gölge düşmesin diye bir hafta sonra devlet başkanlığı kararnamesiyle serbest bırakıldı. Oysa yanlış haber ve hakareti suç sayan yasalar uluslararası alanda ifade özgürlüğünü kısıtlayan haksız uygulamalar olarak görülüyor ve kınanıyor.

Eleştiriyi önlemenin bir diğer yöntemi de sevimsiz sorular soran kişilerin ülkeye sokulmaması. New York Times muhabir yardımcısıyla New York Üniversitesi öğretim görevlisinin başına gelenlerin yanı sıra Uluslararası Af Örgütü’nde çalışan bir araştırmacıya ve Bahreyn’i eleştiren bir akademisyene BAE’ye giriş izni verilmedi. 2012 yılında da Gallup araştırma şirketinin Abu Dabi şubesi ve iki sivil toplum örgütü ülkeden atılmıştı.

Peki, tüm bu kaynağı belirsiz siber saldırılar, esrarengiz soruşturmalar, gizli gözaltılar ve yasaklar nasıl bir sonuç doğuruyor? İnsanların yönetime eleştiri çağrışımı yapacak herhangi bir şeyi söylemekten korktuğu bir ortam oluşuyor. BAE’de yaşıyorsanız Batılı hayat tarzında abartılı konforların keyfini sürebilirsiniz ancak Batı’ya veya dünyanın başka bölgelerine özgü ifade özgürlüğüne sahip olamazsınız. Ülke istikrarını her şeyin üzerinde tutan emniyet teşkilatı BAE sınırları içinde her türlü aykırı sesi kontrol altında tutuyor. Görüldüğü kadarıyla da kimseye hesap vermiyor. Bunun tek istisnası ülke yönetimini seçime girmeden elinde tutan BAE şeyhi olabilir.

More from Matt J. Duffy

Recommended Articles