Ana içeriğe atla

Orta Doğu silahlanma yarısına mı giriyor?

Orta Doğu ülkelerinin savunma bütçelerindeki artış kaygı verici şekilde “bir bölgesel silahlanma yarışına mı gidiyoruz?” sorusunun sorulmasına neden oluyor.
Iraqi Army soldiers ride in tanks with Russian rocket launchers (TOS-1) as part of a parade marking the founding anniversary of the army's artillery section in Baghdad October 1, 2014. REUTERS/Mahmoud Raouf Mahmoud (IRAQ - Tags - Tags: MILITARY ANNIVERSARY) - RTR48K1C

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü SIPRI’nin 15 Aralık 2014’de yayımlanan ve 2013 yılı cirolarına göre dünya genelinde ilk 100’e giren silah şirketlerinin bir analizini sunan “Top 100 Silah Üretimi ve Askeri Hizmet Şirketleri-2013” başlıklı raporu bir yandan küresel anlamda silah ve askeri hizmet satışı konusunda önemli bilgiler içerirken diğer yandan da Orta Doğu için ilginç tespitlere imkan veriyor.

Raporda küresel anlamda ilk bakışta öne çıkan tespitler şunlar;

Rapora göre dünyada askeri-savunma alanında ilk 100 şirketin 2013 yılı cirosu 402 milyar dolar ve bu büyük silah şirketlerinin öncelikli müşterileri kendi ülkelerinin orduları. Gelen verilerin şeffaf olmaması nedeniyle Çinli şirketlerin değerlendirmeye alınmadığı raporda göze çarpan ilk husus bu yıl da 2011 yılından başlayan küresel silah satışındaki düşüşün devam etmesi. Bunda özellikle ABD’nin savunma bütçesindeki kısıntıların rolü büyük.

İlginç şekilde 2012 ve 2011 yıllarına nazaran bu yıl ABD’li ve Avrupalı şirketlerin küresel silah satışlarında aldığı payda geçen yıla nazaran toplam yüzde 5 düzeyinde düşüş olmuş. Ancak bu düşüşe rağmen ilk 100’e giren 38 Amerikalı ve 21 Batı Avrupalı şirket 2013 yılında toplam küresel silah ve askeri hizmet satışlarının yüzde 84.2’ni gerçekleştirmiş. Yani ABD ve Avrupa küresel silah ve askeri hizmet satışlarında hala açık ara önde. İngiliz Savunma Bakanlığının bir projeksiyonuna göre BRIC ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) savunma bütçelerinin büyümesine paralel olarak bu liderlik 2045 yılına kadar da devam edecek. 

Bu yıl ilk 100 şirket listesine 10 Rus şirketinin girmesi ve geçen yıla nazaran yüzde 20 gibi rekor bir yükselişle bu 10 şirketin toplamda 31 milyar dolarlık satış yapması dikkat çekici. Yine bu yıl geçen yıla nazaran satışlarını yüzde 118 oranında arttırarak en fazla satış yapan şirket unvanı da listeye 46. sıradan giren Rus Taktik Füze Şirketi Tactical Missiles Corporation’a ait. Uzmanlara göre bu artışın en önemli nedeni Rusya’nın son yıllarda silahlanmaya daha çok önem vermesi. Ancak 2014 yılında ABD ve Avrupa’nın ekonomik yaptırımları, ham petrol fiyatının düşmesi ve Ukrayna Krizi düşünüldüğünde Rusya’nın savunma bütçesini daraltmak zorunda kalabileceğini, bunun da Rus silah şirketlerinin satışlarında bir azalmaya neden olabileceğini de not etmek gerek. 

Ayrıca, uzun yıllardır SIPRI raporlarında dünyanın önde gelen silah şirketleri Kuzey Amerikan, Avrupa ve Rus şirketleri kategorilerinde incelenirken ilginç şekilde ilk kez bu yıl “yeni gelişen üreticiler” adında bir kategori açılması dikkat çekiyor. Rapor, dünya silah piyasasında artık Hindistan, Brezilya, Singapur Güney Kore ve Türkiye gibi ülkelerin de rol oynadığını ilk kez vurgulamış oluyor. SIPRI raporunu hazırlayan heyetin başkanı Aude Fleurant bu ülkelerin milli politikaları doğrultusunda silahlanmada yerli payını arttırmasının bu ülkelerdeki şirketlerin ilk 100’e girmesinde rol oynadığını not ediyor. Özellikle son yıllarda Brezilya, Türkiye ve Güney Kore gibi ülkelerin yerli silah üretim kapasitesini artırmaya öncelik verdiğini kaydeden Fleurant’a göre bu durumun başlıca nedeni siyasi. 

Yine SIPRI direktörü Fleurant’a göre küresel silah satışlarında aslan payını alanlar “savaş uçağı, füze sistemleri, zırhlı araç ve savaş gemisi imal eden şirketler ve bunlara parça üreten yan sanayi kuruluşları.” Eğitim lojistik destek, bakım, ve teknik hizmet sunan şirketler beklenebileceği gibi Top 100 listesinin genelde alt sıralarında yer alıyor.

Listeye İsrail’den 3 şirket ve Türkiye’den bir şirket girmiş durumda. Listeye 35. sıradan giren İsrailli Elbit Systems, 38. Sıradan giren Israel Aerospace Industries ve 51. Sıradan giren Rafael adlı şirketlerin toplam cirosu 7.5 milyar doları bulurken listeye 65.sıradan giren ve listedeki tek Türk şirketi olan Aselsan’ın 2013 cirosu 1.1 milyar dolar. Listede Orta Doğu’dan başka bir şirket bulunmuyor.

Peki yukarıdaki tüm bu rakamlar Orta Doğu için ne ifade ediyor? Bu sorunun cevabı aslında SIPRI’nın bir başka raporunda saklı. SIPRI’nın yayınladığı “2013 Yılı Askeri Harcama Eğilimleri Raporu” adlı rapora göre; Türkiye de dahil edildiğinde Orta Doğu ülkelerinin 2013 yılı savunma harcaması yaklaşık 170 milyar dolar. IHS Jane’s Aerospace, Defence and Security uzmanlarına göre 2020 yılına kadar Orta Doğu’daki savunma pazarının hacmi yaklaşık 920 milyar dolar.

Yine 2013 yılı savunma harcamalarına göre dünyanın ilk 15 listesine Suudi Arabistan 67 milyar dolar ile 4. sıradan girerken, Türkiye 19.1 milyar dolar harcama ile 14. sıradan ve Birleşik Arap Emirlikleri 19 milyar dolar ile 15. sıradan giriyor. Yine, aynı rapora göre; 2004-2013 arasında Suudi Arabistan, Umman ve Bahreyn savunma harcamalarını iki katına çıkartırken bölgede savunma harcamalarını bu dönemde 3 katına çıkartan tek ülke Irak. 2013 yılında savunma harcamaları şeffaf olmadığı için İran, Katar, Suriye, Yemen’in rapora dahil edilemediğini de belirtmek gerekiyor.

Askeri uzmanlara göre Orta Doğu’daki silahlanma yarışı artarak devam etme eğiliminde. Her ne kadar düşen petrol fiyatları Orta Doğu ülkelerinin savunma harcamalarını olumsuz etkileyebilecekse de başta Körfez ülkeleri (GCC countries) olmak üzere pek çok Orta Doğu ülkesinin bütçe fazlalıklarını savunma harcamalarına kaydırarak düşen petrol fiyatlarının etkisini dengeleyebileceklerine dikkat çekiyor. 

Bölgede artan IŞID tehdidi, giderek belirginleşmeye başlayan Şii-Sunni rekabeti, iç siyasi karışıklıklar ve terörizm gibi nedenler de savunma bütçelerinin artmasına neden olan diğer faktörler arasında. Petrol fiyatlarındaki düşüşten savunma bütçeleri olumsuz olarak en çok etkilenecek ülkeler ise İran ve Irak olacak gibi görünüyor.

Peki Orta Doğu ülkeleri en çok ne tür silah sistemlerine ilgi duyuyor? Listenin en başında bölge artan uzun menzilli balistik füze tehdidi nedeniyle balistik füze-savar sistemler ile yeni nesil savaş uçakları geliyor. Ayrıca, askeri elektronik, siber savunma sistemleri, özel kuvvet birliklerine yönelik helikopterler, silah sistemleri ve teçhizatı ile genelde taktik tekerlekli hafif zırhlı araçlar listenin ilk sıralarında yer alıyor. Yine özellikle beton korunaklı nükleer tesislere karşı etkileri büyük olan GBU-35 (bunker buster) mühimmatı ile havadan havaya ve havadan yere hassas güdümlü füzeler de listenin ilk sıralarında bulunuyor. 

Orta Doğu’da silah satışları konusundaki ilgiye paralel olarak bölgenin önemli şehirlerinde düzenlenen ve milyon dolarlık kontratların imzalandığı Savunma Fuarları da hemen hemen yılın her ayı düzenlenir hale geliyor. Örneğin, Abu Dabi’de Şubat 2015’de düzenlenmesi beklenen IDEX-2015 fuarı ile bölgede 2015 savunma fuarı sezonu açılıyor ve 2015’de bölge için yoğun bir program bekleniyor.

Bölge ülkelerinin savunma bütçeleri için harcanan milyarlarca dolarlık fonlar acaba Orta Doğu’ya barış, huzur ve istikrarı getirir mi? Bu provokatif soruya hemen cevap vermek epey güç. Ancak umarız bölgede artma eğiliminde olan silahlanma çabası bölge ülkeleri arasında bir güvenlik ikilemine (security dilemma) neden olarak bu çabaları bölgesel bir silahlanma yarışına çevirmez. Bölgenin istikrarsız yapısı, şu günlerde eksikliğini iyice hissettiren demokrasi açığı, temel insan hakları sorunları, şeffaflık ve hesap verilebilirlik prensiplerinin tam uygulanamayışı, ve belki de en önemlisi: sorunları müzakere ederek çözüm konusundaki kapasite eksiklikleri göz önüne alındığında bölgedeki siyasi ve askeri karar alıcıların bu olası silahlanma yarışını yönetmekte epey zorlanacaklarını şimdiden söylemek pek de abartılı olmaz.

More from Metin Gurcan