Ana içeriğe atla

Gazze’den yasa dışı göçü durdurmak için fetvalar verildi

Gazze’den göç etmeye çalışırken Akdeniz’de ölen Filistinlilerin aileleri, yakınlarının akıbetinin aydınlatılmasını istiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
The mother of Palestinian Shukri al-Assouli holds a picture of him with his wife and daughter at her house in Khan Younis in the southern Gaza Strip September 18, 2014. Assouli, 33, set off from Alexandria on September 6 with his wife and two children on a ship with 400 migrants on board that was destined for Italy, but the vessel sank and he was rescued by a Japanese commercial ship and taken to Greece. His family is missing.  A devastating war with Israel has swollen the number of Palestinians in the Gaza

HAN YUNUS, Gazze Şeridi – Mülteci taşıyan teknelerin eylül ayında Akdeniz’de peş peşe batmasının ardından Gazze’den göç etmeye çalışan onlarca Filistinli kayıp durumda.

İlk tekne, kimliği belirsiz failler tarafından 10 Eylül’de kasıtlı olarak batırıldı. İkinci tekne, 12 Eylül’de İskenderiye açıklarında, üçüncüsü ise 14 Eylül’de Libya açıklarında battı. 

Ebu Enver El Masri, 10 Eylül’deki faciada ailesinden dokuz kişiyi kaybetti. Bunların içinde 10 ve 17 yaşlarındaki oğulları Fadıl ve Velid, kız kardeşi ve yeğenleri vardı. Ebu Enver o günden beri hiç olmazsa oğullarından birinin ölü bedenini bulma umuduyla her akşam deniz kıyısında bekliyor. Bedenleri bulursa sevdikleriyle usulünce vedalaşabilecek, cenaze merasimlerini yerine getirebilecek ve başsağlığı dileyenleri kabul edebilecek.

Ebu Enver şimdilik faciadan kurtulanların oğullarına dair anlattıklarıyla ve söylentilerle kendini teselli ediyor. Kaçakçılar oğullarının batan teknede olmadığını söylemiş ve Ebu Enver de bazen onların hâlâ hayatta olduğunu düşünüyor.

Eşi Um Enver ise ağlamaktan kızarmış gözlerle, küçük evlerinde önlerinde tabaklar bulunan, masada oturan çocuklarına yemek hazırlarken şöyle diyor: “Tüm istediğimiz iki oğlumuzun akıbetini bilmek. Açlıktan ve soğuktan mı öldüler? Boğuldular mı? Yoksa iddia edildiği gibi onları köpek balıkları mı yedi?’’

Aynı faciada yakınları kaybolan onlarca aile, 21 ve 25 Eylül’de Gazze’deki Kızılhaç merkezi önünde gösteriler düzenleyerek kayıpların akıbetinin aydınlatılması için uluslararası kuruluşların ve yerel makamların müdahil olmasını istedi.

Olaydan yaklaşık bir hafta sonra Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, olayın ve göçmenlerin akıbetinin takibi için İtalya ve Malta’ya resmi bir heyetin gönderilmesi talimatını vermişti.

Tekne faciasında erkek kardeşini kaybeden göstericilerden Muhammed El Masri ise “Bu konuda tek başımıza bırakıldığımızı hissediyoruz. Kimse bize destek olmuyor.’’ şeklinde konuşuyor.

Avrupa-Orta Doğu İnsan Hakları İzleme Örgütü Başkanı Rami Abdo, konuya ilişkin Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Göçmen taşıyan tekne 10 Eylül’de İtalya açıklarında batınca yaklaşık 130 Gazzeli kayboldu. Tekne, çeşitli ülkelerden 450 göçmeni Avrupa’ya taşıyordu. İtalya ve Malta yetkilileri, konudan önceden haberdar olmasına rağmen kazazedeleri kurtarmadı.’’

Abdo, kaçakçıların bulunması ve hesap vermesi için uluslararası soruşturma yürütülmesi gerektiğini düşünüyor.

Gazze’deki El Mezan İnsan Hakları Merkezi’nin başkanı İsam Yunus da Al-Monitor’a yaptığı açıklamada insan hakları örgütlerinin Gazze’den göç konusunu görüşmek üzere 21 Eylül’de Hamas Siyasi Büro Şefi Yardımcısı Musa Ebu Marzuk ile toplantı yaptığını belirtti ve şunu ekledi: “Göç henüz yaygın bir olay hâline gelmiş değil. Ancak insan hakları örgütleri, bu yeni denizden göç yöntemini büyük bir kaygıyla izliyor. Bu tehlikeyi durdurmak için resmi, yerel ve uluslararası düzeyde dayanışma gerekiyor.’’

Yunus şöyle devam etti: “Gazzelilerin geleceğe dair umutsuzlukları onları göç etmeye sevk ediyor, özellikle de yaşam ve ölüm arasında adeta fark bırakmayan son savaşın ardından oluşan zorlu ekonomik koşullar düşünüldüğünde.’’

Dini düzlemde ise Filistin’deki Yüksek Fetva Konseyi, bilinmeze gitmenin “menfur bir suç’’ olduğunu belirterek Filistinlilerin göç etmesine karşı fetva verdi. Konsey şu ifadeleri kullandı: “Gazzelilerin deniz yoluyla kaçak yollardan başka ülkelere girme ve zorlu yaşam koşullarından kaçma girişimi, yıkıcı sonuçlara delalet ediyor.’’

Fetva konusu kendisine sorulduğunda Ebu Enver oğullarına dair şöyle diyor: “Onlarınki temelli bir göç değildi. Ekonomik şartlarını düzeltmek amacıyla sadece birkaç yıl dışarıda çalışıp ana yurda dönmek üzere gitmişlerdi. Kimse oğulları göç etsin istemez. Fakat onların temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayınca başka seçeneğim kalmadı. Tek isteğim onlar için daha iyi bir gelecekti.’’

32 yaşındaki Maha ise hâlâ göç etmeye çalışıyor. Deniz yoluyla göçe karşı olsa da şunları söylüyor: “Fetva, uymak zorunda olduğumuz yasal bir belge ve insanları tutuyor. Ama biz iş imkânı bulabilmek için geçici süreliğine göç ediyoruz. Göçü destekliyorum, çünkü resmi kurumlar her gün karşılaştığımız krizlerle baş etmek için bize seçenek sunmuyor.’’

Evkaf ve Diyanet Eski Bakanı ve Gazze İslam Üniversitesi’nde çağdaş düşünceler profesörü olan Salih El Rakab’ın verdiği bir diğer fetva tartışma yarattı. Rakab, “kâfir ülkelere’’ göçün sadece üç koşulda geçerli olduğunu belirtti: “İnsanlar Müslüman ülkelerde hayatta kalamıyorsa, bu ülkelerde ibadetlerini yerine getiremiyor ve adaletsizlikten kaçmak istiyorsa veya Müslüman ülkelerde sağlanamayan faydalı bir eğitim almak istiyorsa.’’

Kayıpların arasında Ahmed Asfur gibi savaşta yaralanan ve tedaviye giden göçmenler vardı. Sacid Hammad ise Refah Sınır Kapısı’nın açılmasından umudunu kesmiş ve yüksek lisansını tamamlamak üzere tekneye binmişti. Masri ailesi gibi bazı kişiler ise iş ve güvenli ortam arayışındaydı.

Al-Monitor’da 4 Eylül’de yayımlanan makale, sert hayat koşullarından kaçmaya çalışan Filistinlileri anlatarak Gazze’den göç konusuna dikkat çekmişti. Habere göre Gazze’den bir yetkili kaçakçılık şebekelerinin, hatta kaçakçılık tünellerinin varlığını inkâr ediyordu.

Ancak bu tutum Akdeniz’deki facianın ardından değişti. İçişleri Bakanlığı, Gazze’den gitmeye çalışan genç insanlara para karşılığında yardım eden bir kaçakçı grubunun tutuklandığını bildirdi. Enformasyon Bakanlığı Müsteşarı İhab El Hüseyin de 20 Eylül’de düzenlediği basın toplantısında “Az sayıda vatandaşın yakın zamanda kazılan tünelleri kullanarak Gazze’den yasa dışı yoldan çıktığını’’ belirtti.

Denizdeki facialara rağmen insanlar hâlâ teknelerle göç etmeye çalışıyor.

Kimliğinin gizli kalması koşuluyla Al-Monitor’a konuşan bir kişi, 10 Eylül’deki tekne faciasından sonra başka Gazzelilerle birlikte Mısır’ın İskenderiye limanından göç etmeye çalıştığını anlattı. Ancak Mısır makamları planlarını ortaya çıkarmış, onlar da Mısır’dan kaçarak tüneller yoluyla Gazze’ye dönmüş. Denemenin başarısızlıkla sonuçlanması onu hâlâ üzüyor: “Gazze’de yaşamaktansa denizde ölmeyi tercih ederim.’’

More from Hana Salah