Ana içeriğe atla

İsrail medyası Gazze’deki yıkıma ve eleştirilere yeni uyanıyor

İsrail basını, savaşın sonu yaklaşırken Gazze’deki yıkımı sadece rakamlarla değil, görsel olarak da yansıtarak Filistinlilerin yaşadığı acıyı ve Avrupa’nın eleştirilerini İsrail halkına duyurdu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Palestinian boy rides in a car driving past residential buildings in Beit Lahiya town, which witnesses said was heavily hit by Israeli shelling and air strikes during the Israeli offensive, in the northern Gaza Strip August 7, 2014. Mediators worked against the clock on Thursday to extend a Gaza truce between Israel and the Palestinians as the three-day ceasefire went into its final 24 hours. Israel has said it is ready to agree to an extension as Egyptian mediators pursued talks with Israelis and Palesti

Bu savaş, başıyla sonunun pek örtüşmediği, biraz tuhaf bir savaş oldu. İsrail halkı, Gazze Şeridi’ndeki kanlı mücadeleyi tek taraftan görmeye mecbur bırakıldı. Bu, tabii ki İsrail’in tarafıydı.

Tüm televizyonlar aynı sahneleri gösterdi, aynı saha komutanlarını konuşturdu, aynı isimsiz askerlerin ayrıntılarıyla anlattığı savaş hikâyelerini yayımladı ve izleyicilere aynı cepheleri gösterdi. Sanki tek bir işaretle tüm televizyonlar önceden yazılmış eski bir senaryoyu takip etti. Üstelik sanki aynı senaryo gereğince İsraillere Gazze’deki savaşın eksiksiz bir uluslararası destekle yürütüldüğü söylendi. Kara harekâtından önce konuşan yorumculara göre ABD de bizimleydi, Avrupa da Mısır’ın başını çektiği birçok Arap ülkesi de… Adeta tüm dünya, Gazze’de radikal İslam’a karşı verilen bu savaşta bizim yanımızdaydı.

İsrail basını, üç hafta boyunca Gazze’de yaşananları Kızıl Ordu Korosu gibi tek sesle anlattı. Medyaya konuşan askeri yorumcular, İsrail’in müthiş zaferini ve Hamas’ın bir o kadar müthiş mağlubiyetini adeta aynı kelimeler ve görsellerle anlattı. Neredeyse tüm üst düzey emekli subaylar, bilgece sözleri ve mazide kalan askeri tecrübeleri ile şu veya bu kanalın stüdyosundan bu orkestraya katkıda bulundu.

Sonra her şey değişti. Savaşın sonlarında sürpriz bir dönüş yaşandı. Önce, her an ateşkes yapılabileceği söylendi. Gazze’deki yıkımın büyüklüğü, İsrail halkına hiç görmediği bir yoğunlukta bir anda gösterildi. Savaş sırasında tek ses hâlinde yayım yapan üç ana televizyon kanalı, savaşın diğer yüzünü gözler önüne sermeye başladı. O ana dek sadece rakamla verilen Filistinli kayıplar, bir anda ete kemiğe büründü. Ekranlar, Filistinlilerin acısı ile kaplandı. Yaralı ve ölülerle dolup taşan, aşırı yoğunluktan felç olan hastaneler gösterildi. Eski bir çağın yıkımını andıran mahallelerin görüntüsü verildi. Tek bir nedenden dolayı -- Gazze’de doğup büyüdükleri için – hayatını kaybeden çocukların cesetleri defalarca ekrana yansıdı.

Filistinli kurbanlara yönelen ilginin yanı sıra daha önce duyulmayan başka aykırı sesler de duyulmaya başlandı. Haber bültenleri, yabancı devlet başkanlarının artan eleştirilerine, bilhassa Fransa Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’nın Gazze’deki olayları “katliam” olarak nitelemesine yer verildi. Başta vatan sathını korumaya yönelik bir savunma harekâtı olarak görünen olay, şimdi yabancı liderler tarafından kınanıyordu.

Mossad’ın üst düzey emekli mensuplarından Avner Azulay, değişen havayı Al-Monitor’a şöyle yorumladı: “Doğruyu söylemek gerekirse şaşırdım. Gördüklerimden emin olmak için bir kanaldan diğerine geçtim. Aniden İsrail’in uluslararası alanda aldığı eleştirileri gördüm. Birdenbire Bibi (Benjamin Netanyahu), Başkan Obama ve Dışişleri Bakanı John Kerry ile çatışma yaşıyordu, İspanya’nın İsrail’e yaptırım uygulama ihtimali vardı, İngiltere de silah ihracatını askıya alabilirdi. Savaşın sonucu kesinlikle başlangıcından farklı oldu.”

İşler bir anda tepetaklak olmuştu. Orta Doğu’da tüm kötülüklerin anası olarak görülen Hamas hareketine karşı daha dengeli yayımlar başladı. Hamas’ın İsrail’i yok etmek istediği bilgisiyle beslenen İsrail halkı, nefret edilen Hamas ve İslami Cihat’ın İsrail ile Filistinliler arasındaki Kahire ateşkes görüşmelerinde önemli rol oynayacağını öğrenmek durumunda kaldı.

Al-Monitor’a konuşan tarih profesörü Eri Barnavi, konuyu şöyle değerlendirdi: “Haberlerdeki, bilhassa da üsluptaki değişimi doğal bir olgu olarak görüyorum. Sonuçta, insanlar her savaşın ardından soru sormaya başlar. Nerede yanlış yaptık? Hamas’ın kendini güçlendirdiğini biliyor muyduk? Tünellerden haberdar mıydık? Bir aylık çatışmalar sırasında İsrail’de de savaşa dair daha eleştirel bir yaklaşım oluştu. Sanırım, insanlar Dökme Kurşun Harekâtı’nın ardından gelen Goldstone Raporu gibi savaş suçu işlendiğine dair yeni bir tespitten korkuyorlar.”

Barnavi’ye göre medya üslubundaki değişiklik, halkı Filistinlilerle yapılacak olası bir siyasi düzenlemeye hazırlama amacı da taşıyor: “Uykudaki çocukların savaşta öldürülmesi pek tabii ki hoş görülemez. Ancak aynı zamanda Başkan Mahmud Abbas’ın sorunun değil, çözümün parçası olduğunu açıkladık. Bu açıdan, bütün dehşetine rağmen savaşın ardından iyimserim.”

Gazze’deki yıkım ve kayıpların boyutuna ilişkin son günlerde dile getirilen eleştiriler, Cenevre İnisiyatifi İcra Direktörü Gadi Baltianski’yi şaşırtmamış. Dışişleri Bakanlığı’nın üst kademelerinde görev almış eski bir diplomat olan Baltianski’ye göre meslektaşları dünyadan gelen eleştirileri azaltmak için çaba sarf etti, Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman’ın talimatıyla bu konuda harekete geçti.

Baltianski Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Savaşın ilk dört haftasında İsrail sadece aynada kendine baktı. Başka bir yöne bakmadı, çünkü başka hiçbir şey umurunda değildi. Bugün gerçekler farklı görünüyor, savaşın başında göründüğünden çok daha zor bir tablo var. Eminim ki Dışişleri Bakanlığı savaşa ilişkin sert mesajlar aldı. Ama bunları kamuoyuna taşımaktan imtina etti. İlk başlarda Avrupa kamuoyu ile Avrupalı diplomatlar arasında görüş farkı vardı ama sonra bu fark kapandı. Diplomatlar durumu idrak edince İsrail’in savaştaki tutumuna sert eleştiriler yöneltti. Medya bu tepkileri vermek durumunda kaldı ve bu da kamuoyunun savaşa ilişkin bakışında büyük değişime yol açtı.”

Savaşın sonuçlarından dolayı kamuoyunda duyulan mahcubiyete yol açan sebepler, İsrail’in en yakın dostlarından gelen eleştiriler ve Gazze’deki devasa yıkımın gözler önüne serilmesi oldu.

İsrail’in Channel 2 televizyonu, 5 Ağustos’taki haber bülteninde “İsrail bu savaşı kazandı mı?” başlıklı bir anketin sonuçlarını yayımladı. Sonuçlara göre katılımcıların yüzde 42’si olumlu, yüzde 44’ü ise olumsuz görüş bildirdi. Bu anket, halkın ne denli büyük bir ikilem yaşadığını kanıtlıyor. Futbol terimleriyle konuşursak berabere kaldığımız söylenebilir. İsrail halkı savaşın elzem olduğuna dair fikrini değiştirmedi. Pek çok kişiye göre bu gerekli, kaçınılmaz bir çatışmaydı.

Halk, şimdi İsrail’in daha önce topyekûn savaş ilan ettiği Hamas ve İslami Cihat’la uzlaşma görüşmeleri yapacağını öğreniyor. Daha dün yeminli düşman olanlar, bugün aracıların yürüteceği müzakerelerde muhatap olarak ortaya çıkıyor. İşlerin bu kadar kısa sürede bu denli altüst olması kimin kafasını karıştırmaz ki?

More from Daniel Ben Simon

Recommended Articles