Ana içeriğe atla

İslam Devleti Irak’ta Arap-Kürt ayrışmasını körüklüyor

Ninova vilayetinde Arapların İslam Devleti’nin safında savaştığı haberleri, Irak Kürtleri arasında Arap karşıtlığını artırıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Peshmerga fighters walk on Mosul Dam in northern Iraq August 21, 2014. Iraqi and Kurdish forces recaptured Iraq's biggest dam from Islamist militants with the help of U.S. air strikes to secure a vital strategic objective in fighting that threatens to break up the country, Kurdish and U.S. officials said on Monday.  REUTERS/Youssef Boudlal (IRAQ - Tags: CIVIL UNREST POLITICS MILITARY) - RTR438VW

ABD’nin Bağdat ve Erbil’le eş güdüm hâlinde düzenlediği hedefli saldırılar, İslam Devleti’nin (İD) en azından şimdilik Musul bölgesinde geri püskürtülmesine yardımcı oldu. ABD’nin askeri desteği, radikal örgütün para kaynaklarını kurutma ve Şiileri, Sünnileri ve Kürtleri uzlaştıracak bir siyasi düzen kurma girişimleriyle eş anlı gerçekleşiyor. Bu girişimleri zorlaştıran şey ise bizzat Irak’taki İD tehdidinin doğasıdır. Zira bu tehdit, Sünni Arapların sadece eski Başbakan Nuri El Maliki’nin mezhepçi siyasetine değil, 2003 sonrası düzenin tamamına duydukları tepkiden besleniyor. Buna Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) ihtilaflı bölgelerdeki toprak ve kaynak iddiaları da dâhil. Dolayısıyla İD tehdidi karşısında Irak’ı istikrara kavuşturmak için sadece Bağdat ve Erbil’in değil, Iraklı Arapların, Kürtlerin ve diğer azınlıkların bölgesel sınırlarda ve buralardaki kaynak ve gelirlerin paylaşımında uzlaşması gerekiyor.

İD ile birlikte hareket edenlerin arasında eski Baasçı subaylar, Ensar El Sunna, Cihat ve Reform Cephesi örgütleri, Ceyş El İslam ve başka radikal gruplar yer alıyor. Bu ittifakların pan-Arap milliyetçiliğini canlandırması veya bölünmüş Sünni Araplar tarafından sürdürülmesi olası değil. Fakat bu, daha genel anlamda isyancı Ceyş Rical El Tarık El Nakşibendi’nin (CRTN) hortladığını ve İslam’a, Arap milliyetçiliğine ve Irak topraklarına bağlı olduğunu yansıtıyor. İD, kimi Kürt bölgelerini almasını bunların ilan ettiği halifeliğe ait topraklar olduğu iddiası ile açıklıyor. Sincar ve Celavla’ya yönelik son saldırılarını da KBY’nin 2003’ten beri kontrol ettiği ama “Kürdistan bölgesine ait olmayan” ihtilaflı bölgeleri geri alma gayreti şeklinde tanımladı.

İD’in Ninova’ya ve ihtilaflı bölgelere girmesi, radikal mezhepçiliğin yanında milliyetçi siyasette de rekabet yaşandığını gösteriyor. Ninova Ovası, yalnızca Süryanilerin anayurdu, Arapların, Yezidilerin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve Şabakların yaşadığı bir bölge değil. Irak’ta Sünni Arap milliyetçiliğinin ve Saddam Hüseyin’in eski subaylarının kalesi olan Musul da bu vilayetin kalbindedir. Ninova, Kürdistan bölgesinde yer alan ve KBY Başkanı ve Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani’nin kontrol ettiği Dohuk ve Erbil vilayetlerine komşudur. Ninova’da önemli petrol sahaları ve Musul Barajı da yer alıyor ki bunların her ikisi kritik enerji üretiminde kilit önem taşıyor.

Ninova Ovası’nı emniyete almak, 2003’ten bu yana Barzani için bir öncelik oldu. Bu da KBY’nin ihtilaflı toprakların statüsünü Irak Anayasa’sının 140. maddesi uyarınca sonuca bağlama ve Kürdistan bölgesini Irak’ın Arap kesimlerinden ayrıştırma arzusunu yansıtıyor. Bu doğrultuda el konulan bir dizi yöre “Kürtleştirildi”, bu yörelerin halkına güvenlik, iş ve hizmet sağlandı, Ninova ile başka ihtilaflı bölgeler için uluslararası petrol şirketleriyle sözleşmeler imzalandı. Ayrıca Kürt kimliği, Kürdistan ve ihtilaflı bölgelerde yaşayanları kapsayacak şekilde “Kürdistan” yurttaşlığı temelinde yeniden tanımlandı, İslamiyet öncesi kökenlere sahip Yezidi topluluğu ayrımcılık görmesine rağmen hakiki Kürt olarak sahiplenildi. Irak’ta 2003 sonrası oluşan siyasi ve güvenlik boşlukları ile Bağdat’ın 140. maddeyi uygulamaması da söz konusu bölgelerin Kürtleştirilmesini kolaylaştırdı.

Bu bölgeler ve halkları, 2003’ten bu yana El Kaide örgütlerinin hedefi olsa da ancak Musul’daki haziran darbesinin ardından İslam Devleti’nin savaş sahası hâline geldi. Musul’un düşüşü esnasında Irak Güvenlik Güçleri ihtilaflı bölgelerden çekilirken KBY Peşmerge güçleri daha da ilerledi, ta ki birkaç gün önce İD tarafından tekrar geri itilene kadar. Bu toprak savaşları, İD’in Iraklı Kürtlerle hesaplaşması ve sınırları 1991 öncesi duruma geri döndürme girişimi olarak da okunabilir. Yani bu bölgeler, bir halifeliğin parçası ya da birleşik Irak devletinin parçası ya da federal bir Irak’ın Sünni Arap bölgesi olarak görülebilir.

İD tehdidi, sınırları yeniden çizmesinin ve halka terör salmasının yanı sıra Araplarla Kürtler arasındaki gerilimi de körüklüyor. Irak Kürt toplumu İD şiddetine karşı koyarken, Sünni Arapların Peşmerge’ye karşı İD’e yardım ettiği haberleri, Arap karşıtı söylemi keskinleştiriyor. Aylardır maaş alamamaktan mustarip kimi Iraklı Kürtler, bölgedeki fiyat ve kira artışlarından, bazı ürünlerde görülen kıtlıktan yerinden edilmiş Arapları sorumlu tutuyor ve Arap karşıtı gösteriler düzenliyor. Maaşların aylardır yatmamış olması da gerilimi artırıyor. Kürdistan bölgesinde güvenlik önlemlerinin sıkılaşması da bölgeye gelmek, orada yaşayıp çalışmak isteyen Arapların işini zorlaştırıyor. Yerel kaynaklara göre Süleymaniye’deki yönetim, Araplara ilişkin ikamet kurallarını değiştirerek Arapların pasaport ve kimlik belgelerini Kürt güvenlik birimi Asayiş’e teslim etmesini istiyor.

KBY ise bu eğilimlere karşı tepki gösterdi ve Arap karşıtı söylemlerde bulunanların tutuklanacağını söyledi, kimi gösterileri de toptan önlendi. KBY, bilhassa da Barzani, pek çoğu Erbil’e sığınmış olan ılımlı Sünni Arap yetkililer, eski Baasçı subaylar ve Sünni Arap aşiret liderleriyle siyasi ve ticari bağlarını sürdürüyor. Musul Valisi Esil Nuceyfi de İD’e karşı bir Musul taburu olarak mücadele etmek için Sünni Arap gruplarla Peşmerge ile eş güdüm çağrısında bulundu.

Yine de bu tedbirler, radikal Sünni Arap milliyetçilerin İD içindeki varlığını ve gücünü etkilemiş değil. Baas’ın, aşiretçiliğin ve yerel siyasetin mirası olan ve çoğu zaman mezhepçiliği aşan Arap ve Kürtler arasındaki siyasal güvensizlik de kırılmış değil. Musul Barajı’nın Erbil-Bağdat ortak operasyonu ve ABD hava desteğiyle geri alınmasının hemen ardından Iraklı birliklerin baraja Irak bayrağı asması üzerine Peşmerge ile aralarında kavga çıktı. Bu gerilimlerin yakın gelecekte azalması olası değil. Gerilimin kaynağı olan sorunlar – sınır, toprak ve kaynak kontrolü-- İD tehdidini zayıflatıp Irak’a istikrara kavuşturmayı amaçlayan her stratejide dikkate alınmalı.

More from Denise Natali

Recommended Articles