Ana içeriğe atla

Türkiye İslam Devleti’ni azımsıyor görünse de kaygı artıyor

İslam Devleti Türkiye sınırlarına yaklaşırken, Irak yönetimiyle olan sorunlarını aşmaya çalışan Ankara cihatçı örgüt ile tek başına yüzleşmek durumunda kalabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Turkey's Foreign Minister Ahmet Davutoglu (R) meets with Iraq's Kurdish Regional Government (KRG) Prime Minister Nechirvan Barzani in Ankara July 30, 2013.    REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS) - RTX1252R

Cihatçı örgüt İslam Devleti (İD) Irak’ın Kürt bölgesindeki ve Suriye’deki ilerleyişini sürdürüp, Türkiye sınırlarına yaklaşırken, ikilemde kalan Ankara nasıl bir pozisyon alacağına karar veremiyor. Haftalardır Gazze’ye yoğunlaşan hükümet İslam Devleti’nin yönelttiği tehlikeyi fazla önemsemiyormuş gibi görünmeye çalışsa da kaygıların arttığı aşikar.

10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı seçilmesi beklenen Recep Tayyip Erdoğan, Musul’da rehine olarak tutulan 49 Türk vatandaşını tehlikeye atmamak için İD’yi terörist örgüt olarak niteleyemiyor. Rehine krizinin üzerine yayın yasağı getiren hükümet, rehineler için yapılan görüşmelerin bekası için bunun gerekli olduğunu savunmuştu. Muhalefet ise bu girişimi seçimler öncesinde Erdoğan’ı zora sokacak haberlerin önünü kesmeye yönelik bir çaba olarak değerlendirdi.

Erdoğan’ın, Gazze’yi seçim kampanyasının merkezine alıp, Suriye ve Irak’taki Müslümanlara ve diğer azınlıklara barbarlık uygulayan  İD’nin adını bile anmaması da manidar. Hatta Erdoğan Haziran’da yaptığı bir açıklamada İD’yi terörist olarak tanımlamamış ve “kimse benden İD’yi kışkırtmamı beklemesin” demişti.

Erdoğan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) grup toplantısında milletvekillerini de uyarmıştı: “Bizim 80 vatandaşımız bir örgütün elinde alı konulmuş haldeler. Bizim bu örgütle ilgili kışkırtıcı açıklama yapmamızı, yangına körükle gitmemizi bekliyorlar.”

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da İD’ye ilişkin muğlak ifadeler kullanıyor. Davutoğlu Ocak’ta örgütün Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la birlikte çalıştığını söyleyerek şöyle demişti: “Ne zaman Suriye'nin kuzeyinde muhalefet güçlendi, IŞİD o zaman ortaya çıktı ve savaşını da muhalif unsurlara karşı yaptı. Bunlarla rejim arasında perde gerisinde bir ortaklık var. Rejim bunları göstererek 'terör var' diye kendini meşru kılıyor.”

Davutoğlu bu hafta NTV’ye verdiği bir mülakatta ise doğrudan terörist örgüt ifadesini kullanmaktan kaçındı ve “IŞİD dediğimiz yapı radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir” dedi.  

İD’nin ilerleyişinin, Ankara’da ciddi kaygılara yol açtığına dair haberleri yalanlayan Davutoğlu, bu hafta Dışişleri Bakanlığı’nda, Savunma Bakanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Jandarma Genel Komutanı ve MİT Müsteşarı’yla yaptığı üç saatlik toplantının da üzerinde durmadı.

Basın ise bu görüşmenin, İD’nin Irak Kürdistanındaki Mahmur ve Ezidilerin yaşadığı Kürt kasabası Sincar’a ilerleyişi ve Erbil’e yaklaşması üzerine yapılan olağanüstü bir toplantı olduğunu yazdı.

İD’nin Sincar’da çok sayıda insanı öldürdüğü, 500 kadını esir aldığı, dağlara kaçan binlerce insanın ise açlık ve susuzlukla karşı karşıya kaldığı bildiriliyor.

Bu arada Mahmur Kampı’ndakilerin de İD’nin ilerleyişi üzerine kaçmaya başladıkları ve PKK’nin örgütü durdurmaya çalıştığı yönünde haberler de var.

Bu gelişmeler -İD ve Kürt güçlerinin Suriye’nin kuzeyinde de çarpıştığı düşünüldüğünde- Ankara için vahim sonuçlar doğurabilecek ciddi bir tabloya işaret ediyor. Davutoğlu ise hükümetin gelişmelerden çok da kaygılanmadığı havasını yaratmaya çalışıyor.

Bu kapsamda, bakanlıktaki toplantının basının gündeminde yer alacak kadar önemli bir görüşme olmadığını da belirten Davutoğlu şöyle dedi: “Bu toplantıyı basının gündeminde olması gereken bir toplantı gibi görmedik. Bunu olağanüstü değil devlet kurumları arasındaki koordinasyon gereği bir toplantı olarak düşündük. Bunu Türkiye’nin olağanüstü bir gündemle bu toplantıların yapıldığı gibi düşünmemek lazım.”

Ne var ki, Kürt mültecilerin Türkiye’nin kapısını çaldığı, Türk jetlerinin İD’nin Mahmur saldırısının ardından olası sınır ihlallerini engellemek için havalandığı, ABD jetlerinin de Mahmur’daki İD hedeflerini vurduğu bir ortamda Davutoğlu’nun “olağanüstü gündem”den ne anladığı merak konusu olmaya başladı.

Hükümet bu gelişmeleri önemsiz gibi lanse etmeye çalışsa da bu gidişattan kaygılandıkları aşikar. Ankara’daki kulislerde, askerle hükümetin bu durumun nasıl ele alınacağına ilişkin görüş ayrılıkları yaşadığı iddia ediliyor. Diplomatik çevrelere göre, askerler İD’ye daha güçlü bir yanıt verilmesi gerektiğine inanıyor.

Bu gelişmeler sadece Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmekle kalmıyor. Türkiye ile Irak arasında 12 milyar doları bulduğu tahmin edilen ticaret hacminin, İD’nin ilerleyişiyle sekteye uğrayacağından da korkuluyor. Resmi verilere göre, iki taraf arasındaki ticarette halihazırda keskin bir düşüş var. Irak ve Irak Kürdistanından gelen petrole de bağımlı olan Türkiye, petrol sevkiyatlarının da zarar görmesinden endişe ediyor.

Bütün bu olumsuz gelişmeler bir arada düşünüldüğünde hükümetin bu durumdan endişeli görünmemesi daha da göze batıyor. Zira bu gelişmeler, hükümetin yanlış hesapları ve yanlış varsayımları yüzünden, ülkenin tıpkı Suriye örneğindeki gibi, ciddi bir krizle karşılaşmasına yol açabilir.

Öte yandan, Ankara da bütün bu gelişmeleri göz ardı etmeyi kaldıramaz. Sınırlarda yaşanan bu gelişmeler, hükümeti çok yakında zor kararlar almaya sevk edecektir.

Ankara’nın bölge devletleriyle gergin ilişkileri ise bu tabloyu biraz daha çetrefilleştiriyor. Zira İD’ye yönelik uyumlu bir eş güdüm stratejisinin ortaya konması bu nedenle daha da zorlaşıyor. Brüksel Merkezli Uluslararası Kriz Grubu’nun Suriye uzmanı Noah Bonsey de bu hafta New York Times’a yaptığı açıklamada bu noktaya dikkat çekti: “İran ve Suudi Arabistan’nın Suriye’de giriştikleri vekalet savaşı, Suudi Arabistan’ın bölgesel etkinlik için Katar ve Türkiye ile yarıştığı, bütünleşememiş Kürtlerin bağımsızlığa her zamankinden daha çok yaklaştığı düşünüldüğünde, bölgeden İD’ye karşı bütüncül bir stratejinin çıkmasını beklemek gerçekçi olmaz”.

Başta Türkiye ile Irak yönetimi arasındaki sorunların giderilmesi olmak üzere, bu durum değişmediği müddetçe Ankara’nın İD tehlikesine tek başına göğüs germek zorunda kalması kuvvetle muhtemel. Türkiye’nin İD’ye karşı Kürt peşmergeleri desteklemesi de bir diğer olasılık.

Ne var ki, İD’ye karşı PKK’yla aynı safta yer alıyormuş görüntüsü vermek istemeyecek olan ordunun bu seçeneğe sıcak bakması düşük bir olasılık. Ankara’nın böylesi bir çetrefilli durum karşısında, İD’ye karşı izleyeceği akılcı yol, bölge devletleri arasında uyumlu bir stratejiyi hayata geçirmek için bölgesel liderlik potansiyelini kullanmak olmalı.

Hükümet, bilhassa da Arap Baharı’nın ardından, dini ve mezhepsel kaygılarla şekillenen duygusal bir bölge politikası izlemeye başladı. Ancak bu, ülkenin güvenliğini ve bölgesel menfaatlerini pekiştiren değil, aksine tam zıttına hizmet eden bir politika oldu. Neticede, sınırlarında ortaya çıkan sorunları hafife almak ve bu sorunların kendi kendine kaybolacağına inanmak biz çözüm değil.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial