Ana içeriğe atla

Musul’un IŞİD gerçeğine sert uyanışı

IŞİD’i kurtarıcı olarak karşılayan Iraklıların yakında acı gerçeklere uyanacağına dair bir uyarı, IŞİD’in Lübnan’da oluşturduğu tehdit, Suriye’de varil bombalarının yıkımını anlatan birinci elden bir tanıklık ve IPI ödül töreninin videosu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Fighters of the Islamic State of Iraq and the Levant (ISIL) celebrate on vehicles taken from Iraqi security forces, at a street in city of Mosul, June 12, 2014. Since Tuesday, black clad ISIL fighters have seized Iraq's second biggest city Mosul and Tikrit, home town of former dictator Saddam Hussein, as well as other towns and cities north of Baghdad. They continued their lightning advance on Thursday, moving into towns just an hour's drive from the capital. Picture taken June 12, 2014. REUTERS/Stringer (I

Musul ve başka Irak kentlerinde kimi Sünnilerin Başbakan Nuri El Maliki’nin otoriter ve açıkça mezhepçi siyasetine tepki olarak Irak-Şam İslam Devleti’ni (IŞİD) kurtarıcı olarak karşıladığı görülüyor. Harith al-Qarawee ve başka Al-Monitor yazarları, bu hafta bu noktaya dikkat çekiyor.

Irak’tan bildiren Omar al-Jaffal da eski devlet başkanı Saddam Hüseyin’in Baas Partisi’nden kimi gruplar dâhil, en az 14 grubun IŞİD’in Irak’taki mücadelesine katıldığını aktarıyor.

Edward Dark mahlasıyla yazan Suriyeli yazarımız ise IŞİD’e şu an böyle kucak açılmış olmasının kendi şehri Halep’te birçok insana trajik biçimde tanıdık geldiğini belirtiyor. Dark’a göre, IŞİD’i kurtarıcı olarak karşılayan Iraklı Sünniler, teröristlerce kurtarılmış olmaktan pişmanlık duyacak: “Mezhepçi ve baskıcı olarak gördükleri bir rejime karşı mücadele ederken bugün IŞİD’i destekleyen Iraklı Sünniler, Suriye’de isyancılara destek veren Sünnilerin kaderini paylaşmaya mahkûm görünüyor. Hasımlarını yenmek için şeytanla iş birliğine hazır olanlar, yeni tattıkları bu kurtuluş coşkusunun yavaş yavaş dehşetengiz bir idrake dönüştüğünü çok geçmeden görecekler. Acımasız güç ve insanlık dışı baskıyla yönetilen bir ortaçağ beyliğini hortlatmaya yeminli, baş kesme, recim, çarmıha germe gibi yöntemlere başvuran fırsatçı bir terör grubu tarafından kullanılıp tuzağa düşürüldüklerini anlayacaklar. Kesin olan şu ki IŞİD’in işleri Irak’ta rast gittikçe Suriye’de de rast gidiyor. IŞİD’in bakış açısına göre ise onlar zaten hudutsuz, büyük bir İslam devletinde savaşıyor.”

Halep halkı, IŞİD’in ardında bıraktıklarının özgürlük ve kurtuluş ile alakasız olduğunu öğrenmiş bulunuyor. IŞİD, terör ve gaddar bir ideoloji dışında bir şey ifade etmiyor. Dark’ın aktardığına göre, Halepliler şimdi IŞİD’in Irak’taki askeri başarısından güç alarak Suriye’deki savaşına yeni bir hevesle sarılmasından korkuyor.

Halep’in dramı da Irak’ta olup bitenlerle hafiflemiş değil. Mohammed al-Khatieb, geceleyin varil bombalı saldırıya maruz kalan Haleplilerin yaşadıklarını sarsıcı bir şekilde ilk elden aktarıyor: “İnsanlar, enkaz altında kalanlar olabilir düşüncesiyle yıkıntıları kazmaya başladılar. Dakikalar sonra Sivil Savunma ekipleri, hedef alınan noktalarda kullandıkları ellerindeki tek kepçe ile geldi. Yakınları enkaz altında kalan kırk yaşlarındaki Ebu Muhammed, gözyaşı döküp bağırıyordu. Enkaza yaklaşarak avazı çıktığı kadar bağırdı ve molozun altından yanıt gelmesini bekledi. Bir ses duyduğunu söyleyince herkes sustu. Ebu Muhammed ‘Biri hâlâ yaşıyor!’ diye haykırarak yatak odası olduğunu tahmin ettiği bir noktayı Sivil Savunma mensuplarına işaret etti. Üç saat sonra enkazdan dört ceset çıkarıldı. Sakinlerinin başına çöken beş katlı binadan kimse sağ çıkamamıştı.”

Suriye’de sıradan insanların yaşadığı trajedi, Suriye Ulusal Koalisyonu eski başkanı Muaz El Hatip’i savaşın müzakere yoluyla bitirilmesi için çabalarını sürdürmeye motive ediyor.

Şu an bağımsız bir muhalif olarak faaliyet gösteren Hatip, Al-Monitor’a Doha’da verdiği özel mülakatta, Suriye yönetimi ve İran dâhil “tüm taraflarla” görüşülmesi gerektiğini, “aktif oyuncuların hiçbirinin göz ardı edilemeyeceğini” belirtti. Hatip şöyle devam etti: “Ben hâlen rejimle doğrudan müzakere çağrısı yapıyorum. Birkaç ayda bir yapılan, Suriye halkının zaman kaybına ve kan dökülmesine mâl olan uluslararası konferansları beklememek lazım. Müzakere, taktiksel bir konu değil, bir ilkedir.”

Ancak Hatip’in müzakere “ilkesi” tüm Suriyeli muhalifler tarafından paylaşılmıyor. Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in siyasi büro şefi Hasan Haşimi, yine Al-Monitor’a verdiği özel mülakatta İran’ın “güvenilmez” olduğunu ve İran’la müzakere etmekten kaçınmak gerektiğini söyledi.

ABD’nin bölgedeki terörle mücadele stratejisini değerlendiren Geoffrey Aronson göre ise IŞİD’in Irak’taki taarruzu ile birlikte Barack Obama yönetimi,  IŞİD’in hem Irak hem Suriye’deki yükselişini durdurmak için Suriye hükümetiyle terörle mücadele konusunda artık bir iş birliği kanalı açmalı.

Aronson şu değerlendirmede bulunuyor: “Esad da savaşı yürütme biçimi ile böyle bir kararın verilmesini kesinlikle kolaylaştırmadı. Burada el sıkışmak veya kucaklaşmaktan bahsetmiyoruz. ABD, Rusya gibi aracılarla çalışarak sağlıklı bir mesafeyi koruyabilir ve isterse ‘Suriye hükümetiyle görüşmüyoruz.’ diyebilir. Ancak tüm bunlar için ABD siyaseti, ABD’nin Orta Doğu’daki menfaatlerine son zamanların en büyük tehdidini oluşturan gelişmelerin önüne geçilmesinde Şam’ın etkili olabileceğini nihayet teslim etmelidir.”

IŞİD Lübnan’da?

20 Haziran’da Beyrut’un dışında bir askeri kontrol noktasında meydana gelen ve Lübnan Emniyet Genel Müdürlüğü’nün başı Abbas İbrahim’i hedef alan intihar saldırısı, en az iki kişinin ölümü ve 20 kişinin yaralanmasına yol açarken İbrahim yara almadan kurtuldu. Bu terör eylemi, IŞİD’in bölgedeki yayılışının Lübnan için oluşturduğu tehlikenin açık bir işaretidir.

İntihar saldırısından dört gün önce Jean Aziz, IŞİD’in Irak’taki ilerleyişi nedeniyle Lübnan’ın artan bir terör tehdidiyle karşı karşıya olduğunu yazmıştı. IŞİD’in Musul’u ele geçirdiği 10 Haziran’dan bu yana “münferit” olduğu söylenen bazı olaylara dikkat çeken Aziz, şu tespitlerde bulunuyor: “Lübnan, ideoloji ve doktrin kaynaklı sebepler yüzünden Sünni köktendinci IŞİD’in hedefidir. Unutmamak gerekir ki örgütün isminde geçen ‘Şam’ tabiri, günümüzün resmi Suriye’sini değil, Lübnan’ı da içine alan Arap Maşrık bölgesini ifade etmektedir. Bunun yanında bir de IŞİD’in Şii Hizbullah’la mezhepçi mücadelesi söz konusudur. Lübnan’ın özellikle Şii bölgelerini hedef alan bir dizi bombalı saldırı ve intihar eylemi, bu durumun yansımasıdır.”

IPI Özgür Medya Öncüsü ödül töreni

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) Dünya Kongresi, yaklaşık 300 kişinin katılımıyla Güney Afrika’nın Capetown kentinde 12-15 Nisan tarihlerinde yapılmıştı.

IPI, 14 Nisan’da Al-Monitor’u Özgür Medya Öncüsü Ödülü ile onurlandırdı, İranlı gazeteci Maşallah Şemsülvaezin’i de 2014 yılının Dünya Basın Özgürlüğü Kahramanı seçti.

Al-Monitor kurucusu, başkanı ve baş icra yöneticisi Jamal Daniel ile Al-Monitor başkan yardımcısı ve yazı işleri sorumlusu Michelle Upton’un konuşmalarını içeren ödül töreni videosu buradan izlenebilir.

More from Week in Review