Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)’inin Musulu ele geçirdiği günden bu yana Türk Konsolosluğunda görevli 49 kişi örgütün elinde rehine olarak tutuluyor. Bu rehinelerin 15’i diplomat, ki bu diplomatların arasında bizzat Türkiye’nin Musul Konsolosunun kendisi de bulunuyor. Rehinelerin en küçüğü 8 aylık bir bebek ve diplomatlardan birinin çocuğu. Geri kalan rehineler Konsoloslukta çalışan idari görevliler ve özel harekat polisleri. IŞID’in daha önceden alıkoyduğu 31 şöförle birlikte düşünüldüğünde, en az 80 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının örgütün elinde rehin tutulduğunu görüyoruz. Hükümet yetkilileri tarafından yapılan bazı açıklamalar rehine sayısının daha da yüksek olabileceğini ima ediyor.
Oldukça kaygı verici bu duruma karşın Türk yetkililerin “rehine” ve “rehin alma” kelimelerini kullanmaktan ısrarla kaçındıkları gözlerden kaçmıyor. Dışişleri bakan yardımcı Naci Koru basın mensuplarına yaptığı açıklamada Türkiye’nin bu olayı bir rehine alma olayı olarak görmediğini şu sözlerle ifade ediyordu: “49 insanın rehin alındığını düşünmüyoruz. Bize rehine alındıkları söylenmedi. Eğer rehin alınsaydı oturulur pazarlık yapılırdı. Karşılığında bir şeyler istenen insanlar yok”. Koru, Türk vatandaşlarının IŞİD tarafından sadece alıkonulduğunu söylüyor.
Aslında IŞİD’den yapılan bir açıklama da, Türk diplomatların geçici bir süre için alıkonuldukları izlenimini kuvvetlendirmişti. Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’ın örgütün Islamic State Media isimli tweeter hesabına gönderdiği “Diplomatlarımızı ne zaman bırakmayı düşünüyorsunuz” (when do you plan to release our diplomats?) sorusu, kısa bir süre içinde aynı hesaptan gönderilen “Bugün İstanbul’da olacaklarını düşünüyorum” (I think they are in Istanbul today) sözleriyle yanıtlanıyordu. Örgütün 12 Haziranda verdiği bu yanıttan bugüne rehinelerin serbest bırakılacağını gösteren hiç bir gelişme meydana gelmedi.
Aslında, Konsolosluğun IŞİD elemanları tarafından nasıl kuşatılıp, Konsolosluk çalışanlarının nasıl rehin alındığına ilişkin detaylara bakıldığında, gerek örgütün bu teskin edici sözlerinin ve gerekse Türk Dışişleri bakanlığının “rehine” kelimesini kullanmaktan kaçınmasının alanda yaşanan gerçeklikle büyük bir tezat içinde olduğu görülüyor. IŞİD militanlarının Konsolosluğu kuşattıkları sırasında binada bulunan bir özel harekat polisinin bir sosyal paylaşım ağına gönderdiği mesajlar, örgütün Konsolosluğu ve içindekileri stratejik bir hedef olarak gördükleri intibaı uyandırıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.