Ana içeriğe atla

İsrail Batı Şeria’yı ekonomik felakete doğru itiyor

Batı Şeria’yı ekonomik açıdan Gazze Şeridi’nin ikizine dönüştürmek, İsrail’e yeni güvenlik tehditleri oluşturacak. Bu nedenle ABD yönetimi, yeni Filistin birlik hükümetiyle iş birliğine meyilli görünüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian labourers wait to cross into Israel at dawn at Hashmonaim checkpoint near the West Bank village of Nilin, west of Ramallah March 14, 2013. Israel's system of checkpoints and restrictions in the occupied West Bank inflicts long-term damage on Palestinians' ability to compete in the global market, the World Bank said on Tuesday. REUTERS/Darren Whiteside (WEST BANK - Tags: POLITICS BUSINESS EMPLOYMENT) - RTR3EYTV

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Hamas’ın yeni Filistin hükümetinde yer almasına tepki olarak Filistin Yönetimi ile ilişkileri kesme tehdidi, diplomatik yatırım için pek uygun sayılmaz. Hamas, Ramallah’ta henüz parya olduğu günlerde dahi dokuz ay süren müzakereler, kalıcı anlaşmanın yakınına bile yaklaşamamıştı.

Filistin Yönetimi ile temasları kesmenin vereceği diplomatik zarar, ekonomik yansımaların yanında ise hiç kalır. Batı Şeria’yı ekonomik anlamda Gazze Şeridi’nin ikizine dönüştürmek, güvenlik bakımından da benzer sonuçlar doğuracak. İşgal atındaki bölgeleri izleyen İsrailli gazetecilerin tekrar saldırıya uğruyor olması, bunun ilk işaretlerini veriyor bile.

Filistin Başkanı Mahmud Abbas “süreçte” yer alabilsin diye Geçici İrtibat Komitesi’ne üye bağışçı ülkelerin vatandaşları, vergilerinin yaklaşık 2 milyar dolarlık kısmını Filistin Yönetimi’nin kasasına aktarıyor. İhtilafın çözümüne yönelik herhangi bir müzakere olmazsa ihtilafın kontrolü de imkânsız görev hâline gelir.

ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi çoğunluk, Filistin Yönetimi’nin Hamas’la ortaklık kurmasını fırsat bilerek muhafazakârların zaten pek hazzetmediği Filistin Yönetimi’ne sağlanan yardım kalemlerini azaltacak veya tamamen boşaltacaktır. AB ülkelerinin yöneticileri de ölmüş bir barış sürecine desteğin niçin sürmesi gerektiğini seçmenlerine anlatmakta zorluk çekecektir.

Diplomatik ilişkilerin kesilmesi, iki taraf arasında güvenlik alanında var olan eşgüdümü zayıflatacak ya da tümüyle bitirecektir. Bu durum, Batı Şeria’da araştırma ve geliştirme alanında yatırım yapmayı düşünen bir avuç yabancı yatırımcıyı da muhtemelen caydıracaktır.

Oslo Anlaşması olarak bilinen eylül 1993 tarihli diplomatik mutabakatın defin işlemini onaylamak, bu anlaşmanın iktisadi ekini oluşturan ve bugünlerde 20’nci yılını geride bırakan Paris Protokolü için de hem teoride hem pratikte ölüm çanlarını çaldırmak anlamına gelecektir. Filistin Yönetimi’nin vergi tahsilatını İsrail ile birlikte yapmasını öngören bu protokolün hukuki önemi, iki taraf arasında ekonomik sınırlar belirlememiş olmasıdır. Pratikte bunun anlamı, Filistin ekonomisinin İsrail ekonomisine bağımlı kalmasıdır. Anlaşma, Filistinlileri İsrail’e tam bağımlı hâle getirirken dünya ile ticaret adına yapılan her şey de buna tabi kıldı.

İsrail’in Gazze’deki Hamas hükümetine uyguladığı “kapatma ve kuşatma” politikasını Batı Şeria’daki El Fetih-Hamas hükümetine de uygulaması, işgal altındaki bölgelerin tamamını dev bir varoşa çevirecektir.

Bağımlılığın ve ilişkileri kesmenin yansımalarını en iyi anlatan şey, elektrik kesintisi riskidir. Ablukanın başlamasından bu yana Gazzeliler, elektriğin kesilmediği tek bir gün bile görmedi. İsrail Elektrik Şirketi, şimdi Batı Şeria ve Doğu Kudüs sakinlerini de günde birkaç saatlik kesintilerle tehdit ediyor. Şirket, bu tehditle Filistin Yönetimi’ne bir buçuk milyon şekel (yaklaşık 430 milyon dolar) tutarındaki borcunu ödeteceğini umuyor.

Ne var ki Filistin Yönetimi’nin bütçe açığı, 1,6 milyon dolara ulaşmış durumda. Bunun üstüne İsrail de Hamas’la kucaklaştığı için Abbas’ı cezalandırmanın yollarını arıyor. Böyle olunca Ramallah ve Şuafat mülteci kampında yaşayanların mum stoklamaya başlaması isabetli olur.

Filistin Yönetimi’nin Elektrik Şirketi’ne devasa borcunun yanı sıra kendi bölgesindeki özel sektör ve bankalara da birçok borcu var. Bunların toplamı 350 milyon dolara ulaşıyor. Filistin ekonomisini yakından izleyen İsrailli iktisatçı Aviçai Snir, bu borcun 2014’te 400-450 milyon dolar daha artacağını tahmin ediyor. Snir’e göre Filistin ekonomisinin bu krizden çıkabilmesi için yılda yüzde 6 ila yüzde 9 arasında büyümesi gerekir. Ancak Dünya Bankası verilerine göre, 2013’te Gazze Şeridi dâhil işgal altındaki bölgelerin büyüme hızı, ancak yüzde 2’ye ulaşabildi. Oysa 2010-2011 döneminde yüzde 11, 2012’de de yüzde 5,9’luk büyüme hızı yakalanmıştı. Gazze’de 2011’de yüzde 14,7 olan büyüme hızı 2012’de yüzde 6,6’ya gerilerken Batı Şeria’nın büyüme hızı aynı dönemde yüzde 9,4’ten yüzde 5,6’ya düştü.

Ekonomik büyümenin gerilemesiyle işsizlik de arttı. İşsizlik oranı Batı Şeria’da yüzde 20’nin üstüne çıkarken Gazze’de yüzde 38,5’e fırladı. Gazze’de genç nüfus arasındaki işsizlik ise yüzde 50 dolaylarında bulunuyor. Batı Şeria’da ortalama maaş, 2 bin şekelin (572 dolar) altında. Bu rakam, İsrail’deki ortalama maaşın dörtte biri bile etmiyor.

Öte yandan, Yeşil Hat’ın iki tarafındaki fiyatlar ve yaşam pahalılığı arasında çok büyük bir fark yok. Özel sektörde çalışanların yaklaşık üçte biri, yani çoğunlukla kadınlardan oluşan 106 bin kişinin aylık kazancı, bin 450 şekellik (406 dolar) asgari ücretin altında. Maaşların daha yüksek olduğu kamu sektörü ise özel sektördeki kalifiye çalışanları kendine çekiyor. Bunun neticesinde Batı Şeria’daki kamu sektörü, gayri safi milli hasıladaki nispi payı bakımından dünyanın en büyük kamu sektörü hâline geldi.

İşgal altındaki bölgelerde kamu çalışanlarının büyük çoğunluğu, askeri eğitim alan ve silah taşıyan güvenlik personelinden oluşuyor. İsrail’deki güvenlik uzmanları, İsrail ile dış dünyanın Filistin Yönetimi’ne boykot uygulayıp yardımları keserek aslında İsrail’in ayağına sıkmış olacağı konusunda uyarıyor. Bozguna uğramış, aç ve işsiz kalmış polis memurları, silahlarını herkesten önce kendilerine devlet, aş ve iş sözü vermiş olan El Fetih liderlerine doğrultabilir. Sıra sonra İsrail yönetimine gelir.

İki araştırmacı -- Yitzhak Gal ve Askeri İstihbarat Araştırma Dairesi Filistin Şubesi’nin eski başkanı Efraim Lavie – tam bir yıl önce mayıs 2013’te yayımladıkları makalede diplomatik tıkanıklığın sürmesiyle ortaya çıkacak vahim sonuçlara dikkat çekmişti. “Filistin Yönetimi ve Ekonomi: Pamuk İpliğinde Bir Hükümet” başlıklı makaleye göre Filistin halkı ve yönetiminin büyük çoğunluğu, devlet inşası ve ekonomik gelişmeye imkân verdiği için güvenlik alanındaki sükûnetin sürmesinden yana. Ama diplomatik çıkmaz, İsrail ve Filistin Yönetimi’ne karşı halk öfkesine yol açabilir. Makalede şu satırlar yer alıyor: “Mevcut koşullarda Hamas ve başka muhalif grupların konumu güçlenebilir. Bu da bölgede İsrail’in askeri varlığı ve güvenlik alanındaki eşgüdüm sayesinde sağlanan istikrarı baltalayabilir.”

Geçtiğimiz günlerde çıkan haberlerde belirtildiği gibi, bizzat Hamas’ın değil, yeni Filistin birlik hükümetinin Orta Doğu Dörtlüsü’nün üç şartına bağlı kalması ABD yönetimini tatmin edecek. Bu koşullar şöyle: şiddete son verilmesi, İsrail’in tanınması ve geçmişteki anlaşmalara bağlı kalınması. ABD’nin tutumu, Hamas’ın bu üç koşulu reddetmesine tepki olarak Filistin Yönetimi’ne uygulanacak ekonomik boykotun derin yansımalarını kavradığını gösteriyor.

Netanyahu hükümetinin ısrarla Hamas’tan beyaz bayrağı çekmesini istemesi, sahillerde keyif yapan İsrailliler tarafından yaklaşan tehlikenin siyah bayrağı olarak görülmeli. Zira cankurtaran kulübesine yarım saat mesafede arazi yanıyor ve ortada bir cankurtaran da yok.

More from Akiva Eldar

Recommended Articles