Ana içeriğe atla

AKP’yi yakan son dosya: Sırrı kadem basan TIR

Türkiye, Suriye’ye giderken silah taşıdığı ihbarı üzerine durdurulan TIR’ı ‘devlet sırrı’ diyerek devletin savcısından saklamakla kalmayıp görevini yapan savcıyı sürdü.
Turkish soldiers with armoured vehicles guard the entrance of Apaydin refugee camp in Hatay province, on the Turkish-Syrian border, May 12, 2013. Turkey accused a group loyal to Syrian President Bashar al-Assad on Sunday of carrying out car bombings that killed 46 people in a Turkish border town of Reyhanli and said the risk of unrest spreading to Syria's neighbours was increasing. Syrian Information Minister Omran Zubi denied any Syrian involvement and rejected what he called "unfounded accusations". REUTE

Türkiye’de kamuoyu, devletin farklı güvenlik ve adli aygıtlarında hükümeti fena halde köşeye sıkıştıracak çok sayıda yakıcı dosyanın biriktiğini 17 Aralık’ta başlayan rüşvet-yolsuzluk soruşturmasıyla anlamış oldu. Hem içerde hem dışarıda Türkiye’yi zora sokacak dosyaların bir kısmı da Suriye bağlantılı. Konjonktüre göre bunlar da satranç tahtasına sürülebilir. Hükümetin soruşturmayı yürüten görevlileri açığa alarak ve davanın gidişatını etkileyecek şekilde prosedürleri değiştirerek yaptığı müdahaleler iyi kötü işleyen hukuki mekanizmalarda kısa devrelere yol açtı. Artık hükümete dokunan savcı ya da polisin yandığı bu ülkede kuvvetler ayrılığından bahsetmek lüks hale geldi.

Hükümet yargı ve güvenlik güçlerine müdahaleyi ‘paralel devlet’ dediği Gülen cemaatinin devletteki varlığını bitirmek için yaptığını iddia ediyor. Benzer bir müdahale bu kez 1 Ocak’ta Hatay’da silah taşıdığı ihbarı üzerine durdurulan TIR’ın önce jandarma ardından savcının kararlı tutumuna rağmen arattırılmaması skandalında yaşandı. Şüpheli bir TIR ‘devlet sırrı’ denilerek cumhuriyet savcısı, jandarma ve polisten kaçırıldı. TIR’ı aramakta ısrar edince 15 kadar MİT görevlisinin tehditleriyle karşılaşan Adana Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman görevden el çektirildi ve nihayetinde Gaziantep’e tayin edildi. Şişman bir nevi cezalandırıldı. Yerine Gaziantep Cumhuriyet Savcısı Aziz Takcı atandı. TIR dosyası da Takçı’ya verildi.

Şimdi filmi başa sarıp hükümetin resmi ve sivil aygıtlarıyla Suriye bataklığında nereye kadar battığını göstermesi açısından son derece kritik olan TIR parodisinin nasıl oynandığına bakalım:

Kırıkhan Başsavcısı Yaşar Kavalcıoğlu’nun yazdığı resmi tutanağa göre kaçak silah taşındığına dair gelen bir ihbar üzerine jandarma Kırıkhan-Reyhanlı yolu üzerinde TIR ve ona eşlik eden bir aracı durdurdu ve olayı savcıya haber verdi. Kavalcıoğlu, Terörle Mücadele Savcısı olması nedeniyle durumu Adana’daki Şişman’a da bildirdi. Alınan talimat doğrultusunda Kavalcıoğlu, yardımcı savcı ve kâtibiyle birlikte aracın olduğu yere gitti. Kendilerini MİT personeli olarak tanıtan araçtaki kişiler malzemenin devlet sırrı niteliği taşıdığını belirtip arama yapılamasına izin vermedi. Durumdan haberdar edilen Şişman kendisi olay yerine intikal edinceye kadar beklenilmesini istedi. Bu arada yukarıdan da müdahaleler gelmeye başladı. İlçe Jandarma Bölük Komutanı Kubilay Ayvaz’ı telefonla arayan İl Alay Komutanı araç ve MİT görevlilerinin bırakılması talimatını verdi. Ancak Yüzbaşı Ayvaz, konunun adli nitelikte olması nedeniyle emir verme yetkisinin Şişman’da olduğunu belirtip komutanını talebini reddetti. Bu kez Hatay Valilisi Celalettin Lekesiz, Jandarma İl Komutanlığı’na malzemenin MİT’e ait olduğunu belirten ve personelin bırakılmasını isteyen bir yazılı talimat gönderdi. (Aslında vali ‘personelin özel statüleri ve doğrudan Başbakana bağlı olarak çalışmaları dolayısıyla alıkonulmalarının cezai sonuç doğuracağını’ belirterek tehdit ediyordu. Bunun üzerine Yüzbaşı Ayvaz araç ve personeli bırakmak zorunda kaldı. Olay yerine henüz intikal etmemiş olan Şişman ise aracın bırakılmaması talimatını yineledi ve araç Reyhanlı istikametine giderken tekrar durduruldu. Bu kez durduran jandarma değil Hatay Terörle Mücadele ekipleri yani polisti. Şişman olay yerine vardığında aramayı gerçekleştiremedi. Çünkü jandarma ve polis çekilmiş, yanında sadece kendi koruması kalmıştı. 

Tutanakta yer almayanlara gelince: Al-Monitor’a bilgi veren bir kaynak neredeyse bir çatışma ortamının oluştuğu ve Şişman’ın olay sonrası yakın çevresine “Canımı zor kurtardım” dediğini aktardı. 

Ağır baskı gören Şişman’ın kendi isteğiyle dosyayı başsavcıya devrettiği söylense de aslında istifa etmesi istendi. Skandalı ilk duyuran Radikal gazetesinden Fatih Yağmur’a göre Ankara’dan kiralanan araçta bir MİT görevlisi ve hükümete yakın bağları olan İnsani Yardım Vakfı İHH’nın bölge sorumlularından biri de vardı. İHH araçla ilgili olduğu iddiasını kesin bir dille reddedip bunun bir karalama komplosu olduğunu savundu. İHH ile ilgili hiçbir resmi açıklama gelmese de şöyle bir iddia da mevcut: “Savcının elindeki görüntüler aracın İHH ile ilgisini gösteriyor.” Ama savcının elinde olduğu söylenen görüntüler kamuoyuyla paylaşılmadığı için bu iddia henüz teyit edilebilmiş değil. 

Yıllardır çatışma bölgelerine götürdüğü insani yardımlarla bilinen İHH’nın son üç yılda Suriye’de ‘insani misyonun’ ötesine geçtiğine dair kamuoyunda şüpheler oluştu. Doğru ya da yanlış böylesi bir imajın oluşmasında İHH gönüllülerinin Suriye’de Esad yönetimine karşı savaşan silahlı kişilerle birlikte verdiği pozlar, yardımların muhaliflerin elindeki bölgelerde dağıtılması, İHH yetkililerinin silahlı grupların eğitim kamplarına girip çıktığına dair iddialar etkili oldu. İHH suçlamaları zinhar kabul etmese de son olay İHH gibi örgütlerin Suriye’deki iç savaş sürecinde üstlendiği rolleri tartışmaya açtı. Daha önce Rojava’yı kontrol eden Demokratik Birlik Partisi’nden (PYD) yetkililer, silahlı sürece destek olan Türkiye merkezli örgütlerin listesini Türk makamlarına sunup önlem alınmasını istedikleri bilgisini Al-Monitor’la paylaşmıştı. 

Sözde ‘devlet sırrı’ ile dolu TIR’ın kısmen Selefi ağırlıklı İslami Cephe, kısmen Kaide bağlantılı Irak-Şam İslam Devleti’nin kontrolündeki bölgeye açılan Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan geçirilecek olması da Türk hükümetinin bu gruplarla olası bağlarına dair kuşkuları attırdı. “Herkes işini bilecek” azarıyla savcı, jandarma ve polise ayar veren İçişleri Bakanı Efkan Ala “TIR'da Türkmenlere giden yardımlar var” savunmasını yaptı ama TIR’ın güzergâhında Türkmen yerleşimi olmadığı gerçeğini atladı. Suriye Türkmenleri Meclisi’nin iki başkan yardımcısı hemen Ala’yı yalanladı; Hüseyin Abdullah “Türkmenlere yardım getiren bir TIR yok” derken Abdurrahman Mustafa “Böyle bir yardımla ilgili bir bilgim yok” ifadelerini kullandı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da “Sözü edilen araç kayıtlarımıza göre gümrük kapılarından çıkış yapmadı” diyerek devletin tepesindeki tutarsızlığa katkısını sundu.

CHP Milletvekili Mevlut Dudu, Al-Monitor’a “Kilis-Öncüpınar’a karşılık gelen bölgede Türkmen köyü yok. Türkmenler Hatay-Yayladağı’nın karşısındaki bölgelerde yaşıyor. Yardım Türkmenlere gidiyordu izahatı tutarsız. Hükümetin Suriye’deki gruplarla ilişkileri burada herkesin bildiği bir şey. 17 Aralık’tan sonra tanık olduğumuz yargıyı karşı tavır ve engelleme burada da tekrarlandı. Suriye’de birilerine teslim edilmek üzere yüklenen malzeme devletin savcısından kaçırıldı. Burada olan şey, iktidarın diktatörleşmeye başladığının bir diğer işareti” değerlendirmesinde bulundu.

TIR’ın peşine düşen ama kamuoyundan gizlenmesine de engel olamayan CHP Hatay Milletvekilleri Refik Eryılmaz, Mevlut Dudu ve Hasan Akgöl da yaşanan skandalla ilgili İçişleri Bakanı Ala, Vali Lekesiz ile TIR’da görevli MİT mensupları hakkında suç duyurusunda bulundu. Şişman da kendi tutanağını gereğinin yapılması talebiyle Adana Başsavcılığı’na verdi.

11 Şubat 2013’te Cilvegözü Sınır Kapısı’ndaki patlama sonrası kamera kayıtlarını sansürleyen, 11 Mayıs 2013’te Reyhanlı saldırısına dair önceden istihbarat sahibi olduğu ve Kaide tarafından üstlenildiği halde manipülasyon yapan, 27 Mayıs’ta Adana’da ele geçirilen kimyasallarla ilgili davayı savsaklayan, yine 7 Kasım’da Adana’da ele geçirilen bir TIR dolusu silahla ilgili davayı örtbas etmeye çalışan iktidar MİT’in doğrudan işin içinde olduğu bir TIR’la yakayı ele verdi. İfşa olmasından korktuğu bir şeyi gizlemek için ‘devlet sırrı’ derken kendini devlet sırrını Suriye’deki asilere ihraç eden hükümet durumuna düşürdü.