Ana içeriğe atla

Çeçenistan'ın sessiz Orta Doğu diplomasisi

Rusya iç sıkıntılarını fırsata çevirmeye çalışıyor.
A policeman wears a ring showing the Islamic symbol of the star and crescent, as the barrel of a rifle is seen in the background, in the Chechen village of Itum-Kale April 29, 2013. The naming of two Chechens, Dzhokhar and Tamerlan Tsarnaev, as suspects in the Boston Marathon bombings has put Chechnya - the former site of a bloody separatist insurgency - back on the world's front pages. Chechnya appears almost miraculously reborn. The streets have been rebuilt. Walls riddled with bullet holes are long gone.

Mevzubahis Rusya’nın Kafkasya bölgesiyse, akla önce Çeçenistan gelir. Mercek altına alınan konular da genelde Çeçenistan’daki iç gelişmeler, Çeçenistan lideri Ramazan Kadirov'un kişiliği ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le ilişkileri olur. Ancak Çeçenistan'ın Orta Doğu'da izlediği aktif diplomasi, yabancı uzman ve diplomatların radarına nadiren takılır. Rusya'da pek çok kişi Çeçenistan'ın kendi başına yürüttüğü bu dış siyaseti, fiili bağımsızlık yönünde yeni bir kayma olarak görse de Orta Doğu'daki Çeçen etkinliği, Moskova’nın anlaşmazlık yaşadığı birçok ülkeyle ilişkilerini canlandırabilir.

Müslüman dünyayla doğrudan temas kurma olgusu, Sovyet sonrası Çeçen tarihinde yeni değildir. Çeçenistan’daki iki savaş sırasında (1993-1996 ve 1999-2000) önce ayrılıkçı sonra da cihatçı savaş ağaları, Türkiye’den ve bazı Körfez devletlerinden yakınlık gördü, bazıları hâlen bu ülkelerde barındırılıyor. Putin'in Rusya devlet başkanlığına yükselmesiyle birlikte Çeçenistan'ın mevcut Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov'un babası ve uluslararası alanda tanınmayan İçkerya Çeçen Cumhuriyeti'nin eski müftüsü olan Ahmet Hacı Kadirov, Çeçenistan'ın ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Seçimden iki ay sonra ocak 2004'te Suudi Arabistan'a giden Kadirov, "Çeçenistan'ın Rus-Suudi ilişkilerinin birleştirici halkası olacağını" ilan etti. Ziyaretin simgeselliği barizdi. Zira her iki ülke de sorunlu ilişkilerini yenileme ihtiyacı duyuyordu. Putin de Suudilere, Çeçenistan'ın yeniden inşası için büyük altyapı projelerini finanse etme çağrısında bulundu. Daha da önemlisi, Ahmet Hacı Kadirov bu ziyareti sırasında Suudilere Uluslararası İslami Tefsir Merkezi’nin kurulmasını önerdi.  Bu merkez, başka faaliyetlerin yanı sıra İslam adına düzenlenen terör saldırılarına karşı fetvalar yayımlayacaktı.

Kadirov'un mayıs 2004'te bir bombalı saldırı sonucu öldürülmesi bu ve diğer girişimlerin durmasına sebep oldu. Lakin 2007'de iktidarı ele geçiren oğlu, girişimleri hemen kaldığı yerden başlattı. Ramazan Kadirov, Çeçenistan'ı ziyaret eden İslam İş Birliği Teşkilatı heyetini, 10 yıllık savaşın ardından sağladığı ilerleme ile fazlasıyla etkiledi. 2010 yılına gelindiğinde ise Kadirov, Kâbe’nin yıkanması törenine iki kez katılan ilk yabancı devlet adamı ve bu törenlere katılan ilk Rusyalı Müslüman olma ayrıcalığına ulaşmıştı. İlerleyen yıllarda pek çok kraliyet sarayında ağırlanan Kadirov, Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz, Ürdün Kralı Abdullah ve Orta Doğu'ya yön veren onlarca başka isimle görüştü. Bunlara, iki defa görüştüğü Filistin Lideri Mahmut Abbas da dâhildi.

Çeçenistan, dışişleri bakanlığına tekabül eden Dış İlişkiler Dairesi vasıtasıyla Orta Doğu'daki siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarını yavaş ama kararlı adımlarla arttırdı. Kadirov son olarak 2013 kasımında "yeni yatırım projelerine kaynak çekmek” için Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Bahreyn ve Suudi Arabistan'ı ziyaret etti. Lakin bu faaliyetleri, "kamu diplomasisi" ölçütlerini fazlasıyla aşan unsurlar içeriyor. Kadirov'un başlıca amacı, Çeçenistan'ı Müslümanlar için küresel olmasa da bölgesel bir mukaddes ziyaret noktası hâline getirmek. Önde gelen Arap ilahiyatçılarını Çeçenistan'a davet eden, dışarıdan kutsal emanetler getirten Kadirov, böylelikle bölge dışında Çeçenistan lideri olarak meşruiyet kazanmaya çalışıyor.

Kadirov'un Ürdün'deki Çeçenlerle yaptığı görüşme, başka bir can alıcı niyetine daha işaret ediyor. Kadirov, Türkiye'de ve birçok Orta Doğu ülkesinde yaşayan yaklaşık 130 bin kişilik Çeçen diasporasını yanına çekip şahsi ve siyasi itibarını güçlendirmeye çalışıyor.

Son olarak da tıpkı babası gibi Çeçenistan’ın, Rusya'nın Müslüman dünyayla ilişkilerinde özel bir köprü rolü oynamasını istiyor. Tüm bunların Putin'in sessiz rızası olmadan gerçekleşmeyeceğinin altını çizmek gerekir. Aslına bakılırsa Rusya bunların faydasını bile görebilir, hatta görmeye başladı bile.

Rusya, ilk olarak, Müslümanların tüm haklarına kavuştuğu yeni bir Çeçenistan imajını dünyaya yansıtarak, köktendincilerin İslam’a baskı iddialarını geçersiz kılıyor. Örneğin, Çeçenistan'ın başkenti Grozni Avrupa'nın en büyük camisine sahip olmakla övünüyor. Bu bağlamda Çeçenistan, Moskova'nın kendisine sadık Müslümanlara- bir bedeli olsa da- sahip çıktığının kanıtı oluyor.

İkincisi, pek çok Orta Doğulu yönetici, otoriter Çeçen liderini, liberal Batı değerlerini aynı şekilde reddeden, kendilerine yakın biri olarak görüyor. Columbia Üniversitesi'nden Kimberly Marten, Kadirov'u haklı olarak, "güçsüz devletin kabadayı simsarı” olarak tanımlıyor. Ne tuhaftır ki Kadirov'un tam da bu özelliği, onu Kremlin'in gözünde iyi bir Orta Doğu elçisi yapıyor, Rusya’yı da Batılılara kıyasla daha kolay iş yapılan bir ülke konumuna getirip avantaj sağlıyor. ABD'nin bölgesel müttefikleri, Washington’un sarsak duruşundan şikâyet ederken ve Moskova da bu ortamdan yararlanmak isterken, bir zamanların ayrılıkçı Çeçenistan’ı tarafından yürütülen diplomasi ziyadesiyle iş görebilir.

Son olarak, Şii hâkimiyetindeki yönetimlere meyleden Rusya’nın Sünniler nezdindeki imajı, fazlasıyla zedelenmiş durumda. Moskova'nın Riyad, Doha ve Abu Dabi ile ilişkilerinde husumet söz konusu. Bu nedenle Kadirov'un mekik diplomasisi, Rusya'nın Sünni çoğunluklu ülkelerde yeniden itibar kazanması için olası bir yeni kanal açıyor.

Yirmi milyonu aşkın Müslüman nüfusu ve İslam İş Birliği Teşkilatı'nda gözlemci statüsü bulunan Rusya, bu tip kanallara açıkça ihtiyaç duyuyor. Orta Doğu'da hücumdaymış gibi göründüğü şu dönemde de ciddi iç baskılara rağmen muhakkak ki bu kanallardan azami ölçüde yararlanmaya çalışacak. Kuzey Kafkasya, gitgide Rusya'nın Orta Doğu siyasetinin ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Nitekim Moskova'nın Orta Doğu’daki birçok girişimi, kendi ülkesindeki bu sorunlu bölgenin dayattığı koşullardan kaynaklanıyor. Rusya, - ister Suriye ister Kürtler ister Çeçenistan'la ilgili olsun-  iç sorunlarını Orta Doğu'da fırsata çevirme sanatını öğreniyor.

More from Maxim A. Suchkov

Recommended Articles