Ana içeriğe atla

Türkiye’deki Yahudi cemaati eksiliyor

Gittikçe artan sayıda Yahudi ailesi Türkiye’yi terk ediyor.
Members of Turkey's Jewish community gather at Etz Ahayim Synagogue to commemorate International Holocaust Remembrance Day in Istanbul January 27, 2013. The International Day of Commemoration, which was designated by the United Nations General Assembly to honour Holocaust victims, occurs annually on January 27. REUTERS/Murad Sezer (TURKEY - Tags: POLITICS RELIGION ANNIVERSARY) - RTR3D1V0

Yahudi ailelerinin Türkiye’yi terk ettiğine dair söylentiler uzun zamandır ortada dolaşıyordu. Ancak Türkiye-İsrail ilişkileri kötüleştikçe söylentiler yavaş yavaş somut bir gerçeğe dönüşüyor. Türkiye’deki Yahudiler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan sürekli duydukları İsrail düşmanlığını, kendilerine yönelik saldırı olarak algılıyor. Liderlerin İsrail karşıtlığıyla birlikte Türkiye’deki iklimde ve kamuoyunda meydana gelen değişim, Yahudiler tarafından her gün hissedilir hâle geldi. Türkiye’de yıllardır iyi bir hayat sürmüş olan Yahudi cemaati, geleceklerinin artık güvende olmadığını hissediyor.

Yakın bir zaman öncesine kadar cemaatin önde gelenleri, Yahudi karşıtlığının çağdaş Türkiye’de ve hatta Osmanlı’da asla tezahür etmediğini övünerek söylerdi. Yahudiler, dini özgürlüklerini yaşamanın ötesinde Müslüman kesimle dostça ve sıcak ilişkiler sürdürdü. 1950’lerdeki İsrail’e göç dalgasından sonra bile birçok Türkiye Yahudi’si ülkede kaldı. Türkiye’yi vatan olarak görüp geleceklerini orada planladılar. Fakat son zamanlarda tüm bunlar değişti. An itibariyle cemaat önderleri, Türk tarihi boyunca serpilmiş olan o harikulade Yahudi mirasından birkaç yıla kadar geriye bir şey kalmayacağına dair kaygılarını gizlemek için çırpınıyor. Her hafta yeni aileler Türkiye’yi terk ediyor ve çocuklarına başka ülkelerde daha güvenli bir gelecek arıyor.

Eskiden bildiğim birkaç aileyi aradığımda, konuştuğum kişiler Türkiye’de herhangi bir Yahudi karşıtlığı havasının estiğini hemen reddetti. Bu kişilerden biri ‘S’. Konuşmamızın başında “Eğer detay istiyorsan İsrail Büyükelçiliği ile görüş. Sanırım onlar sana daha fazla bilgi ve kesin sayılar verebilir.” dedi. Ne zaman ki adını yazmayacağıma söz verdim, umutsuzca iç çekti ve kızı ile damadının, çocuklarıyla birlikte yaklaşık iki hafta önce İsrail’e göç ettiğini söyledi. Çift, günümüz Türkiye’sinde çocukları için bir gelecek olmadığı duygusuyla bu kararı almış.

“Peki ya sen?’’ diye sordum.

“Benim burada bir işim var. Korkmuyorum. Sana burada Yahudi karşıtlığı olduğunu söyleyemem, ama her şeyin eskisi gibi olduğunu da söyleyemem.” diye cevap verdi.

Konuştuğum diğer aileler de aynı şeyleri anlattı. Türkiye’de Yahudi olmak bugün hiç kolay değil, bundan ortalıkta açıkça bahsetmek ürkütücü olabilir. Türkiye’deki Yahudi cemaatinin nüfusu bugün 20 binden az. Çoğunluk İstanbul’da yaşıyor ve kendi işine sahip. İstanbul’daki Yahudilerin, Neve Şalom ve Beth İsrael olmak üzere iki büyük sinagogu var. Yaklaşık 10 yıl önce her iki sinagogun kapısında bomba yüklü araçlar patlatıldı. El Kaide’nin düzenlediği bu terör saldırılarından sonra binalar, sıkı korunan kalelere dönüştürüldü. Bu olaylar, Yahudi cemaatinde çok ciddi endişelere neden olsa da yine de insanları Türkiye’den ayrılma düşüncesine sevk etmemişti.

İlişkilerin bozulmasında başlıca kilometre taşlarından biri, mayıs 2010’da bir Türk filosunun Gazze Şeridi’ne doğru denize açılması oldu. Mavi Marmara gemisinde bulunan 9 yolcu, İsrail askerleriyle yaşanan şiddetli çatışmada öldü. O günden bu yana Ankara-Kudüs ilişkileri sürekli olarak kötüleşti ve bu her alanda hissedildi. Diplomatik kavga, iki ülkenin uluslararası alandaki ilişkileriyle sınırlı kalmadı. Sokaktaki hava da değişti. Bu durum, Yahudi birey veya mülklerine saldırı olarak tezahür etmedi, ama güvensizlik hissi yarattı. En az 500 yıldır devam eden birlikte yaşama ruhu bozuldu. Yahudi cemaatinin birçok mensubu, Türkiye’ye ait değilmiş gibi hissetmeye ve hatta istenmediklerini düşünmeye başladı.

İsrail, ABD ve Avrupa’ya göç edenlerin çoğu genç aileler. Daha yaşlı ve kıdemli cemaat mensupları ise ayrılmayı düşünmüyor. Yahudi Ajansı İsrail’e göçü teşvik etmede şu an önemli bir rol oynuyor. Yine de benim konuştuğum kişilerin aktardığına göre, ayrılanların çoğu ABD’ye veya Avrupa’nın zengin ülkelerine gitmeyi tercih ediyor. Bir başka kesim ise ne olacağını görmek için hâlâ bekliyor, zira İsrail’e her zaman gidebileceklerini düşünüyor.

S’ye göre ülkeden ayrılma oranı, cemaatin varlıklı mensupları arasında daha yüksek. Zira bu kişilerin ekonomik gücü, onlara geleceklerini başka bir yerde kurmaya imkân tanıyor.

“Ben bu yaşımda ne yapabilirim?’’ diye soruyor S. “Beni kim işe alır? İsrail’de nasıl bir iş kurabilirim? Ayrılanlar gençler. İşlerin nasıl gideceğini denemek, kendileri için orada daha iyi bir gelecek olup olmadığını görmek istiyorlar.”

Tüm bunlara rağmen, cemaat mensuplarının tümü, Başbakan Erdoğan’ın iktidarı sırasında yarattığı havaya teslim olma niyetinde değil. Aralarında hem gençlerin hem yaşlıların olduğu bir kesim, asırlık bir cemaatin birikimini bu umutsuzluk anında bir çırpıda silmek yerine, hakları için mücadele etmeyi savunuyor. Bu mesajı bloglarında ve her Şabat günü sinagoglarda dağıttıkları el ilanlarında paylaşıyorlar. Ancak bunlar, kaygılı bir toplumun içinde küçük bir azınlık. Bu tip farklılıkların dışında, istisnasız herkes diplomasi haritasını okuyabiliyor ve Erdoğan’ın birkaç yılda yıkmayı başardıklarını tamir etmeninin maalesef uzun zaman alacağı konusunda birleşiyor.

Bu, Türkiye’nin harikulade Yahudi toplumu için sonun başlangıcı mıdır? Söylemek zor. Ancak şüphesiz ki harika bir dostluğun sonudur.