Ana içeriğe atla

Iraklı Kürtlerin Türkiye’ye boru hattı ne kadar bağımsız?

Türkiye, Irak’ın egemenliğini tasdik eden ve aynı zamanda Kürdistan bölgesinin petrol ihracatındaki konumunu güvenceye alan, büyük bir petrol anlaşmasına katkı yapabilir.
A flame rises from a pipeline at Tawke oil field near Dahuk, 400 km (245 miles) north of Baghdad May 9, 2009. Iraq's largely autonomous Kurdish region said on Friday it would start exporting oil next month, but the Oil Ministry in Baghdad cast doubt on the plan, denying it had given them permission to use national pipelines. Picture taken May 9, 2009.      REUTERS/Azad Lashkari (IRAQ ENERGY POLITICS) - RTXFDTF

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), Türk sınırına kadar giden kendi petrol boru hattının inşasını tamamlamak üzere. Amaç, Kürt petrolünü ihraç edip Bağdat’tan bağımsız, garanti bir gelir kaynağı sağlamak. Medya, KBY ve çoğu sektörel yorumcu boru hattını iyimser bir bakışla “bağımsız” olarak takdim ediyor. Buna göre hat, Irak devletinin yetkisini baypas edecek, KBY’nin siyasal ve enerji alanındaki özerkliğini pekiştirecek, uluslararası petrol şirketlerine de üretimin tümünü paraya çevirme imkânı verecek.

Ancak projeye daha yakından bakınca boru hattının gerçekte ne kadar bağımsız olduğuna dair soru işaretleri doğuyor. Zira hat, Bağdat’ı baypas etmeyip Irak devletine ait mevcut altyapıya bağlanacak. Yani Irak Kürtlerinin resmi petrol ihracatı, KBY’nin kendi iradesiyle değil, Erbil, Bağdat ve Ankara arasında daha büyük bir pazarlığın çerçevesinde gerçekleşebilecek. Irak’ın egemenliği de bu arada tasdik edilmiş olacak.

KBY boru hattı, kimi yönlerden özerktir. Irak Kürdistanı’nın resmi sınırları içinde yer alan hat, tamamıyla KBY’nin kontrolünde. Ayrıca, hâlihazırda Türk sınırında bulunan ve Irak’ın kontrol ettiği ölçüm istasyonundan ayrı, bağımsız bir ölçüm istasyonuna bağlanacak. KBY böylece Irak hükümetinin müdahalesi olmaksızın kendi ihracatını izleyip denetleyebilecek. Günde en az 400 bin varil kapasiteyle çalışacak olan hat, Kürt petrolünün Türkiye sınırına taşınmasında, mevcut kamyon nakliyatına göre daha az maliyetli bir iç şebeke işlevi görecek.

Yine de hat bağımsız değildir. Her ne kadar ayrı bir ölçüm istasyonu olsa da KBY, petrolünü Türkiye’nin Akdeniz’deki Ceyhan limanına ulaştırmak istiyorsa hattı mevcut Türkiye-Irak boru hattına bağlamak durumunda olacak. Zira Türkiye, KBY hattının bağlanabileceği başka bir şebekeye sahip değil. Bu durumda KBY’nin ihracat payı, Kürt petrolü Irak-Türkiye boru hattından geçtikten sonra Bağdat tarafından tespit edilebilir. Bu rakam, Ceyhan’a ulaşan toplam miktardan Kerkük çıkışlı petrolün miktarı çıkarılarak hesaplanabilir, Irak Devlet Pazarlama Teşkilatı’nın Ceyhan’da bulunan yetkilileri de verileri teyit eder. KBY, ne zaman petrol göndereceğini de Kerkük’te Türkiye-Irak hattını kontrol eden Iraklı yetkililerle koordine etmek durumunda olacak. Zira daha ağır bir dereceye sahip olan Kürt petrolü, Kerkük’ün daha hafif dereceli petrolüyle bir arada akıtılamaz.

Hukuki konular da bağımsız KBY ihracatı için sorun yaratıyor. Türkiye’yle Irak arasında 2010’da 25 yıllığına yenilenen ve 10 yıllık ek uzatma seçeneği bulunan Boru Hattı Tarife Anlaşması’na göre, Irak-Türkiye boru hattında bulunan her türlü sıvı, Irak hükümetine ait. Dolayısıyla Ceyhan’a gitmek üzere boru hattına herhangi bir noktadan katılan Kürt petrolü, hukuken Irak mülkiyeti sayılacak. Bu aşamada ödemeler sorun hâline gelecek. Zira Ankara’nın Bağdat’ı baypas edip doğrudan KBY’ye ödeme yapmasına imkân veren herhangi bir yasal mekanizma mevcut değil. Nitekim Türk Enerji Bakanı Taner Yıldız da Ankara-KBY yakınlığına rağmen, ihracat yöntemi ne olursa olsun Türkiye’nin doğrudan Bağdat’a ödeme yapacağını, bu meselede çözümün Irak’ın iç sorunu olduğunu belirtmiştir.

Ankara’nın Irak’ın egemenliğini daha fazla zedelemekten kaçınması, bitmeyen Suriye krizi başta olmak üzere jeopolitik gelişmelerden kaynaklanıyor. Radikal İslamcılar ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Türk sınır bölgelerini kontrol edip istikrarsızlaştırırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan içeride de bir dizi sınavla karşı karşıya. Bunların arasında 2014’teki yerel seçimler de var. Hâl böyle olunca Ankara, bölgesel ittifaklarını gözden geçirip ulusal çıkarlarını sağlama almaya çalışıyor. Türkiye’yle Irak arasındaki yakınlaşma gayretleri, bu kaygının göstergesi. Bu gayretler neticesinde muhtemelen seçimlere kadar bir ısınma dönemi yaşanacak ve böylece Ankara’nın Bağdat’ı kızdırma pahasına Erbil’le doğrudan bir ihracat anlaşması yapma ihtimali bertaraf olacak. Bunun yanı sıra, bölgede kayda değer nüfuza sahip olan İran da Irak devletinin egemenliği pahasına Irak Kürdistanı’nı daha da özerkleştirecek hiçbir girişime destek vermez.

Boru hattını değerli kılan bir diğer unsur, KBY’nin bu sayede kazanabileceği pazarlık gücünden ileri geliyor. Irak devletinin petrol ihracatını artırmaya çalıştığı ve Başbakan Nuri El Maliki’nin 2014’te tekrar seçilmeyi hedeflediği bir dönemde bu, özellikle önem kazanıyor. KBY, muhtemelen boru hattını ve artan petrol ihracatını kullanarak, Maliki’yi destekleme karşılığında Bağdat’tan ödemeler konusunda ve siyasi alanda tavizler koparmaya çalışacak. Bağdat, KBY boru hattının ihracat potansiyelini şimdiden kabul etmiş durumda. Zira KBY’nin petrol ihracatı, 2014 Irak bütçesine dâhil edilerek miktarı günlük 400 bin varil olarak kaydedildi. Bu miktarın tam olarak gerçekleşmesi hâlinde, Kürt bölgesindeki uluslararası petrol şirketlerinin ödeneği olarak 860 milyon dolar tahsis edilecek.

Ne var ki piyasa mantığından ziyade “Biri kazanırsa, diğeri kaybeder.” siyasetinin yönetime hâkim olduğu bir ortamda, Bağdat-Erbil hattındakitavizlerin seçim sonrasında ne denli geçerli olacağı kuşkulu. Maliki KBY’ye yine bir defalık bir ödeme önerebilir, ama KBY’nin nihayetinde ihtiyacı olan, Irak meclisince onaylanmış ulusal bir hidrokarbon veya gelir paylaşımı yasasıdır. Zira böyle bir yasayla KBY, sözleşmelerin onayını, asgari ihracat düzeyini ve uluslararası petrol şirketlerinin işletme masrafını karşılayan ödemeleri teminat altına alabilir.

Yerel nüfuslar da Irak hidrokarbonlarının nerelerde işleneceği ve gelirin nasıl paylaşılacağı bakımından ilave zorluklar teşkil ediyor. KBY ve doğal kaynak zengini olan vilayetler, kendi enerji kaynakları üzerinde daha fazla kontrol isteyebilir. Ancak bu tip heveslerin yanında, Irak’ın ve Kürtlerin doğal kaynak milliyetçiliği de söz konusu. Böylece yükselen iç talep ve beklentilerin karşılanması, öncelik hâline geliyor.

Bu bağlamda Türkiye, boru hattı düğümünün çözümünde kilit bir rol oynayabilir. Türkiye, Kürt ortaklarıyla Bağdat’ı itekleyip Irak’ın egemenliğini tasdik eden ve aynı zamanda KYB’nin kuzeydeki ihracatta asli konumunu teminat altına alan, büyük bir anlaşmanın müzakere edilmesini sağlayabilir. Irak Kürdistanı, denize kıyısı olmayan bir bölge. Kayda değer transit güzergâh seçeneklerine ve bağımsız boru hattı konusunda bölgesel desteğe sahip değil. Buna Güney Irak’tan petrol ihracatının artacağı beklentisi de eklenince KBY’nin böyle bir anlaşmada muhtemelen resmi ihracat hakkından ve ödemeler konusunda taviz vermesi gerekecek. Bu ihtimal tatsız görünmekle birlikte, Kürdistan Bölgesi’nin petrol kaynaklarını geliştirip paraya çevirmesi için tek gerçekçi yol olabilir.

More from Denise Natali

Recommended Articles