Ana içeriğe atla

ABD-Rusya Mutabakatı Suudi Bölgesel Stratejisini Etkiliyor

ABD’yle Rusya’nın Suriye kimyasal silahlarına dair vardığı anlaşma,  çözüm umutlarını yükseltirken bölgesel dengeler açısından da birçok değişikliğin habercisi olabilir.
Saudi Foreign Minister Saud al Faisal (L) talks with Qatar Foreign Minister Khalid Al Attiya following their meeting with U.S. Secretary of State John Kerry and members of the Arab Peace Initiative at the United States Embassy in Paris, September 8, 2013. REUTERS/Susan Walsh/Pool (FRANCE - Tags: POLITICS) - RTX13CWG

Moskova’yla Washington, Suriye kimyasal silahlarına ilişkin anlaşmaya varınca Beyrut’ta tüm gözler Riyad’a çevrildi. Herkes, bir sonraki aşamanın Lübnan’a nasıl yansıyacağını anlamaya çalışıyor. Suudi Arabistan, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Rus meslektaşı Sergey Lavrov’un onayıyla Cenevre’de varılan anlaşmayı doğrudan etkileme konumunda değil. Ancak Riyad, birkaç yönden müdahale ederek Suriye’deki durumu etkileme imkânına sahip.

Suudilerin tutumu, kanlı mezhepsel saldırıların hız kesmeden devam ettiği Irak’ı etkileyebileceği gibi, Riyad bağlantılı Ahmed Carba’nın başkanlık ettiği Suriye Devrimci ve Muhalif Güçler Ulusal Koalisyonu’nu da etkileyebilir.

Kuşkusuz, Suudi tutumunun hissedileceği diğer bir nokta da Lübnan’dır. Riyad’ın müttefikleriyle Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın müttefikleri arasındaki çatışma, Lübnan’da sistemin tüm yönlerine uzanıyor, 22 Mart’tan bu yana felç olan hükümetten başlayarak ta cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar. Seçimler, Lübnan anayasasına göre 2014’te 25 Mart-25 Nisan arasında yapılmalı.

Riyad’ın Beyrut’taki dostları- yani Hariri cephesi- Suriye mutabakatına dair net bir bilgiye sahip olmadığını, anlaşmanın unsurlarına dair esas kaynaklardan herhangi bir ayrıntı alamadığını itiraf ediyor. Parlamentodaki Hariri blokunda yer alan önde gelen bir milletvekilinin Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre, Suudi Arabistan Lübnan’daki duruma tam bir kayıtsızlık içinde. Hariri blokundan birkaç heyetin Suudi Arabistan’a gidip defalarca Suudi yetkililerle görüşmesi de Suudilerin Lübnan meselesinden el çekme tavrını henüz değiştirebilmiş değil.

Ancak Hariri blokuyla bağlantılı başka bazı siyasetçiler, Suudi sıkıntısını geride bırakıp yeni bir havaya girmiş durumda. “Genel olarak Batı’nın ve özelde ABD’nin tutumundan güven aldıklarını” belirten bu siyasetçiler, ABD’nin Suriye ihtilafından kaybeden olarak çıkmayacağına inanıyor. Onlara göre, anlaşmanın unsurları ne olursa olsun, mutlaka gizli bazı hususlar vardır ki bunlar Washington’un bölgesel çıkarlarını sağlama almıştır ve dolayısıyla ABD müttefiklerinin çıkarlarıyla da uyumlu olacaktır. Hatta bu siyasetçilerin bazıları, sırf Rusya’yla Amerika’nın bu denli çetrefilli bir konuda mutabakata varmış olmasını bile uluslararası uzlaşı ikliminin başka benzer meselelere yansıyacağının işareti olarak görüyor. Bu görüşe göre, Suriye kimyasal silahlar anlaşmasından sonra İran’ın nükleer meselesi de mutlaka çözülecek ve devamında Lübnan’daki Hizbullah sorunu da halledilecek. Takvim ne olursa olsun, gelişmeler eninde sonunda Lübnan’a olumlu yansıyacak, Suudilerin Beyrut’taki müttefiklerinin talebi doğrultusunda Şii Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına ve Lübnan’ın Suriye-İran etkisinden kurtarılmasına hizmet edecek.

Öte yandan, Beyrut’taki Suudi hasımları da Riyad’ın tutumunu büyük bir dikkatle izliyor. Bu cenah, ABD-Rusya mutabakatına son derece tutucu yaklaşıyor ve şu soruyu gündeme getiriyor: Riyad, mutabakat çerçevesinde sahip olacağı konum ve oynayacağı rolden emin olsaydı bu denli gönülsüz ve olumsuz bir tavır alır mıydı? Bu sorudan hareketle Suudi Arabistan karşıtları, Cenevre mutabakatının Riyad’a üç ayrı düzlemde zarar vermesini değerlendiriyor:

Birincisi: Suriye meselesi. Olumlu yönleri ve gerekçeleri ne olursa olsun, anlaşmanın Körfez için büyük bir hayal kırıklığı olduğu aşikâr. Zira Körfez’deki güçlerin, Esad’ın düşürülüp muhaliflerin iktidara gelmesi için bel bağladığı yöntem, bir ABD saldırısıydı. Sadece bu bile, Suudi Arabistan’ın bu rauntta puan kaybettiğini açıkça gösteriyor. Nitekim Suriye muhalefeti ve Suudi Arabistan’ın Beyrut’taki müttefikleri, mutabakata dair olumsuz tavırlar takındı.

İkincisi: Suudi Arabistan bölgesel düzeyde kayıplar yaşayacak. Washington-Tahran arasında oluşmaya başlayan açılım iklimi, Suudilerin bölgesel konumu ve etkinliğini mutlaka olumsuz etkileyecek. Suudi Arabistan, bu açılım havasının sonucu ne olursa olsun bundan zarar göreceğine dair korkular besleyecek. Hele de Suudi-İran karşıtlığı, Körfez ve Ortadoğu genelinde siyasi, dinsel ve jeostratejik düzeylerde neredeyse mutlak bir hâl almışken.

Bu gidişatı frenlemeye çalışan Riyad, yeni İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi Mekke’de umreye gitmesi ve Riyad’da görüşmeler yapması için gelecek ay Suudi Arabistan’a davet ediyor. Ne var ki Riyad’ın Washington-Tahran yakınlaşmasına karşı takındığı boykot havasının da aynen devam ettiği ortada.  

Suudilerin Suriye mutabakatına dair en büyük korkusu, bunun sonucunda radikal İslamcıların ABD’yle İran için “ortak düşman” haline gelmesi ihtimalidir. Radikal Sünni teröristler olarak şu an manşetlere çıkan bu gruplar, Washington’la Şii İran arasında bir mutabakat konusu olabilir. Sünni Riyad, 11 Eylül 2001 saldırılarından beri böyle bir konumda olmanın yararını gördü. Zira saldırılardan sonra ABD’yle Batı’ya kendini El Kaide karşısında Sünni İslam’ın daha ılımlı temsilcisi olarak sundu. Ne var ki Suriye olayları, Esad’la Şii müttefikleri olan Lübnan, Irak ve İran’ın karşısında Riyad’ı Sünni cihatçılarla aynı şemsiye altında birleştirdi.

Üçüncüsü: Suudi Arabistan’ın küresel kaygıları var. Suriye mutabakatı, ABD’yle Rusya arasında belli uluslararası meselelerin kontrolünde- en azından Ortadoğu’da- yeni bir çift kutupluluğun habercisi olabilir. Bu çift kutupluluk, Suudilerin bölgesel konumunu ve etkinliğini mutlaka geriletecek. Zira son 20 yıl boyunca Suudilerin müttefiki ABD, bölge çapında ve bölgedeki tüm yönetimler üzerinde tekelci bir güç ve kontrol sahibiydi. Oysa şimdi Amerika’nın Ortadoğu’ya ve bölgesel krizlere azalan ilgisinden söz ediliyor ve Washington’un Pasifik bölgesine odaklanma ihtimali giderek yükseliyor.

Sonuç olarak, Suriye’de çözüm istikametinde bir gidişatın olduğu aşikâr. Ancak bu süreçte bölgede kazananlar ve kaybedenler olacak. Bu çok temel bir paradokstur. Suriye’deki çözüm ve akabindeki olasılıklar bu paradoksun etrafında şekillenecek.

Jean Aziz, Al-Monitor’un Lübnan’ın Nabzı bölümünün yazarlarındandır.  Lübnan’ın El Akbar gazetesinde köşe yazarı olan ve OTV kanalında haftalık bir siyaset programı sunan Aziz, Lübnan’daki Amerikan Teknoloji Üniversitesi ve Saint-Esprit De Kaslik Üniversitesi’nde iletişim dersleri vermektedir.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Already a Member? Sign in

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial