Ana içeriğe atla

Will Iran’s Revolutionary Guard Reduce Economic Role?

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran Devrim Muhafızları’ndan nazikçe ekonomik projelerini azaltmalarını istiyor.
BankMelli1.jpg

İranlı liderler, 1980’de Irak'ın İran topraklarını işgalinin yıldönümü olan 22 Eylül "Kutsal Savunma Günü" etkinliklerine hazırlık kapsamında İslami Devrim Muhafızları Alayı (İDMA) komutanlarıyla bir araya geldi. Komutanlarla 16 Eylül'de buluşan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, seçkin birliklerin tepkisini çekmemek için özenli bir dil kullanarak olası bir stratejik değişimin işaretini verdi.

Ruhani, bir taraftan Devrim Muhafızları’nın ekonomik faaliyetlerini överken, bir taraftan da onlara yalnızca büyük projelerde yer alıp diğer alanlarda özel sektörle rekabete girmemeleri çağrısında bulundu. Ruhani şu noktaların altını çizdi: "İDMA, ekonomimizin yaptırımlara hedef olduğu bu koşullarda harekete geçmeli ve 3-4 büyük ulusal projeyi yüklenmelidir. (...) İDMA halkın ve özel sektörün rakibi değildir. (...) İDMA bugün özel sektörün yüklenemeyeceği büyük projeleri yüklenmelidir." 

Ruhani’nin daha göreve başlamasıyla birlikte yeni yönetimin, ekonomik sektörlerdeki İDMA nüfuzunun sürmesine izin vermeyeceği ve bu askeri yapıyı daha stratejik konumlara kaydıracağı belli olmuştu. Örneğin Ruhani’nin Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanlığı'na Mahmut Vaizi’yi getirmesi, bu sektörü sekiz yıldır kontrol eden İDMA’ya karşı bir hamleydi. Bijan Namdar Zangane ile Muhammed Rıza Nematzade'nin Petrol ile Endüstri, Maden ve Ticaret Bakanlıkları’na geri gelmesi de bu sektörlerin Mahmut Ahmedinejad öncesi döneme döndürüldüğünün işaretleriydi.

Nitekim Devrim Muhafızları’nın geniş ekonomik etkinliğinden doğan gerginlikler, reform yanlısı basında bile bir süredir vurgulanmaya başlanmıştı. Şark gazetesi, 22 Temmuz'da İDMA sözcüsü Ramazan Şerif’le yapılan ve komutanı oldukça zorlayan bir söyleşi yayımlamıştı. Gazete, sözcüye İDMA’nın ekonomik faaliyetlerde yer almasının mantığını sormuştu. Şerif de Devrim Muhafızları’nın bu alandaki başlıca motivasyonun "ulusal güvenlik" olduğunu belirterek İDMA’yı ekonomik çıkarlar dâhil "İran menfaatlerinin koruyucusu" olarak gördüklerini ifade etmişti.

Şimdi asıl soru, Devrim Muhafızları’nın bu taleplere uyup uymayacağıdır. Özellikle de İDMA komutasının cumhurbaşkanına değil, doğrudan Dini Lider Ayetullah Hamaney'e bağlı olduğu düşünülürse. İlginçtir ki Hamaney’in kendisi de Devrim Muhafızları komutanlarına 17 Eylül'de yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "İDMA, devrimi muhafaza etmelidir. Ancak bunu söylerken, muhafızlığın tüm alanlara- bilimsel, entelektüel, kültürel, ekonomik- uzanması gerektiğini kastetmiyorum. Kastettiğim şey, İDMA diri olmalı ve neyi koruduğunu bilmeli. Devrim nedir? İDMA’nın siyaset alanını koruması gerekmez, sadece bu alandaki gelişmelere vakıf olması gerekir." 

Bu sözler, dini liderin İDMA’nın İran toplumunda ve ekonomisindeki konumunu yeniden düzenlemesine yönelik bir talep olarak yorumlanabilir. Bu yeni konumlandırma, Ruhani’nin işaret ettiği ana hatlara göre öngörülüyor olabilir. Yani İDMA ulusal projelerde hükümete yardım ederken, telekomünikasyon, inşaat, küçük sanayi, otomotiv ve ticaret gibi özel sektörle rekabet ettiği alanlardan çekilebilir. Her hâlükârda Hamaney'in açıklaması, kuruluş yasasına göre "İslami devrimini ve onun kazanımlarını korumakla" yükümlü İDMA'nın görevinin ne olduğuna ilişkin daha açık bir yorum getirmiş oldu.

Ne var ki ekonomik alanda böylesine bir dönüşümün nasıl gerçekleşeceği net değil. Ruhani, İDMA’nın ve ona bağlı şirketlerin bahsi geçen vizyonla çelişen tüm varlıklarını satması için ısrar mı edecek? Bu İDMA ağının doğrudan ya da dolaylı olarak sahip olduğu yüzlerce şirketin el değiştirmesi anlamına gelecek. Zira İDMA etrafında oluşan ağ, bu askeri yapının çok ötesine yayılmakta ve çeşitli vakıfları, kooperatifleri ve eski İDMA komutanlarına ait kuruluşları kapsamaktadır.

Kuşkusuz tüm bu şirketlerin yeniden tanımlanıp yapılandırılması kolay değil. İran özel sektörünü rahatsız eden başlıca konu, İDMA ağının İran piyasasında sahip olduğu haksız rekabet avantajları. Zira Devrim Muhafızları, kendi ağları içinde yer alan bankalar ve finans kuruluşları sayesinde mali kaynaklara kolayca ulaşabiliyor. Ayrıca, gerçek özel sektörün ulaşmakta zorlandığı proje ve lisansları da siyasi gücü sayesinde alabiliyor.

Dolayısıyla, hükümetin en iyi ihtimalle şu iki hedefi gerçekleştirmesi beklenebilir:

• Hükümet, kamu projelerini İDMA firmalarına vermeyi keserek, yalnızca özel sektörün ilgilenmediği projeleri, örneğin büyük sanayi projelerini İDMA'ya bağlı şirketlere verebilir. Bu durumda İDMA, söz konusu alanda Mustazafan Vakfı gibi devrimci ve dini vakıflarla rekabet etmek zorunda kalır. Ancak bu kuruluşlar arasında birçok ortak menfaat söz konusu olduğu için projeler, sert bir rekabete yol açmadan dağıtılır.

• Hükümet, başta pazar rekabeti olmak üzere iş ortamını iyileştirerek İDMA ağında yer alan şirketlerin özel sektörle adil bir şekilde rekabet etmesini sağlayabilir. Yapısal reformlar gerektiren bu hedef, ancak orta vadede gerçekleşebilir. Bu reformların başında, kamu projelerinde mali kaynaklara erişimin kolaylaştırılması ve ihale süreçlerinin şeffaflaştırılması gelmektedir.

İran'da bu günlerde yaşanan gelişmeler, 1990'ların sonunda Muhammed Hatemi'nin cumhurbaşkanlığı döneminde yaşananlara oldukça benziyor. O dönemin reformcu hükümeti de devrimci vakıflara daha şeffaf olmaları, vergi ödemeleri ve özel sektörle rekabet etmemeleri için baskı yapmıştı. Sonuçta, önde gelen vakıflar (Mustazafan, Şehitler ve 15 Hordad) buna uydu, fakat bu kuruluşların işleri, bir dizi daha küçük ve daha az dikkat çeken vakıf, kooperatif ve bölgesel şirkete yönlendirildi. Hükümet büyük vakıflarda gerçekleşen reformları göstererek zafer kazandığını ilan etse de, özel sektörün iş rekabeti bakımından yaşadığı belirsizlik aynen devam etti.

Ruhani'nin girişimleri de benzer bir seyir izleyebilir. Hatem Ol Enbia ve Bahman Grubu gibi bariz bir şekilde İDMA'ya bağlı şirketler, stratejilerini istenen şekilde ayarlar ve hükümete destek babında büyük projelere girer. Ne var ki, İDMA’yla bağlantılı şirketlerin oluşturduğu geniş ağ, türlü iş alanlarında faaliyet göstermeye devam eder. Bu şirketler, hisselerinin bir bölümünü yeni kooperatiflere ve vakıflara satıp İDMA ile bağlarını ve sahiplik yapılarını daha az belirgin hâle getirebilir, ancak piyasadaki yöntemleri esasen aynı kalır. Bu şirketler, İDMA bağlantılarını kullanarak ihale, mali kaynak ve insan kaynağı sağlamaya devam eder. Neticede, başka yapısal reformlar gerçekleştirilmediği sürece bu tür değişikliklerin İran özel sektörüne etkisi asgari düzeyde kalır.

Kourosh Avaei  Avrupa’da yaşayan bir gazeteci ve siyasi analisttir. Yüksek lisansını iletişim alanında yapan Avaei, İran internet medyasında çalışmış ve toplumsal-siyasi konularda habercilik yapmıştır.

More from Kourosh Avaei