Ana içeriğe atla

Barış süreci iyi yolda ilerliyor

"PKK'nın silahlı güçlerini 8 Mayıs'tan itibaren Türkiye'den çekmeye başlayacağını açıklaması kadar önemli olan bir gelişme de yasal Kürt partisi lideri Demirtaş'ın, kendi talepleri karşılansa bile Başbakan Erdoğan'ın istediği otoriter başkanlık rejimini öngören bir anayasaya asla destek vermeyeceklerini açıklaması idi. Bu iki gelişme barış sürecini sağlıklı bir yola soktu"
Murat Karayilan, acting military commander of the Kurdistan Workers Party (PKK), speaks during an interview with Reuters at the Qandil mountains near the Iraq-Turkish border in Sulaimaniya, 330 km (205 miles) northeast of Baghdad March 24, 2013. Shattered stone houses recall Turkish air strikes on Kurdish rebels holed up in the Qandil mountains of northern Iraq. Life is harsh amid the snowcapped peaks, supplies are sparse and armed forays across into Turkey perilous in the extreme. Yet rebel chief Abdullah

 

Son günlerde askeri ve politik cenahlarda meydana gelen çok önemli iki gelişme AKP hükümetinin Kürt hareketiyle yürüttüğü barış sürecinin Türkiye’de demokrasiyi tahkim edebileceğine dair, geçmişe göre daha umutlu olmamıza imkan veriyor.

Birincisi, tarihsel nitelikte bir olaydı. PKK’nın askeri lideri Murat Karayılan 25 Nisan’da ana karargahının bulunduğu, Irak’taki Kürdistan Bölgesel Hükümeti topraklarındaki dağlık Kandil bölgesinde 100 kadar gazetecinin izlediği bir basın toplantısında silahlı güçlerinin Türkiye topraklarından 8 Mayıs’ta çekilmeye başlayacaklarını açıkladı.

Bu gelişme, barış sürecinin ilk büyük ve somut sonucu olacak ve başka olumlu gelişmelerin kapısını açacak.

Birincisi kadar gösterişli olmamakla birlikte, sürecin sağlıklı yürüyebilmesi açısından en az onun kadar önemli ikinci büyük gelişme ise politika cenahında vuku buldu.

Türkiye parlamentosunda temsil edilen yasal Kürt partisi Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 22 Nisan’da Taraf gazetesinde yayımlanan söyleşisinde AKP’nin bütün Kürt taleplerini içeren bir anayasa yapmaya yanaşması halinde bile “baskıcı ve otoriter bir başkanlık rejimi”ni getiren herhangi bir anayasa değişikliğine asla destek vermeyeceklerini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP’nin Türk parlamentosuna sunduğu öneride başkan, ülkeyi kararnamelerle yönetme ve gerekli gördüğünde parlamentoyu feshetme yetkisine sahip. Bu başkan aynı zamanda yüksek yargı üyelerini de atama yetkisine sahip olacak. Ancak AKP’nin meclisteki sandalye sayısı istediği sistemi içeren bir anayasa taslağını meclisten geçirmeye yetmiyor. Bunun için başka partilerle işbirliğine ihtiyacı var.

Erdoğan’ın gönlünde yatan kendine özgü, otoriter başkanlık sistemi ile özerklik, eşitlik ve Kürtçe dilinde eğitim alanlarındaki Kürt taleplerini de karşılayan bir anayasa metninin, meclisteki AKP ve BDP oylarıyla onaylanarak referanduma götürüleceği yönündeki yaygın şüphe, barış sürecini zehirliyordu. Demirtaş tartışmayı kesin biçimde bitirdi; barış süreci ile otoriter başkanlık hayallerini  ayrıştırdı ve zehri temizledi.

Şimdi başa dönelim ve Karayılan’ın tarihi basın toplantısında verdiği mesajlara göz atalım...

Karayılan 8 Mayıs 2013 tarihinde başlayacak olan geri çekilmenin kademeli gruplar halinde yapılacağını ve sürecin “gerillanın hareket tarzı, gizliliği ve disiplini temelinde mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasının hedefleneceğini” söyledi.

Karayılan, geri çekilen PKK güçlerinin üsleneceği bölgenin “Güney Kürdistan”, yani Irak Kürdistanı olacağını belirtti ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nden “gerilla güçlerinin resmi varlığına gereken anlayışı göstermelerini” rica etti. PKK’nın askeri lideri, bu süreç zarfında Türk ordu güçlerinden de “aynı duyarlılık ve ciddiyeti” beklediklerini söyledi. Karayılan, geri çekilmekte olan gerillalara karşı herhangi bir operasyon ya da saldırı düzenlenmesi halinde sürecin derhal durdurulacağını ve misilleme hakkının kullanılacağı uyarısını da yaptı.

Bu noktada, Türk kamuoyunu bir süre gereksiz yere meşgul etmiş bulunan, “PKK’nın silahlı mı, yoksa silahlarını Türkiye’de bırakarak, silahsız mı çekileceği” şeklindeki tartışmaya da değinmekte yarar var. Karayılan’ın sözlerinden tabii ki PKK güçlerinin silah ve teçhizatıyla birlikte çekilecekleri sonucu çıkıyor. Mamafih Karayılan’ın bir soru üzerine şu cevabı verdiğini nakledelim:

“Dağda insanlar nasıl silahsız çekilecek? Kurtlar bile engel olur. Yaşayabilmeleri için kendilerini koruyabilmeleri gerekir. PKK güçleri kendi gücüne dayanarak çekilecek.”

Karayılan, ateşkes ve PKK’nın silahlı güçlerinin Türkiye’den çekilmesinin Kürt sorununun çözümü ile olan ilişkisini, “üç aşamalı bir sürecin” bağlamı içinde formüle etti. Kendisine göre “ateşkes ve gerilla güçlerinin başarılı biçimde geri çekilmesi” birinci aşamayı oluşturuyor.

Karayılan ikinci aşamayı ise şöyle tarif etti:

“İkinci aşama, sorunun kalıcı çözümü için, daha çok devletin ve hükümetin yükümlülüklerini yerine getireceği aşamadır. Bu süreçte atılacak bazı adımlarla, anayasal çözüm çerçevesinde yapılacak reformlarla, Türkiye’nin gerçek anlamda demokratikleştirilmesi ve Kürt sorununun özüme kavuşturulmasının koşulları doğmuş olacaktır.”

Karayılan bu amaçla koruculuk  (devletten maaş alan, devlet yanlısı Kürt milisleri) ve özel harekat timleri gibi “özel savaş yapıları” dediği güçlerin tasfiye edilmesini istedi.

Karayılan, yeni anayasadan beklentilerini ise “Türkiye’nin demokratikleştirilmesi, Kürt halkının inkarının sona erdirilmesi, tüm kimlik, inanç ve mezheplerin hak, özgürlük ve eşitliğinin garanti altına alınması” olarak sıraladı ve böyle bir anayasa yapılmasının “hayati önemde olduğunu” belirtti.

Nihayet Karayılan tüm bunların ardından gelecek sürecin üçüncü ve son aşamasını “normalleşme” olacağını söyledi. Karayılan’ın bu aşamadaki beklentileri şöyle:

“Normalleşme süreci, barışın kalıcılaşması, toplumsal uzlaşma, eşitlik ve özgürlükler sürecidir. Önder Apo (Abdullah Öcalan’ın kısa adı) dahil herkesin özgürleşeceği bu sürecin pratikleşmesi paralelinde silahın tümden devre dışı kılınması ve gerillanın silahsızlanması gündeme girecektir.”

Karayılan’ın tüm bu açıklamalarından çıkan sonuçlar şunlardır:

Bir: PKK’nın silahsızlanması, bazı gerçekçi olmayan beklentilerin tersine yakın vadede değil, siyasetin doğası gereği çözüm sürecinin artık geriye dönüşü olmayan bir karakter kazandığı son aşamada gerçekleşecektir. PKK öngörülebilir bir gelecekte Ortadoğu’daki varlığını silahlı bir güç olarak sürdürecek.

İki: PKK’nın askeri liderliği Marmara Denizi’ndeki İmralı Adası’nda müebbet hapis cezasını çekmekte olan PKK’nın kurucu lideri Öcalan’ın serbest bırakılmasını da silahsızlanmanın önkoşulu olarak tespit etmektedir.

Üç: Kandil’deki bu basın toplantısı, PKK’nın siyasi evriminde geldiği son örgütsel aşamayı temsil eden Kürdistan Topluluklar Meclisi’nin (KCK) Yürütme Konseyi Başkanı sıfatıyla Murat Karayılan’ı, Öcalan’ın hemen yanında ama sürece müdahil olmak bakımından daha güçlü bir pozisyonda ön plana taşımıştır. Karayılan sürecin artık eşdeğerde muhatabıdır.

Kandil’deki bu son derece önemli basın toplantısı barış sürecine yepyeni bir ivme kazandırmıştır. Mamafih bu sürecin Türkiye’nin en güçlü adamı Başbakan Erdoğan’ın kişisel siyasi kariyer planlamasından mümkün mertebe bağımsız olarak, kendi özgün dinamikleriyle yürümesinin  hayati önemi vardır.

İşte tam bu noktada, şimdi sözü yeniden BDP Eş Genel Başkanı’nın Kandil’deki basın toplantısından üç gün önce yayımlanan sözlerine bırakmak gerekiyor. Politik içeriği bakımından Demirtaş’ın sözleri sürece sıhhat ve dayanıklılık kazandırdı.

Taraf gazetesinden Neşe Düzel’in sorularına Demirtaş’ın verdiği yanıtları özetleyerek aktarıyorum:

Düzel: AK Parti ile hangi şartlarda anayasa yapmayı kabul edersiniz?

Demirtaş: Bir kere, AKP ile bütün maddelerde uzlaşıp, Türkiye’nin diğer kesimlerinin beklentilerini dikkate almayan bir anayasayı yapmayı doğru bulmayız biz. Eğer AKP, diğer kesimlerin de beklentilerini dikkate alan bir anayasa yapmayı kabul ederse ve onunla birlikte herkesi rahatlatan bir ortak anayasa yapabilirsek ve bu anayasaya da dışarıdan büyük destek alırsak sorun olmaz ama... AKP’nin dayatmasıyla ve BDP’nin de yedeklemesiyle yapılacak demokratik olmayan bir anayasaya biz payanda olmayız.

Düzel: Anayasayla ilgili ne tür dayatmalar olabilir?

Demirtaş: Başkanlık sistemi gibi... AKP’nin yeni anayasada yargıyla ilgili, başkanlık sistemiyle ilgili kendi önerileri var. Meclisi feshetme yetkisinin bir kişiye verildiği, yüksek yargıyı atama yetkisinin başkana tanındığı bir başkanlık sistemine biz demokratik bir yönetim diyemeyiz. Biz AKP usulü başkanlık sistemini asla kabul etmeyiz.

Düzel: Niye?

Demirtaş: Çünkü AKP, Amerika’daki gibi ya da dünyada diğer demokratik ülkelerdeki gibi bir başkanlık sistemi önermiyor. O, başkan sistemi öneriyor. Eğer barış sürecinin ilerlemesinin bir şartı olarak BDP’nin önüne bunlar dayatma olarak çıkarsa, biz bu tür tavizleri vermeyiz. Bunun adı barış olmaz zaten.

Düzel: AK Parti, anayasada başkanlık sistemini getirmek istiyor ama Öcalan da bu başkanlığı destekleyeceğinizi söyledi. Barışla başkanlık arasında nasıl bir bağ var?

Demirtaş: Hiçbir şekilde bir bağ yok. Barışın şartı başkanlık değildir ve böyle bir şey olamaz. BDP Eş Başkanı olarak açık söyleyeyim. Anayasada özerk Kürdistan deseler, Kürtçe anadilde eğitim serbesttir diye açıkça yazsalar ve bunun karşılığında da anayasanın bir maddesinde baskıcı-otoriter bir başkanlık sistemi yazsalar, biz o anayasaya evet demeyiz. Daha nasıl açık söyleyeyim ki! Tek adamın yönettiği bir ülkeye barış gelmez. Barış, demokratikleşmeyle gelir.”

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Already a Member? Sign in

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial