Türkiye'nin Nabzı

Kürt köylerini yok edenler yargılanacak mı?

By
p
Article Summary
“Bizim taburumuza verilen görev köyleri yakmaktı, orada kaldığımız süre içerisinde (...) 30 köyü yaktık. Köylere girince komutanlarımız askerleri ikişer, üçer kişi olarak evleri yakmakla görevlendiriyordu, evlere girip dışarı çıkın yakacağız diyorduk, eşyalarını boşaltmak için fırsat vermiyorduk”. Bu sözler, geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır Cumhuriyet savcısına ifade veren, 90’lı...

“Bizim taburumuza verilen görev köyleri yakmaktı, orada kaldığımız süre içerisinde (...) 30 köyü yaktık. Köylere girince komutanlarımız askerleri ikişer, üçer kişi olarak evleri yakmakla görevlendiriyordu, evlere girip dışarı çıkın yakacağız diyorduk, eşyalarını boşaltmak için fırsat vermiyorduk”.

Bu sözler, geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır Cumhuriyet savcısına ifade veren, 90’lı yıllarda askerlik görevini Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapan bir kişiye ait.

90’lı yıllarda Türkiye'nin Güney Doğusunda 3000’den fazla köy ve mezra güvenlik güçleri tarafından boşaltıldı, yakıldı ve yıkıldı. O zaman askerler PKK’ya yardım ettiğinden şüphelenilen veya bir şekilde devletle iş birliği yapmayı reddeden köyleri rutin olarak boşaltıp, köylülerin bir daha geri dönmemeleri için de yakıp oturulamaz hale getiriyorlardı.

Bu korkunç uygulama bir terörle mücadele yöntemi olarak benimsenmişti. Güneydoğudan pek çok Kürdün ülkenin Batı illerine göç etmesinin altında yatan en önemli nedenlerden bir tanesi de köy ve evlerinin yok olmasına yol açan insanlık dışı bu uygulamalar olmuştur.

Yazının girişinde alıntı yaptığım ifade, Türkiye için bir dönüm noktasına işaret ediyor. 90’lı yıllarda bir salgın gibi bütün Güneydoğuyu etkisi altına alan, Kürtlerin yaşamını kabusa çeviren bu uygulamalar ilk defa bir savcı tarafından soruşturmaya uğruyor. Savcılık kaynaklarının aldıkları bu ifadeyi basına sızdırmaları, geçmişte bu suça bulaşmış askerlerin yargılanacaklarını gösteriyor.

2007’den başlamak üzere Türkiye, askerlerin bulaştıkları darbe girişimlerini yargıya taşıdı; ancak askerler tarafından işlenen insanlığa karşı suçlar kapsamlı bir soruşturmaya uğramadı. Binlerce yargısız infaza rağmen ancak düzinelerce öldürme olaylarının failleri bugün yargılanıyor; geçtiğimiz haftaya kadar ise Kürt köylerinin yakılmasındaki rolü nedeniyle hiç kimse yargı önüne çıkmamıştı.

Bu konudaki paradokslardan bir tanesi de Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (European Court of Human Rights) önündeki durumudur. Türkiye bugüne kadar, 90’lı yıllardaki köy yakma uygulamaları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından defalarca mahkum edildi.

Ancak bu mahkumiyetlerden sonra köylülere tazminat ödeyen Türkiye, bu fiili işleyen hiç kimseyi yargı önüne çıkarmamıştır.

Aradan geçen bunca yıldan sonra Türkiye'deki savcılar belki de yeni yeni bu korkunç suçları soruşturma cesaretini kendilerinde bulabiliyor.

Diyarbakır savcısının köy yakmayla ilgili olarak aldığı bu ifadenin detayları kamuoyuna yansıdıktan kısa bir süre sonra, 12 Kasım günü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Güneydoğudaki köyleri imha olaylarından belki de en korkunç olanlarından birisini karara bağladı.

Benzer ve diğerleri davası 1994 yışında Güneydoğuda iki tane köyün harap edilmesini konu alıyordu. Dava sırasında köylülerin anlattıkları detaylara göre, ilk önce devlet yetkilileri köylülerden korucu olup PKK’ya karşı savaşmalarını istemişti. Şırnak iline bağlı Kuşkonar ve Koçağılı köyünün sakinleri bu isteği kabul etmemişler. Bunun üzerine 26 Mart 1994 günü, sağ kalanların hiç birisinin hayatı boyunca unutamayacağı korkunç bir olay yaşanıyor. Türk Hava Kuvvetlerine ait uçaklar bu köyleri havadan bombalıyorlar. Çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere 38 köylü bombardımanın hemen ardından hayatlarını kaybediyor. Sağ kalanlar topladıkları ceset parçalarını naylon torbalara doldurup toplu mezara gömdükten sonra hemen köyü terk ediyor. Yıllar içinde çeşitli hukuki girişimlerde bulunsalar da, bütün bu girişimler sonuçsuz kalıyor ve sonunda AİHM’ye başvuruyorlar.

AİHM bu davada Türkiyeyi başvuruculara 2 milyon 305 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti. Bununla da yetinmeyerek, Türkiye'den bu korkunç saldırının faillerini bulup cezalandırmasını istedi. Adalet bakanı Sadullah Ergin AİHM kararının hemen ardından yaptığı açıklamada bombalamaya ilişkin olarak yeniden soruşturma yürütülebileceğini söyledi.

Hem Diyarbakır savcısının girişimi ve hem de AİHM’nin Benzer ve diğerleri davasında Türkiyeyi mahkum etmesinin ardından Adalet Bakanlığının açıklamaları, 90’lı yıllarda köyleri yok edilen bazı köylüler için adalet çarklarının dönmeye başlayabileceğini gösteriyor.

Aradan geçen bu kadar zamandan sonra Türkiye de belki de ilk defa geçmişte işlenmiş insanlığa karşı suçlara ucundan kıyısından bakabilecek bir olgunluğa ulaşıyor gibi görünüyor.

Bu davaların ne kadar kapsamlı bir şekilde açılacağı; faillerin ne kadarının yargı önüne çıkacağı ise ancak ilerleyen zaman içinde görülebilecek.

Yazıyı, Diyarbakır savcısına ifade veren eski askerin köy yakmaların 90’lı yıllarda ne kadar rutin bir uygulama olduğunu gösteren şu sözleriyle bitirmek istiyorum:

“Köylüler dışarı çıkınca da en kolay tutuşabilecek bir yerden yakmaya başlıyorduk, ahırları da yakıyorduk içerisinde hayvan olup olmadığını kontrol etmiyorduk. Zamanımız olmadığı için bir an evvel yakıp çıkıyorduk. Bir köye girdikten yarım saat sonra yakma işini bitirip sonra başka bir köye geçiyorduk.”

Umarız adalet geç de olsa yerini bulur...

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly

Orhan Kemal Cengiz, insan hakları alanında çalışan bir avukat ve köşe yazarıdır. Cengiz, Türkiye’de işkencenin önlenmesinden zihinsel engellilerin haklarına kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin başkanlığını yapmıştır.

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun

 

MORE LIKE THIS

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept