Sosyal mesafe kuralları: Tedbir mi cezalandırma mı?

Türkiye’de pandemi tedbirlerinin muhalif grupları susturmak için kullanılması tepkilere yol açıyor.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkish politics, recep tayyip erdogan, turkish opposition, akp, covid-19, coronavirus, human rights in turkey, pandemic

Eyl 2, 2020

Koronavirüse karşı tedbirler bir halk sağlığı sorunu olarak uygulanmayı beklerken bugün Türkiye’de kutuplaşmanın yeni aracı olarak tartışma alanı buluyor. Tüm muhalif eylemleri pandemi nedeniyle yasaklayan iktidar, kendisi için siyasi fayda umduğu etkinlikleri ise kalabalık toplantılara dönüştürerek adeta siyasi şov yapıyor.

Bu şovu en iyi anlatan resim 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda ortaya çıktı. Cumhuriyet’in kuruluş yolunda en önemli dönüm noktalarından biri olan 30 Ağustos zaferinin kutlamaları AKP iktidarı tarafından pandemi gerekçesiyle yasaklandı. Yasağa karşı çıkarak sokaklara dökülen Kemalistler, polis şiddetiyle karşı karşıya kaldı. Hatta CHP Kırıkkale Milletvekili Metin İlhan polis tarafından tekmelendi. Aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Anıtkabir’i “başkomutan” sıfatıyla ziyaret etti. Böyle bir bayram günü Anıtkabir’e çıkan tüm yollar polis tarafından kapatılırken, Erdoğan’ı Anıtkabir’de “Recep Tayyip Erdoğan” sloganları atan bir grup karşıladı.

Erdoğan’a kalabalık grupların eşlik ettiği tek toplantı bu değil. 30 Ağustos’tan birkaç gün önce de Türklerin Anadolu’ya girişini temsil eden Malazgirt Zaferi kutlamaları, Bitlis’in Ahlat ilçesinde büyük bir kalabalıkla gerçekleştirilmişti. AKP’ye yönelik darbe girişiminin geri püskürtülmesinin yıldönümü olan 15 Temmuz’da da aynı görüntüler vardı.

Ayasofya Müzesi’nin camiye dönüştürülmesi de çarpıcı görüntülere sahne oldu. Pandemi kurallarına uymadığı için muhalefet milletvekilinin dayak yediği ülkede, Ayasofya’da ilk Cuma namazının kılındığı 24 Temmuz günü Sultanahmet Meydanı’na büyük kalabalıklar akın etti. AKP il ve ilçe teşkilatlarının organizasyonu ile yüzlerce insan Ayasofya’nın önüne geldi. Bırakın polis tarafından pandemi önlemleri kapsamında uyarılmayı, insanlar alana girebilmek için polis barikatlarını dahi kaldırıyordu. Ellerinde bayraklarla yan yana koşarak meydana gelenler tekbir getiriyor, seslerinin daha çok çıkması için de yüzlerindeki maskeyi çıkarıyorlardı.

Bu fotoğrafları üst üste koyunca, pandemi kurallarının uygulanma alanlarının AKP’nin kendine yonttuğu bir “siyasi ayrımcılık” olarak tanımlamak yetersiz olacaktır. Bu, ayrımcılığı da aşan ideolojik bir savaşın resmiydi. 

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Türklerin Anadolu’ya girişini ve Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesini kutlayan siyasi iktidarın 30 Ağustos’u yasaklama nedenini, AKP’nin Cumhuriyet’i bir “ara dönem” olarak tanımlamasından kaynaklandığını söylüyor. CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke de Al- Monitor’a yaptığı açıklamada, bu tutum için “İktidar, Cumhuriyetin öz değerlerine karşı yeni bir rejim inşasının sürecini yönetiyor. İktidar doğasını netleştirmiştir” diyor.

31 Ağustos’ta ise Erdoğan, sel felaketinde sekiz kişinin yaşamını yitirdiği Giresun’daydı. Erdoğan, polis barikatıyla çevrelenmiş, sosyal mesafe kurallarına uymadan yan yana gelmiş yüzlerce kişiyle miting yaptı. Böke, bu görüntüyü “AKP’nin Giresun’da yüzlerce insanı bir alanın içine toplamayı siyaset olarak ortaya koyduğu bir garabetle karşı karşıyayız. Bu manzara rejimi çok net anlatıyor. Bu iktidar, var olan düzenin devamının kendisini ayakta tutmak için bir zaruret hâline geldiğini biliyor. Bunun için de her şeyi yapmayı istiyor. Bu iktidar kendi bekâsı için her şeyi, koronayı bile araçsallaştırmaya hazır bir iktidar” yorumunu yapıyor.

Böke, adeta bir parti mitingine dönüşen ziyaret için “AKP kendisiyle hemfikir olanları ‘biz’ tanımına dâhil edip, bunun dışında herkesi ve her şeyi düşman olarak tanımladı. Bölüp parçaladığı toplumsal dinamikler içinde halk karşıtı, Cumhuriyet’in öz değerlerine karşı yeni bir rejim inşasının sürecini yönetiyor. Bu uğurda eline geçen her aracı kullanma konusunda tereddüdü olmayacağını, şiddete de başvuracağını bize gösteriyor” diyor.

Erdoğan’ın Giresun’daki mitingi pandemi koşullarında serbest ama normalleşme adımlarının atıldığı 1 Haziran’dan bu yana düşünce ve itirazların açıklandığı muhalif eylemler yasak.

21 Temmuz’da Pınar Gültekin adlı genç kadının vahşice öldürülmesini protesto etmek için sokağa çıkan kadınların basit bir şiddet eylemi bile büyük bir olaya dönüştü. O gün İzmir’de sokağa çıkan kadınlar, polis şiddetiyle de karşı karşıya kaldı. Pandemi tedbirleri gerekçe gösterilerek alana alınmayan kadınlar polis tarafından saçlarından sürüklenerek polis aracına bindirildi, coplarla, yumruk ve tekmelerle tartaklandı. Sıkış tıkış bindirildikleri gözaltı aracından attıkları fotoğraftan, kadınların şişmiş gözleri, patlamış kaşları, kan içinde kalmış yüzleri, bir halk sağlığı önleminin uygulanma biçiminin dehşet verici halini gözler önüne seriyordu.

Karantina boyunca 18 belediyesine kayyum atanıp, iki milletvekilinin vekilliği düşürülen HDP’lilerin, ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşü de yine pandemi nedeniyle polis tarafından engellendi. Hatta bu siyasi faaliyete katılan siyasetçiler idari para cezasına mahkûm oldu. 15 Haziran’da Edirne yürüyüşüne katılan HDP Manisa Saruhanlı İlçe Eş Başkanı Mehmet Akat, hakkında para cezası kesilenlerden. Akat, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, “Eylemde fiziki mesafe kurallarına uyuyorduk, yüzümde de maske takılıydı. korona gerekçesiyle polis müdahalesi gerçekleşti. 10 kişi gözaltına alınıp, küçük bir arabaya kilitlendik. Koronavirüs tehdidine eylemdeyken değil o arabadayken maruz kaldım. Daha sonra bana korona tedbirlerine uymadığım için bin TL para cezası kesildi” diyor. 

Olanları kamuoyuna ulaştırmakla yükümlü gazeteciler de para cezasından nasibini alıyor. ARTI TV kameramanı Turgut Dedeoğlu, haklarındaki yasa değişikliğiyle ilgili gelişmeleri izlemek için Meclis’e gelen ancak eylem yapmalarına izin verilmeyen baro başkanlarının yürüyüşünü takip ederken ceza aldı. Dedeoğlu Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, “Eylem sürerken polis müdahalesi gerçekleşti. Bu müdahaleyi kayda alabilmem için kalabalığa yakınlaşmam gerekiyordu. Aynı polisin de yakınlaştığı gibi. Biz gazeteciler de polis gibi burada bir kamu görevi ifa ediyoruz. Takibimiz de bu kapsamda ele alınmalıydı” diyor. Dedeoğlu’na kesilen ceza ise 390 TL. İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre toplamda 261 bin kişiye fiziki mesafe cezası kesildi. Dernek bu cezaların iptal edilmesi gerektiğini savunuyor.

İHD Genel Başkanı Avukat Öztürk Türkdoğan’a göre korona önlemlerinin en tehlikeli uygulama alanı bu süreçte Meclis oldu: “AKP, korona krizinden fırsat bulup, milyonlarca insanı ilgilendiren yasaları Meclis’ten geçirdi. Milyonlarca çalışanı ilgilendiren ekonomi paketleri ve baroların yapısını değiştiren yasa, cezaevlerine yönelik kısmi af düzenlemesi Meclis’te yasalaştı. Toplumun geniş kesimleri tarafından tartışılması gereken bu yasalar, korona bahane edilip oldubittiye getirildi. Söyleyecek sözü olanların Meclis’e gelmesine de sokağa çıkmasına da korona nedeniyle izin verilmedi” diyor.

Bir de bu önlemlerin toplumsal yaşama doğrudan yansıdığı alanlar var. Bunun da siyasi iktidarın tercihlerine göre şekillenmesi dikkat çekici. Bugün ülkede alışveriş merkezlerinin açılmasına karşın tiyatroların kapalı olması, kahvehanelerin açılmasına karşın canlı müzik yapan eğlence mekânlarının kapalı olması gibi. İçkili mekânlar açık ama buralar da sürekli olarak pandemi tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığını kontrol amacıyla polis denetimine tabi tutuluyor.

Peki, aslında başlı başına bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınması gereken önlemlerin salgının azalmasına katkısı ne oldu? Bu makalenin yazıldığı 31 Ağustos’ta resmi vefat sayısı 44 kişiye, esneme sürecinin günlük en yüksek rakamına ulaştı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Maraş hamlesi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Eki 9, 2020
İngiliz arkeoloji enstitüsü Türkiye'de yükselen milliyetçiliğin kurbanı oldu
Amberin Zaman | Arkeolojik alanlar | Eki 7, 2020
Azerbaycan’dan pay kapma rüyası
Mustafa Sönmez | Petrol ve gaz | Eki 8, 2020
İsrail iç savaşa mı gidiyor?
Ben Caspit | | Eki 6, 2020
Türkiye Filistin sürecinde Mısır’ın yerini alabilir mi?
Fehim Taştekin | Palestinian reconciliation | Eyl 29, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Saray yasaklıyor, rakı direniyor
Mustafa Sönmez | | Eki 19, 2020
al-monitor
Sahaya inen Türkiye neden masada olamıyor?
Fehim Taştekin | | Eki 15, 2020
al-monitor
Maraş hamlesi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Eki 9, 2020
al-monitor
Erdoğan Putin’in sıkışmışlığını nasıl kullanıyor?
Fehim Taştekin | | Eki 8, 2020