COVID-19 salgınında hasat vakti: Virüs mü yoksulluk mu?

Tarımda hasat zamanının başlamasıyla mevsimlik işçiler ya salgın riski taşıyan ortamlarda çalışıp ekmeklerini kazanmak ya da bu şartlara razı olmayıp yoksullaşmak ikileminde bırakıldı.

al-monitor .

İşlenmiş konular

food prices, food security, travel ban, pandemic, covid-19, coronavirus, poverty, agriculture, turkish economy

May 27, 2020

POLATLI -- COVID-19 salgınının ekonomik tahribatı dünya genelinde gıda güvenliği endişelerine yol açarken, Türkiye’de gezici mevsimlik işçilerinin gıda tedarik zincirindeki önemini gözler önüne serdi. Yüksek gıda enflasyonundan muzdarip olan Türkiye’de, tarımsal üretimin sürmesi kritik önemde. Ancak hasat zamanının başlaması, yoksul mevsimlik işçileri güç bir seçime zorluyor: Ya virüs tehlikesini göze alarak riskli ortamlarda çalışıp ekmeklerini kazanmak ya da bu şartlara razı olmayıp gelirsiz kalmak.

Başkent Ankara’ya ilk mevsimlik işçi kafilesi mayıs ortalarında Urfa’dan geldi. Polatlı’da yol kenarında kendilerine ayrılan alanlarda konaklayan işçiler için salgına karşı gerekli tedbirlerin alındığını söylemek zor. Aileler, birkaç büyük çadırın dışında, genelde uzun sopalara muşambaları dolayarak kurdukları derme çatma çadırlarda barınıyorlar. Bu yapılar daha sağlam olması için genelde birbirine bitişik yapılıyor. Beş altı metrekarelik çadırlarda sayıları altı ilâ 10 arasında değişen aileler kalıyor. Alanda, hortumla sağlanan sadece bir su kaynağı var.

Salgın tehlikesini artıran bu yaşantı tabii ki onların tercihi değil. Bir işçiye, koronavirüsten korkup korkmadıklarını sordum. Korktuğunu söyledi. Peki, o zaman neden maske takmıyorlardı? Yanıtı gayet basit: “Maskeyi nereden alabilirim ki?”

Kendilerine maske getiren toprak sahibi de yetkili de yok. Verdikleri bilgiye göre bu alanlara şimdiye kadar Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’ndan gelen olmamış. Başka bir çadır kentte, çavuşa (işçilerin lideri) sağlık önlemlerinin nasıl alındığını sorduğumda, “Yetkilileri aradık, korona nedeniyle az kişi çalıştıklarını ve ancak bayramdan sonra geleceklerini söylediler” dedi.

Aileler, leğenlere doldurdukları su ile temizlik yapmaya çalışıyor. Hijyen malzemesi ise sabun ve bulaşık deterjanından ibaret. Çadırların yanı başında ise dört sopanın çevresine battaniye sararak korunaklı hâle getirilmiş “tuvaletler” var. Aynı şekilde inşa edilmiş küçük duş alanları da mevcut. İçlerine su doldurulan leğenler, gün boyu güneş altında ısınmaya bırakılıyor ve aileler bununla duş almaya çalıştıklarını anlatıyorlar.

Konuştuğum kadınlar, başta çamaşır suyu olmak üzere daha fazla temizlik malzemesine ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar. Leğenlerde bulaşık yıkayan kadınlar, çamurdan inşa ettikleri tandırların içinde kuru dalları yakıp üzerine koydukları büyük tencerelerle yemek yapıyorlar. Çadır alanındaki çocuklar için de hiçbir önlem alınamadığı görülüyor. Genelde ilkokula giden öğrenciler, internetleri olmadığı için uzaktan eğitim programına katılamadıklarını söylüyorlar.

Açıkçası bu hâliyle mevsimlik tarım işçilerinin durumu geçen yıla göre tek bir farkla aynı. Fark ise bu yıl daha fazla çalışmak zorunda kalmaları. Seyahat izninin geç çıkması tarlalarda işlerin birikmesine neden olmuş. Tarım işçilerinin çavuşu bu nedenle daha fazla çalışacaklarını belirtiyor: “Önceden sekiz saat çalışıyorsak şimdi 12 saat çalışacağız. Yoksa işi yetiştiremeyiz.”

Çocuklarıyla çalışmaya gelen bir işçiye olası bir salgın karşısında ne yapacaklarını sordum. “Ne yapabilirim ki? Zaten ölüyoruz, ha orada kazada ha burada salgında” yanıtını verdi. Bu yanıt oldukça manidar. Zira Türkiye’de inşaat sektörünün ardından en fazla iş kazasının yaşandığı iş kolu mevsimlik tarım işçileri. Bu içler acısı duruma karşın, mevsimlik işçiler bugüne kadar hep görmezden gelindiler.

Bugün mevsimlik tarım işçilerini görünür kılan durum ise COVID-19 salgınıyla gündeme gelen gıda tedarik sorunu. Tarım işçilerinin de seyahat yasaklarına tabi olması, nisan ayında Ege’de kirazların toplanamaması, güneyde soğanların bahçede çürümesiyle sonuçlandı. Arz az olunca pazarda fiyatlar yükseldi.

Siyasi iktidar gıda fiyatlarını dengede tutabilmek adına geçtiğimiz haftalarda mevsimlik işçilere bazı koşullara uymak kaydıyla çalışma izni verdi. Sosyal mesafe ve hijyen kurallarını içeren bu koşulları işçilerin sağlayabilmesi mümkün değil. 

Mevsimlik gezici tarım işçilerinin durumunu “Virüs mü Yoksulluk mu” raporunda değerlendiren Kalkınma Atölyesi Genel Sekreteri Ertan Karabıyık, alınan önlemlerin kâğıt üzerinde olduğunu söyleyerek, “Çadırda kişisel mesafeyi arttırın deniyor. Peki, bu işçiler ilave çadırları nereden bulacak? Maske takın deniyor. Bu işçiler maskeleri nereden ve hangi parayla bulacak? İşçiler zaten asgari ücretin dahi altında para kazanıyorlar. O yüzden tüm bunları sağlamaları imkânsız” diyor.

İşçiler için konulan şartların getirdiği ek maliyetler bununla sınırlı değil. Yolculuklarda araçlara az sayıda kişi binmesi kuralı, yol paralarını artırmış. İşçiler Urfa’dan Polatlı’ya sadece beşer kişi bindirildikleri araç başına 2 bin TL verdiklerini anlatıyorlar. Burada günlük yevmiyeleri 70 TL. Yani bir işçi bir hafta boyunca sadece tek yön yol parası için çalışacak.

Karabıyık, UNICEF Türkiye ofisinin desteği ile 2019 yılında gerçekleştirdikleri araştırmadan yola çıkarak, sayıları normal zamanlarda 800 bini bulan mevsimlik tarım işçilerinin bu yıl ülke genelinde azalacağına işaret ediyor. Ellerindeki ilk örnek, Urfa’daki 6 bin tarım işçisinden bininin memleketlerinde kaldığı yönünde. Yol ücretlerini karşılayamayan ya da bu şartlarda çalışmak istemeyen mevsimlik gezici tarım işçileri yoksulluğun, bu şartlara razı olup kontrolsüz alanlarda çalışmak zorunda olanlar ise virüsün kıskacında.

İşçilerin barındığı alanlarda COVID-19 vakası çıkarsa ne olacak? ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kalkınma Atölyesi’nin hazırladığı raporun akademik danışmanı Dr. Besim Can Zırh, “İşte dananın kuyruğu orada kopacak!” diyor. Zırh, böyle bir durumda muhtemelen geçici çadır yerleşiminin karantinaya alınacağını, işçilerin çalışamayacağını, karantina sürecinde işçilerin ücretlerini nasıl alacağının bilinmediğini söylüyor. Dahası, böyle bir durumda iş de yapılamayacak. Ne çapa ne de hasat.

“Kelebek etkisi” diye tanımlayabileceğimiz durum da belki tam olarak bu. Zira bugün küçük bir maskenin takılmamasıyla başlayacak ihmaller zinciri, yarın gıda arzında sıkıntılar yaratabilir. Nasıl mı?

Üreticinin tarlasını ekmek veya ekili ürününü toplamak için yeterli çalışan bulamaması demek ürününü tüketiciye ulaştıramaması demek. Arzın azlığı da beraberinde gıda fiyatlarında artış olarak karşımıza çıkıyor. Zırh, mevsimlik tarım işçilerinin seyahat yasağı sürerken hasadı yapılan kiraz ve erikte fiyat artışları yaşandığını, domates fiyatında da dalgalanmalar olduğunu belirtiyor. Raporu hazırlarken Hatay’da konuştukları bir soğan üreticisinin, işçi bulamadığı için soğanı tarlada bıraktığını belirtiyor. Bu ve benzer örnekler çok fazla.

Mevsimlik gezici tarım işçileri için ilave destekler sağlanamazsa, tarım ürünlerindeki verimlilik de bu nedenle azalabilir. Zırh, Türkiye için şu an ciddi bir gıda krizi beklentisinin olmadığını söylüyor. Karabıyık da büyük bir gıda krizinin yaşanmayacağı görüşünde. Ancak Türkiye için ürünlerde yüksek fiyat artışları, fiyat dalgalanmaları kapıda. Mevsimlik gezici tarım işçilerinin gıda fiyatlarına gerçek etkisini ise ancak yaz sonunda hesaplayabileceğiz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020
Suriyeli Kürtler: Mahsul gaspı Türk yardımlarını gölgede bırakıyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | Haz 22, 2020
Krizin garajı varlık fonu
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 22, 2020
Ekonomik kriz erken seçimi zorluyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 15, 2020
Pandemide futbol: Tamam mı, devam mı?
Mustafa Sönmez | | Haz 10, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
al-monitor
Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
al-monitor
Bağdat Kürtler için Ankara’yla kavgayı büyütür mü?
Fehim Taştekin | | Tem 8, 2020
al-monitor
Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020