Hasankeyf’in Acısını Kadınlardan Dinleyin

Ilısu Barajının suları Batman’ın binlerce yıllık tarihe sahip ilçesi Hasankeyf’i yuttu. İlçe sakinlerinin büyük bölümü yeni ilçeye taşındı. Suların gelmesine günler kala ilçeye giden Hasankeyfli kadınlar, son kez evlerini ziyaret etti. Kadınlar evlerine gözyaşları arasında veda etti.

al-monitor .

Mar 6, 2020

Bir kadın suyun kenarına oturmuş, birkaç gün sonra Ilısu Barajının suları altında kalacak olan köyüne ağıt yakıyor. Kadının adı Habibe Saçık. Yıllar önce köyünü terk ederek Batman’a yerleşti. Ilısu Barajının suları altında kalacak olan köyünü son kez görmeye gelmiş. “Bütün dünyayı dolaşsam da, köyüm aklımdan çıkmaz. Anamın babamın toprağı, ölene kadar aklımdan çıkmayacaksın” diyor Saçık, hüzünlü sesiyle. Bu sahne, Ilısu Barajının suları altında kalacak olan Hasankeyf ve çevresinde yaşananların iki kadının gözüyle anlatıldığı ‘Siya Avê’ yani Suyun Gölgesi belgeselinden. 

Belgesel, gazeteci Metin Yoksu tarafından çekildi. Yoksu belgeselde kendi annesinin hikayesini anlatıyor. Yoksu’nun baraj suları altında kalan Siirt'in Kurtalan ilçesine bağlı Çeltikbaşı Köyü'nde yaşayan ailesi yıllar önce İstanbul’a göç etti. Anne Firyaz Yoksu köyünün sular altında kalacağını öğrenince son kez görmek için yollara düştü. Çocukluk arkadaşı Habibe Saçık’ı da yanına alarak köye giderek, anılarını son kez tazeledi. 

İki kadın çocukluklarının geçtiği yerleri birbirlerine gösteriyor. “Artık çocuklarımız göremeyecek ama biz ölene kadar unutmayacağız” diye söze başlıyor Firyaz Yoksu. Anılarını anlatıyor. Daha sonra söze Saçık giriyor, son kez köye gelerek ağıt yaktığını söylüyor. 

Saçık, “Büyük büyük dedemiz gelmiş buraya, anne ve babamız burada doğmuş. Evde yemek hazırlıyordum, bir köylü aradı, suların yan köye ulaştığını söyledi. Oraya gelmişse buraya da gelir. Son kez geleyim göreyim dedim” diye devam ediyor. 

Anne Yoksu ise köyünü son kez görmek için İstanbul’dan geldiğini belirterek, “Bu hasret içimizde kaldı bizimle mezara kadar gelecek. 24 saatlik yoldan geldim son kez göreyim diye. Bundan sonra göremeyeceğim. Gelsem de sadece su göreceğim,” diye konuştu. 

Binlerce yıllık tarihe sahip ilçenin yok oluş hikayesi 1950’lere kadar gidiyor. Yapımını o tarihlerde karar verilen Ilısu Barajının yapılacağına kimse ihtimal vermiyordu. Barajın temeli 2006 yılında atılsa da, ilçe halkı hala ümidini kaybetmemişti. 12 Mayıs 2017’de ilk tarihi eser taşınınca insanlar artık Hasankeyf için artık sonun başlangıcı olduğunu anladı. 

Zeynel Bey türbesinin taşınmasını evinin terasından yaşlı gözlerle izleyen Sacide Yağan, taşınma sırasının kendilerine geldiğini anlamıştı. ‘Türbe gittiğine göre artık biz de burada duramayız” diyordu Yağan. Bir süre sonra da taşınmak zorunda kaldı. 

Zeynel Bey Türbesinin ardından tarihi eserler parça parça yeni yerlerine taşınırken, ilçe sakinleri de yeni evlerinin yolunu tutuyordu.

Geçen yıl su tutulmaya başlanınca taşınmalar da hızlandı. Yavaş yavaş yükselen sular önce vadileri, sonra köyleri ardından tarihi ilçeyi yutmaya başladı. Taşınamayan tarihi eserler bir bir su altında kaldı

Tarihi ilçenin mağaralarının, evlerinin cefasını en çok çeken kadınlar, vedalaşmak istercesine son kez evlerine bakmaya gidiyor. 70 yaşındaki Emine Demirkan, ömrünün tamamını tarihi ilçede geçirmiş.  50 yıldır yaşadığı, çocuk büyüttüğü, anılar biriktirdiği evinde veda etmeye hazırlanıyor. Bir yandan evini gezerken, bir yandan Al Monitor’un sorularını yanıtlıyor. Taşınmak istemediğini söyleyen Demirkan, “50 yıldır bu evde yaşıyorum. 25 yıl gecekonduda yaşadık sonra bu evi yaptık. O zaman maddi durumumuz iyiydi. Evi biraz daha büyütecektik ama baraj yüzünden yapmadık. Bize bu ev için 230 Bin Lira verdiler. Kabul etmedik önce sonra yapacak bir şey olmadığı için mecburen kabul ettik. Yeni ev çok küçük, 50 bin liraya yakın masraf ettik. Çok mağduruz, birçok şeyimizi burada bıraktık” dedi. 

Sokaktan geçen başka bir kadın dikkatimiz çekiyor. Konuşmak istiyoruz ancak gözyaşları arasında sadece “Bizim isteğimizle olmadı. Derdim çok nasıl anlatayım bilmiyorum. Evimi bırakmak istemiyorum. Yeni yer nasıl olsa da gitmek zorundayız. Yapacak bir şey yok” diyerek, adını söylemeden uzaklaşıyor.

Bekar olanlar, başvuru tarihinden sonra ilçeye yerleşenler, zamanında başvurmayanlara ev verilmedi. Bunlardan biri de 34 yaşındaki Nilüfer İridil. Evinin önündeki tandırda ekmek pişiren İridil, baraj sularının evine kadar ulaşmasını bekliyor. Al Monitor’un sorularını yanıtlayan İridil, “Kendimizi çok kötü hissediyoruz” diyerek söze başlıyor ve devam ediyor,” Doğup büyüdüğümüz yerler, çocukluğumuzun geçtiği yerler buralar. Böyle bir şey istemiyorduk ama oldu. İş yok, çalışan yok, 3 çocuk annesiyim. Eşim çalışmıyor ben işsizim. Buranın baraj olmasını istemiyoruz. Su gelirse ve gidecek yer bulamazsak, mağaraya yerleşiriz.”

İridil’in annesi Remziye Çelik hayatının önemli bölümünü mağaralarda geçirmiş. Mağaraya gelin gelen Çelik, ilk çocuğunu burada dünyaya getirmiş. Çelik’in hayatını 11 yılı mağaralarda geçmiş. Daha sonra bir eve yerleşen Çelik ve ailesi, ilçenin sular altında kalması kesinleşince yeni Hasankeyf’e göç etmek zorunda kalmış. Şimdi yeni evinde ama mutlu değil. Hem yaşadığı ilçeyi terk etmiş hem kızı geride kalmış. Her gün eski mahallesine gelerek kızına yardım ediyor. Çelik, hayatını “Mağaradan sonra burada ev yapıp yerleştik. Baraj yapılınca evimizi ve toprağımızı bizden aldılar” cümlesiyle özetliyor. 

67 yaşında 8 çocuk annesi Kadriye Atmaca da göç etmek zorunda kalanlardan. Köyünü terk etmeden hemen önce buluşuyoruz. Al Monitor’a konuşan Atmaca, ağlayarak gittiğini söylüyor. Atmaca, “Köyümüzü çok seviyoruz. Ağlayarak gidiyoruz. Nereye gideceğiz, ne yapacağız bilmiyoruz. Su evimize ulaşınca ne yapacağız? Burada büyüdük, burayı çok seviyoruz. Kendi isteğimizle gitmiyoruz. Ölene kadar bu köyü unutmayacağız, torunlarıma anlatacağım. Ancak onlar görüntülerde görebilecekler” dedi.

Ilısu Barajı’nın ömrü 50 yıl olarak hesaplanıyor. 50 yıl sona ne olacağını kimse bilmiyor. 70 yaşındaki Selime Avşar da o günlerin hesabını yapıyor. Al Monitor’a konuşan Avşar, evini yıkmadığını ağaçlarını kesmediğini söyledi. Avşar nedenini ise şöyle açıkladı:” Eski Hasankeyf’e baktığımda cenneti görüyorum. Bu yaşlı halimizle ne yapacağımızı bilmiyoruz. Sağ kaldıkça unutmayacağız. Ağaçları kesmeye gönlümüz razı olmadı.  Evimi yıkmadım, 50 yıl sonra sular gittiğinde torunlarım gitsin görsün.”

Binlerce yıllık tarihi 50 yıllık baraja kurban etmeye değdi mi? Bu sorunun yanıtının evet ya da hayır olmasının artık önemi yok. Hasankeyf için artık geri dönüş yok. Siz bu yazıyı okuduğunuz sırada yıllara direnen tarih son nefesini vermiş olacak.   

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

İran’ın Golan itidali Arap hasımlarını zor durumda bırakıyor
Hamidreza Azizi | Golan Tepeleri | Mar 28, 2019
Türkiye’den Irak’a ‘su çarı’
Fehim Taştekin | Su sorunları | Oca 23, 2019
Irak’taki su krizine Ankara nasıl bakıyor?
Fehim Taştekin | Su sorunları | Haz 28, 2018
Diyarbakır karpuzunun yerini kadayıf aldı
Mahmut Bozarslan | Kültürel Miras | Şub 16, 2018
Kürtçenin Suriye’deki yeniden doğuşu
Mohammad Abdulsattar Ibrahim | Kültürel Miras | Ara 27, 2017

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Türkiye Libya’da neden Mısır’ın rolünü kabulleniyor?
Fehim Taştekin | | Eyl 18, 2020
al-monitor
Mali’de Fransız hezimeti Türk’ün hesabına bir zafer mi?
Fehim Taştekin | | Eyl 14, 2020
al-monitor
İthal otomobile sert fren
Mustafa Sönmez | | Eyl 8, 2020
al-monitor
Trablus’taki depremde Türkiye’nin rolü nedir?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Eyl 3, 2020