Rusya Kürt kartını açıyor mu?

ABD’nin Kürtlere “Türkiye ile çatışmayın” mesajına karşın Rusya, Kürtleri yakın plana alıyor. Afrin-İdlib sınırında Kürtlerin orduyla birlikteliği Kürt kartının açıldığına işaret ediyor.

al-monitor .

Şub 20, 2020

Suriye ordusunun İdlib’de eski ateşkes hatlarına dönmesi için tehditkâr tutumunu sürdüren Türkiye, Moskova’nın zor seçenekleri ile Washington’ın ayartıcı teşvikleri arasında gelgitler yaşıyor. Kürtler ise Ankara’yı tutum değiştirmeye zorlayacak yaklaşımlarla hem ABD hem Rusya’nın hesaplarına önemli bir faktör olarak giriyor.

Türkiye’nin İdlib operasyonuna olası destek seçenekleri üzerinde durduğu söylenen Trump yönetiminin Ankara’yı memnun edecek şekilde Kürtlere “Savaştan uzak durun” mesajı verdiği öne sürülüyor. Buna karşın Rusya’nın da çok fazla belli etmeden Kürt kartını açtığı söylenebilir. Bu kart, sadece Kürtlerin Şam’la diyalog sürecinin canlandırılmasıyla sınırlı değil. 

Bir süre öncesine kadar Kürtler, Rusya’nın Türkiye’yi yanında tutmak için “İdlib’e karşılık Kobani’yi Türkiye’nin kontrolüne bırakabileceği” kuşkusunu taşıyordu. Gerçi bu korku Türk-Rus ortaklığının öne çıktığı her seferde nüksediyor. Ancak gelişmeler olabildiğince baş döndürücü ve Kürtler hiç ummadıkları kadar Rus kapısının kendilerine açılabileceğini görüyor. 

Genel olarak sahada ABD’yle ortaklığı hâlâ önemseyen, Türkiye’nin sahadaki varlığını temel tehdit sayan, Rusya’yı Şam’la müzakerelerde garantör olarak gören ama Moskova’nın Afrin’de olduğu gibi stratejik çıkarları nedeniyle Türkiye’ye alan açabileceğini unutmayan bir Kürt yaklaşımından söz edilebilir. 

Barış Pınarı Harekâtı’ndan sonra bu yaklaşımda öncelikler yer değiştirdi. Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi için çözümün adresinin Şam olduğu konusunda genel bir stratejik tercih ağırlık kazandı. Rusya da Hmeymim’de Kürtlerle yapılan son görüşmeyi Şam’a taşıdı. Şam’da Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Ali Memluk’ün katılımıyla müzakerelere yönelik ortak komiteler kurulması yönünde bir uzlaşmanın çıkması sağlandı.

İdlib’deki savaşın Türk-Rus ilişkilerini germesine paralel olarak taktiksel tercihlerde de “deklare edilmeyen” tutum değişiklikleri görüldü. Al-Monitor’un Kürt kaynaklarından edindiği bilgilere göre Halep’in kuzeybatı operasyonunun belli bir bölümünde, özellikle Afrin sınırlarına yönelen kısımlarında Kürtler de Suriye ordusu ile birlikte hareket ediyor. Operasyonun Afrin’e doğru derinlik kazanması hâlinde Kürtlerin katılımı daha da görünür hâle gelebilir. Ayrıca 2018’de Afrin’den çekilen Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) yeniden konuşlandığı Tel Rıfat ile ABD’nin çekilmesi sonrası Suriye ordusu ve Rus askerlerinin yerleştiği Menbic de Kürtlerin katılacağı potansiyel cepheler olarak öne çıkıyor. Fırat’ın doğusunda ise Türkiye’nin Suriye Ulusal Ordusu ile birlikte kontrol ettiği Resulayn ve Tel Abyad, bu iki yerin M-4 otoyolundaki kesişme noktaları olan Tel Temir ve Ayn İsa da çatışmaların yayılacağı alanlar olarak değerlendiriliyor. Hâlihazırda sözünü ettiğimiz bu noktalar yer yer çatışmalara sahne oluyor. Bu kısmi ve kontrollü atışmalar, İdlib’de Türkiye ve Suriye ordularının doğrudan karşı karşıya gelmesi hâlinde sıcak cephe hatlarına dönüşebilir. 

İdlib’de Türk askerlerinin ölümü üzerine iptal edilen Türkiye-Suriye sınırındaki Rus-Türk ortak devriyesi 17 Şubat’ta tekrarlansa da Kürt kaynaklar 22 Ekim 2019’da varılan Soçi Mutabakatı’yla kurulan mekanizmanın çöktüğünü düşünüyor. Mutabakatın çökmesi ateşkesin garantörü Rusya’nın artık Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye ordusunun önünde fren vazifesi görmeyeceği anlamına geliyor. Fakat bu tür bir sonuç çıkarmak için gelişmelerin seyrini bir müddet daha izlemek gerekiyor. 

Kürtlerin dahliyle fiilen açılan Afrin cephesi ile olası cephelerden bahsederken bir başka fren faktörü devreye giriyor: ABD. 

Gazeteci Murat Yetkin’e konuşan Amerikan kaynaklarına göre ABD, YPG’ye, Türk askeriyle çatışmaya girmeleri durumunda kendilerine destek verilmeyeceğini bildirdi. Yetkin “Üst düzey bir yetkili, YPG’ye ‘açıkça ve birden fazla defa’, herhangi bir ihtilaf halinde kendilerini Türkiye’ye karşı tercih etmeyeceklerini de bildirdiklerini söyledi” ifadelerini kullandı. Yetkin’e göre Amerikalı kaynak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Washington’ın karşı çıkmasına rağmen Türkiye’nin [Barış Pınarı Harekâtı ile Suriye’ye] girişi iki hedefe ulaşmasını sağladı. İlk olarak, Türkiye’nin askeri varlığının, Suriye’de daha sonraki gelişmeler için kritik önem taşıdığı görüldü. İkincisi de ABD’nin YPG’yi Türkiye’ye karşı savunmayacağı görülmüş oldu.”

Amerikalı kaynak, ABD’nin İdlib’de bizzat çatışmaya girmeyeceğini ama istihbarat ve hassas malzeme desteği sağlayacağını, hatta sınırdaki Hatay iline Patriot yerleştirilebileceğini söylüyor. Amerikalı kaynak, Türk ordusunun İdlib’e kısa sürede 45-50 bin asker sevk edebileceğini, böyle bir imkâna sahip olmayan Rusya’nın da stratejik çıkarları nedeniyle Türkiye ile çatışmayacağı değerlendirmesini yapıyor.

Al-Monitor’un konuştuğu bir Kürt kaynak ise İdlib’deki gelişmeler ışığında ABD’den, Türkiye ile çatışmaya girerlerse desteğin kesileceği yönünde bir mesajın gelmediğini ancak teorik olarak bu olasılığı dışlamadıklarını kaydetti. Kürt kaynak şunları aktardı: “ABD’nin yaklaşımı Kürtlerin Şam’la ortaklaşmasından yana değil. ‘Türkiye’ye karşı çatışmayın’ demek, ‘İdlib’den uzak durun’ anlamına da geliyor. ABD-Türkiye, Türkiye-Rusya ve Rusya-ABD arasında işbirliği, çelişki ve çatışmanın aynı anda sürdüğü çok değişken bir zemindeyiz. O yüzden net şeyler söyleyemiyoruz. Ancak şunu vurgulayabiliriz: ABD’nin Türkiye’nin işgal hareketi karşısındaki tutumundan sonra Rusya’nın arabuluculuğu ve garantörlüğü daha fazla öne çıktı. Kürtler, Türk-Rus çelişkisinin büyümesini, Kürtlerin daha fazla hesaba katılması ve bir çözüm mekanizmasının gelişmesi bakımından önemli görüyor. İdlib’de çatışma büyürse Ruslar Kürt kartını açabilir. Nispeten de açtığını söyleyebiliriz.”

Yine de Kürtler, Rusların Türkiye’yi tamamen karşısına alacak şekilde bir kararlılık göstermeyebileceği ihtimalini dikkate alarak net bir tutum deklare etmeyi yersiz ve zamansız buluyor. Rusların Kürtlere el verirken diğer taraftan “Amerikan ordusu, Irak'tan Suriye'nin kuzeyine 300'den fazla kamyon silah gönderdi” açıklamasıyla Ankara’nın hassasiyetlerini kaşıdığını da not edelim. Kürtlerin yoğurdu üfleyerek yemelerinin bir nedeni Kürt kartının çift taraflı kullanılabiliyor olması.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriyeli Kürtler yeni bir tehlikeyle karşı karşıya: Petrol kirliliği
Dan Wilkofsky | Petrol ve gaz | Haz 30, 2020
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020
Suriyeli Kürtler: Mahsul gaspı Türk yardımlarını gölgede bırakıyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | Haz 22, 2020
Suriyeli Kürtler birlik için ‘tarihi adım’ atarken Ankara sessiz
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Haz 17, 2020
Suriye’de ‘TL bölgesi’ hayal mi gerçek mi?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Haz 15, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Libya hesaplaşması Türkiye’nin sınırlarına dayanıyor
Fehim Taştekin | | Ağu 3, 2020
al-monitor
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
al-monitor
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
al-monitor
Kürtlerin korkusu: Pençe PKK’nin ötesinde Kürdistan’ı hedef alıyor
Fehim Taştekin | Kürtler ve Kürdistan | Tem 20, 2020