Suriye: Kuzeyden rejim bölgelerine petrol akışı nasıl devam ediyor?

Barış Pınarı Harekâtı kuzey Suriye’de kaçak petrol ticaretinde kullanılan bazı güzergâhları sekteye uğratsa da rejim bölgelerine sevkiyatlar devam ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Suriye’nin kuzeyinde cephe hatlarına yakın bir petrol kuyusu, 3 Ekim 2015 Photo by Andia/Universal Images Group via Getty Images.

Kas 27, 2019

Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’deki son harekâtının ardından ABD’nin İslam Devleti (İD) ile mücadelede yerel ortağı olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) hükümet kontrolündeki bölgelere petrol kaçıranlara karşı sert tedbirler uygulamaya başladı. 

Ancak bu önlemlerin doğudaki sahalardan çıkan petrolün Şam’a akışını durdurması zor. Petrolün satın alınıp taşınması karmaşık ağlar üzerinden gerçekleşiyor. Bu ağlarda yer alan ticari menfaatleri ve aracıları denetlemek şöyle dursun, tespit etmek bile kolay değil. Daha da önemlisi SDG geçtiğimiz aylarda kaçakçıları hedef almış olsa da 2018’den beri hükümet aracılarına ham petrol satıyor. Türkiye’nin ekimdeki harekâtı karşısında ABD tarafından yalnız bırakılan SDG’nin hükümete olan bağımlılığı daha da artmış durumda. 

Petrolün SDG bölgelerinden hükümet bölgelerine taşınması genellikle tekne ve borularla Fırat Nehri üzerinden ya da tankerlerle gerçekleşiyor. 

Muhammed El Halef mahlasını kullanan Deyrizorlu araştırmacı gazeteciye göre birinci yöntemde, Deyrizor vilayetinde 80 civarında küçük petrol kuyusunu işletmek için SDG’yle sözleşmesi olan vatandaşlar tüccarlara ham petrol satıyor. Al-Monitor’a konuşan Halef, tüccarların bir varil ham petrolü yaklaşık 20 bin Suriye Lirası’na (39 dolar) aldıklarını ve rejim bölgelerine 28 bin Suriye Lirası’na (54 dolar) sattıklarını belirtti. Bazı tüccarlar ise ham petrolü SDG bölgelerinde bulunan ilkel rafinerilerde işliyor ve hükümet aracılarına daha yüksek fiyattan mazot, benzin, gazyağı gibi ürünler satıyor.

Halef’e göre Fırat Nehri boyunca Şüheyl ve Diban köyleri dâhil kaçakçılık için kullanılan 18 geçiş noktası var. ABD’nin yaptırım uyguladığı bir şirket olan Katırcı Grubu’nun Fırat üzerinden petrol alım ve taşıma işinde yer aldığı iddia ediliyor. 

Deyrizorlu olup şu an Fransa’da yaşayan ve JesrPress isimli haber sitesinin editörü Abdül Nasır El Ayed, bu sürecin “bir protokol veya muhasebe olmaksızın kontrolsüz yürüdüğünü” belirterek, “Aracılar üzerinde ya da ürünün nereye gittiği konusunda kesinlikle denetim yok” dedi. 

Geçtiğimiz nisanda Deyrizor vilayetinin doğusunda patlak veren gösterilerde halkın taleplerinden biri, hükümet bölgelerine yönelik petrol kaçakçılığının durdurulmasıydı. Çünkü kaçakçılık faaliyetleri, zaten ekonomik sıkıntılar çeken bölgede temel yakıt fiyatlarının yükselmesine neden oluyor. 

Halef’e göre halk, “Neden benzin yok? İD zamanında rafine edilmiş mazotun varil fiyatı 15 bin Suriye Lirası (29 dolar) iken bugün 30 bin Suriye Lirası (58 dolar). Mazot niçin rejim bölgelerine kaçırılıyor? Yakıt fiyatları çıldırdı” diye şikâyet ediyor. 

Memleketi Deyrizor’daki gelişmeleri Türkiye’den izleyen gazeteci Muhammed Hasan ise petrol kaçakçılığına yönelik tepkilerin ekonomik kaygılardan çok ahlaki gerekçelere dayandığını belirterek, “İnsanların amacı ve gerekçesi ‘bizi öldürenlere, çocuklarımızı katledenlere petrol gönderiyorsunuz’ şeklindeydi” dedi. 

Savaştaki denge çoktandır Beşar Esad lehine dönmüş olsa da Deyrizor’un doğusunda halen güçlü bir hükümet karşıtlığı var. Medyaya yansıyanlara göre ABD güçleri protestolarla ilgilendi ve halka petrol kaçakçılığına çözüm bulma sözü verdi. SDG nisan ile eylül arasında Fırat’taki geçiş noktalarına baskınlar düzenlese de nehir üzerinden yapılan petrol ticaretinde kalıcı bir azalma olmadı. 

Türkiye’nin gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı’ndan sonra SDG yeniden harekete geçti. Halef’e göre SDG 7 Kasım’da Fırat üzerindeki Bukrus’ta bir kaçakçılık noktasına baskın düzenledi, petrolü yaktı ve dört kaçakçıyı tutukladı. Ardından Bukrus’un karşı yakasında yer alan Şüheyl’de ve Diban’da da baskınlar yapıldı. 

Yasadışı ticareti engellemek neden bu kadar zor? Halef, SDG’nin Fırat kıyısındaki tüm “gizli geçişleri” bilmeyebileceğini söyledi ancak bazı savaşçıların da “rüşvet aldığını ve olup bitene göz yumduğunu” öne sürdü. 

Haziranda Şüheyl’e giden Al-Monitor muhabiri Shelly Kittleson, Fırat üzerinden yapılan ticareti gözlüyor gibi görünen silahlı gençlerin nehir kıyısındaki SDG noktalarında nöbet tuttuğunu aktarmıştı. İki yerel yetkili kaçakçılık faaliyetlerini yönettikleri gerekçesiyle eylül ayında SDG tarafından tutuklandı

Kuzeydoğu Suriye’deki petrol ticaretinin daha ciddi ikinci boyutuna gelince Halef şöyle konuştu: “Katırcı Grubu SDG görevlilerinden alenen petrol satın alıyor. (…) Petrol Ömer sahasında, Tanak’ta veya Haseke’deki sahalarda kamyonlara yükleniyor.”

Bu sevkiyatların varlığı geçtiğimiz şubat ayında Wall Street Journal gazetesine konu olmuştu. Gazeteye konuşan bir kamyon sürücüsü, tankerlerin SDG bölgelerinden SDG savaşçılarının refakatinde geçtiğini, rejim kontrolündeki bölgelerde ise Katırcı şirketinin adamları tarafından teslim alındığını anlatıyordu. 

Fırat üzerinden kaçakçılığa karşı en yoğun önlemlerin alındığı eylül ayında bile petrol tankerleriyle sevkiyat devam etti. 

Barış Pınarı Harekâtı sonrasında ABD güçlerinin yeniden doğu Suriye’deki petrol sahaları çevresinde konuşlanması, SDG’nin ABD yaptırımlarını delerek hükümete Katırcı Grubu üzerinden petrol sevk etmesini teorik olarak zorlaştırmalı. 

JesrPress editörü Ayed’e göre “SDG ile rejim arasında yerli tüccarlar üzerinden kurulan bu gizli kanalı Amerikalıların kapatması lazım.” Başkan Donald Trump 27 Ekim’de petrolü “koruma” ve “emniyete alma” kapsamında Suriye’deki sahaları işletme işinin Amerikalı bir şirkete verilmesini gündeme getirdi. Ayrıca “Petrol bize de faydalı olur çünkü bizim de bir miktar alabilmemiz lazım” dedi. Trump’ın bu sözlerine göndermede bulunan Ayed, “Petrolün çıkarılmasından nereye gideceğine kadar bu işi [Amerikalı] bir şirket devraldığı zaman tankerlerin istikameti değişecek” dedi.

Trump petrolü ön plana çıkararak ABD’nin Suriye’deki askeri varlığına “Önce Amerika” makyajı yapıyor. Zira Trump’ın seçmen tabanı, milli menfaatlere doğrudan faydası olmadığı gerekçesiyle Suriye’de asker bulundurulmasına sıcak bakmıyor. Ancak Trump’ın ortaya attığı fikir pek ciddi görünmüyor. Hukuki ve etik meseleler bir yana, Suriye’nin petrol üretimi savaş öncesinde bile Irak’taki üretimin küçük bir yüzdesine tekabül ediyordu. Dolayısıyla bir şirketin az miktardaki petrol uğruna dünyanın en istikrarsız bölgelerinden birine gideceği düşüncesi soru işareti doğuruyor. 

SDG’nin ise Türkiye’nin son saldırısından sonra hükümet aracılarına satışı kesmek için fazla bir sebebi yok. ABD güçlerinin her an çekilebileceğini Kürt liderler gayet iyi biliyor, bu da ABD’nin petrol ticaretine yönelik itirazlarını daha etkisiz kılıyor.

Bu arada Rus ve Suriye hükümet güçleri, Türkiye’nin SDG bölgelerinde daha fazla ilerlemesini engellemekte etkili olurken, SDG de kuzeydoğunun geleceğini Rusya’nın arabuluculuğunda Şam’la müzakere etmek istediğini belirtti. Petrol satışlarında kasıtlı bir kesinti olursa bu, muhtemelen SDG’nin uzlaşmaya yanaşmayan hükümeti sıkıştırmaya çalıştığı anlamına gelecek.

SmartNews’a göre Katırcı’nın tankerleri 7 Kasım itibarıyla Rakka vilayeti üzerinden hükümet bölgelerine petrol taşımaya devam ediyordu. Ennab Baladi’ye göre ise petrol taşıyan araçlar Rakka’nın doğusundan geçerken kasım ayında üç kez İD’in saldırılarına hedef oldular

Rimelan sahalarının 20 kilometre kuzeyinde bulunan El Malikiye’deki bir Kürt kaynağın Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre tankerler ekimden bu yana kuzey sınırına yakın olan M-4 otoyolunu kullanmıyor. M-4’ten daha önce Haseke’deki büyük Rimelan sahalarından hükümet bölgelerine petrol taşınıyordu. SDG ile hükümet güçlerinin Türk destekli milislerle çatışmalarında M4 otoyolu önemli bir hat oluşturuyor. 

Çatışmalar nedeniyle Halep ve İdlib vilayetlerinde Türk destekli isyancıların tuttuğu bölgelere de sevkiyatlar kesintiye uğradı. Kuzeybatı Suriye’de pek çok insan kış aylarında ısınamama tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, Halef Deyrizor’da son olarak petrol fazlası oluştuğunu ve mazot fiyatının düştüğünü belirtti.

Halef sözlerini şöyle tamamladı: “Bazı insanlar ‘birine zarar, ötekine yarar’ diyorlar. ‘Barış Pınarı savaşı sürsün ki petrol fiyatı düşsün. Kış geliyor. Tarlaları ekmemiz, ısınmamız, arabaların depolarını doldurmamız lazım’ diyorlar.”

Recommended Articles

Suriyeli Kürtler ABD himayesinde uzlaşı görüşmelerine başladı
Ivan Hassib | Kürtler ve Kürdistan | May 1, 2020
Türkiye Suriye’deki muhalif bölgelerine yeni bir sınır kapısı açıyor
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Nis 16, 2020
Fırat’ın doğusunda silahlar niçin susmuyor
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Nis 13, 2020
Suriye: Korona virüs Rusya-Türkiye-İran dinamiklerini değiştirecek mi?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Mar 31, 2020
Suriye İran’dan gelen korona virüs tehlikesini ne kadar önleyebilir?
Amberin Zaman | Coronavirus | Mar 25, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Suriye'nin Nabzı

al-monitor
HTŞ, İdlib ateşkesinden istifade ederek saflarını sıklaştırıyor
Khaled al-Khateb | | May 1, 2020
al-monitor
Suriyeli Kürtler ABD himayesinde uzlaşı görüşmelerine başladı
Ivan Hassib | Kürtler ve Kürdistan | May 1, 2020
al-monitor
Türkiye Suriye’deki muhalif bölgelerine yeni bir sınır kapısı açıyor
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Nis 16, 2020
al-monitor
Türkiye sınırındaki mülteci kampları koronavirüse ne kadar hazır?
Mohammed al-Khatieb | Coronavirus | Nis 9, 2020