Irak'ın Nabzı

İran’ın Irak’taki balayı sona mı eriyor?

By
p
Article Summary
Irak’taki protestocuların öfkesi ülkedeki İran etkisine odaklanırken, bu konuda ilk kez farklı kesimlerin bir araya geldiği ulusal bir konsensüsün oluştuğu gözlemleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Ekim ayı İran’a kötü haberler getirdi. Bağdat ve Beyrut’taki kitlesel gösteriler İran’ın Şii Hilali üzerindeki hâkimiyetinin tehlikede olabileceğine işaret ediyor.

25 Ekim’den beri devam eden Irak’taki gösterilere İran karşıtlığı damgasını vuruyor. On binlerce göstericinin gözünde ülkedeki istikrarsızlığın ana kaynağı İran. Önemli Şii türbelerinin bulunduğu Kerbela’daki İran Konsolosluğu’na 3 Kasım akşamı göstericiler Molotof kokteyli ile saldırdı. 

Bağdat’taki protestolara katılan 27 yaşındaki Muhammed Samir öfke patlamasını şöyle yorumluyor: “İslam Devleti’nin (İD) bertaraf edilmesinden sonra medya İran karşıtı programlara yöneldi, zenginler ile fakirler arasında büyüyen uçurum ve yolsuzluklar ele alınmaya başlandı. Aşırı yoksullaşan insanlar, İran’ı yolsuz hükümet ve milisleri desteklediği için suçluyor. İran’ın müdahalelerinden usanmış durumdalar.”

Samir’e göre “ilk protestonun kıvılcımı” İD’le mücadelenin “kahramanı” Korgeneral Abdül Vahap El Sadi’nin görevden alınması oldu: “Bu olay, İran’ın etkisinin ne kadar büyük olduğunu gösterdi ve farklı mezheplerden, farklı eğilimlerden insanları protestolara katılmaya sevk etti.”

İran’ın Irak’ın iç işlerine müdahalelerine karşı ilk kez ulusal bir konsensüs oluşuyor. 

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Necefli akademisyen Senad El Fadıl’ın değerlendirmesi şöyle: “İran etkisine karşı büyük bir tepki, yurtseverlik ruhunda önemli bir yükseliş var. Bu müşterek öfke, yaz aylarında nehir sularının ve elektrik tedarikinin kesilmesinden tutun İran mallarının pazarı istila etmesine kadar İran’ın müdahalelerinin kümülatif bir sonucudur. Ayetullah Ali Hamaney’in son konuşmasından bahsetmiyorum bile.”

Öfkenin her yerde olduğunu vurgulayan Fadıl, “Necef’te, Kerbela’da, Basra’da, Meysan’da gösteriler yapılıyor. İran karşıtlığı net bir şekilde görülüyor, bunu farklı yorumlamak mümkün değil” diyor.

Protestocular tepkilerinin İran halkına değil İran hükümetine olduğunu vurguluyorlar. 25 yaşındaki Meysanlı aktivist Talip, “İran’a karşı slogan atanlar Şiiler. Biz İran halkına karşı değiliz. (…) İran’daki devrim takımının bizim işlerimize karışmasına tepkiliyiz. Devletin yok olmasına, kamu varlıklarının yağmalanmasına yol açan silahlı grupların kurulmasından onlar sorumlu” diyor.

İran’ı alenen hedef alan göstericiler İran bayrakları yakıyor, “İran dışarı” diye bağırıyor, Hamaney’in posterlerini tahrif ediyor, Devrim Muhafızları’nca desteklenen Şii milislerin merkezlerine saldırıyor. 

George Mason Üniversitesi’nde terörle mücadele konusunda çalışan Iraklı doktora adayı Süha Hassen’e göre “Irak sokaklarında İran şeytanlaştırılıyor. Bu şeytanlaştırma Haşdi Şabi’yi de kapsayacak. İran’dan kurtulmak için İran’ı ve uzantılarını şeytanlaştırmanız, halkın düşüncelerini değiştirmeniz lazım. Şu an olan budur.”

Hamaney 30 Ekim’deki açıklamasında olayların bastırılması ve güvenliğin korunması gerektiğini söyleyerek, dahası İran’da 2018’deki protestoların nasıl bastırıldığını hatırlatarak durumu iyice gerdi. ABD ve müttefiklerinin Irak ve Lübnan’da “güvensizlik ve kargaşa” yaydığını öne süren Hamaney, hükümet karşıtı göstericilerin değişimi yasal yollardan araması gerektiğini söyledi. “Bu talepler ancak yasal yapıların zemininde karşılanabilir” diyen Hamaney, ABD ve Suudi Arabistan’ın “benzer planları” daha önce İran için de yaptıklarını ama “silahlı kuvvetlerin hazırlıklı olduğunu ve tezgâhın bozulduğunu” söyledi. 

Bu sözlere, Irak’ın en kıdemli Şii din adamı olan Ayetullah Ali El Sistani 1 Kasım’daki Cuma hutbesinde cevap verdi. Dış odakların müdahalesini ve Irak’taki göstericilere dayatma yapılmasını reddeden Sistani, “Hiçbir kişi veya grup, belli bir görüşü olan hiçbir taraf, hiçbir bölgesel veya uluslararası aktör Irak halkının iradesini gasp edemez, halka kendi iradesini dayatamaz” dedi. Yöneticilerin protestocuların karşısına “hiçbir silahlı gücü” çıkarmaması gerektiğini vurgulayan Sistani, bu hutbesiyle doğrudan göstericilerin tarafında yer almış oldu. 

Erbil Bayan Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Ali Başar ise Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Sadr hareketinin İran’la evrilen ilişkileri nedeniyle İran karşıtı sloganlar ilk başlarda daha az atılıyordu. ‘İran dışarı’ sloganını genelde bu hareket atar. Bunu son zamanlarda ‘yolsuzlar dışarı’ sloganıyla değiştirdiler. Her hâlükârda insanlar İran’ın ve İran tarafından desteklenen grupların Irak devletinin imkânlarını tükettiğini idrak ettiler. Hamaney’in tweet’i insanları kışkırttı ve anında tepkiye neden oldu.” Hamaney 30 Ekim’deki Twitter mesajında Irak’a “önem verenlerin” ABD tarafından yaratılan “güvensizlik ve kargaşaya çare bulacağını” söylemişti. 

Sistani’nin bir temsilcisi tarafından okunan Cuma hutbesiyle pek çok göstericiyi hoşnut ettiğini düşünen Başar, “Bana göre İran, kuruluşuna katkıda bulunduğu, milis gruplarını finanse ettiği bir hükümeti kurtarmak ister” dedi.

Irak’ın her köşesinde halk öfkeli. Ülkenin güneydeki Nasıriye’de İngilizce öğretmeni olan Leys Seher, üst bir dini liderin vesayetine dayanan İran’daki Velayet-i Fakih doktrinine işaret ederek şöyle diyor: “İktidar partilerinin çoğu -- buna Şii olanlar ve Sünni olanların büyük bölümü dâhil -- İran’ın eteğinde. Velayet-i Fakih’in kolları olmuşlar. İran Dini Lideri’ne sert tepki var. Bu kişi, sosyal adalet ve yeni anayasa gibi meşru taleplerimiz hakkında yorum yapma hakkına sahip değil.”

Ancak İran Irak’taki kalelerini korumaya kararlı. Şii din adamı Mukteda El Sadr gösterileri bitirmek için Başbakan Adil Abdül Mehdi’ye erken seçim çağrısında bulundu. Reuters haber ajansına göre Sadr, Abdül Mehdi’yi saf dışı etmek için başlıca siyasi rakibi Hadi El Amiri’den destek istemişti. Amiri parlamentoda ikinci büyük güç olan ve İran destekli milislerden oluşan ittifakın başında bulunuyor. 

Yine Reuters’e göre 30 Ekim’de yapılan gizli bir toplantıda İran tarafının Abdül Mehdi lehine müdahil olmasıyla olayların seyri değişti. Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Amiri ve ona bağlı milis liderlerinden Abdül Mehdi’ye desteklerini sürdürmelerini istedi.

Göstericilerin çoğunlukla 15-25 yaş aralığında olması, Irak’taki yeni nesil hakkında pek çok şey anlatıyor. Hassen’e göre “Siyasetçiler yeni neslin teknoloji çağında doğduğunu, endoktrinasyonun artık işe yaramadığını düşünemediler. Hele de bu isyanı tetikleyen mevcut koşullarda… Açlık, aşağılanma, suiistimal ve son olarak da toplu katliam...” Hassen gösterilerde 250’den fazla kişinin öldürülmesini kastediyordu. 

Hassen bunun bir “gençlik devrimi” olduğunu, ayrıca “İran’ın bölgedeki kollarının kesilmesi” istendiğini söyledi.

İran’ın bu nedenle şiddetle yanıt vereceğini belirten Hassen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önümüzdeki iki haftada çok sayıda kurban verileceğini düşünüyorum. Irak, Suriye ve Lübnan’ı İran kendi toprağı gibi görüyor. Gösterileri bastırmak için her türlü yolu deneyecektir, özellikle de Irak’taki Şii liderliğinin Hamaney’e karşı çıkışından sonra. Bu, İran’ın hoşuna gitmiyor.”

Göstericiler mevcut iktidarı devirme çağrılarını sürdürüyor, siyasiler ise protestoları bitirecek bir çözüm bulmaktan aciz. Meclis komisyonuna göre gösterilerdeki ölü sayısı 250’yi aşmış durumda. 

Iraklı aktivistler kasım ayında da İran ürünlerine yönelik boykot kampanyası başlattılar. Twitter ve Facebook üzerinden başlatılan kampanyanın sloganı “Bırakın çürüsünler”.

Bağdat’taki gösterilere katılan 30 yaşındaki doktor Hüda Alâ “Sadece Başbakan’ın değil, bütün hükümetin gitmesini istiyoruz. Korkularımızı aştık. Sokaklarda Irak bayraklarıyla korkusuzca yürüyoruz. Birkaç gün öncesine kadar Tahrir Meydanı’na nasıl gidildiğini bile bilmiyordum. O günden bu yana çok şey değişti” diyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Gilgamesh Nabeel is an Iraqi writer and journalist based in Turkey. He writes on Middle Eastern politics, education, archaeology and women's rights for Al Fanar Media, USA Today, Washington Times and other publications. Nabeel has a medical bachelor's degree from Egypt's Kasr Al Ainy School of Medicine and published a novel, "The Struggle of Masks," in 2016.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept