Erdoğan’ın ABD ziyareti: Türkiye S-400 yaptırımından kurtuldu mu?

By
p
Article Summary
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre’den yükselen itirazlara rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı’nı Beyaz Saray’da ağırlaması, otomatik yaptırımlar öngören yasanın S-400 alımı nedeniyle Türkiye’ye uygulanmayacağı beklentisini artırdı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kongre’den yükselen itirazlar arasında Beyaz Saray’da ağırlanırken, ABD’yle ters düşerek kuzeydoğu Suriye’ye giren ve Rusya’dan hava savunma sistemleri alan NATO müttefiki Türkiye’nin Başkan Donald Trump tarafından cezalandırılmayacağı beklentisi güçlendi.

Kongre’deki bir komite görevlisi Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, Trump’ın, Rusya’dan önemli silah alımı yapanlar için öngörülen otomatik yaptırımları Türkiye’ye uygulamayacağı beklentisinin Kongre’de giderek arttığını söyledi. Türkiye, ABD dışişleri ve savunma bakanlıklarının baskısına rağmen 2,5 milyar dolar tutarındaki S-400 alımından vazgeçmemişti. 

Görevliye göre Pentagon, Rusya’dan silah alımına devam etmek istediğini gizlemeyen Türkiye’nin istikrarlı bir şekilde ABD’den uzaklaştığı ve Trump yaptırım tehdidini yerine getirmezse ABD’nin inandırıcılığının zedeleneceği konusunda son derece kaygılı. 

Türk yetkililer Rusya’dan 50 adet Sukhoi Su-35 savaş uçağının alımıyla ilgili görüşmelerin “ileri bir aşamada” olduğunu söylüyorlar. Böyle bir adım Türkiye’yi NATO savunma sanayi tabanından iyice uzaklaştırabilir. Türkiye ayrıca ikinci bir S-400 alımı yapmayı düşünüyor. S-400’lerin güçlü radar kabiliyeti nedeniyle ABD, Türkiye’yi F-35 programından çıkarmıştı. 

İhracattan önemli bir gelir sağlayan Rus savunma sanayisini hedef alan Amerika’nın Karşıtlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) 2017 yılında Kongre’de büyük bir çoğunlukla kabul edilmişti. 

Trump Erdoğan’la düzenlediği ortak basın toplantısında S-400 alımının ABD için “çok ciddi bazı sıkıntılar” yarattığını söyledi ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya “bu duruma çözüm bulma” talimatı verdiğini belirtti. Üst düzey yetkililer yaptırımlar konusunda yasaya uyulacağını vurgulasalar da Trump Türkiye’yi cezalandırma konusunda hep ayak diredi, hatta selefi Barack Obama’nın Erdoğan’a “adil davranmadığını” öne sürdü.

Haziranda, S-400’lerin sevkiyatı henüz başlamamışken, Trump Obama yönetiminin Türkiye’ye Patriot füze sistemlerini satmayı reddettiğini savunmuştu. 

Nitekim Erdoğan da basın toplantısında Trump’ın bu açıklamasına istinaden Türkiye’ye yapılan “haksızlıkları” gördüğü için Başkan’a teşekkür etti ve uygun şartlar sağlanırsa Türkiye’nin Patriot’ları alabileceğinden bahsetti. Ancak S-400’lerden vazgeçeceğine dair herhangi bir mesaj vermedi. Eski ABD yetkilileri, Patriot satışının Türkiye’nin teknoloji transferi konusunda çok ileri talepler öne sürmesi nedeniyle çıkmaza girdiğini söylüyorlar.

Uzmanlara göre Trump’ın Türkiye’ye yaptırım uygulamakta isteksiz davranması, Erdoğan’da Kongre’nin baskısına karşı Başkan’a güvenebileceği algısı yarattı. 

Alman Marshall Fonu’nda misafir araştırmacı olan Nicholas Danforth, “Erdoğan Trump’la olan ilişkisinin yaptırımlara karşı kalkan olacağı inancını sürdürüyor. Trump’ın şu ana kadar CAATSA yaptırımlarını uygulamak istememesi bu inancı haklı çıkarıyor” dedi.

Kongre üyeleri Trump’ın bu tavrına karşı koysalar da NATO müttefiki Türkiye’nin S-400’ler için ne şekilde cezalandırılması gerektiği konusunda Kongre’de net bir uzlaşı yok. Erdoğan Beyaz Saray’daki ziyareti sırasında bir grup Cumhuriyetçi senatörle de bir araya geldi. Bazı Demokratlar ise Beyaz Saray’daki Trump-Erdoğan görüşmesinin iptalini istemişlerdi. 

Trump yönetimi CAATSA yaptırımlarını bugüne dek sadece bir kez eylül 2018’de Çin’e karşı uyguladı. Çin’in Rusya’dan S-400 ve Su-35 alımı nedeniyle uygulanan beş farklı yaptırım, Çin ordusunun donanım geliştirme dairesini ve bu birimin müdürünü hedef aldı, ABD finans sistemi üzerinden işlem yapma yasağı ve ihracat lisanslarına yasak getirildi. 

Al-Monitor’a konuşan bir Senato görevlisi, Türkiye bağlamında yönetimin sıkıntısının yaptırımları “artırabilme ve kısabilme” ihtiyacından kaynaklandığını vurgularken, “Tam gaz gideceklerini düşünmek aptalca olur” dedi. 

2015’te Suriye sınırında bir Rus uçağını düşüren Türkiye, Rusya’nın uyguladığı yaptırımlar sonucu ciddi ekonomik baskıya maruz kalmıştı. Kaynaklara göre ABD yaptırımlara başvurdukça, silah satmayı reddettikçe müttefik ülkeleri başka taraflara itme ihtimali artıyor. Al-Monitor’un daha önce bildirdiği gibi ABD, Türkiye’ye Patriot satma teklifini yaz aylarında geri çekmişti.

Bunun özellikle Pentagon için ciddi bir sıkıntı yaratacağını vurgulayan Kongre görevlisi, Amerikan savunma sistemlerinin tedarik zincirinde önemli bazı parçaların Türkiye’de üretildiğine dikkat çekti. Bunların arasında Chinook ağır yük helikopteri, Black Hawk genel maksat helikopteri, F-16 savaş uçağı ve bazı deniz araçları yer alıyor.

Savunma Bakanlığı’na göre Türkiye’nin F-35 programındaki üretim payının Mart 2020’ye kadar sonlandırılması amaçlanıyor. Türkiye ortak üretim kapsamında uçağın iniş takımları ile gövdesinin önemli kısımları dâhil 900 parça üretiyordu. 

Trump Erdoğan’ı ağırlarken F-35 programının icra sorumlusu Korgeneral Eric Fick Kongre’de vekillerin sorularını yanıtlıyordu. Fick, alternatif üretici henüz bulunamadığı için uçağın iskeletindeki 11 parçanın hâlâ Türkiye’de üretildiğini açıkladı. Üst düzey Pentagon yetkilileri Türkiye’nin programdan çıkarılmasından dolayı üretimin aksamadığını öne sürüyorlar. 

Trump yönetimi bugüne dek Türkiye’ye sınırlı bazı yaptırımlar uygulamakla yetindi. Ağustos 2018’de, Amerikalı rahip Andrew Brunson’un tutukluluğu nedeniyle iki üst düzey Türk yetkilisine yaptırım getirilmiş, ayrıca bazı Türk ürünlerine ek gümrük vergileri konmuştu. 

Türkiye’nin Suriye’deki son askeri harekâtı üzerine Temsilciler Meclisi silah satış yasağını da içeren geniş kapsamlı bir yaptırım yasa tasarısını kabul etti, ayrıca Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Ermeni katliamlarını soykırım olarak tanıyan bir karar çıkardı. Senato’daki üst düzey isimler ise Türkiye’yi cezalandırma konusunda daha temkinli olunmasından yana.

Senato’daki Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri Mitch McConnell ve bazı Demokratlar, Erdoğan’ın yaptırımları iç siyasette puan kazanmak için kullanabileceğinden ve iki NATO müttefikinin arasının iyice açılabileceğinden endişe ediyor.

Senato’nun güçlü kurumlarından Dış İlişkiler Komitesi’nin Demokrat üyesi Chris Murphy Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İsabetsiz yaptırımların Erdoğan’ı güçlendirebileceğini görmemiz lazım. Erdoğan siyasi tabanını bir arada tutmak için Amerikan karşıtlığını artan biçimde araç olarak kullanıyor ve bu yaptırımlar onun ekmeğine yağ sürebilir.” 

Murphy, kuzey Suriye’deki harekâtta “savaş suçlarına dair delil olması” veya Türkiye’nin “aslen Suriye’nin o bölgesinden olmayan kişileri zorla buraya yerleştirmeye kalkması” durumunda yaptırımlara destek vereceğini söyledi. Erdoğan 1-2 milyon mültecinin kuzey Suriye’ye yerleştirilebileceğini söylemişti. 

Murphy “Kalıcı hâle gelecek ve Türkiye’yle uzun vadeli bir güvenlik ilişkisinde olup olmayacağımızı kazara belirleyecek bir yaptırım paketi oluşturmak yerine yaptırımların, [Türkiye’nin] davranışlarını olumlu yönde etkileyecek şekilde kullanılmasından yanayım” dedi. 

Trump Türkiye’ye getirdiği sınırlı bazı yaptırımları ABD’nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkesin ardından 23 Ekim’de kaldırdı. Yetkililer ateşkesin baştan itibaren ihlal edildiğini söylerken, yaptırımların kalkmasına Kongre’den itirazlar geldi. Trump’ın Kongre’deki müttefiklerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham Demokrat Senatör Chris Van Hollen ile birlikte geniş kapsamlı bir yaptırım tasarısı sundu. Tasarıda Türk yöneticilerinin ABD’deki mal varlıklarına yönelik adımlar, askeri satış ve yardımlara yasak getirilmesi, enerji sektörüne yönelik yaptırımlar yer alıyor. 

Bir ABD yetkilisi Türkiye’ye yaptırım öngören başkanlık kararnamesinin “hâlâ geçerli ve gerektiğinde hazır olduğunu” söyledi ancak Türkiye’nin Suriye’deki harekâtı bağlamında ilk seçeneğin bu olmayacağını ima etti. Birleşmiş Milletler’e göre harekât 92 kişinin ölümüne ve 100 bin kişinin yerinden edilmesine neden oldu. “İyi diplomatlar söze tehditle başlamaz” diyen yetkili, Türkiye’nin “teşvik edici ve engelleyici” unsurlardan oluşan “ustaca bir karışım” ile caydırılabileceğini söyledi. 

Eski ABD yetkililerine göre Trump yönetiminin yaptırımlar konusunda yumuşak davranması şaşırtıcı bir yaklaşım değil. Obama yönetiminde Hazine’de görev yapan ve şu an Atlantik Konseyi’nde çalışan Hagar Hajjar Chemali, “Hazine elindeki yaptırımların tamamını hiçbir zaman işin başında kullanmaz. Davranışların değişeceği umulur. Ayarı çok dikkatli yapmaya çalışırlar” dedi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Jack Detsch Al-Monitor’un Pentagon muhabiridir. Washington’da yaşayan ve savunma muhabiri gözüyle ABD-Orta Doğu ilişkilerini haberleştiren Detsch daha önce Passcode için siber güvenlik haberleri yazmış ve Christian Science Monitor’un Dijital Çağ’da Güvenlik ve Mahremiyet projesinde yer almıştır. Detsch Diplomat Magazine dergisinde editör yardımcılığının yanı sıra NPR’ın San Francisco’daki muhtelif kuruluşlarında da çalışmıştır. Twitter hesabı: @JackDetsch_ALM Email: jdetsch@al-monitor.com.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept