Lübnan’daki gösteriler Hizbullah ile tabanı arasında çatlak açtı

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah tabanına, hükümet karşıtı gösterilere katılmama çağrısı yaptı ancak Hizbullah’ın pek çok Şii destekçisi bu çağrıya uymadı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Beyrut’ta Hizbullah bayrakları açarak liderleri Seyyid Hasan Nasrallah’a destek veren gençler, 25 Ekim 2019 Photo by REUTERS/Mohamed Azakir.

Eki 27, 2019

Beyrut’un Riyad Sulh meydanında hükümetin istifasını isteyen binlerce kişinin arasında genç bir kadının taşıdığı küçük pankart dikkat çekiyor. Pankartta “Beni Hela Hela Ho-stan Büyükelçiliği finanse ediyor, ya sizi?” yazıyor. “Hela hela hela ho!" protestocuların kullandığı bir tezahürat. Genç kadın da bazı göstericilerin yabancı elçilikler tarafından finanse edildiğini iddia eden Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a göndermede bulunuyor. 

Nasrallah 25 Ekim’deki konuşmasında “Halk hareketinde yabancı elçiliklerle bağlantılı gruplar var. Siyasi intikam ve hesaplaşma peşinde olanlar var. Tüm bu grupların isimleri elimde” ifadesini kullandı. 

Nasrallah bu konuşmasıyla, gösterilerin başladığı 17 Ekim’den bu yana cumhurbaşkanı, hükümet ve parlamentonun istifasına karşı olduğunu ikinci kez ortaya koymuş oldu. Göstericilerin temsilci ve liderler belirlemesini, taleplerini netleştirip müzakere etmesini isteyen Nasrallah, şöyle konuştu: “Erken parlamento seçimleri istiyorsanız, temsilcilerinizi belirleyin, bir seçim yasasında uzlaşın ve bizler size koşulsuz destek veririz.” 

Beyrut’ta yaşayan siyasi yorumcu Rabih Danadaşli’ye göre “Halkın Başbakan Saad Hariri tarafından sunulan reform paketini kabul etmemesi topu hükümetin sahasına atıyor.” Nasrallah’ın bu konuşmayla Hizbullah’ı hükümetin savunmasında en ön safa konumlandırdığını belirten yorumcu, “Konuşma tehditkâr bir üsluba sahipti ve Hizbullah destekçilerinin Beyrut merkezindeki göstericilerle çatışması paralelinde yapıldı” dedi.

24-25 Ekim’de onlarca Hizbullah yandaşı göstericilerin üzerine yürüdü ve Nasrallah yanlısı sloganlar attı. Yandaşları öfkelendiren, bazı göstericilerin Lübnan’daki siyasilerin yolsuzluklarını kınayan bir slogana Nasrallah’ı da ısrarla dâhil etmeleriydi. Sloganda “Hepsi, hepsi demek. Nasrallah da onlardan biri” deniliyor. Hizbullah destekçileri Nasrallah’ın asla yolsuzluğa bulaşmadığını, yozlaşan sistemin parçası olmadığını ve dolayısıyla suçlanmaması gerektiğine inanıyorlar. 

İsmini sadece Ahmed olarak belirten Hizbullah destekçisi, birinci günden itibaren gösterilere katılmış. Ancak Hizbullah liderinin konuşmasından sonra onun talimatlarına uyarak gösterilerden uzak durmaya karar vermiş. Nasrallah “Meydanları, onlara inanmış olanlara bırakın. Biz tüm görüşlere saygılıyız. Direniş hareketini bu meydanlarda savunmaya gerek yok” demişti. 

Al-Monitor’a konuşan Ahmed, “Bu olup bitenden uzaklaşmaktan gayet memnunum. Nasrallah’ın benim bildiğimden çok daha fazlasını bildiğini düşünüyorum ve onun kararlarına gerçekten güveniyorum” dedi. Taleplerinden vazgeçip vazgeçmediği sorulduğunda ise Ahmed şöyle konuştu: “Bizim güvencemiz Hizbullah’tır. Seyyid Nasrallah işlerin düzelmesini sağlayacağını söyledi ve biz onun sözüne güveniyoruz. O bizi hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Bu defa savaştan bile daha zor bir durum var ama biz yine de onun sözünü tutacağına inanıyoruz.”

Gösterilerde Nasrallah’ın pek çok Şii destekçisi yer alıyor. Hizbullah’ın güçlü bir tabana sahip olduğu Lübnan’ın doğusundaki Baalbek şehrinden olan Âlâ, Nasrallah’ın tutumuna rağmen protestoya devam kararı almış. Siyasetle ilgilenmeye başladığından beri ilk kez partisi ve lideriyle zıt düştüğünü belirten Âlâ, Nasrallah’ı kastederek şöyle konuştu: “Onun öncelikleri ile bizim önceliklerimiz farklı. Biz sistemi değiştirmek, daha iyi yaşamak istiyoruz, yani kısacası yeni bir hayat istiyoruz. Hizbullah’ın öncelikleri ise sistemi korumak ve müttefikleriyle arasını iyi tutmak. Vizyonlarımızda ilk kez bariz bir ayrışma yaşanıyor. Bundan parti ile liderini memnun eden sonuçlar çıkmaz. En kötüsü de Nasrallah, herkesi töhmet altında bıraktı ki bunun herkes için geçerli olmadığını gayet iyi biliyor. Ama sanırım ‘Hepsi, hepsi demek’ sloganına cevaben o da protestocular için aynısını ima etti.” 

Nasrallah’ın konuşmasından önce Beyrut’un ana meydanlarına giden onlarca Hizbullah destekçisi, Nasrallah’ı öven sloganlar atarak “Hepsi, hepsi demek” söylemine karşı çıktılar. Hizbullah yandaşları ile diğer göstericiler arasında arbede yaşanması üzerine güvenlik güçleri müdahale etti. Bu, Nasrallah’a saygı duyan pek çok Lübnanlı için bardağı taşıran damla oldu. Hizbullah tabanı ile diğer göstericiler arasındaki öncelik çatışması, insanları yeniden sokaklara döktü. 

Dandaşli’ye göre Nasrallah’ın konuşmasındaki en provokatif unsur gösterilere karşı şüphe yaratmasıydı: “Nasrallah göstericilere kuşkulu bazı destekler verildiğine dair gizli bilgilere sahip olduğunu söyledi. Eğer bu doğru olsaydı isim vermesi gerekirdi ve insanlar o zaman bunları tecrit eder, gösterilere sokmazdı. Temel haklarını talep eden insanları, sokağa çıkmak için para almakla itham etmesi ayıp oldu.”

Siyasi yorumcu Hüsam Matar ise Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Protestoları yönlendiren, gündemi belirleyen bazı kişiler var. Bu, illa da bir komplo olduğu anlamına gelmiyor ama bu kişiler, kitlelere düzen verme ve belli bir liderlik yapısı oluşturma fikrini reddediyorlar. Bunun, protestocuların birlikteliğini ve tesir gücünü olumsuz etkilemesinden korkuyorlar.” Matar öncü konumundaki bu kişiler hakkında da şöyle konuştu: “Bazısı belli bir kanala sahip, bazısı ufak bir grubun başında… Gücü yetenler, sağlam bir grubu kontrol edenler gündem oluşturabiliyor. Dolayısıyla bol imkânları olanlar, tüm bu olayı yönetmekte daha etkili oluyorlar.” 

Nasrallah ortaya koyduğu tavırla Şii toplumunu gösteriler konusunda böldü ama aynı zamanda Hariri’nin vaat ettiği reformların takipçisi olacağını söyledi. Hizbullah lideri ve partisinin önünde şimdi çetin bir sınav var: Yolsuzlukla mücadele sözünü yerine getirmek, tüm vaatlerin hayata geçmesini sağlamak. Başka bir deyişle, Hizbullah bazı müttefikleriyle zıtlaşmak ve halka bir değişim ufku sunmak durumunda kalabilir ya da tüm bunları göz ardı edip kendisine güvenmiş pek çok insanı kaybedebilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

İran Irak’ta başkanlık sistemini mi hedefliyor?
Omar Sattar | Irak seçimleri | Kas 14, 2019
İsrail’in ‘savaşlar arası savaş’ ikilemi
Ben Caspit | istihbarat ve casusluk | Eki 30, 2019
Barış Pınarı Harekâtı Lübnan’da nasıl yankılandı?
Michal Kranz | Suriye çatışması | Eki 21, 2019
İsrail’in gözü Kasım Süleymani’nin üzerinde
Ben Caspit | | Ağu 27, 2019
Körfez devletlerinden aradığını bulamayan Hamas Suriye’ye yöneldi
Ahmad Melhem | Devlet dışı silahlı unsurlar | Tem 26, 2019

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?
Saeid Jafari | Iran-US tensions | Oca 14, 2020
al-monitor
Süleymani suikastı İran’ın Suriye stratejisini nasıl etkiler?
Hamidreza Azizi | Iran-US tensions | Oca 7, 2020