Suriye'nin Nabzı

ABD Suriyeli Kürtleri uzlaştırmaya çalışıyor

By
p
Article Summary
Suriye Kürdistan Demokratik Partisi’nin yöneticilerinden Abdül Kerim Muhammed Al-Monitor’a verdiği mülakatta ABD’nin doğu Suriye’de Kürtleri uzlaştırma girişimlerini, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlama çabalarını anlattı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İki karşıt kampa bölünmüş olan Suriyeli Kürtler, uzlaştırıcı bir girişim olmazsa tamamen kopuş noktasına gelebilirler. ABD ve Fransa bugünlerde arabulucu olmaya çalışıyor, Kürtleri tek bir siyasi ve idari yapıda birleştirmeyi umuyorlar.

Bazı Kürt partilerin, bağımsız isimlerin, gençlik ve kadın grubu temsilcilerinin yer aldığı Suriye Kürt Ulusal Konseyi (KUK), Suriye’de anayasal bir Kürt oluşumu tesis etmeyi amaçlıyor. Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu çatısı altında yer alan KUK, Mesud Barzani önderliğindeki Irak Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile güçlü bağlara sahip. 

KUK’un Suriye’deki başlıca rakibi ise PKK’yla yakın ilişkileri olan milliyetçi Demokratik Birlik Partisi (PYD). PYD, Suriye’nin kuzeyinde Kürt, Arap ve Süryani unsurları kapsayan bir özyönetim bölgesi oluşturdu. PYD’nin de parçası olduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ise kuzey Suriye’de İslam Devleti (İD) örgütüne karşı kurulan uluslararası koalisyonun üyesi. 

Suriye’nin geleceğine ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Suriye muhalefeti bugüne kadar PYD’yi kendi saflarına almaya yanaşmadı. Muhalifler PYD’yi Suriye devrimine karşı olmakla suçluyorlar.

Kürtler arasındaki ihtilaf ise ideolojik ve siyasi nedenlere dayanıyor. PYD-PKK kampı Orta Doğu halklarının haklarını savunan, halkların kardeşliği temelinde demokratik bir ulus kurmayı amaçlayan devrimci mücadeleyi savunuyor. Diğer kampta yer alan KUK ise Kürt haklarının Suriye’de federal yönetim kapsamında barışçıl yollardan sağlanmasını öngören ulusal bir proje savunuyor. Irak KDP’si de ikinci kampta yer alıyor. 

Türkiye’den yeni bir müdahale, Suriye yönetiminin kuzeye dönüşü, Kürtler arasındaki kavganın büyüyerek sıcak çatışmaya dönüşmesi gibi ihtimaller Suriye’deki Kürt meselesine ilişkin kaygıları artırıyor. Sultan Murat Tümeni, Hamza Tümeni, Şam Alayı, Nureddin Zengi Hareketi, Ahrar El Şam, Dağ Şahinleri Tugayı, Şam Cephesi ve Ceyş El Nasır gibi Türkiye’ye yakın silahlı grupların Afrin’de can alması, yağma ve soygunlar yapması bu kaygıları körüklüyor.

Bu arada Fırat’ın doğusunda Kürtleri uzlaştırmak için uluslararası baskı artıyor. Mayıs ortalarında ABD yönetiminden ve ABD önderliğindeki koalisyondan yetkililer Kobani’deki ABD üssünde bir KUK heyeti ile görüştüler. Heyette üç grubun yöneticisi yer aldı: Suriye KDP’sinin Politbüro üyesi Abdül Kerim Muhammed, Kürt Demokratik Birlik Partisi Genel Sekreteri Fesla Yusuf ve Suriye Kürt Demokratik Eşitlik Partisi Genel Sekreteri Nimet Davud. 

KUK ABD, Fransa ve uluslararası koalisyonun girişimlerini olumlu karşıladığını açıklamış durumda. 

Kürtleri uzlaştırmak için çalışan Fransa, nisanda bir KUK heyetini ağırlarken Fırat’ın doğusunda durumun çözüme kavuşturulmasını, Kürtler arasında anlaşmaların imzalanmasını istedi. Fransa bu çabalarıyla Fırat’ın doğusunda olası bir Türk müdahalesini önlemeye çalışıyor. Fransa’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığına soğuk bakması ve Ermeni soykırımını tanıması gibi nedenlerden dolayı Paris’le Ankara’nın arası iyi değil.

Temaslardan henüz somut bir sonuç veya resmi bir açıklama çıkmış değil. 

Al-Monitor’un edindiği bilgiye göre görüşmeler, Kürt partileri arasında iletişim kanallarının kurulması ve görüş ayrılıklarını aşmak için ortak zemin bulunmasına odaklandı. Özyönetim idaresinin başında olan PYD ile KUK arasında uzlaşının nasıl sağlanabileceği tartışıldı. 

Görüşmelerin süreceğini belirten kaynaklar, ABD tarafının kuzey Suriye’de güvenli bir tampon bölge oluşturmaya, Türkiye ve Şam’ın tehditlerini savuşturmaya çalıştığını kaydettiler. 

KUK iyi niyet göstergesi olarak medyada PYD’ye yönelik hasmane söylemini keseceğini açıkladı, PYD de buna karşılık girişimi kabul etti. 

Al-Monitor, görüşme ve girişimlerin ayrıntılarını geçtiğimiz günlerde Kamışlı’da gerçekleştirdiği mülakatta KDP’li Abdül Kerim Muhammed’e sordu.

Al-Monitor:  Kobani’de, Harab Aşk’taki ABD üssünde KUK ve ABD yönetimi temsilcileri arasında iki görüşme yapıldı. Bunların sonucu ne oldu? İleriye dönük beklenti nedir? Görüşmelere kimler katıldı ve Konsey bu temaslardan ne kadar fayda sağladı?

Muhammed:  Son birkaç ayda iki defa görüştük. Şubatta yapılan ilk toplantıya ABD tarafından William Roebuck (ABD önderliğindeki koalisyonun kıdemli danışmanı) ve diplomat James Jeffrey katıldı. (…) O günlerde İD tamamen çökmek üzereydi. Mayıs ortalarında gerçekleşen ikinci görüşme biraz farklıydı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kobani’deki merkezinde yapıldı ve toplantıya Jeffrey’nin ofisinden siyasi departman sorumlusu, ayrıca ABD önderliğindeki uluslararası koalisyonun ve ABD yönetiminin temsilcileri katıldılar. Görüşme, İD’in mart ayında Bağuz’da bertaraf edildiğinin ilanından sonra yapıldı. Toplantının amacı, bölgenin idaresine dönük siyasi düzenlemeleri belirlemek, Fırat’ın doğusuna ilişkin anlaşma sağlamak, farklı unsurlar arasında güven artırıcı stratejiler oluşturmak ve Fırat’ın doğusunda yeniden inşa sürecini düzenlemekti. 

Al-Monitor:  Suriye’deki Kürt bölgelerinin idaresi bağlamında KUK ile Suriye KDP’si yeni bir yönetim ve siyasi ortaklıkta nasıl anlaşma sağlayabilir? KUK, KDP’yle çalışmayı reddeden ve onu Suriye hükümetinin ajanı olarak gören Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nda yer alıyor. Dolayısıyla KUK KDP’yle siyasi bir anlaşmaya varırsa müzakere komitesinde, meclis komitelerinde ve gelecekteki seçimlerde etkinliğini zedelemez mi?

Muhammed:  Hedefimiz yeni bir yönetim. Bu defa uluslararası koalisyon ile ABD Dışişleri Bakanlığı’nın desteği olacak. BM birimlerinin önemli bir gözetim rolü olacak. Bunlar, Cenevre görüşmelerine, anaysa komitesine, müzakere komitesine de nezaret eden birimler. Bu nedenle iki Kürt tarafı arasında sağlanacak bir anlaşma, zikrettiğimiz tarafların gözetiminde olacak. KUK’un muhalefetle bağlantısı sorun teşkil etmiyor. Şimdi, her bir taraf uygun gördüğü şekilde pozisyonunu belirlemeli.

Al-Monitor:  Anlaşmalara pek çok zaman, ağır siyasi etkiye sahip ihtilaflı ülkeler dahil olur. KUK Başkanlığı ile Jeffrey arasında Irak Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’de bir görüşme oldu. KUK Washington’da da Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüştü. KUK ayrıca Fransız girişimini de görüştü. Bu arada Jeffrey ile Kobani’de bir görüşme daha yapıldı. Kobani gibi ücra bir bölgede yapılan görüşmelerin önemi nedir? 

Muhammed:  Biz dış aktörlerle görüşmeleri reddetmiyoruz. Kürtler arasında daha önce üç anlaşma imzalandı ama bu tür anlaşmaları garanti edecek bir tarafın olması önemli. Anlaşmalar doğrudan Barzani’nin desteğine sahipti ama PYD kendisini bağlamadı. 

ABD gibi bir güç garantör olduğunda anlaşmalar daha fazla ağırlık taşır. Kürt gruplarının askeri, siyasi ve diplomatik düzeyde ortak çalışmasını öngören 2014’teki Dohuk anlaşması bunun örneğidir. Anlaşma ilk etapta başarılı oldu, Peşmerge güçleri Kobani’ye giderek Dohuk anlaşması doğrultusunda İD’e karşı mücadeleye katıldılar.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Fırat’ın doğu yakasındaki merkezinde koalisyon yöneticilerinin de bulunduğu bir toplantı yaptık. ABD’nin vizyonu doğrultusunda iç işleyişi yürütenler, sahada karar verme ve uygulama bakımından en yetkin oluyorlar. ABD desteğinin gereklerini yerine getirmeye, bunların başarılı şekilde uygulanması için çalışmaya hazırız. Ayrıca Kürt halkının ve diğer unsurların taleplerini karşılamak için çalışıyoruz. 

Al-Monitor:  KUK, silahlı kanadı olan Peşmerge’nin Rojava’nın idaresi ve kontrolünde yer almasını talep ediyor. Basına sızan bilgilere göre ABD yönetimi SDG’yi (İranlı milislere karşı) bir taarruza dâhil etmek istiyor. SDG bunu yalanladı ama eğer böyle bir şey olursa Peşmerge böyle bir taarruza katılır mı? Peşmergelerin Irak’ta KDP tarafından eğitildiği de düşünülürse böyle bir durum Irak Kürdistan Bölgesi’ni nasıl etkiler?

Muhammed:  Biz her zaman Peşmerge geri dönsün, Fırat’ın doğusunda kurulacak güvenli bölgenin korunması ve idaresine katkı yapsın dedik. Peşmerge KUK’un kurumlarından biridir, doğrudan Irak KDP’sinin yönetiminde eğitilmiştir ve biz de ona sahip çıkacağız. Peşmerge milli Kürt varlığı ve ideolojisini korumak, bölgeyi teröre karşı savunmak üzere reformdan geçti, özellikle Irak Kürdistanı’nda İD’le mücadelede oynadığı önemli role uluslararası koalisyon da tanıklık etti. Ancak biz kendi bölgelerimiz dışında herhangi bir savaşa katılmayız, Kürt halkının haklarını tehlikeye atacak hiçbir anlaşmaya imza atmayız. Peşmerge dış savaşlarda yer almak için değil kendi bölgemizi korumak için var. 

Al-Monitor:  PYD 12 bin şehit verdiğini, İD’e karşı uluslararası koalisyonun desteğiyle mücadele ettiğini, KUK’un ise bölgeyi korumak adına hiçbir fedakârlıkta bulunmadığını söyledi. Sizler yüzde 50-50 ortaklığını neye dayanarak talep ediyorsunuz?

Muhammed:  Halk Savunma Birlikleri (YPG) veya Peşmerge’nin çok sayıda şehit verdiği, teröre karşı yetkin bir mücadele verildiği yadsınamaz. Yüzde 50-50 ortaklık artık ortadan kalktı çünkü yeni yönetim (…) sadece iki tarafı değil, tüm unsurları ve partileri kapsayacak. Artık yönetimde önceliğin kimde olduğu konusunu aşmak lazım. Asıl önemli olan, İD ideolojisiyle mücadele etmek, tüm unsurları kucaklamak, bölgeyi istikrara kavuşturmaktır. Ardından bölgede uluslararası destekle şeffaf seçimler yapılacak, seçim sonuçları belirleyici olacak. Ancak ben tarafların yönetime katılımı belirlenirken ABD’nin müdahil olacağını düşünüyorum. 

Al-Monitor:  Kürtler arası diyalog ve siyasi ortaklığa bazı itirazlar söz konusu. Örneğin PYD ve destekçileri tarafından baskı gören, tutuklanan, darp edilen KUK taraftarlarında güçlü bir hassasiyet var. KUK taraftarlarının bölgede siyasi çalışma yapmasını bile engellediler. Kanla bedel ödeyenlerin sadece kendileri olduğunu düşünüyorlar. Bu durumda anlaşmayı nasıl sağlayacaksınız?

Muhammed:  Karşı çıkanların sesini kısamayız. Bu tip yaklaşımlar her yerde var. Böyle insanlar olmasaydı bölgede Kürtler arası anlaşmalar ya da muhalefetle yönetim arasında anlaşmalar yıllar önce sağlanmış oldurdu. Şimdi asıl önemli olan, bölgeyi İD’in canlanmasına karşı korumaktır. Bu ideolojiyi ortadan kaldırmamız lazım. Bölgemizi korumamız lazım. Yoksa en çok kan dökülen bölgelerin akıbetine uğrarız. Diyalog hüküm sürmeli, halkın menfaati bunu gerektiriyor.

Al-Monitor:  Peki, Kürtler arası uzlaşı başarısız olursa ne olur? Taraflar arasındaki gerilimin halk düzeyinde sürmesi ve uluslararası baskının niteliği bağlamında Kürtler arası ilişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Muhammed:  Muhalefetin düşük seviyede olacağını düşünüyorum. Aynı evin içinde insanlar farklı partileri destekliyor. Bazı ailelerde hem Peşmerge mensupları hem YPG mensupları var. Bu nedenle, tıpkı aileler gibi biz de toplumsal uyumun korunmasını, ayrışmaların önlenmesini önemsiyoruz. Çatışma halinde olanlar, genelde yönetim çevreleridir. Siyasi mutabakatlar olursa toplumsal uyum artar, halk tabanında büyük bir ilerleme olur. Uluslararası girişimler de bu yönde. Çünkü ileride bir çatışma olursa buna sadece partiler değil, aynı ailenin fertleri dâhil olur. Yani olası bir ihtilaf Kürt ailesini tümden çökertebilir.

Al-Monitor:  Fransa ve ABD’nin Kürtleri uzlaştırmak için bastırdığına dair pek çok şey duyuyoruz. Fransa ve ABD’nin bölgedeki tutum ve menfaatleri çelişiyor mu? Kürtlerin uzlaşmasını hangi sebeple istiyorlar?

Muhammed:  Biz Fransa’dan baskı görmüş değiliz. Fransızlar sadece diyalog ve uzlaşı için arabulucu olmaya çalışıyorlar. ABD ise Fırat’ın doğusunda BM’nin doğrudan gözetimi altında müşterek bir idare oluşturmak istiyor. ABD ve Fransa’nın menfaatleri çelişmiyor. Tabii, ABD bölgenin en büyük gücü, özellikle İD’le mücadele söz konusu olduğunda. ABD’yle muhatap olmadan kimsenin bir çalışma yürütebileceğini sanmıyorum.

Al-Monitor:  Görüşmelerde Afrin’in kendi halkına iadesini, yönetimin halka verilmesini talep ettiniz mi? Silahlı muhalif grupların buradan çıkarılacağına dair söz verildi mi? (Afrin halen Türk ordusu ile isyancı gruplarının kontrolünde)

Muhammed:  Her iki görüşmede de Afrin asli bir Kürt unsuru olarak ele alındı. Afrin’in işgali meselesine çözüm bulmadan hiçbir diyalog olamaz, özellikle de içeride ciddi bir demografik değişim yaşanırken. Neredeyse her hafta ölümlü olaylar, adam kaçırma ve fidye olayları yaşanıyor. Bölgenin yerlisi olan Kürtler kovuluyor, yerli halkın yerine yabancıları yerleştirme teşebbüsleri oluyor. Bu, insanlık suçudur. Yerli halkın evlerine dönmesini, yabancıların gönderilmesini ve suç işleyenlerin kovuşturulmasını talep ediyoruz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Kürtler ve Kürdistan

Shivan Ibrahim is a journalist who holds a master's degree in philosophy. He writes opinion articles and covers social, political and civil topics in several Arabic and Kurdish periodicals and newspapers.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept