Suriye'nin Nabzı

Suriye: Zorla kaybedilenlerin duyulmayan öyküsü

By
p
Article Summary
Suriyeliler tutuklanan ya da İslam Devleti tarafından infaz edilen yakınlarının akıbetini öğrenmeye çalışıyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

KAMIŞLI, Suriye — Suriyeli Kürt vatandaşı Aslan Brim Sino 3 Temmuz’da Suriye’nin kuzeybatısında, Afrin yakınlarında tutulduğu cezaevinde öldürüldü. Hapishane Türkiye destekli İslamcı El Mutasım Tugayı’nın kontrolündeydi. 

El Mutasım Tugayı tarafından 10 ay önce tutuklanan Sino, aslında Temmuz 2018’de bir diğer İslamcı örgüt Ahfad El Resul tarafından Badalnı köyünde kaçırılmıştı. Ailesi 5 bin dolarlık fidyeyi ödeyemeyince Sino, El Mutasım Tugayı’na teslim edildi. Örgüt şimdi Sino’nun cenazesini ailesine vermeyi reddediyor. 

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Afrin’de şu ana kadar Türk güçleri ve desteklediği örgütler tarafından tutuklanan insan sayısının 2 bin 38’i bulduğunu açıkladı. SOHR 24 Haziran’da da Afrin yakınlarında bir diğer Kürt vatandaşı Raşid Halil’in cesedine ulaşıldığını ve Halil’in Şarran’a bağlı Kestel Cindo köyüne terk edilen cesedinde yanık ve işkence izlerine rastlandığını bildirdi. 

Kuruluş açıklamasında Halil’in, Halep’in kuzeyindeki Azez’de 11 yaşındaki engelli oğlu Muhammed Raşit Halil ile birlikte silahlı saldırganlar tarafından kaçırılarak öldürüldüğünü kaydetti. Saldırganlar fidye olarak 100 bin dolar talep etmişlerdi. Halil’in oğlunun cesedine ise halen ulaşılmış değil.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) eski halkla ilişkiler yetkilisi Rıdvan Halil de geçen yıl Menbic yakınlarında, Türkiye destekli Suriye muhalefetinin kontrolündeki Sacur Çayı kıyısında kaçırılmıştı. 

Rıdvan Halil konuya ilişkin Al-Monitor’a şunları aktardı: “Beni, Suriye-Türkiye sınırında, Halep’in kuzeybatısında bulunan El Rai’deki Hor Kilis hapishanesine götürdüler. Türk istihbaratı tarafından sorgulandım. Hapishane Suriye rejimine mensup savaşçıların yanı sıra Kobani ve Afrinli Kürt siviller de dahil binlerce tutukluyla doluydu. Halk Savunma Birlikleri (YPG) mensuplarının yanı sıra Türkiye’ye sızmaya çalışan İD savaşçıları da vardı. Ben uluslararası koalisyonun müdahaleleri ve baskıları neticesinde üç ay sonra salıverildim.”

Şerihan Raşu da Irak’ın Sincar bölgesinden Ağustos 2014’te kaçırılan Ezidi bir kadın. Raşu önce Musul, sonra da Suriye’nin Rakka kentindeki köle pazarlarında satılmış. Raşu yaşadıklarını Al-Monitor’a şöyle anlattı: “Rakka’daki köle tüccarlarından Abdurrahman El Ürdünü beni üç yıl önce İdlib’deki Nusra Cephesi savaşçısı Ebu Abdurrahman El Iraki’ye sattı. El Iraki beni üç yıl önce Hama kırsalında, Nusra Cephesi’nin kontrolündeki Zaviye’ye götürdü ve İdlib’de bir hapishaneye koydu. Hapishane kadın ve çocukların köle olarak satıldığı ve erkeklerinse işkence gördüğü bir pazardı.”

Raşu şöyle devam etti: “Musul ve Rakka’da esir aldıkları binlerce Suriyeli Hristiyan, Müslüman, Alevi ve Iraklı Ezidi kadını İdlib hapishanelerine koymuşlardı. Irak ve Suriye’deki köle pazarlarında sattılar. Ebu Abdurrahman El Iraki’nin beni koyduğu hapishanede Suriyeli Hristiyan kadınlar satılıyordu. Özel odalarda işkencelere uğruyor, sürekli tecavüze uğruyorduk.”

Yerel insan hakları kuruluşlarından Suriye İnsan Hakları Ağı’na (SNHR) göre ülkede 2018’de 90 bini aşkın kişi zorla kaybedildi. Temmuz 2019’daki SNHR raporunda da yılın ilk yarısında 2 bin 460 kişinin keyfi gözaltılarla karşı karşıya kaldığı belirtildi.

İnsan Hakları İzleme (HRW) örgütünün raporunda ise şu bilgilere yer verildi: “Guta’da Ceyş El İslam, Ahrar El Şam ve El Rahmani gibi hükümet karşıtı örgütlerin Şam’a karşı gerçekleştirdikleri ve sivil ayrımı gözetilmeyen saldırılarda yüzlerce sivil öldürüldü ya da sakat kaldı.”

Fırat Başpiskoposu Antranik Harutyun Ayvazyan 5 Nisan’da Kürt Özerk Yönetimi Uluslararası İlişkiler Kurumu’nda düzenlenen bir konferansta şu bilgileri aktardı: “Şama’a bağlı Guta’dan kaçırılanların aileleri, Ceyş El İslam’ın kaçırdığı 5 bin sivili serbest bırakmasını bekliyordu. Ama sadece 200 kişi serbest bırakıldı, kalanlar öldürüldü.”

Konferansın bir diğer konuşmacısı Şam doğumlu Rachel Diyal Armando (16) da İD’in kendisi ve diğer aile üyelerini 2014’te akrabalarını ziyarete gittikleri sırada Rakka’da kaçırdığını söyledi. SDG Armando’ya mart ayında Suriye-Irak sınırındaki Bağuz’da ulaşmış.

Armando yaşadıklarını şöyle anlattı: “Silahlı adamlar beni 50 yaşında bir adamla zorla evlendirdiler. Henüz 11 yaşındaydım. Zorla Müslüman yaptılar. İD, Hristiyan toplumundan yüzlerce insanı kaçırdı, Hristiyan ve Ezidi kadınları Deyrizor, Rakka ve Bağuz’daki köle pazarlarında sattı. Erkekleri de toplu infazlarla öldürdüler.”

Kobani’de İD tarafından kaçırılan insanların yakınları ve aktivistler Arapça “#tutuklularımızı istiyoruz” etiketiyle sosyal medyada bir kampanya sürdürüyorlar. Haziran ayı boyunca Kobani merkezindeki Özgür Kadın Meydanı’nda düzenlenen onlarca gösteriye katılan pek çok insan kaçırılan ya da zorla kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıdı. Aileler, ABD destekli SDG ve uluslararası koalisyondan yakınlarının akıbetinin ortaya çıkarılması için yardım istediler.

Kürtler tarafından kurulan Suriye İnsan Hakları Kuruluşu (DAD) 21 Şubat’ta Birleşmiş Milletler ve Uluslararası İnsan Hakları Konseyi’ne tutukluların akıbetinin ortaya çıkarılması için çağrıda bulundu. Açıklamada şöyle dendi: “Sadece Kobani ve çevresinden 1300’ü aşkın kayıp var. Suriye’nin eskiden İD’in kontrolünde olan diğer bölgelerinde de hâlen yüzlerce tutuklu ya da kaçırılan insan var.”

İnsan Hakları İzleme örgütünün Kasım 2014’te yaptığı bir açıklamaya göre İD, ilk olarak 29 Mayıs 2014’te “ortaöğretim sınavı için gittikleri Halep’ten memleketlerine dönen 250 Kürt öğrenciyi kaçırmıştı.”

Rakka’da ise yerel meclis tarafından kurulan müdahale ekipleri 2 Temmuz’da Talay Kampı’ndaki bir toplu mezarda 190 kişinin cesedine ulaştı. Rakka yerel meclisine bağlı ekipler tarafından sürdürülen toplu mezar araştırma çalışmaları kapsamında şu ana kadar İD tarafından öldürülen toplam 4 bin 700 kişinin cesedine ulaşıldı.

Irak İnsan Hakları Bakanlığı Temmuz 2015’te İD’in “Irak’ın Anbar vilayetine bağlı Felluce’de 100 Suriyeli kadını kaçırarak köle pazarlarında sattığını” açıkladı. Bakanlık insanların 500 ilâ 2 bin dolar arasında fiyatlara satıldığını kaydetti.

İngiltere merkezli Daily Mail gazetesi de 2014’te İD’in çocuklar da dahil Irak ve Suriye’deki esirlerin organlarını çalabilmek için özel doktorlar işe aldığını ortaya çıkarmıştı. Haberde örgütün karaciğer ve böbrek kaçakçılığı için bir kaçakçılık ağı kurduğu ve organların bu alanda faaliyet gösteren uluslararası çetelere satıldığı kaydedilmişti.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: İslam Devleti

Lamar Erkendi is a human rights activist and journalist who works for several Arab and foreign websites. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept