İdlib’e saldırı Rusya-Türkiye anlaşmasını kolaylaştırabilir mi?

By
p
Article Summary
Suriye ordusunun İdlib’deki saldırısına destek veren Rusya’nın, Türkiye ile yürüttüğü görüşmelerde YPG kontrolündeki Tel Rıfat’ı da içerebilecek sessiz bir anlaşma yapabileceği söyleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İdlib, Halep, Hama ve Lazkiye vilayetlerinin bazı kesimlerini kapsayan ve ağırlıkla Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) örgütünün kontrolünde olan İdlib gerilimi azaltma bölgesinde 6 Mayıs’ta tansiyon bir kez daha yükseldi.

Suriye silahlı kuvvetleri ve Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a bağlı İran yanlısı milisler Hama’daki El Gab Ovası ve Lazkiye’de taarruza geçtiler. Hama’da ağırlıkla Kefr Nebude kasabası hedef alınırken Ulusal Kurtuluş Cephesi sert bir direniş ortaya koydu ve yoğun çatışmalar yaşandı, mevziler birkaç kez el değiştirdi.

Suriye ordusunun 4. Zırhlı Tümeni’ne bağlı seçkin 42. Tugayı ise Mahir Esad komutanlığında Lazkiye’deki Kabani bölgesini vurdu. Kara operasyonundan önce Rus ve Suriye uçakları yoğun bombardımanlar gerçekleştirdiler. Tüm bunlara rağmen çatışmalar taktiksel seviyede kaldı. Müstakbel bir harekâtın boyutu ne olur bilinmez.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan kaynakların Kommersant gazetesine verdiği bilgiye göre saldırıların yoğunlaşma nedeni, HTŞ’nin güçlerini toplayarak Hama’ya yönelik taarruz hazırlığı izlenimi vermesi ve Hmeymim’deki Rus askeri üssüne gerilimi azaltma bölgesinden insansız hava araçları ve top ateşiyle saldırılar düzenlenmesi idi.

Suriye’deki Rus Uzlaştırma Merkezi’nin komutanı Tümgeneral Viktor Kupçişin 6 Mayıs’ta şöyle demişti: “Hmeymim Hava Üssü’ne çok sayıda roketatarla sabah ve akşam saatlerinde iki kez saldırı düzenlendi. Her iki defasında da ateş doğudan, Zaviye kasabasının HTŞ kontrolündeki İdlib gerilimi azaltma bölgesi içinde kalan tarafından geldi.”

Reuters’in bu açıklamadan önce aynı gün geçtiği habere göre ise Türkiye destekli Suriyeli militanlar, Rusya ve Şam’ın kuzeydoğu Suriye’nin önemli iki otoyolun kontrolünü ele geçirmeye çalıştıklarını söylüyorlardı. Bunlar, Halep-Lazkiye arasındaki M4 ve Halep-Şam arasındaki M5 otoyollarıydı. Bu yollarda kontrolün sağlanması, Türkiye’den Ürdün’e ulaşımın yeniden başlamasına zemin hazırlayabilir ve bu da yaptırımların vurduğu Suriye ekonomisine olumlu katkı yapabilir.

Suriye’deki hükümet yanlısı kaynaklar son gelişmeleri topyekûn bir askeri harekâtın başlangıcı olarak gösterme eğiliminde. Oysa Rusya yakın zamana kadar İdlib’e yönelik bir taarruzun mevcut koşullarda zamansız olacağı kanısındaydı.

Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 27 Nisan’da Pekin’de Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile görüştükten sonra basına yaptığı açıklamada İdlib’de askeri operasyonun ihtimal dışı sayılamayacağını ancak “vahim insani sonuçlar” göz önüne alındığında bunun şu an “uygun olmadığını” söylemişti.

Öte yandan Suriye ordusunun İdlib’e operasyon başlatmasını engelleyen tek etkenin, gerilimi azaltma bölgesindeki Türk askeri varlığı olduğu söylenebilir. Rusya hava operasyonlarını artırarak Ankara’ya, bölgedeki radikaller meselesinin bir an önce hâllolması gerektiği mesajını verirken, Esad rejimi açık provokasyonlar yaparak kasıtlı ve pervasız davranıyor. Gab Ovası’nda yer alan Şahşabu Tepesi’ndeki Türk gözlem noktasına topçu ateşi açılması bunun örneklerinden biri. Bu hareketler Türkiye’nin misillemesini tetikleyebilirdi. Türk savaş uçakları hâlihazırda zaten İdlib semalarında dolaşıyor.

Moskova’yla Ankara uzlaşmadığı sürece İdlib meselesine çözüm bulunamaz. Böyle bir anlaşmanın koşulları kuşkusuz ki görüşülüyor ancak bunların “perde arkasında” kalabileceğini de unutmamak lazım. Dolayısıyla anlaşmanın somut koşullarının ancak sahadaki gelişmeler üzerinden açığa çıkması mümkün. Türkiye yanlısı güçler ile hükümet yanlısı güçlerin 2018 başlarında Afrin’de ve İdlib gerilimi azaltma bölgesinin güneydoğusundaki Ebu El Duhur civarında gerçekleştirdikleri paralel operasyonlar bunun örneğidir.

İdlib’in Esad karşıtı grupların elinde kalması Ankara için artık kendi başına önemli değil. Ancak Türkiye’nin statükoyu sürdürmesini gerektiren iki faktör var. Birincisi, Suriye hükümeti daha fazla şiddet kullanarak bölgeyi almaya çalışırsa yeni bir mülteci dalgasının Türkiye’ye yönelmesinden endişe duyuluyor. İkincisi, İdlib pazarlık unsuru olarak kullanılarak Şam’la Ankara arasında kuzeydoğu Suriye’de anlaşma sağlama ihtimali var. Ankara İdlib iddiasından vazgeçerse sınır hattındaki Suriye topraklarında kendi güvenlik bölgesini oluşturma imkânı elde edebilir. Ancak ABD askerleri Suriye’nin kuzeydoğusunda kaldığı sürece bu konunun ele alınması pek muhtemel görünmüyor. Dolayısıyla olası bir Moskova-Ankara anlaşmasında gerilimi azaltma bölgesinin genelinin değil İdlib’in sadece bazı kesimlerinin akıbeti belirlenebilir.

Böyle bir anlaşmada farklı bazı senaryolar mümkün görünüyor. Birinci ihtimal, mevcut eskalasyon sarmalının gerilimi azaltma bölgesinde toprak kontrolü bakımından hiçbir değişikliğe yol açmaması. Ankara radikal unsurlar sorununu halledebileceği konusunda Moskova’yı bir kez daha ikna etmek için elinden geleni yapar ve bu doğrultuda en azından somut bazı adımlar atmaya başlarsa bu senaryo mümkün görünüyor. Bu illâ da Türk askerleri ile Türkiye yanlısı Suriye Ulusal Ordusu’nun HTŞ’nin üstüne yürümesi gerekeceği anlamına gelmiyor ama yine de uygulanabilir bir seçenek olur. Türkiye nüfuzunu kullanarak HTŞ’yi yavaş yavaş silahlı kanadı olmayan, daha ılımlı bir gruba dönüştürmeye çalışabilir. Bu bağlamda Şam’ın İdlib’deki faaliyetleriyle Ankara’nın koyabileceği kırmızı çizgileri aşması halinde Türk ordusunun karşılık vermeye hazır olduğunu göstermesi gerekecek.

İkincisi, Türkiye kuzey Halep’te Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) elinde olan Tel Rıfat bölgesini kontrolüne almak istiyor. Moskova Ankara’nın İdlib’deki taahhütlerini yerine getirmediğini savunurken, Ankara da Moskova’yı Tel Rıfat’taki sözlerini tutmamakla suçluyor. Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar 3 Mayıs’ta NTV’ye verdiği demeçte, “Tel Rıfat'ta Rusya'nın bize verdiği bazı sözler var, oradaki YPG'lilerin çıkarılacağı konusunda, ancak şu ana kadar maalesef bunu gerçekleştirmediler” dedi. 

Tel Rıfat’la ilgili görüşmelerin devam ettiği bildiriliyor. Olası bir anlaşma, İdlib’in bazı bölgelerinin Esad’a verilmesi karşılığında Türkiye destekli Suriye Ulusal Ordusu’nun Tel Rıfat’a konuşlanması şeklinde olabilir.

Üzerindeki İdlib baskısı sürerken Türkiye, Tel Rıfat’ta askeri yöntemler kullanmaya hazır olduğu mesajını verdi. Türk ordusu 4 Mayıs’ta El Malikiye ve Maranaz kasabalarını ele geçirerek askeri güç gösterisi yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Karşılıklı anlayışa dayalı o noktada (Tel Rıfat) bizim durmamız söz konusu idi. Tabii ki bu saldırılar devam ederse başka şekiller alabilir. İlgili bütün birimlerimiz Rusya ile görüşüyor” dedi.

Öte yandan, Ankara’ya bugüne kadar fazlasıyla taviz verildiğini düşünen Şam tekere çomak sokabilir. Suriye hükümeti Tel Rıfat konusunun çözümüne rıza göstermek karşılığında M4 otoyolunun güney ve güneydoğusunu kapsayacak şekilde İdlib gerilimi azaltma bölgesinin daha geniş bir kesimini almak isteyebilir. Bu durumda Türkiye’nin İdlib vilayetiyle olan sınırında 20 kilometre genişliğinde bir bölge Esad karşıtları ile Türk güçlerinin kontrolünde kalır. Bölge mülteci kamplarına ev sahipliği yapabilir.

Son olarak bu tip asimetrik anlaşmaların Türkiye’de iktidarın ve bizzat Erdoğan’ın konumuna zarar verebileceğini de göz önünde bulundurmak lazım.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Kirill Semenov is an independent analyst with a long record of professional study of political and military issues in the Middle East, with a strong focus on the conflicts in Syria, Yemen and Libya. He is also a non-resident expert of the Russian International Affairs Council. On Twitter: @IbnRasibi

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept