Rusya ve Orta Doğu

Suriye’nin yeniden imarı: Rusya, İran ve Çin menfaat paylaşımında anlaşabilir mi?

By
p
Article Summary
Suriye’deki yeniden inşa sürecinden pay kapmaya çalışan Rusya, İran ve Çin menfaat alanlarını kavgasız mı bölüşecek yoksa rekabete mi mahkûm olacak? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye Ulaştırma Bakanı Ali Hammud 10 Nisan’da Çin’in Şam Büyükelçisi Qi Qianjin ile yaptığı görüşmede, Çin’in İpek Yolu’nu günümüze uyarlamayı amaçlayan iddialı Kuşak ve Yol projesine Suriye’nin de dâhil edilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Çinli yatırımcıları Suriye’deki ticari projelere davet eden Hammud, bu projeler arasında Lazkiye’yle Tartus arasındaki kıyı şeridinde kurulacak olan Deniz Endüstri Sitesi’ni, uluslararası ulaşım güzergâhlarının geliştirilmesini ve Şam kırsalında başlatılacak demiryolu projelerini saydı.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ise 25 Şubat’ta Tahran’a gitmiş ve Dini Lider Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüşmüştü. Ziyaret, iki ülkenin ekonomik heyetleri arasında temasların yoğunlaştığı, Suriye’nin yeniden inşa sürecinde İran’ın hâkim bir yer edinme iddiasının konuşulduğu bir dönemde gerçekleşti.

Bu arada Rusya da 17-20 Nisan tarihlerinde 5. Yalta Uluslararası Ekonomik Forumu’na hazırlanıyordu. Suriye ile Kırım Cumhuriyeti’nin geçen yıl imzaladığı işbirliği anlaşmasının ardından Suriye Forum’un onursal üyesi yapıldı. SANA haber ajansı ve Suriye televizyonu da forumun enformasyon partnerleri oldular.

Asia Times haber sitesine göre Hmeymim’de hava üssü bulunan ve Tartus’ta Sovyet döneminden kalma deniz üssünün modernizasyonu için Şam’dan davet alan Rusya, Suriye’nin Akdeniz kıyısında tek yabancı askeri güç olarak kalmak istiyor. Ancak kıyı şeridinde İran’ın da gözü var. İran ekim 2018’den bu yana Lazkiye limanında kısmi işletme hakkına sahip. Resmiyette İran limanı sadece ekonomik amaçlarla kullanabilse de Moskova bu yeni durumdan rahatsız. Çünkü İsrail’in, hatta ABD’nin İran yanlısı gruplara saldırması hâlinde Rus güçlerinin de risk altında olacağını değerlendiriyor.

Tanınmış Suriye uzmanı Joshua Landis, İran’ın Lazkiye’deki varlığı ile Çin arasında bağ kuruyor. Asia Times’a konuşan Landis, Tahran’ın Irak ve Suriye üzerinden Avrupa’ya petrol ve gaz satma hayaline işaret ederek, “Bugünlerde herkes bir İpek Yolu istiyor ve limanlar bu işe başlamak için iyi bir nokta” diyor.

Omran Stratejik Çalışmalar Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Sinan Hatahet de Moskova ve Tahran’ın Suriye ekonomisinde yer edinmek için rekabet ettiklerini ve özellikle yeniden imar ihalelerine odaklandıklarını söylüyor.

Hatahet, Chatham House’taki değerlendirmesinde şöyle diyor: “Kredi kanalları ve kritik stratejik ürünlerin tedariki yanı sıra Rusya ve İran büyük şirket ve holdinglerine yatırım sözleşmeleri sağlayarak Suriye ekonomisindeki yerlerini büyütmeye çalışıyorlar. Moskova ve Tahran Suriye’deki askeri müdahalelerini kısmi de olsa telafi etmek istiyor ve her ikisi de Suriye pazarında fırsat temelli bir yaklaşım izliyor.”

SWOT (güçlü ve zayıf yönler, fırsat ve tehditler) merceğinden analiz edildiğinde İran, Rusya ve Çin’in Suriye’deki ekonomik etkinlikleri kendilerine özgü zorluklarla karşı karşıya.

İranlı güçler, Devrim Muhafızları ve Hizbullah’la birlikte 2012’den itibaren sahada belirleyici bir askeri rol oynadılar. Bunun neticesinde Suriye ordusu ve ulusal güvenlik teşkilatında İran yanlısı bir kanat oluştu. Suriye’ye 2013-2017 döneminde 7.6 milyar dolar tutarında kredi sağlayan ve aylık olarak petrol ürünleri tedarik eden İran’ın baş destekçi konumunda oluşu, hem Suriye hükümetinde hem de devletle bağlantılı girişimciler arasında Tahran’a meyilli grupları güçlendirdi.

Rusya da eylül 2015’ten bu yana hem askeri müdahalesi sayesinde hem de iddia edildiği üzere Suriye’nin seçkin bazı birliklerini finanse ederek Suriye ordusu ve istihbaratında kendi kliklerini oluşturdu. Moskova 2014 yılında kamu çalışanları için hususi maddi yardım göndermiş, buna daha sonra insani amaçlı buğday sevkiyatları eklenmişti. Suriye’de hem kriz öncesi hem kriz sonrası çeşitli projelerde yer alan ve bağlantıları güçlü bir şirket olan Stroytransgaz da yönetimdeki ve iş çevrelerindeki sempatizanlarını takviye etti.

Çinliler ise 2000’li yıllardan itibaren çeşitli hükümet yapıları ve yereldeki kamu hizmetleri şirketleriyle etkin ilişkiler kurmaya çalışıyorlar. Lübnan ve Irak pazarlarına erişim açısından Suriye’yi üs olarak gören Çin, ikili işbirliği için petrol, gaz ve elektrik alanlarına odaklandı. Çin’in zamanında edindiği konum bugün İran ve Rusya’ya göre çok daha büyük bir mali ve yatırım potansiyeliyle takviye edilebilir.

Üç ülkenin zayıf yönleri ise çok daha dikkat çekici. İran hâkim bir konum edinmeye çalışırken ekonomik desteğinin çerçevesini karşılıksız yardım olarak değil uzun vadeli yatırım olarak çizdi ve bu da Suriye’de siyasetin, askeriyenin ve iş dünyasının üst kademelerinde bölünmelere yol açtı. Gerilim genel anlamda iki hatta baş gösterdi: Laikler ile Aleviler dâhil dini çizgide olanlar arasında ve savaş esnasında serpilip İran projelerinden nemalanan girişimciler ile geleneksel olarak Katar, Suudi Arabistan, diğer Körfez monarşileri, Lübnan ve Batı’yla iş yapan rakipleri arasında.

Rus şirketleri de Suriye’deki projelerde çeşitli zorluklarla karşı karşıya. Rusya’nın küresel ekonomiyle bağları İran’a göre daha güçlü olduğu için başlıca zorluklardan biri Suriye ve Rusya’ya uygulanan yaptırımlardır. İki ülkenin özel sektörleri arasında olumlu pratik deneyimin azlığı, ayrıca Suriye’deki yolsuzluk ve aşırı bürokrasi bu zorlukları daha da artırıyor.

Çin’in zafiyeti ise Suriye ordusu içinde herhangi bir etkiye sahip olmamasından kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra ABD yaptırımlarından çekinen Hong Kong bankaları, Suriye’nin yeniden inşa sürecinde doğrudan yatırımları finanse etmekte isteksiz görünüyorlar.

Tüm bunlara rağmen üç ülke de kendileri açısından çekici bazı fırsatların olduğunu düşünüyor. İran Lübnan’daki Hizbullah’la stratejik bir köprü kurmak istiyor, ayrıca tüccar ve sanayicilerinin Suriye pazarına girmesi için tarihi bir fırsat doğduğuna inanıyor.

Rusya petrol, gaz ve fosfat gibi madenler çıkararak savaşta yaptığı askeri harcamaları telafi etmek istiyor, ileriki dönemde de ulaştırma altyapısının modernizasyonundan kazanç elde etmeyi umuyor.

Çin ise enerji sektörünün altyapısı gibi kritik alanlarda Suriye’yi kendisine daha bağımlı kılmaya ve bu alanda Japonya ve Almanya’nın önünü tıkamaya kararlı görünüyor. Çin ayrıca tüketim malı satışında geniş pazarlara engelsiz ulaşmayı umuyor. Çinlilerin bir diğer isteği de otomobil üretimi gibi sanayilerde yerelleşmeye dönük seçmece bazı projeleri üstlenmek.

Son olarak tehditlere gelince, İran’ın varlığı Suriye yönetimini daha şimdiden İsrail’in saldırıları karşısında riske atıyor ve Moskova bu konuya el atma mecburiyeti hissediyor. Çin ise Esad’ın görevden ayrılması hâlinde büyük yatırımları kaybetme riskiyle karşılaşacak ve Suriye’nin geleneksel ticaret ortakları – Japonya, Kore ve AB – yeniden öne çıkabilecek.

Sonuç olarak, İran, Rusya ve Çin arasında ekonomik rekabetin kızıştığı yaygın bir şekilde iddia edilse de Moskova ve Tahran menfaat alanlarını ayırmaya çalışıyor, Suriyeli ortaklarıyla hükümetler arasında, iş dünyaları arasında ilişkiler kurmaya çalışıyorlar. Ruslar daha çok maden kaynaklarına, ulaştırma altyapısına ve gübre üretimine odaklanırken, İranlılar ticaret, emlak, tarım ve inşaat sektörlerine öncelik veriyor. Çinlilerin çabaları ise şu an elektrik sektörü ve bazı imalat sanayileri ile sınırlı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Russia in Syria, Suriye çatışması

Dr. Igor A. Matveev is a Russian expert on Syria and the Middle East with a background in academia and diplomacy. He is currently a visiting lecturer at the School of Government and International Affairs at the Moscow State Institute of International Relations (MGIMO-University). From 2014-2017, he headed the Trade and Economic Division of the Russian Embassy in Damascus. Matveev is the author of a series of books and articles dedicated to Syria's history, economy and foreign policy, including his latest “The Economic Impact of the Syria Crisis: Lessons and Prospects” (Beirut: Arab Scientific Publishers, 2018).

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept