Lübnan'ın Nabzı

Doğu Akdeniz’de enerji rekabeti: Rusya Lübnan’da üstünlüğü ele geçirdi

By
p
Article Summary
Lübnan petrol ve gaz sektöründe ABD’yi fazlasıyla geride bırakan Rusya, Orta Doğu’daki ekonomik konumunu daha da güçlendirmek için önemli bir avantaj yakalamış durumda. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

BEYRUT — ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo geçen ayki Orta Doğu turunda daha çok İran’ın bölgesel nüfuzuna odaklandı ancak 20 Mart’ta Kudüs’te yaptığı açıklamada Doğu Akdeniz’de enerji ve güvenlikten bahsederken bölgedeki ABD müttefiklerinin hasımları arasında İran ve Çin’in yanı sıra Rusya’yı da saydı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Yunanistan ve Kıbrıs liderleriyle birlikte açıklama yapan Pompeo, “İran, Rusya ve Çin gibi revizyonist güçler Doğu’da Batı’da önemli köprübaşları tutmaya çalışıyorlar” dedi.

Basına yansıyan haberlere göre Pompeo 22-23 Mart’taki Beyrut ziyaretinde Lübnan’daki Rus projelerine “kırmızı çizgiler” koymayı planlıyordu. Ancak Bakan Rusya’ya yönelik ne gibi planlarla gelmiş olursa olsun bunların pek etkili olmadığı anlaşılıyor. Zira Lübnanlı liderler Pompeo’nun ziyaretini izleyen haftalarda ülkenin giderek büyüyen petrol ve gaz sektöründe Rus şirketlerle işbirliği yapmakta artan bir kararlılık ortaya koydular.

ABD Lübnan’daki enerji meselelerinde önemli bir diplomatik etkiye sahip olabilir ama sektördeki Rus yatırımları Amerikan yatırımlarını fazlasıyla geride bırakmış durumda. Rus yetkililer ve iş dünyası bu kritik konumu pekiştirmek için yeni adımlar atma arzularını da dile getiriyorlar.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı’nda Rusya’yla ilişkiler konusunda danışman olan Emel Ebu Zeid Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede Rusların “sadece Lübnan’da değil bölge çapında” Amerikalılara karşı avantaj sağladığını vurguladı.

Lübnan ve Rusya ekim 2013’te petrol ve gaz sektöründe işbirliği yapmak üzere mutabakat zaptı imzalamıştı. O günden bu yana taraflar arasındaki işbirliği derinleşerek devam ediyor. Lübnan hükümeti ilk petrol ve gaz arama sözleşmelerini aralık 2017’de aralarında Rusya’nın ikinci büyük gaz şirketi Novatek’in de olduğu üç şirketten oluşan bir konsorsiyumla yaptı.

Geçtiğimiz ocak ayında ise devlet hâkimiyetindeki Rus petrol devi Rosneft, Lübnan’ın ikinci büyük kenti Trablusşam’daki petrol depolama terminalinin bir bölümünü idare etme, işletme ve gerekirse ıslah edip büyütme haklarını içeren 20 yıllık bir sözleşme imzaladı. Rosneft ayrıca Lübnan açıklarında bir gaz terminalinin yapımı için açılan ihalede, aralarında ABD’li bir şirketin de bulunduğu konsorsiyumlarla yarışıyor.

Pompeo’nun ziyaretinden kısa bir süre sonra Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rosneft CEO’su İgor Seçin ile görüştü. Seçin Rosneft’in “kuzey Lübnan’daki petrol tesislerini geliştirmek” ile ilgilendiğini söyledi. Ebu Zeid’e göre Seçin, Trablusşam’da üç yeni petrol depolama tesisinin yapımı ve kuzeyde müstakbel bir rafineriye yatırım yapmaktan söz etti.

Rosneft ile Trablusşam anlaşması imzalanırken enerji bakanı olan parlamento üyesi Sezar Abi Halil, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada rafineri yapımı ve ıslahı konusunda Lübnan’ın özel sektörle çalışmak istediğini, buna ABD’li şirketlerin de dâhil olduğunu ve neticede Trablusşam’daki Rosneft örneğinde olduğu gibi en iyi teklifi veren şirketlerle sözleşme yapılacağını belirtti.

Rusya’nın Lübnan’a ilgisi bölgede izlediği stratejiden bağımsız değil. Rosneft 2016 yılından bu yana Irak, Mısır ve Libya’ya önemli açılımlar yaptı. Rus devletinin gaz şirketi Gazprom ise iç savaş boyunca Suriye’nin gaz pazarında yer edinmeye çalıştı. Suriye’nin petrol ve gaz rezervleri komşu Irak’ın rezervlerine göre devede kulak olsa da Suriye’nin konumu Rusya için büyük stratejik önem taşıyor. Rusya 2015’ten beri iç savaşta Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı destekliyor ve ülkedeki petrol sahalarını kontrol etmek için yüzlerce Rus paralı askerin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Rusya Suriye açıklarında petrol ve gaz aramaya şimdiden başlamış durumda.

Ebu Zeid’e göre Moskova’daki Avn-Seçin görüşmesinde, Rosneft’in etkinlik gösterdiği Irak Kürdistanı ile Trablusşam arasında uzun zamandır işlevsiz olan petrol boru hattının ıslahı da ele alındı. Lübnan’da denizdeki rezervlerin yanı sıra ülkenin petrol altyapısına erişim sağlamak Rusya’nın Suriye ve Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu güçlendirecektir. Rusya Trablusşam’daki tesisleri kullanarak Suriye’ye yakıt sevkiyatında ABD yaptırımlarını baypas etmeye de çalışabilir.

Öte yandan Amerikalı şirketlerin Lübnan açıklarındaki yeni imkânlardan pay almakta başarısız kaldığı ya da bu konuda pek istekli olmadığı görülüyor. ABD Enerji Bakanlığı buradaki kaynakların 2020-2039 yılları arasında yaklaşık 254 milyar dolar getiri sağlayacağını tahmin ediyor. Ebu Zeid’in duyumlarına göre arama çalışmalarına ilişkin ilk ihale sürecinden önce ExxonMobil bir konsorsiyuma girmiş ancak neticede ExxonMobil de başka pek çok ABD’li şirket de teklif sunabilme konumunda olduğu halde teklif sunmamış.

“Amerikalıların sektöre ilgi duyduğundan eminim, hatta buradaki Rus varlığından pek hoşnut değillerdi” diyen Ebu Zeid, Hizbullah’ın Lübnan siyasetindeki rolüne işaret ederek politik konuların Amerikalı yatırımcıları ürkütmüş olabileceği yorumunda bulundu.

Middle East Strategic Perspectives isimli danışmanlık şirketinin kurucularından olan siyasi risk danışmanı Mona Sukkarieh ise başka faktörlerin etkisini daha muhtemel görüyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Sukkarieh’e göre “Yürütme kanadında sıklıkla boşluk doğmasından kaynaklı gecikmeler, yasal çerçevenin eksik olması, ihaleye çıkarılan blokların değişmesi ve pazar koşullarındaki değişiklikler, birinci lisans turunda şirketlerin hevesini olumsuz etkiledi.”

Abi Halil de ilk ihale turuna ABD’li şirketlerin ilgi göstermemesini kısmen piyasa dinamiklerine bağlıyor ve ABD’ye yaptığı üç resmi ziyarette Amerikalı şirketlerin, potansiyel rafineri projeleri dâhil Lübnan petrol ve gaz sektörüne ilgisinin sürdüğünü gözlemlediğini vurguluyor.

Novatek konsorsiyumu ise tüm sıkıntılara rağmen ilgisini kaybetmedi ve Lübnan’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde (MEB) iki bloğun haklarını aldı. Bloklardan biri, İsrail’in 2010 yılından bu yana kendi MEB’inde sayarak hak iddia ettiği ihtilaflı bir bölgede yer alıyor.

Lübnan Enerji Bakanı Nada Bustani 4 Nisan’da ihale sürecinin ikinci turunu duyurdu. Bu kapsamda, ikisi ihtilaflı sınır bölgesine bitişik toplam beş bloğun ihalesi yapılacak.

Lübnanlı yöneticiler öteden beri İsrail’in Lübnan’ın deniz sınırına tecavüz ettiğini savunuyorlar. Meclis Başkanı Nebi Berri 1 Nisan’da Lübnan’ın kendi sularından İsrail’e “bir bardak” bile vermeyeceğini söyledi. Meclis başkanlığından yapılan açıklamaya göre 22 Mart’taki Berri-Pompeo görüşmesinde Lübnan’ın deniz sınırı meselesi ve İsrail’le bu konudaki ihtilafı çözme çabaları gündeme geldi.

Ebu Zeid ABD’nin sınır meselesinde arabuluculuk yapmasına tüm tarafların sıcak baktığını iddia ediyor. Ancak ne olursa olsun, ABD’li şirketlerin Lübnan petrol ve gaz sektöründe varlık gösterememesi ve Washington’un jeopolitik konularda İsrail’den yana taraf olduğuna inanan Lübnanlı liderlerin güvensizliği hesaba katıldığında Lübnan’daki enerji meselelerinde Amerikan etkisinin düşük olacağı kolayca anlaşılıyor.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nde Lübnan ve Irak uzmanı olan Hanin Ghaddar, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede şöyle dedi: “Birincisi ABD bu konuyla gerçekten de o kadar ilgili değil. İkincisi de Lübnan’da nüfuz ve kararları etkileme bakımından ABD’nin daha önce sahip olduğu alan kaybedilmiş durumda.” Ghaddar Amerikalı şirketlerin herhangi bir ihale almasını beklemiyor.

Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki artan nüfuzuna karşı ABD’nin diplomatik zemindeki çabaları şu ana kadar yetersiz kaldı. Amerikalı şirketler Lübnan’daki rezervlerden pay almaya ciddi ciddi asılmazlarsa, üstünlüğü ele geçiren Rusya’ya yetişmek ABD için adeta imkânsız olabilir ve Moskova Orta Doğu çapında ekonomik konumunu daha da güçlendirme imkânına kavuşur.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Petrol ve gaz

Michal Kranz is a freelance journalist who has covered politics in the United States, the Middle East and Eastern Europe. He was formerly based in New York City, where he wrote for Business Insider, and is currently reporting on politics and society in Lebanon for a variety of media outlets. On Twitter: @Michal_Kranz

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept