Türkiye'nin Nabzı

Suriye’de üçüncü Kürt cephesi

By
p
Article Summary
Suriye’deki sorunun çözümünde Kürtlerin payına ne düşeceği ile ilgili tartışmalar süredursun, Kürt tarafında yeni bir cephe daha açıldı: Suriye’nin Bağımsız Kürtler Koalisyonu.

DİYARBAKIR -- Bir yanda PKK çizgisindeki Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve onun silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) öbür tarafta Irak’taki Kürt örgütlerine yakın grupları çatısı altında toplayan Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi (ENKS). Suriye Kürtleri söz konusu olunca bu iki yapının adı öne çıkıyor. Ancak yakın zamanda Mersin’de düzenlenen bir toplantıda aktör olma iddiasında yeni bir grup daha ortaya çıktı: Suriye’nin Bağımsız Kürtler Koalisyonu (SBKK).

Kendilerini bir parti ya da örgüt olarak değil tamamen bağımsız bir inisiyatif olarak tanımlıyorlar. Üyeleri toplum içinde söz sahibi olan siyasetçi, hukukçu, yazar, akademisyen, din adamı gibi insanlardan oluşuyor. Daha önce sessiz sedasız üç toplantı yapan grup, en büyük toplantısını Türkiye’de yaptı. Hem de Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon yapacağını sıkça gündeme getirdiği günlerde.

Toplantının yapıldığı salonun Türk bayraklarıyla donatılması, grubun bundan önceki son toplantısını Türkiye’nin denetimindeki Afrin’de yapması, Türkiye tarafından kurdurulduğu ya da en azından desteklendiği izlenimi yaratıyor.

23 Şubat’ta Mersin’de 300’e yakın kişinin katılımıyla yapılan toplantıda Kürtlerin temsilcileri kimdir, dost ve düşmanları kimlerdir, çıkarları nerededir? Sorularına yanıt arandı. Toplantının en dikkat çeken gündemi ise PYD ve YPG oldu. SBKK bu konuda Türkiye ile aynı noktada duruyor. Yani PYD ve YPG’yi açıkça terörist olarak tanımlıyor.

Al-Monitor’un telefonla ulaştığı grup sözcüsü Abdulaziz Temo Suriye Kürtlerinin başka ülkelerin elindeki bir karta dönüştüğünü söyledi. Çözümü Suriye içinde aradıklarını söyleyen Temo, “Biz Suriye halkının bir parçasıyız. Suriye’deki sorun tamamen çözüldüğü zaman bizim sorunlarımız da çözüm bulur. Suriye Kürtleri olarak haklarımıza kavuşuruz.” dedi.

Suriye Kürtlerinin Erbil ve Kandil arasında kaldığını savunan Temo şöyle konuştu: “Biz koalisyon olarak eskiden beri şunu söylüyoruz: Kandil grubu yani PKK ve YPG teröristtir ve Kürt halkının düşmanıdır. Bunların Kürtlerle ilgili bir gündemi yoktur. Suriye Kürtlerini kendileri için bir insan kaynağına dönüştürdüler.”

Yüzlerce SBKK aktivistinin YPG tarafından tutuklandığını belirten Temo şöyle devam etti: “Mersin’deki toplantıda herkesin ortak kararı bunların terörist olduğu yönünde. Bizim temsilcimiz değiller ve bizim topraklarımızdan çıkmaları gerekiyor. Erbil’e bağlı grup ise hiçbir zaman yurtseverlik, Suriye Kürtlerinin hakları gibi konuları gündeme getirmemiştir. Onlara göre Suriye Kürtlerinin hakları Kürdistan’ın kurulmasına bağlıdır.”

Kürtlerin sorununun Şam’la olduğunu söyleyen ve Türkiye ile ilişkilerini gizlemeyen Temo, “Türkiye’yi düşman kabul etmiyoruz. Türkiye ile dost olmak istiyoruz.” dedi.

Peki bu girişimin Suriye’de bir karşılığı var mı? Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun girişimin tek başına çözüm olmayacağı görüşünde.

Suriye’ye müdahil tüm aktörlerin bir şekilde PYD ile irtibat halinde olduğunu belirten Coşkun, Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’nin yapması gereken Kürtlerle konuşmak. Kürtler ile konuşurken de Suriye’deki bütün Kürtlerle konuşmalı. ‘PYD tamamını temsil etmiyor, bunların Kürtlerle alakası yoktur’ demek gerçeklik ile alâkalı değil. Türkiye ENKS çatısı altındaki Kürtlerle de konuşmalı, PYD ile de konuşmalı. Suriye üzerinde hesabı olan her aktör PYD ile konuşurken Türkiye’nin konuşmaması yanlış.”

Coşkun şöyle devam etti: “Kimse ‘halkın tek temsilci biziz, sadece bizle konuşun’ demek durumunda değil. Farklı aktörler, farklı gruplar var. Bunların hepsi ile konuşulmalıdır. (...) Üç parçaya bölünmüş bir Suriye var. Bir tarafta Rusya ve İran’ın desteklediği Esad rejimi var, Suriye’nin büyük kısmını kontrol ediyor diğer tarafta Türkiye ve Türkiye’nin desteklediği ÖSO var. Bir tarafta da Amerika’nın desteklediği PYD var. Böyle bir saha gerçekliği var. Bunu dikkate almadan, Mersin’de toplananlarla Kürt meselesini çözmek, çözmeye çalışmak ve Suriye’deki Kürtlerin geleceğine karar vermenin gerçekçi olmayacağını, işlevsel olmayacağını düşünüyorum.”

Türkiye’nin bu gruba desteği şüpheye yer olmayacak kadar açık. Ancak kendi Kürt sorununa çözüm üretmeden Suriye’deki soruna bu yolla çözüm aranması pek gerçekçi görünmüyor, hele de Türkiye’de çözümün Suriye Kürtleriyle bağlantılı olduğunun artık herkes tarafından kabul edildiği bir ortamda.

SBKK çözümün Şam’dan ve Esat’sız bir rejimden geçtiğini savunuyor. Bu, Türkiye’nin mevcut söylemiyle de fazla örtüşen bir çizgi değil. Kısacası yeni girişimin uzun vadede sonuç alıcı bir girişim olduğunu söylemek güç.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: türk-kürt çatışması

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept