Türkiye'nin Nabzı

Bütçede en büyük artış Cumhurbaşkanlığı ve Diyanet’in

By
p
Article Summary
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 961 milyarlık ilk bütçesinde en büyük artışın Cumhurbaşkanlığı ve Diyanet bütçesinde yapılması muhalefetin yeni sistemin din odaklı, otoriter bir rejim olarak inşa edildiği eleştirilerini güçlendiriyor.

2019 bütçe teklifi önümüzdeki bir yıl boyunca da tartışılacak çok sayıda konuyla ön plana çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi’nin ilk bütçesi olan 2019 bütçe teklifinin tartışmalı konuları arasında başta Cumhurbaşkanlığı bütçesi olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı, eğitim ve sağlık bütçelerindeki durum ve özellikle ekonomik kriz koşullarında kamu harcamalarının ne yönde seyredeceği geliyor.

Bu başlıklara mercek tutulduğunda da muhalefetin Cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik eleştiri ve iddiaları güçleniyor. Özellikle din ve otoriterleşme yönünde hükümete yönelik eleştirilerin odaklandığı alanların başında Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki artışlar geliyor.

Ayrıntılara bakarsak Cumhurbaşkanlığı’na ayrılan payın geçmiş yıllara göre çarpıcı bir şekilde arttığı görülüyor. Al-Monitor’a konuşan eski Maliye Bakanı CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, “Cumhurbaşkanlığı bütçesi geçen yıl 845 milyon lira iken bu yıl 2,8 milyara yükseldi. Artış, yüzde 231’lik düzeyde” tespitini yapıyor. Şener, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne mal ve hizmet alımındaki artışın bir önceki yıla oranla yüzde 631, personel harcamalarındaki artışın ise yüzde 179 olduğuna dikkat çekiyor. Bir de Cumhurbaşkanı’nın kişisel harcamaları var. Şener’in verdiği bilgiye göre sadece Cumhurbaşkanı’nın kendisi ve ailesinin tedavi gideri için bütçeden ayrılan pay 3 milyon TL.

Ekonomik krizle boğuşan Türkiye’de tek artış da Cumhurbaşkanı’nın maaşına yapılıyor. HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan şöyle diyor: “Cumhurbaşkanı milletten fedakârlık istedi. Ama kendi maaşına yüzde 26 zam yapılıyor. Cumhurbaşkanı’nın maaşı 74 bin 500 TL’ye çıkarılıyor. Emekli maaşı ile birlikte Cumhurbaşkanı’nın aylık geliri 105 bin TL’ye çıkıyor.” Bir karşılaştırma yapmak gerekirse Türkiye’deki asgari ücret 1,600 Türk Lirası.

Yüksek artışın görüldüğü diğer kalem ise Diyanet İşleri Başkanlığı. Diyanet bütçesinin birçok bakanlık ve kurum bütçesini geride bırakarak yüksek bir pay alması da muhalefetin dinci otoriterleşmeye yönelik eleştirilerini güçlendiriyor. Diyanet bütçesine yönelik tartışmalar bununla da bitmiyor. Milyonlarca Alevi yurttaştan alınan vergiler de Diyanet’e gidiyor. Diyanet’in Alevi toplumunun inanç ve ibadet özgürlüğüne yönelik bir katkısının olmaması, hatta engelleyici bir rolünün olması da eleştirilerin odağında yer alıyor.

Diyanet’in faaliyet alanları da başka bir tartışma konusu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay Diyanet bütçesinin harcama kalemleri arasında yurt içindeki Kuran ve hafızlık eğitimleri ile cami yapımlarını sayarken, yurt dışı faaliyet alanında da Diyanet’in 100'ü aşkın ülkede din hizmeti yürüttüğünü, 108 ülkeden Türkiye'ye 2 bin 171 öğrenci getirilerek dini eğitim verildiğini anlattı. Oktay’ın Alevilerden hiç bahsetmemesinden de anlaşılacağı üzere Diyanet’in tüm faaliyet alanı Sünni İslam ile sınırlı.

Oktay’ın Diyanet’in çalışma alanına ilişkin çizdiği bu sınıra Parlamento’nun gayrimüslim vekillerinden aynı zamanda Bütçe Komisyonu üyesi de olan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’dan itiraz var: “Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Hristiyan olarak açıkça söyleyeyim: Ben de vergi veriyorum ve bu ülkenin Hristiyanları, Alevileri, Musevileri, Ezidileri, bütün inançlara sahip insanları da vergi veriyor. Ama deniyor ki Diyanet ‘Yalnızca İslam’a hizmet ediyor.’ Ben aslında bana hizmet etmesini de istemiyorum. (...) Yalnızca tek bir inancın tek bir mezhebine hizmet eder noktada olmasını hakka, adalete uygun bulmuyorum.”

Peki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gayrimüslimler ve Sünni olmayan Müslümanlardan aldığı vergilerle sadece Türkiye’de değil tüm dünyada faaliyet göstermesi ne anlama geliyor? Paylan’a göre bu, “Türkiye’nin yüzyıldır uygulamaya çalıştığı Türkleştirme ve Müslümanlaştırma politikasının sınırları aştığının bir göstergesi.”

Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçenin yüksekliği sadece bu açıdan değil yeni sistemi okumak açısından da bir ipucu veriyor. CHP İzmir Milletvekili ve ekonomi doktoru Selin Sayek Böke Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “İktidarın en siyasi metni bütçedir. Bütçe iktidarın ideolojik olarak tercihini koyduğu metindir. 2019 Türkiye bütçesi bize şunu söylüyor: ‘Benim bir derdim var o da Saray.’ Bunu nereden anlıyoruz? Bugün ülkede kimseye zam yapılmamışken Cumhurbaşkanı’nın maaşına zam yapılan bir bütçeden bahsediyoruz. (...) Diyanet’in bütçesinin artmasından da şu anlam çıkıyor: ‘Siyasal İslam benim için vazgeçilmezdir.’ Bu artışlar karşılığında da halkın asıl ihtiyaç duyduğu sosyal güvenlik ve diğer temel harcama kalemlerinden kısıntı yapılıyor.”

Böke şöyle devam ediyor: “Diyanet bütçesi dini istismar eden ve siyasete malzeme eden yapıyı tamamlamış oluyor. Çelişkiler şurada ortaya çıkıyor: Bugünkü düzenin krize yol açan temel ayaklarından biri de siyasal İslam’dır. Bütçe, Diyanet’in Sünni İslam’ı ülke içinde ve dışında yayması için yatırım yapıyorsa bu, ülkenin geleceğine, eğitimine yatırım yapmıyor demektir.”

Dahası, dini icraatlar için Diyanet dışında da bütçe kalemleri olduğunu belirtmek gerekiyor. Örneğin, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Din Öğretimi Genel Müdürlüğü de aynı amaca hizmet ediyor.

2019 bütçesinin tartışmalı boyutlarından bir diğeri de özellikle ekonomik krizin giderek ağırlaştığı bir dönemde, merkezi yönetim bütçesinin bu krizi yoksul kesimler açısından göğüsleyecek nitelikten yoksun olması. İktisatçı Haluk Çeliktaş özellikle kamu harcamalarının artırılması gerektiği bir dönemde “kemer sıkma” politikalarına yönelinmesini eleştirerek kamu yatırımlarının tırpanlanmasının ekonomik krizin etkilerini daha ağırlaştıracağını ifade ediyor: “Kamu yatırımları bir önceki yıla göre yüzde 30,9, sosyal güvenlik harcamaları ise yüzde 10,1 oranında kısılmış durumda. Kamu harcama kalemleri 2019 bütçesinde toplamda yüzde 59,9 oranına azaltıldı.”

Bunu takiben savunma ve güvenlik harcamalarındaki artış da dikkatleri çekiyor. Çeliktaş, “Savunma bütçesi bu son bütçede de arttırılarak 102 milyar TL’ye çıkarıldı. Başta Kürt sorunu olmak üzere birçok konuda siyasi müzakere ve barışçıl çözüm talebinde bulunan birçok kurum ve sivil toplum örgüt açısından bütçe militarist bir bütçe olarak görülüyor” değerlendirmesini yapıyor. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 961 milyarlık ilk bütçesi TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi ve aralık ayında Parlamento’da görüşülmeye devam edecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: authoritarianism, islamist, sunni, diyanet, chp, recep tayyip erdogan, budget, ankara

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept