Türkiye'nin Nabzı

“Yeni Osmanlıcılık”ta son fasıl: El Bab’a Türk üniversitesi

By
p
Article Summary
Türkiye Suriye’de paralel yapılar oluşturma girişimlerini sürdürüyor. Yeni proje Harran Üniversitesi’nin El Bab’da fakülte açması.

Harran Üniversitesi’nin internet sitesi, ABD’nin İsrail’deki elçiliğini Kudüs’e taşımasına tepki gösteren rektör Prof. Dr. Ramazan Taşaltın’ın “Siyonist ve Haçlı zihniyeti iş birliği ile yürütülen katliamların faillerini ve ortaklarını lanetliyoruz” diyen bildirisiyle başlıyor. Ardından, ilk sırada, Harran Üniversitesi’nin Suriye’nin El Bab kentinde fakülte açacağına dair duyuru dikkati çekiyor.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla kontrol edilen yerlere Türkiye’nin kentleriymiş gibi yaklaşan hükümetin El Bab’da fakülte açma kararı Suriye’den hiç çıkmayacakmış gibi attığı adımların sonuncusu.

İktidarın fetihçi, hamasi ve slogan yüklü politikalarına eğitim kurumları da hem söylem hem de icraat bakımından hızla intibak ediyor.

Üniversitenin internet sitesinde yer alan bilgi ve görsellerde El Bab'a giden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Sarıışık’ın açılacak fakülte binasında incelemelerde bulunduğu görülüyor ve “Alt yapı ve hazırlık çalışmalarının tamamlanmasının ardından El Bab eğitim kampüsü açılacak” ifadesi yer alıyor.

Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Suriye’nin ulusal bayrağına alternatif olarak kullandığı yeşil, beyaz, siyah şerit üstüne üç yıldızlı bayrağın asılı olduğu eğitim idaresinin temsilcileriyle görüşmelerin de yer aldığı haber metninde şöyle deniyor: “Harran Üniversitesi kampüs kurma çalışmalarını tamamladığında, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile PKK/YPG ve DEAŞ'lı teröristlerden temizlenen Cerablus, Çobanbey, El Bab ve Afrin'de yaşayan binlerce genç, yıllar sonra üniversiteye kavuşacak.”

Bölgenin ihtiyaçlarına göre belirlenecek bölümlerde Türkçe, Arapça ve İngilizce eğitim verileceği kaydedilen metinde, Rektör Taşaltın’ın şu sözleri de aktarılıyor: “Harran Üniversitesi olarak TSK'nın terörden arındırdığı Suriye'nin El Bab şehrinde fakülte kurma çalışmalarına başladık. Ülkemizin insani girişimlerine destek olmak amacıyla oradaki gençlere umut kapısı olmak istedik. Eğitimle ilgili çalışmalar yaparak büyük bir boşluğu doldurmak istiyoruz.”

Harran Üniversitesi 11 Mayıs’ta da El Bab ve Cerablus’ta Suriyeli öğrencilerin Türkiye’deki üniversitelerde yükseköğrenim görmeleri için Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı yapmıştı. Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak hazırlanan sorular üzerinden Cerablus’ta 14 salon, El Bab’da 26 salonda yapılan sınava 800 öğrenci katılmıştı. Taşaltın’ın üniversitenin sitesinde bu sınavla ilgili yer alan değerlendirmesi de pek siyasi: “Amerika, Suriye’ye 5 bin TIR silah gönderdi. Türkiye 10 bin TIR insani yardım gönderdi. Üniversite olarak ülkemizin bu insani girişimlerine destek olmak amacıyla oradaki gençlere umut kapısı olmak istedik.”

Harran Üniversitesi’nin yeni projesinden önce 2016’dan itibaren Türk hükümeti ya da sivil örgütlerin yardımlarıyla “kurtarılmış bölgelerde” üç üniversite kurulmuştu. Uluslararası Şam Üniversitesi 2016’da Azez’de İHH-İnsani Yardım Vakfı’nın yardımlarıyla faaliyete geçti. Aynı yıl açılan Özgür Halep Üniversitesi ise muhaliflerin kurduğu Suriye Geçici Hükümeti bünyesindeki Yükseköğretim Bakanlığı’na bağlı. Sonuncusu ise 2017’de El Bab’da Başakşehir Arap Dili ve İslami İlimler Akademisi adıyla kuruldu, İslam Şeriatı Fakültesi ve İslam Ekonomisi Fakültesi gibi bölümlerin olduğu akademi, İstanbul-Başakşehir merkezli İlham Vakfı’nın kontrolünde. Burada okuyan öğrencilere Türk Diyanet Vakfı burs veriyor. Tabii büyük eğitim hamleleri olarak sunulan bu okulların öğrencilerine vereceği diplomalar Türkiye’de henüz tanınmıyor.

Türkiye’nin bu şekilde başka bir ülkede idari ve hukuki yetki kullanması hep tartışma konusu olageldi. Bu adımlar basitçe fetihçi bir reflekse indirgenebilir mi, yoksa bunlar fiili durumun dayatması olarak geçici çözüm arayışları mıdır? 2017’de Artuklu Üniversitesi’nden Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen edebiyatçı, şair ve yazar Yrd. Doç. Dr. Selim Temo, Harran Üniversitesi’nin fakülte planının arkasındaki motivasyonu “kolonyalist özlem” ile açıklıyor.

Fakültenin yarıda kalmaya mahkûm başarısız bir proje olacağını düşünen Temo’nun Al-Monitor’a değerlendirmesi şöyle: "Son dönemdeki Orta Doğu ilgisi kolonyalist bir özlemle başlamıştı. ‘Geçmişin rüyasını görme’ diyorum buna. Bu çerçevede Suriye-Türkiye sınırındaki üniversiteler, Suriye iç savaşına göre dizayn edildi. Şu anda Mardin Artuklu, Harran ve Gaziantep gibi üniversitelerde binlerce Suriyeli öğrenci Arapça eğitim veren bölümlerde okuyorlar. Bu bölümlere 'paralel bölümler' denebilir çünkü okula, okuldaki bölümlere bağlı değiller. Aynı şekilde bu okullar İhvancı (Müslüman Kardeşler) hocalarla dolduruldu. El Bab'a fakülte açmak da aynı çılgınlığın ve geçmişin rüyasını görmenin işareti. Geçmiş dönemde saltanat, cihat ve sömürme gibi motivasyonlar vardı. Şimdilerde tek motivasyon Kürt düşmanlığı. Ama geçmişte bir süreklilik vardı, şimdide kesintiler var. İnşaatı yarım kalan bir tür yatılı ilköğretim bölge okulu olacak o fakülte de."

Türkiye işgal valisi atar gibi Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının kapsadığı yerlere mülki amir tayin ediyor. Bu çerçevede bölgeye gönderilen Gaziantep Vali Yardımcısı Ahmet Turgay İmamgiller işlerini Cerablus’tan yürütüyor. Cerablus ile El Bab arasındaki yerlerde Diyanet İşleri Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı kurumlarla paralel bir yapı kuruluyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Cerablus, Çobanbey ve El Bab ve Azez’de organize ettiği okullarda yaklaşık 200 bin öğrenci eğitim alıyor. Bu öğrenciler Türk ve ÖSO bayraklarının basıldığı karnelerini 7 Haziran’da Türk yetkililerinin katıldığı törenlerle aldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü 2016 ve 2017’de bu bölgelerde görev yapmak üzere 5 bin Suriyeliyi eğitip paralel polis teşkilatı organize etti. Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) Cerablus, El Bab ve Çobaybey’de şube açtı. El Bab’a müftü olarak atanan Selahattin Yıldırım Türk Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak çalışıyor. Türkiye El Bab civarında bir sanayi bölgesi ve elektrik santralinin kuruluşuna da öncülük ediyor. Bu ve buna benzer faaliyetlerin listesi her geçen gün uzuyor.

Bu bölgeler yarın Suriye yönetiminin kontrolüne geçtiği zaman bu kurumlar ne olacak? Şimdilik Türk makamlarının duymaya tahammül edemediği bir soru bu. Kuşkusuz egemen bir devletin yabancı bir güç tarafından kontrol edilen topraklarında paralel kurumlar açmak hem uluslararası hukuk hem de diplomasi açısından sorunlu bir durum. Fakat kimsenin umurunda değil.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Eğitim

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept