Türkiye'nin Nabzı

Seçimlerin üçüncü aktörü sahnede: Kürt ittifakı

By
p
Article Summary
Hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı’ndan dışlanan Kürtler, kendi ittifaklarını kurdu: Kürdistan Seçim İttifakı.

Türkiye bir tarafta AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu milliyetçi muhafazakar Cumhur İttifakı diğer tarafta ise Erdoğan karşıtlığında buluşan CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı ile 24 Haziran seçimlerine hazırlanırken iki kutuplu seçim yarışına son anda Kürtler de üçüncü aktör olarak dahil oldu.

Kürt partileri kendi aralarında kurdukları Kürdistan Seçim İttifakı ile sadece 24 Haziran seçimlerine birlikte girmekle kalmıyor aynı zamanda Suriye, Irak, İran ve Türkiye’deki Kürtlerin ulusal birliğini öngören uzun soluklu bir politikanın da ilk adımını atıyorlar.

Kürdistan Seçim İttifakı ilk aşamada Kürdistan Özgürlük Partisi, Kürdistan Sosyalist Partisi, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi ve Azadi Hareketi tarafından oluşturuldu. Kürt illerinde kurulan bu ittifak, Halkların Demokrasi Partisi’nin (HDP) olumlu yanıt vermesi ile Kürtler arasındaki farklılıkları ortadan kaldıran önemli bir oyuncu haline geldi.

Seçimlere girme yeterliliği dahi bulunmayan bu partilerin HDP ile bir araya gelmesi ilk bakışta önemsiz görülebilir ama bölgede yaşanan lokal örnekler ittifakın nasıl bir sinerji yarattığını gözler önüne seriyor. Nitekim ilk örnek, Diyarbakır Ticaret Odası seçimleri oldu. Kürtler adı konulmayan bir ittifakla girdikleri oda seçimlerinde ilk kez AK Parti’li başkanı koltuğundan etmeyi başarıp kendi adaylarını başkan seçtiler.

Peki bu örnek tüm bölgeye yayılabilir mi? HDP Milletvekili İmam Taşçıer Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Diyarbakır Ticaret Odası seçimleri Kürtlerin beraber hareket etmesi halinde istediği sonucu alabileceklerini gösterdi.”

Belli ki oda seçimlerindeki başarı bölgede ittifak üzerinde sihirli bir sinerji yaratmış durumda. Taşçıer’e göre Kürtler 24 Haziran seçimlerine de ittifak halinde girebilirse seçimlerin kilidi sayılan AK Parti’nin Kürt tabanını da etkileyebilirler. MHP ile ortaklığının ardından milliyetçi politikaları nedeniyle AK Parti’ye küsen, politik nedenlerden dolayı da HDP’ye oy vermeyen Kürt seçmenler bu ittifaka oy verebilir. İttifakta yer alan Kürdistan Sosyalist Partisi Genel Başkanı Mesut Tek “Bu ittifakla öncelikle Kürtlerin gözden çıkarılmayacak bir unsur olduğunu ortaya koyacağız” diyor.

Peki Kürtler neden bu kadar önemli? Piar Araştırma’nın anketine göre 7 Haziran 2015 seçimlerinde AK Parti’ye oy vermeyen ancak 1 Kasım’da oy veren 4 puanlık Kürt seçmen, bu seçimlerde AK Parti’ye oy verme eğiliminde değil. Mesut Tek’e göre ülke genelindeki Kürt seçmenlerin oranı yüzde 20’yi aşıyor. Tek, ittifakın yüzde 20’lik kitlenin tümünü etkileyeceğini düşünüyor. AKP-MHP ittifakına oy vermeyi düşünmeyen Kürtler, muhalefet ittifakına da HDP’yi dışladıkları için mesafeli yaklaşıyor. Dolayısıyla Kürdistan Seçim İttifakı’nın şimdiden Türkiye’de yüzde 20’lik bir kesime hitap edeceğini söylemek zor değil.

Ancak bu nasıl başarılacak? Şu ana kadarki politikaları nedeniyle Kürtlerin tümünden destek alamayan HDP, yeni ittifakla bunu başarabilir mi? İmam Taşçıer şöyle diyor: “HDP bir Türkiye partisi olarak yola çıktı. Kürtlerde sanki Kürt sorunu HDP’nin en öncelikli sorunu değilmiş gibi bir algı oluştu. İttifak bu algıyı yıktı.”

Mesut Tek yeni ittifakın aynı zamanda Kürtlerin gücünü göstermesi açısından da önemli olduğunu söylüyor ve “Kürtler sadece Türkiye’de değil Orta Doğu’da da önemli bir unsur” vurgusu yapıyor.

Orta Doğu vurgusu yeni ittifakın bir diğer boyutu. Zira Kürt ittifakı sadece Türkiye sınırları içinde ve seçimlere yönelik oluşturulmuş bir ittifak değil. Seçim kararının öne alınması bu süreci hızlandırmış olsa da 2015 yılında HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın eski IKYB Başkanı Mesud Barzani ile başlattığı ancak HDP’ye yönelik operasyonlar nedeniyle kesintiye uğrayan bir projenin sonucu. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın geçen ay Barzani ile yaptığı görüşmeyle yeniden canlanan ittifakın hedefinde dört bölgede, yani Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de, yaşayan Kürtlerin birlikte hareket etmesi var.

Kürtlerin Ulusal Birliği adı verilen bu projeyi İmam Taşçıer şöyle anlatıyor: “Kürtlerin acılarında, tasalarında ortaklaşması; birbirlerine yardımcı olması, ortak hareket etmesi ve Kürtler arasındaki düşmanlıkların yok edilmesi. (...) Kürtlerin kafasında bölünme yok. Dört ülkeye bölünen Kürtler aralarındaki bu sınırların suni olduğunu düşünüyor. 1900’lü yılların başında sınırlar bölündü ve Kürtler bunu hiçbir zaman hazmedemedi. Yeniden birlik ruhunu yakalamamız gerekiyor ama bu bir ülkeye ya da millete karşı değil.”

Mesut Tek de şunları ekliyor: “Suriye, Güney Kürdistan ve Türkiye’deki Kürt meselesini birbirinden kopararak ele almak mümkün değildir. Afrin meselesini Hevler’den ayrı, Hevler’i Diyarbakır’dan ayrı düşünemezsiniz (...) Türkiye’deki Kürt hareketinin temeldeki iş birliği dört parçadaki iş birliğini kolaylaştıracaktır.”

İttifakın tüm Kürt partilerini bir araya getirmediğini de belirtelim. Kürt-İslamcı Parti Hüda Par bu ittifakta yer almıyor. HDP Milletvekili Taşçıer “Bence Hüda Par bir Kürt partisi değildir” derken, Mesut Tek son ana kadar Hüda Par ile görüştüklerini belirtiyor ve şöyle diyor: “Bence ittifakta yer almalılardı.”

Öte yandan Hüda Par’ın Saadet Partisi listelerinden seçime girebileceği de söyleniyor. Bu iş birliği, muhafazakar İslamcı Kürtler için AK Parti dışında bir seçenek sunsa da HDP’nin barajı geçme sorununu çözmüyor ve bu, sadece Kürtler değil tüm ülke için belirleyici bir konu. Anketler HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını geçememesi durumunda AK Parti’nin parlamentoda çoğunluğu elde edebileceğini gösteriyor. Yine de Kürt partilerinin ittifakı sadece Kürtlerin birlikte hareket edebilme iradesini değil Orta Doğu’da bir iş birliğinin temeli de temsil ediyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: Seçimler

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept