Ürdün ve İsrail’in Suriye’deki hesapları değişiyor

ABD-Rusya ateşkes anlaşmasının çökme ihtimali güçlenirken Suriye’deki çok katmanlı bölgesel savaşın yeni cephesi güneybatı Suriye olabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Suriye’de isyancıların tuttuğu Dera’yı hedef aldığı bildirilen hava saldırılarının ardından kentten yükselen dumanlar, 16 Mart 2017 Photo by MOHAMAD ABAZEED/AFP/Getty Images.

İşlenmiş konular

moscow, syrian mi, border crossing, amman, cease-fire, airstrikes, daraa, military operation

Mar 22, 2018

Suriye’de süren çok katmanlı bölgesel savaşta yeni çatışma bölgesi ülkenin güneybatısı olabilir. Irak-Ürdün sınırındaki tampon bölge hariç ABD-Rusya ateşkes anlaşması çöküyor, Suriye rejimi ve müttefikleri Nasib sınır kapısı ile Golan Tepeleri’ne doğru ilerliyor. Bu dinamikler güney cephesindeki silahlı muhalifleri daha da zayıflatırken Ürdün ve İsrail’in hesaplarını değiştiriyor.

Suriye ordusu 12 Mart’ta Dera vilayetinde düzenlediği hava saldırılarıyla ateşkes anlaşmasını ilk kez ihlal etti. Rus ordusu korkutma taktikleri uygularken siviller bu bölgelerden kaçmaya başladı. Hmeymim Üssü Sözcüsü Alexander İvanov, saldırılardan bir gün önce 11 Mart’ta “Başkent Şam’ın çevresi emniyete alındıktan sonra ülkenin güneyindeki teröristlerin ortadan kaldırılacağı” uyarısında bulunmuştu.

ABD hemen itidal çağrısında bulundu ve geçen yıldan beri faal olmayan Amman’daki Askeri Harekât Merkezi’ne bağlı silahlı muhalif gruplar için acil toplantı düzenledi.

Muhalefet yanlısı haber sitelerine göre Washington güneybatı Suriye’de kapsamlı bir askeri harekât planlıyor. Ancak Al-Monitor’a konuşan bir Pentagon yetkilisi, ABD’nin güneydoğu Suriye’de İslam Devleti (İD) ile mücadeleye odaklandığını ve “gerilimi azaltma bölgelerinin izlenmesinde rolü olmadığını” söyledi. Pentagon’dan böyle bir yorumun gelmesi dikkat çekici. Zira Kuneytra, Dera ve Süveyde vilayetlerini kapsayan güneybatı Suriye’deki ateşkesi izlemek için Amman’da bir merkezin olduğu düşünülüyordu.

Daha da önemlisi güneybatı Suriye’nin iki önemli oyuncusu Ürdün ve İsrail, Rusya destekli rejimin toprak kazanımlarını artırması karşısında sürpriz derecede sessiz. Bu da Rusya’nın her iki ülkeye menfaatlerinin gözetileceğine dair güvence vermiş olabileceğini düşündürüyor.

Ürdün yeni döneme hazır görünüyor

Ürdün Suriye’deki iç savaştan yorgun düşmeye başladı, Nasib sınır kapısının Suriye rejimine devredilmesi için silahlı muhalifleri ikna etmeye çalıştı ama başarısız oldu. Ekonomisini canlandırmaya çalışan Amman sınır kapısının açılmasını öncelik olarak görüyor. Rusya da Ürdün-Irak sınırı yakınlarında ABD kontrolündeki El Tanf üssünün bulunduğu tampon bölgede saldırılara izin vermiyor. Şam-Dera yolu üzerinden ilerleyen rejim güçleri Nasib sınır kapısına ulaşmak üzere.

Öte yandan güney cephesindeki silahlı gruplar rejim ile müttefiklerini geri püskürtmek için açıkça güç birliği yapmaktan söz ediyor. Ancak bu gruplar eskiden beri dış destek sayesinde faaliyet gösterebiliyor. Dera’daki silahlı gruplar hâlâ bölünmüş durumda ve ahenkli bir askeri yapıdan yoksun. Ocak ayında Devrimci Ordu ile Sünni Gençlik Güçleri arasında Dera’nın doğusunda çatışmalar çıktı ve iki grubu ayırmak için aralarına ateşkes gücü konuşlandırmak gerekti. Dahası bölgedeki kargaşadan radikal gruplar yararlanıyor. İD’e biat eden Halid Bin Velid grubu, geçtiğimiz günlerde Yermük havzasından Ürdün sınırına doğru ilerleme teşebbüsünde bulundu.

ABD-Rusya gerilimi Amman’ın bu kargaşada adım atmasını engelliyor. Dolayısıyla Ürdün’ün Dera’yı kontrol etme yarışında kimsenin tarafını tutmaması yüksek bir ihtimal. Asıl mesele rejim güçleri Ürdün sınırına ulaştıktan sonra ne olacak? Silahlı muhalifler Şam-Dera yolu üzerindeki rejim güçlerine saldıracak mı? Rejim doğu Guta’daki taktiklerini kullanarak rakip silahlı grupların bölgelerini ayrıştırıp onları ayrı ayrı taviz vermeye zorlayacak mı? Her hâlükârda güneybatı Suriye’de ABD-Rusya ateşkes anlaşmasının çökmesi Ürdün’ün menfaatlerini zedeliyor ve Amman şimdi bu işten en az hasarla çıkmaya çalışacak.

Kuneytra ve İsrail’in resti

İsrail Suriye rejimini ve İran yanlısı güçleri hedef almaya devam ediyor. Bunu Rusya’nın onayıyla ya da en azından Rusya’nın itirazı olmadan yapıyor. Ancak asıl dikkat çekici olan, rejim güçleri Lübnan-Suriye sınırı yakınlarındaki 1974 ateşkes hattına ulaşırken İsrail’in sessiz ve hareketsiz kalması.

Suriye rejimi, Irak’ın Haşdi Şabi örneğini uygulayarak Hizbullah tarafından eğitildiği söylenen yerel milisler üzerinden kontrolünü genişletiyor. Rejim geçenlerde Kuneytra’daki milisleri Vatan Kalkanı/Kuneytra Şahinleri Gücü adıyla tek çatı altında topladı. Hizbullah Kuneytra’daki askeri üslerini geçen sene bu milisler için boşaltmıştı. Bu üslerin bulunduğu en önemli bölge, “ölüm üçgeni” diye anılan Dera, Kuneytra ve Şam kırsallarının kesiştiği ve rejimle muhalefet arasında yoğun çatışmaların yaşandığı bölge. Golan Tepeleri’nde İsrail’in kontrolü dışında kalan ve Bölge 99 diye bilinen bölge de bir süredir yerel milislerin denetiminde. Bu da onların şu an İsrail askerlerine üç kilometre mesafede bulunduğu anlamına geliyor. Silahlı muhaliflerin Kuneytra’da kontrolün rejime geçmesini engellemesi bölgesel destek olmadan zor görünüyor. Ancak Türkiye ve Ürdün’den farklı olarak İsrail belli bir silahlı grubu kendi adına savaşması için açıkça destekleyemez ya da Arap topraklarında tampon bölge oluşturamaz.

Rejimin işgal altındaki Golan Tepeleri yakınlarındaki ayırma hattına ulaştığı gerekçesiyle İsrail geçen hafta BM Ateşkes Gözlem Gücü’ne (UNDOF) başvurarak BM askerlerinin ateşkes hattına konuşlanmasını istedi. UNDOF bu talebi reddetti. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield, Golan bölgesindeki Ziuani Kampı’nda bulunan UNDOF karargâhını şubat ayında ziyaret etmişti. Barış gücüne asker gönderen ülkeler, askerlerin güvenli bir ortamda görev yapacağına dair ABD ve Rusya’dan güvence isteyecektir.

İsrail son günlerde Rusya’ya üstü kapalı iki mesaj verdi. İlk olarak İsrail ordusu geçen hafta çok cepheli savaş senaryosuna dayalı bir tatbikat gerçekleştirdi. Senaryo İsrail’in Suriye’ye saldırısını engellemek için Rusya’nın müdahalesini içeriyordu. İkincisi İsrail, Suriye’de nükleer reaktör olduğu düşünülen bir tesisi 2007’de bombaladığını açıkça kabul etti. Özetle İsrail Suriye’de Ruslar tarafından frenlenmekten kaygı duyuyor ve önümüzdeki dönemde beklenmedik durumlar için planlar yapıyor.

ABD-Rusya ateşkes anlaşmasının çökmesi Ürdün ve İsrail’in menfaatlerini bir kez daha birleştirebilir ve Rusya’yı kuzeybatı Suriye’de tek belirleyici güç haline getirebilir. İsrail, ancak sınırında somut bir İran tehdidi belirirse Rusya’ya tepki gösterir. İsrail ve İran’ın taleplerini dengelemek Moskova’nın Suriye’deki “ya batma ya çıkma” sınavı olabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

İdlib yeni bir savaşın eşiğinde mi?
Sultan al-Kanj | Suriye çatışması | Kas 17, 2020
İdlib’deki zamansız gerilimden savaş çıkar mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Eyl 25, 2020
Trablus’taki depremde Türkiye’nin rolü nedir?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Eyl 3, 2020
Erdoğan’ın hayallerine gölge düşüren ateşkes
Fehim Taştekin | | Ağu 26, 2020
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020

Recent Podcasts

Featured Video