Türkiye'nin Nabzı

Bağdat’la yeni baş ağrısı: İdamlık Türk kadınları

By
p
Article Summary
İD militanlarının Türkiyeli eşlerine verilen idam cezaları Irak’la ilişkileri dinamitlerken Ankara’yı da ciddi bir ikileme soktu: Vatandaşlarına sahip çıksa İD destekçisi olmakla çıkmazsa sorumsuzlukla suçlanacak.

Bağımsızlık referandumu yüzünden Kürdistan yönetimini cezalandıran ortak strateji sayesinde aralarındaki buzları bir nebze eriten Türkiye ile Irak yeniden karşı karşıya. İki ülke arasında zar zor kurulan köprü bu kez İslam Devleti’ne (İD) katıldıkları gerekçesiyle idam ve müebbet hapis cezalarına çarptırılan Türk kadınları nedeniyle dinamitleniyor.

Kerkük’ün merkezi hükümetin kontrolüne geçmesinin ardından Kürdistan’ı baypas eden yeni petrol boru hattı projesi ve Kürtlerin kontrolündeki Habur Sınır Kapısı’na alternatif olarak Ovaköy’den bir kapı açılması planına büyük önem atfeden Türkiye Kandil ve Sincar’daki PKK varlığına karşı Bağdat ile ortak operasyon arayışını da sürdürüyor. Türk ve Irak genelkurmay başkanlarının karşılıklı ziyaretleri bu konuda bir gelişme olabileceği beklentisini artırmıştı.

Ancak Musul’u İD’den temizleyip tartışmalı bölgeleri Kürdistan yönetiminin elinden alan Irak hükümeti elde ettiği moral üstünlükle mayıstaki genel seçimlere hazırlanırken Türkiye’yi memnun edecek herhangi bir adım atmak niyetinde değil. Bağdat’taki idam kararlarını değerlendiren Türk tarafının kanaati böyle.

Yeni baş ağrısı, Irak Bağdat Ağır Ceza Mahkemesi Sözcüsü’nün 19 Şubat’ta terörizm suçlarından Türkiye vatandaşı bir kadına idam cezası, 10 kadına da müebbet hapis cezası verildiğini açıklamasıyla başladı. Sözcü Abdülsettar El Birkdar bir hafta sonraki oturumun ardından da Türkiye vatandaşı 15 kadının daha idam cezası aldığını duyurdu. Asılarak idam edilecek kadınların sayısı böylece 16’ya çıktı. Birkdar “Soruşturma sırasında mahkum edilen kadınlar DAİŞ’e (İslam Devleti) katıldıklarını, DAİŞ üyeleriyle evlendiklerini ve örgüte lojistik destek sağladıklarını itiraf etti” diye konuştu.

Musul’un kurtarılmasının ardından Irak yönetimi İD üyesi veya bunların akrabalarından oluşan yaklaşık 560 kadının tutuklandığını açıklamıştı. Türk kaynaklar bunların 400’ünün Türkiye vatandaşı olduğunu tahmin ediyor. Ayrıca sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte bu kadınlara ait 200’ün üzerinde çocuğun gözetim merkezlerinde tutulduğu belirtiliyor.

Ankara süreci yakın takibe alıp üç farklı hapishanede tutulan kadınların Bağdat yakınlarında bir hapishanede toplanmasını sağlamıştı.

Birkdar’ın açıklamalarının ardından Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği durumu açıklığa kavuşturmak, yargılanan kişilerle ilgili hukuki güvenceleri değerlendirmek, bu meselenin iki ülke ilişkilerine zarar verecek şekilde ilerlemesini engellemek ve en azından infazları önlemek için Irak Adalet Bakanlığı nezdinde girişim başlattı. Türk tarafı Irak makamlarının kendilerine hiçbir şekilde bilgi vermeyip medya üzerinden konuşmalarından rahatsız. İzlenen yolun ikili ilişkileri yeniden şarampole yuvarlayacağı endişesi hakim.

Cezalar ilişkileri dinamitlemenin ötesinde Türkiye’yi kritik bir açmazın içine çekiyor: Kendi vatandaşlarına sahip çıktığı takdirde İD’e destek olduğu algısı iyice oturacak. Vatandaşlarına sahip çıkmazsa bu kez de devlet olarak sorumluluğunu yerine getirmemekle suçlanacak. O yüzden Türkiye bu sürecin sessiz sedasız yürütülmesinden yana.

Al-Monitor’a konuşan kaynakların aktardığı şu bilgiler, Türkiye’nin içine düştüğü zor durumu net olarak ortaya koyuyor. Kaynaklar özetle şu bilgileri veriyor:

  • Irak makamları, Türk tarafı ile hiçbir bilgi paylaşımında bulunmadı ve 1 Şubat itibarıyla kararı resmen bildirmedi. Kadınların isimleri dışında bilgi yok. Bu bilgiler de tutuklu yakınlarının Türk makamlarına verdikleri dilekçeler sayesinde elde edildi. Kadınların yakınlarından Bağdat’a gidenler oldu. Bu kişiler büyükelçilikle temasa geçerek kadınlar ve çocukları hakkında bilgiler verdi.

  • Yargıç Birkdar’ın açıklamasının ardından Irak Adalet Bakanlığı’na “Hatalı bir yol izleniyor. İlişkilerin düzeldiği bir zamanda mahkumiyet kararlarını bu şekilde basına duyurmak doğru değil” mesajı verildi. Türkmen asıllı Birkdar ile de bir görüşme yapıldı

  • Temyiz süreci devam ederken diplomatik temaslar da sürecek. Adil yargılamanın temini için hassasiyet istenecek. Gerekirse hüküm giyenlerin cezalarını Türkiye’de çekmesi gibi alternatifler de müzakere edilecek.

  • Bu basit bir yargılama süreci değil. Haydar El Ebadi hükümeti bu davayla seçim öncesi İD’le mücadeleyi tüm alanlarda tavizsiz bir şekilde sürdürdükleri izlenimi vermek istiyor.

Irak’taki siyasi çevrelerde Türkiye’nin Sünni proje için İD’i desteklediğine dair yaygın bir kanaat var. Tutuklu Türk kadınların mahkûmiyeti Türkiye ile ilişkileri riske etme pahasına oy için kullanışlı bir durum. 12 yaş altındaki çocukların iadesine sıcak bakılsa da Bağdat bu aşamada tutuklu kadınların Türkiye’ye gönderilmesi seçeneğine kapalı.

Bu süreç infaz aşamasına giderse Ankara-Bağdat hattında sert rüzgârların esmesi yüksek ihtimal.

Süreci yakından izleyen bir hükümet kaynağı mahkûmiyet kararlarının ilişkilere etkisi ve Türkiye-Irak hattındaki son gelişmeler hakkında Al-Monitor’a bilgi verdi.

Kaynak, tutuklularla ilgili ikilemi şöyle anlattı: “Özellikle Türkiye’yi IŞİD’le (İD) özdeşleştirmek isteyen birileri var. Bizi bu tuzağa çekmeye çalışıyorlar. Biz de ‘Türkiye teröristlere sahip çıkıyor’ durumuna düşmek istemiyoruz. Fakat bir taraftan da kendi vatandaşlarımızın adil ve şeffaf bir şekilde yargılanmasının temin edilmesi konusunda sorumluluğumuz var. Bundan kaçamayız. Ayrıca bu meselenin siyaseten kullanılmasını istemiyoruz. Bu mesele ilişkileri çok kötü yerlere götürebilir.”

Başika üssü konusunda henüz bir gelişme olmadığını ve bu meselenin ancak liderler seviyesinde çözülebileceğini belirten kaynak Sincar’da olası bir ortak PKK operasyonuna ilişkin şöyle konuştu: “Sincar’a ortak operasyona Bağdat yönetimi sıcak bakmıyor. Güvenlik alanında belli bir düzeyde iş birliğine gidilebilir ama ortak operasyon ihtimali yok.”

Kerkük-Ceyhan arasında yeni bir petrol boru hattı kurulmasının Kürtlerle Irak hükümeti arasındaki pazarlığa bağlı olduğunu belirten kaynak şöyle devam etti: “Yeni hattın döşenmesi en az bir yıl alır. Eski hat onarılamayacak durumda. Erbil’le anlaşma olursa Kürdistan’ın doğrudan petrol satışı için yaptığı baypas hattı kullanılabilir. Ebadi’nin seçim öncesinde bu konuların hiçbiriyle ilgili hangi bir riskli hamle yapmasını beklemiyoruz.”

Masadaki sorunların çözümü için Irak’ta kurulacak yeni hükümeti beklemeyi göze alan Ankara’nın seçim sürecine dair umudu ise popülist bir yaklaşımla “kötü” bir adım atılmaması -kötüden kasıt da kadınlarla ilgili cezaların infazı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: İslam Devleti

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept