Iraklı Kürtler İran’a yaklaşıyor

25 Eylül’deki bağımsızlık referandumunun ardından kopma noktasına gelen Erbil-Tahran ilişkileri düzelmeye başladı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ve Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani Paris Elize Sarayı’nda düzenlenen basın toplantısında, Aralık 2017 Photo by REUTERS/Etienne Laurent/Pool.

Şub 6, 2018

Iraklı Kürtler, Tahran’a Irak Kürdistanı’ndaki muhalif Kürt grupların İran’a hiçbir saldırıda bulunmayacağına dair güvence verdi. Bu, 25 Eylül’de yapılan Kürt bağımsızlık referandumunun ardından kopma noktasına gelen Erbil ile Tahran arasındaki ilişkilerin düzelmesi açısından önemli bir adım.

İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şamkani’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başbakanı Neçirvan Barzani’nin liderliğinde 21 Aralık’ta Tahran’ı ziyaret eden heyete şu mesajı verdiği bildiriliyor: “Devrim karşıtı bazı grupların Kürt topraklarını askerlerimizi ve vatandaşlarımızı öldürmek için kullanmasına göz yumamayız. Kontrolünüzdeki bölgelere döndüğünüzde Kürt medyasına cesur demeçler vererek bu bölgelerin sorumluluğunu üstlenin.”

Eylüldeki referandumun ardından geniş çaplı ekonomik ambargolara ve siyasi baskılara maruz kalan KBY şimdi hem Bağdat hem de komşu ülkelerle ilişkileri onarmaya çalışıyor. Bu ülkelerin başında Irak Kürdistanı’yla uzun bir kara sınırı paylaşan ve Bağdat üzerinde büyük bir nüfuza sahip olan İran geliyor.

Tahran’da yapılan görüşmeler, hem Iraklı Kürt yetkililer hem de İranlı yetkililer tarafından KBY’nin bölgede yeniden sorumlu bir ortak olarak görülmesi için doğru yönde atılmış olumlu bir adım şeklinde değerlendiriliyor. Al-Monitor’un Barzani’nin liderliğindeki heyetten edindiği bilgilere göre KBY, Irak Kürdistanı’nı Türkiye ve Batı’ya, bilhassa da Amerika’ya aşırı bağımlı kılan siyasetini değiştirerek İran’a ve İran’ın Irak ve bölgeye yönelik pozisyonuna yakınlaştırmaya çalışıyor.

25 Eylül’deki referandumdan önce tüm Kürt partilerini uyaran Tahran uyarılarına kulak asılmayınca Kürtleri dize getirmek için tüm imkânlarını ve Irak’taki vekillerini kullandı. KBY’nin temel yaşam kaynaklarından biri olan sınır geçişlerinin tümünü kapatıldı ve Bağdat yönetiminin Kerkük de dâhil ihtilaflı bölgeleri ele geçirmesi için Iraklılara destek verildi. Kerkük’ten gelen günlük 300 varillik petrol Kürt yönetiminin toplam bütçesinin neredeyse yarısını oluşturuyordu.

İranlı yetkililerin Kürt heyetine gösterdikleri yakınlık Tahran’ın ceza safhasını artık sona erdirdiğini gösterse de İran, Kürt heyetini Tahran’a kabul etmeden önce KBY’ye son bir çalım daha attı.

İran’ın Irak Kürdistanı’yla paylaştığı batı sınırlarının güvenliğinden ve bazı hasım ülkelerin istihbarat teşkilatlarının bu bölgedeki faaliyetlerinden büyük bir endişe duyduğu bildiriliyor. İran, Kürtlerin Irak’ın kuzeyinde 1992’de kurduğu fiili özerklikten bu yana Erbil yönetimiyle sınır güvenliği konusunda anlaşmazlık yaşıyor.

Geçen yıllar içinde sınır bölgesinde binlerce Peşmerge’yle birlikte bir dizi muhalif İranlı Kürt grup mevzilendi. Bu grupları güvenliği açısından tehdit addeden İran, suikastlar, sınır ötesi operasyonlar ve Irak Kürdistanı’nın iki büyük partisi olan Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile yaptığı güvenlik anlaşmalarıyla bu grupları etkisiz hale getirmeye çalışıyor.

KDP ve KYB ise Tahran ile mücadele eden İranlı Kürt gruplar ile samimi ve dostça ilişkiler geliştirmeye çalıştığı İran arasında denge sağlayamıyor. Irak Kürdistanı’ndaki İranlı muhalif grupların son yıllarda İran’da düzenledikleri bir dizi saldırıda birçok Devrim Muhafızı hayatını kaybetti.

İran ise bu saldırılara Irak Kürdistanı’na yönelik top atışlarıyla karşılık verdi. Çatışmalar sınır bölgesinde yaşayan köylülerde korkuya yol açıyor.

Ancak Irak Kürdistanı yönetimini iflasın eşiğine getiren ekonomik kriz düşünüldüğünde Iraklı Kürtlerin güvenlik ve sınır bölgeleri konusunda İran’ın taleplerine boyun eğmekten başka çaresi kalmamış görünüyor. Şamkani de bu konuları “İran İslam Cumhuriyeti’nin kırmızı çizgileri” olarak tanımladı.

Heyette yer alan KBY’nin Tahran Temsilcisi Nazım Dabağ, Rudav’a 23 Ocak’ta ziyarete ilişkin şu bilgileri verdi: “İranlılar her görüşmede güvenlik konusunu vurguladılar. Bu kapanan kapıların yeniden açılması için önemli bir adımdı. Bundan sonra kapıyı açık tutmak önce KBY’ye sonra da İran’a düşüyor. (...) Sınır bölgesinde güvenliğin tesis edilmesi gerekiyor.”

Iraklı Kürtlerin uzun yıllardır Tahran’daki temsilciliğini yürüten tecrübeli diplomat Dabağ, Kürt heyetinin ev sahibi İran’a sınır bölgesinin güvenliğinin sağlanmasında uluslararası hukuka uyma, Irak Anayasası’na saygı ve Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda güvenceler verdiğini belirterek şöyle dedi: “İran da karşılığında Bağdat ile kısa vadede bir uzlaşı sağlanabilmesi için hiçbir yardımı esirgemeyeceğine söz verdi.”

Ancak Erbil ve Tahran sınır bölgesinin güvenliği için anlaşmış olsa da mutabakatın uygulanması Irak Kürdistanı’ndaki İranlı Kürt partilerin tutumlarına bağlı.

Nitekim KBY heyetinin Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir gün önce İranlı Kürt partileri ile Peşmerge arasında İran’a karşı çabaların eş güdümü için bir “koordinasyon merkezi” kuruldu.

Başlıca muhalif gruplardan Komala’nın İnternet sitesinde yayımlanan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Merkeze katılım konusunda yoğun tartışmalar yaşandı. Bu tartışmanın aslen Kürt halkının haklarını tanımayan İslam Cumhuriyeti’ni yıkarak demokratik, federal ve laik bir İran’ın kurulmasına odaklandı.”

KBY sözcüsü ise Al-Monitor’un açıklamaya dair sorularını yanıtsız bıraktı.

En büyük İranlı muhalif gruplardan İran Kürdistan Demokratik Partisi (İKDP) Genel sekreteri Mustafa Hicri İran ile KBY arasındaki son mutabakatın yeni bir gelişme olmadığı ancak sınır bölgesinin dağlık ve çetin coğrafyası düşünüldüğünde sınırın tamamen kontrol altına alınmasının mümkün olmadığı görüşünde.

Hicri sözcüsü aracılığıyla Al-Monitor’a şu açıklamayı yaptı: “Bu tür mutabakatlar bizim mücadelemizi hiçbir açıdan baltalayamaz. Rojhelat’taki (İran Kürdistanı) mücadelemizi sürdürmek için uygun bir zemin bulur, azimle yola devam ederiz. (...) Bizim (İran’daki) faaliyetlerimiz genellikle taban çalışmalarına yönelik faaliyetlerdir ama kedimizi ya da tabandaki birimlerimizi savunmamız gerekirse silahlı eyleme başvurmaktan da çekinmeyiz.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Facebook Irak Kürdistanı istihbaratıyla bağlantılı hesapları kapattı
Adam Lucente | Kürtler ve Kürdistan | Haz 5, 2020
Irak Kürdistan bölgesi bölünebilir mi?
Mahmut Bozarslan | | May 14, 2020
Suriye’de Türkiye’ye karşı Kürt cephesi açılır mı?
Fehim Taştekin | İdlib | Şub 10, 2020
Neçirvan Barzani: İran’dan korkmuyoruz ama İran’a saygı duyuyoruz
Amberin Zaman | Kürtler ve Kürdistan | Oca 16, 2020
Iraklı Kürtler Süleymani’nin ardından fırsat ve riskleri tartıyor
Amberin Zaman | Iran-US tensions | Oca 7, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?
Saeid Jafari | Iran-US tensions | Oca 14, 2020
al-monitor
Süleymani suikastı İran’ın Suriye stratejisini nasıl etkiler?
Hamidreza Azizi | Iran-US tensions | Oca 7, 2020