Türkiye'nin Nabzı

Türkiye’nin bitmeyen OHAL’i

By
p
Article Summary
Hükümet 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından ilan ettiği olağanüstü hali altıncı kez uzattı. Muhalefet ise OHAL'e hayır demek için sokaklarda.

Hükümet 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından ilan ettiği olağanüstü hali altıncı kez uzattı. Böylece 18 aydır olağanüstü hal ile yönetilen Türkiye, 20 Nisan'a kadar OHAL ile yönetilmeye devam edilecek. Muhalefet ise nisandan sonra da uzatılması beklenen OHAL'e hayır demek için sokaklarda.

Hükümet'in olağanüstü hali uzatma gerekçesi ilan etme gerekçesinde olduğu gibi terör tehdidinin devam etmesi. Hukukçular ise OHAL'in temeline dayanan bu gerekçenin geçersiz olduğuna dikkat çekiyorlar.

CHP'nin hukukçu milletvekili Şenal Sarıhan darbe girişiminin yarattığı siyasal iklimin hükümet tarafından bir fırsata çevrildiğini söylüyor ve şunları ekliyor: "OHAL'in ilanında dahi ihlal var. Olağanüstü rejimler, yaygın şiddet eğilimi varsa ve engellenemiyorsa ilan edilebilir. 15 Temmuz 2016'da yaşanan darbe girişimi Ankara ve İstanbul'da gerçekleşirken, en fazla altı saatte engellendi. Güvenlik güçleri ve yargı görevi başında duruyordu ve normal soruşturma süreçleri başlatılması gerekiyordu. Ama iktidar darbe girişiminin ertesi günü OHAL'i ilan etti, hukuksuzluk daha OHAL'in ilan edilmesinde başladı." Sarıhan olağanüstü halin süreklileşmesinin fiili bir başkanlık sistemi yarattığını, tek adam rejimini kalıcı kıldığını ifade ediyor.

CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz da Al-Monitor'a yaptığı açıklamada "AKP'nin öngördüğü tek adam rejimi OHAL'den farklı değil zaten. Bütün iktidar dönemini de OHAL ile tamamlamak istiyorlar. Bu niyetleri apaçık görülüyor." diyor.

Muhalefete göre Türkiye'nin fiilen başkanlık sistemine geçeceği 2019 yılının kasım ayına kadar OHAL rejimi sürdürülecek. HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen de bu nedenle hükümete ironiyle karışık "Üç aylık taksitler halinde OHAL'i uzatmaya zahmet etmek” yerine bir KHK ile seçime kadar OHAL'i uzatma çağrısı yapıyor. Bilgen Al-Monitor'un "OHAL ne zaman biter?" sorusuna şöyle yanıt veriyor: "Önce seçim takvimini belirleyecekler, sonra OHAL süreci belirginleşecek. Bu bir parti devleti pratiğidir. AKP'nin çıkarları artık devlet politikalarının şekillenmesinde önemli belirleyen olmuştur. AKP ne pahasına olursa olsun seçimlere OHAL koşullarına gitmenin, seçimi garanti altına alacak kurgulamaların arayışı içinde."

Muhalefete göre 2019 başkanlık seçiminin ardından iktidarın OHAL'e ihtiyacı kalmayacak. Zira başkanlık yönetimi OHAL yönetiminden farklı olmayacak. Bu seçime giderken de AKP'nin OHAL rejimine oldukça ihtiyacı var. Eski AK Parti Milletvekili Ahmet Faruk Ünsal Al-Monitor'a yaptığı açıklamada buna dikkat çekiyor: "OHAL'i kaldırdıkları zaman Türkiye'yi yönetebilmeleri mümkün değil. Yasalar ve Anayasa o kadar fazla ayaklar alındı ki OHAL kalktığı zaman bütün bu kanun hükmünde kararnamelerin hükmü düşeceği için çok büyük bir kaosla karşı karşıya kalacaklar. Bunu nasıl yönetecekleri konusunda kafaları net değil.”

OHAL yönetimi siyasi iktidara, seçimlere giderken önemli yapısal değişiklikler yapma yetkisi de getiriyor. Ünsal, "Anayasa'ya göre Danıştay ve Yargıtay üyeleri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından seçiliyordu ama OHAL yetkisine dayanarak çıkardıkları bir kararname ile Yargıtay ve Danıştay'a üye atadılar. Bu atanan üyeler de Yüksek Seçim Kurulu üyelerini oluşturacak. Hükümet böylece Yüksek Seçim Kurulu'nu belirlemiş oldu" diyor.

Yüksek Seçim Kurulu özellikle 16 Nisan referandumunda aldığı kararla seçimin kaderini değiştiren kurum olmuştu. Bu yüzden siyasi iktidar için çok önemli. Sadece bu haliyle değil OHAL kapsamında yasaklanan etkinlikler, eylemler ve güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanımı ile sivillere yargı muafiyetinin getirilmesi de beraber düşünüldüğünde muhalefeti oldukça zor bir seçim dönemi bekliyor.

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen de bu ihtimalleri değerlendirerek "OHAL şartlarında seçim güvenliği çok ciddi bir tehdit altındadır. OHAL şartlarında gerçekleştirilen 16 Nisan referandumu ile ilgili hazırlanan raporlar, şeffaflık ve eşitlik gibi ilkelerin ihlal edildiğine ilişkin raporlar vardır. Bunlar da ciddi tehlike sinyalleri vermektedir. OHAL ortamında da ihlallerin, engellemelerin gerçekleşeceği, açık oy gizli sayım ilkesinin ihlal edileceğine dair somut işaretler ve geçmiş uygulamalar bulunmaktadır. Dolayısıyla bu koşullarda bir seçimin meşruiyet tartışması doğal olarak kaçınılmazdır." diyor.

Muhalefet cephesi farklı gerekçelerle de olsa olağanüstü hale cepheden karşı çıkıyor. Bu karşı çıkış pek çok somut girişimi de beraberinde getiriyor. Muhalif kimliği ile bilinen pek çok siyasetçi ve entelektüel "OHAL'e yeter; Bu halde seçim olmaz" başlığı altında "OHAL Karşıtı İnisiyatif" isimli bir oluşumda bir araya geldi. İnisiyatifte yer alan Ahmet Faruk Ünsal OHAL şartlarında siyasi partilerin seçime girmemesi gerektiğini söylüyor: "Siyasi partiler seçime girmezse o seçimin iktidar açısından dünyaya kabul ettirilebilir bir seçim olmayacağı ortada. Siyasi partiler seçime girmezse meşruiyet krizi ortaya çıkar."

HDP de meşruiyeti tartışılır bir seçime girmeme yanlısı. Bilgen şöyle diyor: "OHAL şartlarında yapılacak bir seçimin meşruiyet tartışması doğal olarak kaçınılmazdır. Bu tutumumuz seçim karşıtı bir yaklaşım değil aksine seçimlerden beklenenin yerine gelebilmesi için asgari koşulların şimdiden sorgulanması gerektiği ile ilgilidir."

CHP Milletvekili Necati Yılmaz ise partisinin OHAL koşullarında bir seçime girme ya da girmemeye yönelik henüz net bir karar almadığını vurgularken şunları söylüyor: "OHAL altında yapılacak seçimlerin şaibeli olduğu 16 Nisan referandumunda görüldü, tekrarına gerek yoktur. Halkın iradesinin ortaya çıkması için OHAL kalkmalı ve adil bir süreçte seçimler gerçekleşmelidir.”

Sadece siyasi partiler değil demokratik kitle örgütleri ve sendikaların da birinci gündem maddesi OHAL'in kaldırılması. Bu kapsamda sokaklarda da bir dizi eylem ve etkinlik yapılıyor. Son olarak Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) 14 Ocak'ta İstanbul'da yaptığı "OHAL değil Demokrasi" mitingine binlerce insan katıldı.

KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik Al-Monitor’a bu eylemlerinin devam edeceğini söylüyor: "Türkiye halkı artık OHAL'e gerek kalmadığını ve bir an önce yeniden demokratik siyasete dönülmesi gerektiğini düşünüyor. Biz 18 aylık OHAL sürecinde kamu emekçilerinin, muhalif kesimlerin yaşadığı mağduriyetlerin ortadan kaldırılmasını isterken hükümet OHAL'i uzatarak yeni mağduriyetlerin oluşacağı bir süreci başlattı. Konfederasyon olarak OHAL'in kaldırılmasını, kanun hükmünde kararnamelerle işten atılan kamu emekçilerinin işlerine iade edilmesini, bu süreçte yapılan yüzlerce mevzuat değişikliğinin geri çekilmesini talep ediyoruz. Önümüzdeki günlerde bu taleplerle yeniden alanlarda olacağız.”

Bu taleplere kulağını kapatan hükümet ise halkın OHAL'den etkilenmediğini savunuyor. Ama rakamlar hiç de öyle değil.

OHAL'de Ne Haldeyiz isimli bir kitap hazırlayan CHP Milletvekili Şenal Sarıhan'ın verdiği 18 aylık OHAL bilançosu şöyle: "125 bin 294 kişi kamudan ihraç edildi. Maaş alma imkânları yok, maaşları olmadığı için sağlık hizmeti alamıyorlar, evlerine ekmek götüremiyorlar. Hukukta bu insanları sivil ölü diye tabir ediyoruz. 50 bin 510 kişi tutuklandı. 169 bin kişi hakkında işlem yapıldı. Aileleriyle birlikte hesaplandığında 1 milyonu aşkın insan sivil ölü durumunda. Altı ajans, 50 gazete, 18 televizyon, 29 yayınevi, 20 dergi, 22 radyo, 1528 dernek kapatıldı; 145 gazeteci tutuklandı, gazeteleri kapandığı için 2 bin 500 gazeteci işsiz kaldı. 10 milletvekili tutuklandı."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept